top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Taksim Ağaçlarına Fair Play Ödülü

Futbolda şiddet içerikli yazılan makalelerde şiddetin baş aktörleri olarak gösterilen fanatik taraftarlar için saldırganlık dürtüsünü bastıramayan, denetleyemeyen, günlük hayat içinde amaç ve beklentilerine ulaşamayan, “benlik”, “kimlik” bunalımı içinde tuttukları takım ve renkleriyle özdeşleşirler.

 

Yaşamsal planlarını tutukları takımın galibiyeti ve şampiyonlukları üzerine kurarlar. Takımı için yaptığı her saldırganlığı itibar göstergesi olarak kullanırlar1. Bununla da övünürler, itibar kazanırlar. Tespitleri sıkça vurgulanırken, Taksim eylemleri, bizlere bu tespitlerin aksini gösterdi.

 Her sosyal olayın başlangıçta hesaplanmamış sonuçları vardır. Bu durumun en somut örneği taksim olaylarıdır. Taraftarlar, Gezi parkına destek yürüyüşleri sayesinde; rakiplerini suçlamadan, kıskanmadan, horlamadan, aşağılamadan, dışlamadan sadece neler hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduklarını fark ederek, kendi duygu ve ihtiyaçlarının farkında, kendini dinleyerek dayanışma içinde beraber yürüyor. Bu görüntü, şiddeti cazip olmaktan çıkarıyor.

 Zaten hiçbir şiddet eylemi, futbolun sevilmesini, kulüplerin taraftar kazanmasını, takımların başarısını yani futbol yaşamının akışını engelleyemez. Bu akışın durduğu ya da yavaşlar göründüğü nokta aslında futbola sevgi bağının arttığı zamandır. Çünkü insanları birlik ve beraberliğe sürükleyen şeylerin başında felaketler gelmektedir. Deprem, sel, yangında dost ve düşmanın aynı reflekse yardıma koşması gibi…her felakette bir merhamet ögesi yatıyor.

Bu da bizlere gösteriyor ki futbolda şiddet, çözüm için üstüne aklınıza eseni yazabileceğiniz boş bir beyaz sayfaya benzemez. Her şiddet vakasının kendine özgü bir öyküsü ve arka planı vardır. Asıl irdelenmesi gerekende bu arka plandır. Şiddeti önlemek için fanatik taraftarlığın nasıl bir şey olduğunu anlamamız, fanatik taraftarların, oluşturmayı düşündüğümüz futbol anlayışına hangi ölçüde uygun olduğunu ve kendilerine nasıl ulaşabileceğimi sormamız gerekiyor.

 Taraftarların gezi parkına destek yürüyüşlerinde neler yaptığı, neler hissettiği ve hangi ihtiyaçlarını karşılandığını içeren davranışları iyi okumak gerekiyor. Taraftarların, olaylara bakış açıları, nasıl bir içgörü geliştirdiklerini gösteriyor. Futbolda şiddetin sadece taraftar eylemleri ile sembolize edilmesi mümkün değil artık, taraftarlık algısı değişiyor. Şiddetin inanılmaz çekiciliğinden uzak, gezi parkı olaylarının yarattığı koşullar kendi futbol taraftarını yaratıyor. Zeki Çol’un dediği gibi, Fenerbahçelisiyle Galatasaraylısı kol kola… Bursasporlusuyla Beşiktaşlısı omuz omuza… Göztepelisiyle Karşıyakalısı sırt sırta. Taraftarlar arasında ciddi bir yakınlaşma başladı2.

“Şiddetin her türlüsüne karşıyız” demekle iş bitmiyor3. Yönetici veya teknik adam yaparsa “amenna”, taraftar yaparsa “aman ha!” anlayışı yıkılıyor. Şiddeti kabullenmek, şiddetin artmasına yol açar, şiddet uygulamadan, sadece ellerinde bayrak, dillerinde marşları ile bir araya gelen bu taraftarları sorumlu, duyarlı, ilkeli veya centilmen olarak nitelendirip, saygı görmesi gereken bir insan topluluğu olarak ele alınmasında yarar var. Demek ki “kuzu postundan kurt olmanın” yeri futbol dünyası değildir. Bu durumda, Futbol Federasyonu ve Milli Olimpiyat Komitesine, Sporda Yılın “FAİR PLAY ÖDÜLÜNÜ TAKSİMDEKİ AĞAÇLARA VERMEK”, gibi bir görev düşüyor.

 Futbolda şiddet, dışlanması gereken bir olgu olarak karşımızda duruyor. Şiddetle mücadele, polisin tekrar stadyumlara girmesiyle değil, gezi parkına ağaç dikilerek çok farklı bir boyut kazanmış gözüküyor. Taraftarlar, bizlere gezi parkında olduğu gibi stadyumlarda da şiddet içermeyen yöntemleri kullanabiliriz. Fairplay içinde hatalarımızı farkederek, özeleştiri yaparak, takımlarımızı destekleyebiliriz. Takımlarımız belki şampiyon olamaya bilir, kupa alamaya bilir, ancak şiddetsizliği yaşama geçirmeyi bıkmadan, yılmadan denemeyi sürdürebiliriz, mesajı veriyor.

FUTBOLU SEVENLER, STADYUMLARA DA AĞAÇ DİKELİM Mİ, NE DERSİNİZ?


Kaynaklar

1. Özbaydar, 2003.

2. Çol, Z., Gezi Ruhu Barış Umudu, Zaman Gazetesi, 09 Haziran 2013, s.27.

3. Ünsal, A., Genişletilmiş Bir Şiddet Tipolojisi,  Cogito Dergisi, 1996; 6-7; 29-36.

 
 
 
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu ol

 
 
 

Yorumlar


bottom of page