top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Türkiye'de Teknik Direktörlük!

Bir kulüp başkanı veya yöneticinin, sıkça teknik direktör değiştirmesi, teknik direktörünü kamuoyu önünde eleştirmesi, soyunma odasına gidip futbolcuları fırçalaması, oyuncu tercihlerine müdahale etmesi… Futbol liglerimizde sıkça rastlanan olaylar olarak görünüyor. 

 

Süper Lig'de sezonunda görevinden ayrılan teknik direktör sayısı ortalama 12olurken,duyarlı olmakla, duygusal olmayı veya kulübün faydasını düşünürken zarar vermeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. 

Teknik direktöre duyulan güven ve saygının maçtan maça göre değişmemesi, hata yapma güvencesinin verilmesi, ilişkilerde doğru dinamikleri yaratma da önemlidir.

Türkiye’de Teknik Direktör kimdir?

Kulübün malı mı? 

Başkanın elemanı mı? 

Takımı müsabakalara en iyi bir şekilde hazırlayacak, takım saha içinde yönetecek kişi mi?

Gelişim semineri adı altında, kar kış demeden İstanbul’a toplanıp, “Hoş konuştu, boş konuştu” muhabbetinden sonra geri gönderilen belgelenmiş biri mi?

Gelişim seminerinde“sen bilmiyorsun, gelmişken ben sana anlatayım” mantığı ile nasihat edilen kişi mi?

Gelişim seminerinden gelirken, Türkiye’nin en işlem karayolu İstanbul-Ankara yolunda mahsur kalan 150 gariban mı?

  1. “bilerek”, “irdeleyerek”, “neyin neden ve nasıl yapılacağını sorgulayıp öğrenerek” kazanan bir eğitimci midir? 

Bu anlamda, bilinçli bir yönetici:

- Antrenör gelişim seminerini planlarken, hava şartlarını tahmin eder.

- Kulüp planlamasını yaparken, kısa, orta ve uzun vade de hedeflerine uyaracak teknik direktör prototipini belirler. 

- İnandığı ve güvendiği teknik direktörle birlikte çalışmayı hedefler.

- Teknik direktörle anlaşmayı bir “transfer” olarak değil, bir “paylaşma” olarak kabul eder.

- Teknik direktörün tüm gereksinmelerini karşılarken, sağlanan imkânların takımda nasıl etkiler yaptığını, takımı nasıl değiştirdiğini gözlemler, takımdaki gelişmelere bu bilinçle bakar.

- Sevgi, saygı, disiplin sözcüklerini sürekli kullanmak yerine, doğru davranışları tercih eder. 

- Öğüt vermez, örnek olur.

- Teknik direktörün, kişiliği, kariyerini eleştiri konusu yapmaz.

- Onların güçlüklerini, onlarla birlikte çözmeye çalışır. Sıkıntılarını, üzüntülerini “paylaşır”

Bu söylem ve davranışların prensip olarak uygulanması gerektiğini bilmek önemli bir kuraldır. 

Sevgi ve saygıyı sadece başarı kazanmak için yapmak, içi boş davranışların ürünü olabilir. Günümüz futbolunda bu davranışlar başarı kazanıldığında sıkça kullanılmaktadır. Oysa sevgi ve saygı insanın ve futbolun temel erdemindendir. 

Her şeyi bilen, her şeye karışan, her şeye müdahale eden yöneticiler gerçekte, teknik direktörlere yardım etmek adına, özellikle özgüvensiz veya işsiz teknik direktörleri; kolaycılık, ilkesizlik ve kuralsızlığa alıştırıyorlar. 

Başa dönersek; anlaştığınız teknik direktörler gerçekte sizin değil, futbolun teknik direktörüdür. Futbol kariyerlerine istinaden, sizin tercihinizle, transfer olurlar ama sizlerin malı değildirler. Onlara imkân verebilirsiniz ama düşünce kişiliklerinizi asla. Çünkü onları siz düşünce kişilikleri olduğu için transfer ettiniz. UNUTMAYINIZ!

 
 
 
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu ol

 
 
 

Yorumlar


bottom of page