Türk Futbolunu Kim Bitirdi? (1)
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 17 Eki 2014
- 2 dakikada okunur
Bulabilmek için çok neden çoklu sonuç
prensibi bakış açısıyla bakabilmek önemlidir.
1. Futbolu, futbol yönetenler bitirdi.
• Planlama sorunu bitirdi.
Türk futbolunda; kısa, orta ve uzun vadede, takvimi önceden belirlenmiş organizasyonlar dışında ne olacağı belli değil. Tarlamız sırtımızda, yağmur nereye yağıyorsa toprağı oraya seriyoruz.
• İletişim sorunu bitirdi.
Yöneticilersürekli birbirini suçluyor;ya bir araya gelmiyor, ya selamlaşmıyor, ya konuşmuyor veya dinlemiyor.
• Koordinasyon ve işbirliğisorunu bitirdi.
Federasyon, kulüpler ve futbolun sivil toplum örgütleri arasında birliktelik yok.
• Tesissorunu bitirdi.
Maç oynanacak statların dışında (birçoğunun zemini içler acısı), çocukların oyun oynayacakları alan yok. Çocuklar; testle-tostla, beton duvarlar arasında veya bilgisayar başında büyüyor.
• Federasyonun otorite olarak kabul edilmeme sorunu bitirdi.
• Federasyon ve kulüpler arasında bir çatışmasorunu bitirdi.
• Federasyonda, futbol direktörlüğüsorunu bitirdi. Unutulmamalıdır ki; bir insan bir şeyin âlimi, bin şeyin cahilidir.
• Çağdaş yönetim, bilimsel eğitim, modern futbol anlayışı yerine; imparator, kahraman, kral ve askerler ironisi yaratma sorunu bitirdi.
• Paso lig uygulaması ile taraftarı disipline etme sorunu bitirdi.
• Avrupa’da yaşam biçim haline getirilmiş, “beden eğitimi ve futbol”, “futbol okulları”, “sokak futbolu” gibi sosyal sorumluluk projelerinin, bizde sanki “Amerika’yı yeniden keşfediyormuşçasına” çok fazla abartılarak “devrim”diye sunma sorunu bitirdi.
• Kaynakların israf edilme sorunu bitirdi.
• Hakem kurulu ile kulüpler arasında bir güven sorunu bitirdi.
Kulüp yönetim ve yöneticilerine bakıldığında:
• Yöneticilerin futbolu algılamasının, futbolun değeri ve çağdaş yönetim anlayışının üstünde olma sorunu bitirdi.
• Bilgi, deneyim ve bakış açıları sınırlı, futbol anlayışları sorunlu kişiliklerinyönetimlerde görev alma sorunu bitirdi.
• Yöneticilerin, benmerkezci bir görüntü ile kendilerini mükemmel ve kusursuz görme sorunu bitirdi.
• Yöneticilerin, eleştiriye tahammül edememe sorunu bitirdi.
• Kulüplerde; teknik direktör, futbolcu ve çalışanlara aidiyet duygusu kazandıramama sorunu bitirdi.
• Altyapılar gereken özen göstermeme sorunu bitirdi.
• Transferlerin bilinçsiz ve özensiz yapılmasısorunu bitirdi.
• Kulüplerde, kurumsallaşma az, kaynak yaratma orta, borç çok olma sorunu bitirdi.
• Gerçekçi beklentiler geliştirememe sorunu bitirdi.
• Müsabaka öncesi demeçler, taraftarların şiddete karşı koşullandırılma sorunu bitirdi.
Bu listeyi uzatabiliriz. Uzun lafın kısası; futbolu yönetenler; gaf üstüne gaf yapan kötü politikacılara benziyor. Yönetimle-tüketimi, nezaketle-kabalığı, rekabetle-rezaleti, profesyonellikle-amatörlüğü, kurumsallaşmayla-sıradanlaşmayı,konuşmayla-bağırmayı, karla-zararı… Birbirine karıştırıyorlar.
Bu kavramları birbirinden ayırt edemeyenlerin unuttukları şey, futbolda yönetim sorunu; her şeyden önce bir felsefe, algı ve ahlak sorunudur. Yönetsel açıdan sorunsallığı sonradan gelir. Bu nedenle; futbola hizmet eden saygın yöneticilerle, futbolun hizmet ettiği yöneticileri birbirinden ayırmamız gerekiyor.)






















Yorumlar