SOYUNMA ODASI!
- Erdal BATMAZ
- 24 Eki 2010
- 2 dakikada okunur
Almanya Başbakanı Merkel’in Almanya –Türkiye maçı sonrasında soyunma odasına inip futbolcuları tebrik etmesi üzerine Futbol Federasyonu Başkanı Zwazinger, futbolun siyasete alet edilmemesi gerektiğini belirterek Merkel’in özür dilemesini istemiş.
Yakın kaynaklar Merkel’in Federasyon başkanını arayıp özür dilediğini, kendi ofisi ise sorunun çözüldüğünü söylemiş.
Size hayal gibi geliyor böyle bir şeyin Türkiye de olması değil mi?
Çok beylik bir laftır, ağaca bakmaktan ormanı görememek! Türk futbolunun sorunlarının en başında yatan şey de tam da budur. Ağaca bakmaktan, ormanı yani asıl sorunları görememek ve çözüm üretememek. Almanya benzeri çağdaş bir yapının oluşturulmadığı, tam anlamı ile “özerk” bir Futbol Federasyonu sağlanmadığı sürece sorunlarımız, yani hayal kırıklıklarımız hep devam edecektir. Bu olmadığı sürece başarıların kalıcı olması da mümkün olmayacaktır. Bu yüzden de Almanya veya Azerbaycan’ yenilgisini düşünmek ya da 2012 Avrupa şampiyonasına gidememe korkusu duymak yerine geleceği nasıl kuracağız sorusunu cevaplamak çok daha doğrudur. Almanya’da yaşanan bu örneği düşündüğümüzde hangi federasyon başkanı ülkemizde buna cesaret edebilir ki?
Federasyonun ana statüsü ve delegasyon yapısı böyle olduğu sürece hiçbir federasyon yönetimi uzun süreli politika oluşturamayacak, günlük kavgaların arasında kaybolacaktır. Yoksa bugünkü federasyon yönetimini oluşturan kişilere bakınca hepsi kendi dallarında başarılı insanlardan oluşmakta ama futbolun bu sağlıksız organizasyonu nedeniyle aynı başarıyı burada gösterememektedirler.
Sayın Özgener’in önünde bir yol vardır. Ve buna hemen karar vermelidir!
Ya kendisinden önce başarılı olmuş federasyon başkanları gibi bir “isim” olmayı seçecektir ya da federasyon tarihinde anlamlı bir yeri olmayan duvara asılı bir resim! Eğer bir isim olmayı tercih ediyor ise 2011 genel kurulunda başkanlığa yeniden aday olsun ya da olmasın Türk Futbolunun geleceğinin şekillendirilmesi adına yol haritası çizmeli bunu kamuoyu ile paylaşmalı ve ana statü değişikliğine gitmelidir.
Aynen Premier lig örneğinde olduğu ve Sn. Aziz Yıldırım’ın da önerdiği gibi kulüpler birliğinin bir “Lig A.Ş” şeklinde yapılandırarak tüm yönetim ve ticari haklar buraya devredilmeli Federasyon sadece milli takımlar, alt yapı ve amatörler ile profesyonel liglerin tescil, denetim ve gözetiminden sorumlu bir hale dönüştürülmelidir.
Böyle bir yapının delegasyon yapısı da kulüp ağırlığı yerine, Üniversitelerin spor bölümleri, futbolcu ve antrenör sendikası veya birliği, hakem birliği ve amatör federasyonlardan gelen delegeler ile ulusal ya da uluslararası kuruluşlarda Türk futboluna hizmet etmiş başkan ve yöneticilerden oluşmalıdır.
Hiç şüphesiz bu yapı tartışmaya açıktır ve daha farklı da oluşturulabilinir. Ancak bu şekilde, Türk futbolu ve milli takımlar yapılanması günlük kavgalar ve çekişmelerden uzak, uzun vadeli düşünebilecek yönetimlere kavuşabilir.
Türk futboluna hizmetin tek başına sportif ya da mali başarı ile değil aynı zamanda vizyoner ve geleceği düşünen yönetim anlayışı ile mümkün olduğunu açıktır. Sayın Özgener ve arkadaşlarının idare etmek ile yönetmek arasında bir tercihleri olacak ise bunun “yönetmek” den yana olacağına inanıyorum.
Ancak bunun için vizyon ve cesaretlerinin olup olmadığını da zaman gösterecektir.























Yorumlar