Premier Lig’e Yeni Bir Chelsea Daha mı Geliyor?
- Tuğrul AKŞAR

- 4 Eki 2010
- 9 dakikada okunur
Tuğrul Akşar/ 4 Ekim 2010
İki hafta önce İngiliz Premier Lig’de oynanan altıncı hafta maçlarında ligin adına yakışır maçlara tanık olduk.
Heyecanın, rekabetin en üst düzeyde yaşandığı bu ligde favorilerin hiç biri maçları kazanamazken, başta Arsenal olmak üzere, Chelsea, Manchester United, Liverpool büyük şoklar yaşadılar. Bunların içinde belki de en fiyakalısı West Bromwich Albion’un Emirates’te Arsenal’i 3-2 yenmesiydi. 3-0 önde giden maçta, West Bromwichliler ilk yarıda bir de penaltı kaçırdılar. Bu penaltı kaçmamış olsaydı, herhalde West Bromwichliler Arsenal tarihinde derin izler bırakabilecek bir maça da imza atmış olacaklardı.
Premier Lig’de altıncı haftada yaşanılan bir başka sürpriz sonuç ise Chelsea’nin Manchester City’e 1-0 kaybetmesiydi. Premier Lig'de haftanın açılışı maçı olan bu maç City Of Manchester'da yapıldı ve sezona fırtına gibi giren Chelsea, Manchester City önünde ilk puan kayıplarını yaşadı. Carlos Tevez, Chelsea'nin ipini çeken oyuncu oldu.Premier Lig'e 5'te 5 galibiyet ve +20'lik bir gol averajı tutturarak başlayan Chelsea, bu şekilde ilk freni Manchester City önünde yapmış oldu. Zevkli fakat fazla gol pozisyonunun yaşanmadığı öğleden sonraki maçta Carlos Tevez'in bireysel yeteneği ile bulduğu gol, Londra ekibine ilk puan kayıplarını yaptırdı.
Hafta içi Lig Kupası'na sürpriz şekilde veda eden ve iki İtalyan menajer Roberto Mancini ile Carlo Ancelotti'nin yönetiminde sahaya çıkan iki takımın 90 dakikalık mücadelesi, beklenen oyun kalitesi ve pozisyon zenginliğini futbolseverlere yaşatmakta başarılı olamadıysa da oldukça zevkliydi.
Golsüz sona eren ilk yarının ardından 60. dakikada hızlı gelişen bir Manchester City atağında Tevez, öldürücü driplinglerinden birini daha atarak Chelsea savunmasının üzerine koştu ve sağına çekip ceza sahası dışından kaleye gönderdiği topu kale direğinin de yardımıyla ağlara bırakıp, 90 dakikanın tek golüyle sezona çok iyi başlayan ve 5'te 5 yaparak 15 puan ve 20 gol averajıyla lider durumda bulunan son şampiyon Chelsea’yi yıktı ve Manchester City bu şekilde Chelsea’nin yenilmezlik unvanını da sona erdirmiş oldu.
Burada maçı daha fazla anlatacak değilim ancak, Manchester City’nin Premier Lig’de sahip olduğu dev bütçe, transfere harcadığı devasa paralarla adeta ikinci Chelsea olma yolunda emin adımlarla yürüyüşüne devam ettiğini vurgulamam gerekir.
Manchester şehrinin iki Premier Lig takımından birisi olan City, ezeli rakibi Manchester United’dan daha eski olmasına ve yetmişli yıllardaki müthiş performansına karşın, endüstriyelleşen futbolun gelişiminde ezeli rakiplerinin, hem sportif hem de parasal olarak çok gerisinde kaldılar.
İsterseniz Manchester City’nin bugüne kadar uzanan tarihsel sportif gelişimine bir baktıktan sonra, bugünkü Premier Lig’deki konumunu ve geleceğini analiz edeceğiz.
En Eski İngiliz Kulüplerinden Birisi Olarak Manchester City Kulübü
İngilizlerin 1301 yılında kurulmuş en eski şehirlerinden ve bugünün endüstri merkezlerinden olan yaklaşık 450 bin nüfuslu Manchester şehri bugün iki önemli ve ünlü profesyonel futbol kulübüne sahip. Bunlardan birisi, bugün en popüler olan ve Malcolm Glazer tarafından 2005 yılında satın alınana kadar endüstriyel futbolun örnek model kulüplerinden birisi ve belki de en önemlisi olarak gösterilen, ancak bugün borç batağından kurtulmaya çalışan Manchester United, diğeri ise Manchester City.
Her iki kulübün arasında inanılmaz bir rekabet var ve bu rekabet neredeyse yüzyılı aşkındır da devam ediyor. Bu rekabette son zamanlarda sportif ve parasal olarak ön plana çıkmış bulunan Manchester United her ne kadar 1878 yılında, ezeli rakiplerinden iki yıl önce kurulduysa da o zamanki isimleri Newton Heath LYR Football Club idi ve renkleri de bugün Glazer ailesini protesto eden taraftarın ellerindeki kaşkol, atkılarda gördüğümüz sarı yeşil renklerdi. Ancak, daha sonra bu kulüp 1902 yılında ismi ve renkleri değişerek Manchester United ismini aldı ve bundan tam sekiz yıl sonra, yani 1910’da da da Old Trafford’a taşındılar.
Manchester City ise 1880 yılında St.Marks olarak kuruldu ve bir süre sonra ismi Ardwick Association Football Club olarak değiştirildi. 1894’te ise bugünkü Manchester City ismini aldı.
Kulübün en başarılı olduğu, altın dönemini yaşadığı dönem ise 1960 ile 1970 arasıdır. Efsane teknik adamlar Joe Mercer ve Malcolm Allison yönetiminde ve Colin Bell, Mike Summerbee , Francis Lee gibi müthiş oyuncularla Onlar bu dönemde Lig şampiyonluğu, FA Cup, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı müzelerine götürme başarısı gösterdiler. Ancak en son 1976-77 sezonundaki lig ikinciliğinden bu yana Premier Lig’de bir türlü kendilerinden beklenen performansı sergileyemediler.
Tam İsmi | Manchester City Football Club |
Taraftarlar Arasındaki İsmi | The Citizens, The Blues, City |
Kuruluş tarihi | 1880 |
City of Manchester StadiumManchester(Kapasite 47,726 Koltuk) | |
sahibi | Şeyh Mansour bin Zayed Al Nahyan |
Kulüp Başkanı | Khaldoon Al Mubarak |
Teknik Direktör | Roberto Mancini |
Oynadığı Lig | Premier League |
Son Lig Performansı 2009–10 | Premier Lig Beşincisi |
Manchester City Satılıyor
Manchester City’nin kaderi 2000’li yıllarda değişmeye başladı. Nitekim bir holding şeklinde kurulmuş ve yaklaşık 54 milyon adet bölünmüş hissesi bulunan Manchester City FC holdingin hisselerinin çoğunluğu oluşturan (yaklaşık %75’lik) kısmı ilk olarak 2007 yılında eski Tayland başbakanlarından Thaksin Shinawatra’nın kontrolundeki UK Sports Investments Limited (UKSIL)’e satıldı. Bu süreçte kulübe yaklaşık 30 milyon Sterlin para harcayan UKSIL, 2008 yılında elindeki hisseleri Abu Dhabi’de yerleşik Abu Dhabi United Group Investment and Development Limited şirketine sattı ve Şeyh kulübü yaklaşık 200 milyon Sterlin’e satın aldığını ve amacının açıkladı.
Abramoviç'i ikiye katladı
Forbes’ın en zenginler listesinde Şeyh Mansur Bin Zayed El Nahayan, 15 milyar Sterlinlik varlığıyla spor camiasının en zengin ismi. Manchester City'nin sahibinin piyasaya hızlı bir giriş yapmasından sonra Chelsea'nin 7 milyar Sterlinlik serveti olan Rus patronu Roman Abramoviç’i 3. sıraya iten Şeyh Mansur bin Zayed’i, çelik sektörünün Hintli devi Quen Park Rangers kulübünün sahibi Lakshmi Mittal Mittal izliyor.
Transfere su gibi para harcıyor!
Bir zamanlar “Komedi Tiyatrosu” diye ün yapan kulüp, Şeyh'in harcadığı bu paralarla dünya futbolunun önemli kulüpleri arasına girdi. Manchester City’i Premier Lig’in zirvesine taşımak için hiçbir fedakarlıktan kaçmayacağını her platformda dile getiren Şeyh Mansur bin Zayed Al Nahyan, 1 Eylül 2008'de satın aldığı Manchester City'e deli gibi para harcamaya başladı ve ilk yıl transfer bütçesine 100 milyon Sterlin ayırdığını duyurdu. Nitekim, Şeyh geçen iki yıllık süre içinde takıma yaklaşık 400 milyon Sterlin’e yakın para harcayarak 21 önemli yıldızı kulübe kazandırdı.
Sambacı'ya 32.5 milyon Sterlin ödedi
Petrol sayesinde dünyanın en zengin kraliyet ailesinin 19 çocuğundan biri olan 39 yaşındaki Şeyh yaklaşık 15 milyar Sterlin’e ulaşan servetiyle Manchester City'yi aldığı gün 32.5 milyon Sterlin'i bastırarak, Real Madrid'den Robinho'yu kulübe transfer ederek büyük bir gövde gösterisi yapmıştı. Ancak bu sezon Robinho İtalyan Teknik adam tarafından kadroda istenmeyince, 18 Milyon Euro’ya AC Milan’a satılmak durumunda kalındı. Yine Chelsea’den Shaun Wright-Phillips’i de 9 milyon Sterlin bedel ile 2008-09 sezonunda kadroya dahil etmişti.
İki Sene içinde Transfere 315 Milyon Sterlin Para Harcadı
Şeyh Mansur bin Zayed’in Manchester City için sadece 2009/10 ve 2010-11 sezonuna ilişkin yaptığı transferler toplamı 300 Milyon Sterlin’i geçmiş durumda. Biz sadece çok önemli transferlerden bazılarını aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Sadece 2009/10 sezonuna 190 milyon Sterlin harcayan şeyh Mansur bin Zayed 2010/11 sezonunda da para harcamaya devam etti. 2010/11 sezonuna ilişkin yaptığı transfer harcamaları toplamı da 124.5 milyon Sterin’e ulaşıyor. Buna göre Şeyh Zayed’in iki yıl içinde transfere harcadığı para 314,5 milyon Sterlin’e (364,8 Milyon Euro) ulaştı.
Bu transferler içinde en yüksek tutarlı transfer Real Madrid’den 32.5 Milyon Sterlin’e transfer olunan Robinho oldu. Bir diğer önemli transfer de Manchester United’dan 25.5 milyon Sterli’ne transfer edilen Carlos Tevez (29,5 Milyon Euro). Tevez’i ise Inter’den 25.4 Milyon Sterlin’e (29.3 Milyon Euro) transfer edilen orta saha oyuncusu İtalyan oyuncu Mario Balotelli izliyor. Balotelli’nin hemen arkasından ise 25 Milyon Sterlin (29 Milyon Euro) ile Arsenal’den satın alınan Emmanuel Adebayor geliyor. Bu sezonun ses getiren en önemli transferlerinden birisi de Valencia’dan transfer olunan David Silva. David Siva için Valencia’ya ödenen toplam tutar ise 24.7 Milyon Sterlin (28,7 Milyon Euro).
Mancester City’nin Bazı Önemli Transfer harcamaları)
Robinho 32,5 Milyon Sterlin
Mario Balotelli: 25,4 Milyon Sterlin
Roque Santa Cruz: 17 Milyon Sterlin
David Silva :24,7 Milyon Sterlin
Yaya toure: 20,6 Milyon Sterlin
Gareth Barry: 12 Milyon Sterlin
Carlos Tevez: 25.5 Milyon Sterlin
Emmanuel Adebayor: 25 Milyon Sterlin
Kolo Toure: 16 Milyon Sterlin
Joleon Lescott: 22 Milyon Sterlin
Adam Johnson: 7 Milyon Sterlin
Shan philip Wright 9 milyon Sterlin
Bonservis Bedelsiz: Stuart Taylor, Sylvinho, Patrick Vieira
Giderler Gelirleri Aştı!
Manchester City hemen hemen her yıl Deloitte’un Para Ligi’ne giren Avrupa’nın en zengin 20 kulübünden birisi. En son düzenlenen 2010 Para Ligi sıralamasına da 102.2 milyon Euro’luk yıllık geliriyle 19. Sıradan giren Manchester City’nin toplam gelirlerinin yüzde ellibeşi yayın gelirlerinden, yüzde yirmi dördü maç günü gelirlerinden ve yüzde yirmibiri de ticari gelirlerden oluşuyor.
Son zamanlarda yapılan çok önemli transferler kulübün sezonluk kart satışını da önemli oranda artırdı. Yıllık ortalama 23 ila 25 bin arasında kombine kart satan Manchester City bu sezon tam 35 bin adet kombine kart sattı. Buna bağlı olarak gelirler de 2005 yılında 90 milyon Euro’dan 2009 yılında 102.2 milyon Euro’ya, 2010 yılında da 145 milyon Euro’ya ulaştı.
Manchester City’nin sadece maç günü, yayın gelirleri artmadı, aynı zamanda kulübün sponsorluk gelirlerinde de çok önemli gelişmeler yaşandı ve kulübün toplam sponsorluk gelirleri son iki yıl içinde yüzde dört yüz artarak 32.4 Milyon Sterline yükseldi.
Ne var ki, toplam gelirleri son beş yıllık süreçte %61civarında bir artış kaydeden Manchester City’nin giderleri de olağanüstü arttı. Aynı dönemde oyuncu ücret ve maaşlarındaki artış ise yüzde iki yüzlere ulaştı. 2009/10 finansal verilerine göre oyuncu ücret ve maaşları 160 milyon Euro’ya yükseldi.
On iki Aylık Zarar 121 Milyon Sterlin
Manchester City’nin en son açıklanan finansal verilerine göre kulübün toplam zararı bir önceki yıla göre yüzde otuzbir artarak 92,5 milyon sterlin’den 121 Milyon Sterlin’e yükseldi. Bu zararın oluşmasındaki en büyük etken ise yukarıda açıkladığımız gibi oyuncu ücret ve maaşlarındaki astronomik artış ve yapılan yüksek tutarlı transferler.
Kulübün giderlerindeki kontrol edilemeyen ve toplam gelirlerini aşan giderler, 2014-15 sezonundan itibaren uygulanmaya başlanacak “Finansal Fair Play” uygulaması nedeniyle kulübü ciddi sıkıntıya sokacak gibi görünüyor.
Bu sezon Avrupa’daki Önemli Transferler
Manchster City son iki sezondur Avrupa transfer hareketine damgasını vuruyor. Bir zamanlar transfer piyasasında Chelsea fırtına gibi eser ve istediği yıldızı, bedeli ne olursa olsun kadroya katardı. Bu nedenle transfer piyasasında rakiplerinin rekabet edemeyecekleri ödemeler için kullanılan bir “Chelsea Fiyatı” oluşmuştu. Şimdilerde ise piyasalara “ City” fiyatı egemen. Bu ne zamana kadar devam eder bilinmez ama geçen hafta yendikleri Chelsea şimdilik bu unvanını Manchester City’e kaptırmış durumda.
Bu bağlamda Avrupa’daki 2010/11 sezonunun en pahalı 15 transferi aşağıdaki tabloyla dikkatlerinize sunuluyor.
Bu tablodan da görülebileceği üzere en yüksek transfer 40 milyon € bonservisle Valencia'dan Barcelona'ya geçen David Villa’ya ait. Mourinho'lu Real Madrid'e transfer olan Mesut'un 10. sıradan girdiği listede yine Manchester City’nin transfer çılgınlığını görüyoruz. Manchester City'nin Arap şeyhi Mansur Bin Zayed bu sezon da servetini saçmaya devam etti. 2010/11 sezonunun en pahalı 6 oyuncusundan 4 tanesi, 15 oyuncudan da 5 tanesi Manchester City transferi. Manchester City sadece bu 5 oyuncunun bonservisi için 117.5 milyon Euro ödedi..
1- David Villa - Valencia / Barcelona - 40.000.000 €2- Mario Balotelli - Inter / Manchester City - 29.500.000 €3- David Silva - Valencia / Manchester City - 28.750.000 €4- Angel Di Maria - Benfica / Real Madrid - 25.000.000 €5- Yaya Toure - Barcelona / Manchester City - 24.000.000 €6- Aleksandar Kolarov - Lazio / Manchester City - 22.700.000 €7- Bruno Alves - Porto / Zenit St.Petersburg - 22.000.000 €8- Ramires - Benfica / Chelsea - 22.000.000 €9- Leonardo Bonucci - Bari / Juventus - 15.500.000 €10- Mesut Özil - Werder Bremen / Real Madrid - 15.000.000 €11- Dmytro Chygrynskiy - Barcelona / Shakhtar Donetsk - 15.000.000 €12- Sami Khedira - Stuttgart / Real Madrid - 14.000.000 €13- Hernanes - Sao Paulo / Lazio - 13.500.000 €14- Laurent Koscielny - Lorient / Arsenal - 12.500.000 €15- Jerome Boateng - Hamburg / Manchester City - 12.500.000 €Manchester City 359.3 Milyon Euro Takım Değeriyle Premier Lig’in En değerli 3. Takımı
Manchester City bundan 3 yıl öncesine kadar Premier Lig’in vasat bir takımı durumundayken, aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere kulüp, sahip olduğu 359.3 milyon Euro değeriyle Premier Lig’de en değerli üçüncü takım durumunda.
Toplam 6.2 Milyar Euroluk Premier Lig’in en değerli üçüncü kulübü olan Manchester City Manchster United ve Chelsea’nin hemen arkasından geliyor.
2010/11 Sezonu İtibariyle Premier Lig’de En Değerli 10 Kulüp
Kulüpler | Takım Değeri |
369.500.000 € | |
360.000.000 € | |
359.300.000 € | |
304.000.000 € | |
284.700.000 € | |
275.000.000 € | |
175.900.000 € | |
146.500.000 € | |
115.650.000 € | |
110.250.000 € |
Banka Borcu Yerine Ortak Fonu
Şeyh Mansur bin Zayed’in 2008 Yılında satın aldığı Manchester City’e iki yıllık süre içinde aktardığı toplam tutar 400 Milyon Sterlin’e ulaşmış durumda. Bu tutarın yaklaşık 315 milyon Sterlinlik kısmı transferlere harcanmış vaziyette. Kulübe aktarılan ortak fonları her ne kadar kulübe bir finans baskısı yaratmamakla birlikte, UEFA Finansal Fair Play kuralları gereği bu fonlar 2014-15 sezonuna kadar kulüp sahibine iade edilmek durumunda…
Chelsea’de de aynı durum sözkonusu. Roman Abramovich’in Chelsea’yi satın aldığı 2003 yılından bu yana kulübe aktardığı toplam tutar 750 milyon Sterlin civarında. Chelsea de Premier Lig’in banka borcu bulunmayan kulüplerinden birisi. Bu nedenle kulüp üzerinde herhangi bir finansal baskı bulunmamakla birlikte, takımdaki oyuncuları astronomik ücret ve maaşları, yıllar itibariyle yapılan yüksek tutarlı transferler, kulübün giderlerini gelirlerinin üzerine çıkartmış durumda. 2010 Ekim itibariyle 141 milyon Sterlin zarar eden Chelsea, Premier Lig’in en fazla zarar eden kulüplerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor.
Aşağıdaki tablo bize Chelsea ile Manchester City arasında çok büyük finansal benzerliklerin olduğunu gösteriyor. Tablodan da görülebileceği üzere; her iki kulüpte de gelirlerin üzerine çıkan giderler, kulüpleri yıllık astronomik zararlara sürüklüyor. Bu zararlar da ortak fonlarıyla finanse ediliyor. Her iki kulüpte de oyuncu ve teknik adam maaş ve ücretlerinin toplam gelirler içinde çok büyük oranlara ulaştığını gözlemliyoruz. Hemen hemen takım değerleri birbirine yakın olan iki kulübün gelirleri arasında önemli bir fark bulunuyor. Fark sadece parasal anlamda değil, sportif anlamda da her iki kulüp arasında önemli bir fark göze çarpıyor. Chelsea de bilindiği üzere Premier Lig’de ilk şampiyonluğunu 2004/05 sezonunda kazanmış ve 2005/06’da da ikinci şampiyonluğuna ulaşmıştı. En son 2009/10 sezonunda Premier Lig’i şampiyon tamamlayan Chelsea ne tesadüf ki, renkleri de kendisine benzeyen ve finansal olarak aynı rotayı izleyen bir kulübe Manchester City’e geçen hafta yenilmişti.
Chelsea ve Manchester City’nin Finansal Durumları (2009/10)
| ( Milyon Sterlin) | |
| Chelsea | Manchster City |
Yıllık Toplam Gelir | 206 | 125 |
Yıllık Toplam Gider | 320 | 210 |
Kar/zarar | -141 | -121 |
Ücret/Toplam Gelir | 90 | 93 |
Ortak Fonu | 780 | 400 |
Takım Değeri | 300 | 299 |
Sonuç
Yukarıdaki verileri dikkate aldığımızda Premier Lig’e yeni bir Chelsea daha mı geliyor acaba, diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Rekabetin ve mücadelenin en yüksek olduğu bu lig’de, eğer şeyh bu şekilde para harcamaya devam ederse, Manchester City ezeli rakibi Manchester United’ı da parasal anlamda yakalayacağa benziyor. Son elli yılda Premier Lig’de esamesi okunmayan bir Chelsea, bir Rus Oligark’in aktardığı parlarla son yedi yılda Premier Lig’de üç kez şampiyonluğa ulaşıyor ve Şampiyonlar Ligi’nde final oynayabiliyorsa, bunu City’nin de yapmaması için hiçbir neden yok gibi görünüyor. Hazırlanın bundan sonra Premier Lig’de City show başlıyor.




















Yorumlar