top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Pereira Asla Bir Mourinho Değildir!

Pereira’nın, Fenerbahçe’ye gelişinden bu yana tam iki yıl geçti. Sanırım bu, yazımı altıncı defa güncellemem oluyor.

Evet, Fenerbahçe’de bir Pereira sorunu var. Fakat bu soruna çanak tutan “bilinçsiz bir grup medya” ve tazminatını gerekçe göstererek göndermeyip, şampiyonlar ligine katılmamakla en az beş tazminat parasını kaybeden “eli mahkûm, bir yönetim var”. 

Tespitleri özetlersek:

1-) Pereira iç tutarlılığı olmayan bir teknik direktör.

Önce… Bilime inanmıyorum futbol saha da oynanır.

Sonra… Oyuncuların performansları için bilgisayar verilerini kullanmaya başladı.

Önce… Ofansif, girişken, oyuna hükmeden ve dominant bir oyun oynamak istiyoruz. Sonra… Ne istiyorsunuz karar verin. İyi futbol mu, şampiyonluk mu?

Önce… İyi futbol değil, skora oynuyoruz.

Sonra… Hazır olmayan ve ilk defa bir arada oynayan oyuncularla (skor üstünlüğü varken) 3’lü savunma oynatıyor. 

Önce… Hazırız, önceki maça göre daha iyi durumdayız. 

Sonra… Hazır değiliz, bazı oyuncularımız zihinsel olarak hazır (oyunculara suçluluk ve yetersizlik duygusu veriyor) değildi.  

Önce… Ne olursa olsun, turu geçmek için elimizden geleni yapacağız. 

Sonra… Zemin kötüydü.  

Önce… İyi takımız. 

Sonra… Yapılacak bir şey yok, önümüzdeki maçlara bakacağız. 

Bu görüntüsü ile Pereira, maçı bütünüyle göremiyor, gördüklerini anlayamıyor, anlayamadıkları içinde düşünemiyor. Bunun içinde yorum yaparken, bilgi ve kuralla değil, anlık çıkar ile hareket etme eğiliminden kendilerini kurtaramıyor. Yorum yapacağım diye mantıksız eleştiri yapmaktan kendilerini kurtaramıyor.

İç tutarlılığı olan bir teknik direktörün, konuşmasındaki gerekçelerini açıklayıcı ve inanılmaya değer olarak sunmakla kalmamalı; dinleyicilerine bilgili, sağgörülü, iyi niyetli ve otorite bir insan olduğunu his ettirmelidir.

“Dilin kalitesi zihnin kalitesini tayin eder.”

2-) Pereira planlama sorunu olan bir teknik direktör

Şampiyonlar ligi takvimi, cezalı oyuncular, takımdan gidecek oyuncular belli olmasına rağmen,  takımı ön eleme takvimine göre hazırlayamadı. Fenerbahçe gibi birkaç kulvarda yarışacak üst düzey takımlar katılacakları organizasyonlara göre transfer, kamp ve antrenman planlamasını yapmak zorundadır. Pereira’nın “takvim olarak hazır değiliz” demecini; Fernandao, Souza, Hasan Ali ve Ozan’ın “turist Ömer” gibi kampa gelmesi teyit ediyor. 

Fenerbahçe’nin kadro planlaması, küçülmeye giden bir kulüp görüntüsünde. Şampiyonlar ligini hedefleyen bir takımda Nani, Alves, Gökhan Gönül, Diego gibi oyuncuların karşılığı Aatıf, Salih veya Stoch değil. Mehmet Topal’ın stoper oynaması hiç değil. Takımında iki sezonu sakat ve düzenli süre almadan geçiren Salih takımın en iyisi olarak göze çarpıyorsa, bunun karşılığı “Biz Bize Hayran, Biz Bize Kurban”dır. 

3-) Pereira iyi bir taktiksen değil

Geçen yıl,  1-4-3-3,  1-4-1-4-1, 1-4-3-2-1 veya 1-4-3-1-1 sistemine dayalı rakibin gol atmasını durdurma üzerine kurulu savunma ağırlıklı, oyun yapısı ile İnter’in 1960’lı yıllarda uyguladığı Catenaccio’nun basit bir tekrarı değil, daha modern bir şekli görünümünde;  golü atana kadar rakibi bunaltan, golü attıktan sonra oyunu domine etmeye çalışan bir zıt bir hüviyet sergileniyordu.

Bu yıl, 1970’li yılların 1-3-5-2 sistemini yenilik adı altında yutturuyor. 

Nasıl mı?

1-3-5-2 sistemi genel olarak, (biçimsel değişiklikler gösterse de) temel itibariyle; alan savunması şeklinde veya adam adama liberolu savunma ya da her ikisinin karışımı şeklinde oynanmaktadır. Bu nedenle geri üçlüde yer alacak oyuncuların birbiriyle uyumu ve kademe anlayışları üst noktada olmak durumundadır. Buna mükemmel örnek olarak, son Avrupa Şampiyonasındaki İtalya milli takımı’nın Bonucci, Chiellini ve Rugani’den oluşan (bu üçlü, kaleci Buffon’la son üç sezon Juventus’ta aynı sistemle oynuyorlar) savunma üçlüsünü verebiliriz.

“Kusurlu derinin hesabını kalfadan değil, ustadan sorarlar.”

3-) Pereira iletişim sorunu olan bir teknik direktör

Geldiği takımlardaki yıldız oyuncularla inatlaşma alışkanlığını geçen sezon Caner, Diego, Gökhan Gönül, Nani,bu sezonda Van Persie ile devam ettiriyor. 

Saha kenarında heyecanlı, huzursuz ve saplantılı bir görüntü sergiliyor. Sakin ve dengede kalmayı beceremiyor. Oyunu yaşamak isterken, takıma ve taraftara stres yüklüyor. 

İletişim becerisi üst düzey bir teknik adamın çok altında, basın toplantılarında çok sıkıcı, detaycı ve gereksiz konuşuyor. 

Eleştiriye tahammül edemiyor (Futbol medyasında, her nereye dönseniz derhal kendini düzeltmez, yola gelmez bir insan grubu ile karşı karşıya buluyorsunuz, her kanalı her gazeteyi doldurmuşlar. Bir yığın berbat makale ve yorumları tıpkı istilacı yabani otlara benziyor. İnsanların zamanını, parasını, zevkini, heyecanını gasp ediyorlar. Dikkat çekmekten, birilerine yaranmaktan ve kolay para kazanmaktan başka hedef gözetmeyen bu grubun sürekli Pereira’yamethiyeler dizen “faydacı”, savunmacı” ve “korumacı” nedenlerini anlamak mümkün değil).

Fenerbahçe gibi üst düzey takımda, teknik direktör kapasitesinin kulüp ve oyuncu potansiyelinin altında kalması;  takım yönetimi ve sportif başarıya ulaşmada sorunlar yaşanması ve sportif başarısızlık kaçınılmaz olur. 

Fenerbahçe’nin Pereira transferindeki en büyük umudu, “genç, hırslı ve ​Mourinho’nun ekolünden gelen VillasBoas’ın yardımcısı olmasıydı. Maçtan önce “sahayı dolaşacak kadar işini şansa bırakmayan,  oyuncuların zemine göre giyecekleri ayakkabıyı kontrol eden, kazanmaya odaklanan…” Maçın içinde  “girişken, saplantılı ve inatçı…” Maçtan sonra “Ukala ve egosu kabarık…” Pereira, bu görüntüleriyle, Jose Mourinho karakteri sergiliyor. Ancak, “asla bir Jose Mourinho” değil.

“Şahin deve ile avlanmaz.”

 
 
 

Yorumlar


bottom of page