top of page
Varlık 2_4x_edited.png

"Ortam Gergin, Protesto Gereksiz"

Son bir haftadır Trabzon Avni Aker stadyumunda yaşanan gelişmeleri ve verilen cezaları konuşuyoruz.

 

Ülke futbol tarihimizin en ağır cezai yaptırımları ile karşı karşıya kalan bir kulüp söz konusu olan üstelik bu kentte futbola atfedilen anlam da bir hayli farklı. Toplam sekiz yüz doksan günlük başkanlığı içinde altı yüz yetmiş gün ceza almış bir kulüp başkanı var karşımızda.

 

Kulübün şike sürecinden bu yana sürekli olarak sıkıntılar içinde geçen ve yönetsel hatalar nedeniyle kaybolan milyonlarca liralık bir kaybı ile şampiyonluk hedefinden bir kez daha uzaklaşmış olması da öfkeyi biraz daha büyütüyor. Trabzonspor taraftarlarının yöneticilerine yapmış oldukları eylemlerden dolayı kulübe kesilen cezaları kendi ceplerinden ödemeleri çağrısında bulunmaları önemli bir adımdır.

 

Öte yandan hafta sonu oynayacakları Başakşehir karşılaşmasında bütün taraftarları siyah giyerek federasyonu protesto etmeye çağırmaları da dikkat çekicidir. Yaşanan gelişmelere taraftarların ve yöneticilerin tepkisi son derece sert ve federasyon ile önümüzdeki dönemde tekrar tekrar karşı karşıya gelmeyi göze alır nitelikte.

 

Buna karşın dört saat boyunca alı konulan ve dışarı çıkarken bile elleri cebinde olduğu için hakarete uğrayan, ayaklarına tekmeler atılan hakemin ve arkadaşlarının yaşadıkları karşısında suskunluğunu korumayı maharet sanan hakem camiası bulunuyor. Hakemler bir hafta ne gibi bir protesto gerçekleştireceklerini düşünüp hiçbir eylemde bulunmadan yaşadıklarını olduğu gibi kabullenme yolunu tercih ettiler.

 

Asıl olması gereken geçtiğimiz Perşembe ve Cuma günleri oynanan karşılaşmalarda bütün liglerdeki hakemlerin yaşananları hiç olmazsa maçlara birkaç dakika geç çıkarak protesto etmeleriydi. Ama bunu bile bağlı bulundukları kurumun yani kendilerinin haklarını gözetmesi gereken kurumun alması gereken kararlarına bırakmak suretiyle bundan sonra başlarına gelebileceklere de zemin hazırlamış oldular.

 

İş dönüp dolaşıp demokratik haklar ve bu hakları kullanabilme özgürlükleri ile halkımızın ne kadar ilgili ve istekli olduğu noktasında tıkanıyor. Demokrasiyi sadece oy kullanmaktan ibaret gören ve bunun üzerinden sorumluluklarını yerine getirdiğini zanneden milyonlarca insanımız açısından yaşadıklarına yasal zeminler içerisinde tepki verebilme hürriyeti tuhaf görünmektedir.

 

Örgütlenme, hakkını arama, özgürlük, adalet, eşitlik gibi kavramların bu coğrafyadaki karşılıkları genellikle ülkeyi bölme yanlısı kişilerin yaklaşımları şeklinde algılanmaktadır. Olağanüstü koşulların hiç ama hiç bitmediği sevgili ülkemizde bu talepler gereksiz olarak görülmekte ve bu doğrultuda kararlarla geçiştirilmektedirler. Tıpkı merkez hakem kurulunun yapmış olduğu toplantı sonrasında aldığı kararlarda olduğu gibi: Ortam gergin protestoya gerek yok. Yaşadıklarına duydukları tepkiyi bile içinden geçilen zamana ve koşullara göre ayarlamak suretiyle durumdan vazife çıkartanlar en çok kendilerine zarar verirler. Eyyamcılık öylesine tehlikeli bir bumerangdır ki en çok onu besleyenleri vurur.

 

Hakem camiamız zaten sürekli olarak medya aracılığıyla en çok eleştirilen futbolun aktörlerinin başında geliyorlardı. Ancak kendilerine yapılan saldırılara, alı koymalara bile ses çıkaramamaları sonrasında işleri çok ama çok daha zor olacaktır. Bundan sonra saha içinde ve dışında yaşayacakları olumsuzluklar karşısında verecekleri tepkilerin de herhangi bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır. Çünkü hakemlerimiz üzerlerindeki formanın ağırlığını ve önemini gösterebilme yeterliliğine haiz olmadıklarını göstermişlerdir. Futbol federasyonunun değil başta taraftarlar olmak üzere futbolun bütün aktörlerinin yanlarında olabileceği bir ortamı ellerinin tersi ile itmek suretiyle kendi kaderlerini bütünüyle federasyona teslim etmişler ve rüştlerini ispat edebilme fırsatını da heba etmişlerdir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page