top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Mutluluk Ekonomisinin Yeni Kortu: İş Bankası/ Tenis Federasyonu İş Birliği

Güncelleme tarihi: 29 Ara 2025


Zeynep Sönmez–Ons Jabeur işbirliğini anlatırken “mutluluk bakanı adayımız” diye şakalaşmıştım. Çünkü korttaki o enerji, sporu aşan bir neşe yayıyordu.

 

Şimdi Türkiye Tenis Federasyonu ile İş Bankası arasında duyurulan bu yeni ana sponsorluk, mutluluk ekonomisinin bir üst fazı gibi. Sanki hayali bir bakanlığın “stratejik yatırım ofisi” devreye sokulmuş gibi bir tablo var.

 

Hem geniş kitleye ulaşma iddiası hem yapısal dönüşüm mesajı…

Güzel; ama asıl hikâye bundan sonrası.

 

Kartopu Etkisi: İnce Bir Umut Payı

 

Basın toplantısında İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın “Bir şampiyon çıkarsa kartopu etkisi yaratacak; başarı hikâyeleri çoğalacak” sözü doğru.

 

Federasyon Başkanı Şafak Müderrisgil’in “Tabana yayılma, rekabet ve eğitimi aynı yapı içinde birleştiriyoruz” cümlesi ise yol haritasını açıkça çiziyor.

 

Fakat tenis camiasında meşhur bir cümle vardır: “Bundan bir şey olmaz.”

 

Kort köşelerinde sohbetlerin arasında dolaşan, hafif umutsuz, hafif kaderci bir refleks…Oysa kartopu, önce kar tanesinin diğerine tutunmasıyla büyür. Yani umut da, değişim de bir miktar cesaret ister.

 

Projeler Kağıt Üstünde Güzel… Peki Sahada?

 

“Haydi Tenise” desteği, Gelişim Ligi, antrenör gelişim programı…

 

Hepsi iyi düşünülmüş başlıklar. Ama tenis dahil hiçbir branş yalnızca duyurulduğu için gelişmez.

 

Gerçek etki, saha sonuçlarında ortaya çıkar: Kaç çocuk rakete dokunacak? Kaçı devam edecek?

Ligler kulüplere dinamizm katacak mı?

 

Ben bu sürecin yakın takipçisi olacağımı söyleyerek devam edeyim.

 

Topal Masa Olmaz: Antrenörler İçin Zarif Bir Not

 

Federasyon, son dönemde farklı bir yol izliyor.

Önce İş Bankası fonu, bugün ana sponsorluk…

Yani kort dışındaki ekonomiyi güçlendirme adına ciddi bir yaklaşım değişimi var.

 

Ancak masanın sağlam durması için dört ayağın da güçlü olması gerekir.

Bu ayaklardan biri de antrenörlerdir.

Fakat burada bir kahramanlık hikâyesi yazmaya gerek yok; tam tersine bir sorumluluk alanı var.

 

Dünya tenisi başka bir seviyede ilerliyor:

Bilim destekli antrenman metodları, veri analizi, özel kondisyon programları, mental gelişim modelleri…

Uluslararası arenada antrenörlük artık “rutin idman yaptırma” mesleği değil, bir uzmanlık ekosistemi.

 

Eğer Türkiye’de yaratılan bu yeni finansal alan,

antrenörlerin kendilerini bu yüksek hedeflere göre hazırlamaması durumunda

istenen dönüşümü sağlayamaz.

 

Kısacası:

Masa güçlü olmalı. Bir ayağın zayıflığı tüm yapıyı sallar.

 

‘Eyvah Oğlum Tenisçi Olacak’ Döneminden ‘İyi ki’ Umuduna

 

Yıllar önce oğlum henüz yedi yaşındayken şöyle yazmıştım:

“Eyvah, oğlum tenisçi olacak!”

Biraz gülümseten, biraz da o dönemin şartlarını anlatan bir cümleydi.

 

Şimdi?

Eğer bu projeler gerçekten hayat bulursa, veliler artık benim gibi “eyvah” demeyecek;

gayet sakin bir ironiyle:

“İyi ki oğlum tenisçi olacak… mutluluk ekonomisinde de yeri hazır” diyecekler belki.

 

Ve o zaman, o eski umutsuz cümle olan

“Bundan bir şey olmaz”

yerini yavaşça şu cümleye bırakabilir:

“Bundan bir şey olabilir.”

 
 
 

Yorumlar


bottom of page