Mali Şikeler Ne Olacak?
- Kenan BAŞARAN

- 19 Haz 2012
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Kas 2025
Demirören yönetimi, şike davasının sportif ayağını son bir ‘hukuki kurnazlık’la (İbrahim Akın ve Serdar Kulbilge’nin suç niteliğini değiştirerek) kapattı.
Küme düşürülme noktasından, kişilere verilen cezalarla aklanan(!) Fenerbahçe ise hâlâ itiraz ediyor. Neden? Çünkü biliniyor ki talimat değişikliği ve ‘teşebbüs’ de asırlık kulübü lekelemeye yeter. Kulüp, suçsuzluğuna olan inanç bir yana, büyüklüğünün gücüyle de bu davadan ‘sıfır ceza’ ile çıkmayı umuyordu . “Düşürün” resti karşısında TFF geri çekildiğinde de ‘gücüne güç katmıştı’. Ceza yargısındaki davanın arkasında ‘başka güçler’ arayan Fenerbahçe hakkındaki sportif yargılama da pek sağlıklı yürütülmedi. Kanarya dahil, ‘sıkıntılı’ kulüpleri kurtarma girişimi bir garabete dönüştü. Bakalım ‘son söz’ kimin olacak?
Aslında esas sorun ’mali şike’. Muhasebe defterlerinde yapılıyor ki Beşiktaş’ın Avrupa’dan aldığı men cezasıyla da bu durum tescillendi. ‘Endüstriyel bir oyun’a dönüşen top işine, yönetimsel olarak, hâlâ ‘amatör bir uğraş’ muamelesi yapılıyor. Bu da yöneticilere geniş bir ‘şımarıklık’ olanağı yaratıyor. ‘Azgınlık’ noktasına varan bu şımarıklığın baş sorumlusu iktidarlardır. ‘Kasa hesapları’ndaki tüm günahlar hep sumenaltı edildi. Borsaya açtıkları şirketlerden yaptıkları tesislere, vergi borçlarından futbolculara yaptıkları haksızlıklara kadar kulüpler kayırıldı. Ne dernekler masası ne de SPK, gerçek anlamda denetim yapmadı çünkü onlar ‘biricik’tiler!
UEFA, Finansal Fair-Play Kriterleri’yle artık herkesin bu oyunun ‘ticari’liğini kabul etmesini istiyor. UEFA, sadece Avrupa pazarının 17 milyar dolara çıktığı oyunda kısa vadede kulüplerin zarar ziyanını belli bir sınıra çekmeyi, orta ve uzun vadede ise ‘kâr’lılığını hedefliyor.
‘Büyük düşünen’ Türkiye, ‘borsaya karşı arsa futbolu’na bayraktarlık etmeyeceğine göre şımarıklığı bırakmalı. Bundan sonra her anlamda kulüpleri sıkı şekilde denetlemeli. En azından mali olarak kulüpleri batıranları, ‘kişi-kurum ayrımı’ yapıp cezalandırmalı ki kimse ‘babasının çiftliği’ anlayışıyla bu işlere soyunmasın. Esas devrimse kulüp ve TFF delege yapısının tabana yayılmasıyla olur. Futbolcu, hoca ve taraftara oy hakkı verilmeli.























Yorumlar