Lincoln’un papağanı
- Ömer GÜRSOY

- 22 Şub 2013
- 2 dakikada okunur
Oğlumun ısrarları üzerine aldığımız papağan artık yaşamımızın önemli bir parçası oldu.Ne zaman papağanla ilgili bir şey okusam, bir şey duysam daha bir duyarlı oluyorum.
Bir yazımda paylaşmıştım, “spor dünyasına ilişkin sıkıntılarda bahsederken acaba karamsar bir papağana mı dönüyoruz bazen” diye düşündüğüm olmuştur mesela.
Tıpkı “Lincoln’un papağı”nında olduğu gibi…
Bu Lincoln Galatasaraylı eski futbolcu Lincoln değil ancak Galatasaray’ın Schneider ve Drogba’nın transfer etmesi beynimde önceki gün seyrettiğim Lincoln filmindeki bir papağan anlatımı ile bütünleşti.
Açmaya çalışayım:
Bugün Amerika’da siyah bir başkan görev yapıyorsa başta Barak Obama olmak üzere herkesin minnetle andığı bir Başkan’ın filmi: Lincoln.
Daniel Day-Lewis’in yine olağanüstü oyunculuğu ve Spielberg’in güçlü yönetimi ile Oscarları götürecek görünüyor.
Adeta satranç oynar gibi yaptığı hamlelerle siyasi hayatının en büyük risklerini göze alarak Amerika’da 19.yüzyılın en önemli yasa değişikliğine imza atan Lincoln her zaman olumsuzluğa dem vuranlara karşı filmde bir papağan hikâyesi anlatır.
“Duyduğuma göre bir zamanlar Jefferson City’de bir avukatın bir papağanı varmış her sabah onu çığlık çığlığa uyandırıyormuş: ‘Bugün dünyanın sonu geliyor, Kutsal kitap böyle buyuruyor…’
Günün birinde avukat kuşu vurmuş.Biraz sessizlik ve huzur bulmak için herhalde…”
Ben de dâhil olmak üzere yıllardır birçok yazar ve yorumcu “Böyle giderse Türk futbolu batacak”, “Irmak dizginsiz akıyor”, “Finansal fair play uygulansın”, “Futbola da mali kural gerek, UEFA böyle buyuruyor” yazdık, söyledik.Tıpkı Lincoln’un hikâyesinde anlattığı papağan gibi, bıkmadan usanmadan..
Ama gelin görün ki, bugün kulüplerimizin yaşadığı bazı problemler olsa da dünyanın birçok yerinde özellikle de Amerika’da dev gibi şirketlerin iflasının yanında bizimkilerin durumu hiç de kötü değil..
Bundan 5-6 yıl önce alacaklıların kapısında beklediği ve ekonomik itibarı bitmeye yaklaşan Galatasaray Kulübü önce Adnan Polat’ın hamleleri sonra da devletin stat sübvansiyonuyla bugün Drobga ve Sneijder gibi dünyanın önemli isimlerine forma giydirebiliyor.
Geride kalmaktan korkan Fenerbahçe’de transferin son günlerinde atağa kalkarak ezeli rakibine “ligde yalnız değilsin” diyor.
Şuna emin olun, iki yıl sonra statları tamamlandıktan sonra maç günü gelirlerini 50-60 milyon dolara çıkaracak Beşiktaş ve Trabzon’da bu rekabetin içine rahatlıkla gireceklerdir.Yine Bakan Suat Kılıç'ın açıkladığı stat projeleri ile bir çok ilimizde modern statlar futbol ekonomisini daha da büyütecek.
Yani papağanın yaptığı gibi her zaman felaket tellallığı yapmaya da gerek yok. Görünen o ki ne dünyanın sonu geliyor, ne de kulüplerimiz batıyor. Devlet desteği ile de olsa mutlaka bir çıkış yolu buluyorlar.Sonuçta ligimiz hala Avrupa'nın 6. büyük ligi değil mi?
Başkan Abraham Lincoln öykünün sonunu şöyle bitiriyor:
“Bir bakıma kuşun kehaneti de gerçekleşmiş.Hiç olmazsa kendisi için.”
Diğer yazar ve yorumcu dostları bilmem ama benim bundan böyle avukatın vurduğu felaket tellalı papağanın akıbetine uğramaya hiç mi hiç niyetim yok!






















Yorumlar