Kutsanan Yıldız Savaşları!
- Prof. Dr. Ahmet TALİMCİLER

- 27 Tem 2014
- 2 dakikada okunur
Türkiye’de futbolun kendine özgü dinamikleri var ve bunun içerisinde hiç kuşkusuz futbol medyası çok ama çok etkili bir konumda yer almakta.
Önceki yıllarda sezon sonu başlar başlamaz takımların hangi futbolcuları alacağı üzerinde adeta toto oynanır ve yüzlerce isim takımlarımıza transfer edilirdi. Bu yıl ise abartılı oyuncu transferleri yerine bu kez dördüncü yıldız meselesi ön plana çekildi ve yıldız savaşlarına yönelik haberlere öncelik verildi.
Futbol federasyonumuzun 2002 yılında aldığı bir kararla her beş şampiyonluğa bir yıldız verilmesine başlanmış ve bu doğrultuda şampiyon olan takımların formalarına yıldızlar eklenmiştir. Oynanan karşılaşmaları askeri bir terminoloji içerisinde vermeyi çok seven futbol medyamız için bu durum bulunmaz bir fırsat yarattı. 2003-2004 sezonunda Fenerbahçe’nin on beşinci şampiyonluğu 10 Mayıs 2004 tarihli gazetelerde şöyle duyuruluyordu: Selam Durun Yüzbaşı Geçiyor(Vatan)-Yüzbaşıya Selam Çak(Posta)- Yüzbaşı Fener(Star ve Sabah)-Selam Sana Yüzbaşım(Akşam)- Dikkat Yüzbaşı(Fanatik)-Fotomaç gazetesi ise Komutan Sağdabaşlığını kullanırken aynı zamanda Fenerbahçe teknik direktörü Daum’u Yüzbaşı Üniformalı olarak gösteriyordu. Bir sezon sonra ise atılan başlıkların yanına Kıdemli ifadesi ekleniyordu.
Rütbe tartışması 2012-2013 sezonunda Galatasaray’ın on dokuzuncu şampiyonluğa ulaşması ve dördüncü yıldızı takmak için bir şampiyonluğa ihtiyacı kalmasıyla yeniden başladı. Bu duruma vurgu yapan tişörtler hazırlanmış ve her şey dördüncü yıldıza ayarlanmıştı. 2013-2014 sezonunu Fenerbahçe’nin şampiyonlukla kapamasının ardından ise dördüncü yıldız rekabeti bu kez iki takım arasında yeniden alevlendi belki de biraz alevlendirildi.
Bu iki takımın futbolcularının sürekli olarak medyaya yeni formalarının ne kadar güzel olduğunu belirtmelerinin yanı sıra dördüncü yıldızı takarak kulüp tarihine geçmek istedikleri haberleri bir anda etrafa saçılır hale geldi.
Tarih yazma meselesi bu ülke evlatlarının bilinç altında her zaman saklı duran bir yaradır ve bu yarayı hiç ummadığınız bir şekilde en çok futbol medyasında görüverirsiniz. Futbolcuların yanı sıra yöneticiler de sık sık bu mesele üzerinden taraftarlarına ve kamuoyuna mesaj vermeyi tercih ediyorlar.
Galatasaray kulübünün yeni teknik direktörünün imza töreninde dördüncü yıldızın gündeme gelmesi tesadüf olmasa gerek. İşin ekonomik boyutunun ezeli rekabetin önüne geçtiği dönemleri yaşıyoruz ve bu durum ne yazık ki hiç de adaletli olmayan bir yapının oluşmasına yol açıyor. Bunun farkında olan Beşiktaş kulübü başkanı Fikret Orman ‘üçüncü yıldızı takmamız gerekiyor’ açıklamasıyla tam da bu yıldız savaşlarının yaşandığı günlerde konuya dahil oluveriyor.
Öte yandan bu sezon süper ligimizde mücadele edecek olan on sekiz takımdan sadece altısının sponsorluk anlaşması bulunuyor yani sponsorlar adı süper! olan ligimizden ellerini çekiyorlar. Bu çekilmenin arkasında bitmez tükenmez şekilde yaşamakta olduğumuz kayıkçı kavgalarının-yöneticilerin bitmez tükenmez ego şişkinliklerinin-etkisi bulunuyor.
Hiçbir marka kavgaya, şiddete, çirkin görüntülere sponsor olmak istemiyor ve haklı olarak geri çekiliyor. Bunun karşısında ise büyük kulüplerimiz ve futbol medyamız yıldız savaşlarını kutsamak suretiyle zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar.
Oysa ki yıldız sayısını kutsarken her şeyi niceliğe indirgemek suretiyle niteliği es geçtiklerini göremiyorlar. Niteliğin olmadığı yerde ise niceliğin esamesinin bile okunamayacağını, sınırlarımızın dışına çıkınca anlıyoruz ama her zaman ki gibi çok geç oluyor. Unutulmamalı ki, takımların büyüklükleri kazanılan şampiyonluklar ve takılan yıldız sayıları ile ölçülmez/ölçülemez!























Yorumlar