top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Kılıç'ın Radarı

Radar ile ışıldak arasındaki farkı hem çok sever hem de çok önemserim.

Okuyucularım bilir, yeri geldiğinde de yazılarımda bu karşılaştırmayı yaparım.

Türk sporunda geçen hafta "sessizce" yaşanan bir gelişme üzerine yine aynı kıyaslamayı hatırlatarak başlayacağım yazıma.

Radar ve ışıldak arasındaki farkı bilirsiniz…

Işıldağın görebildiği, gösterebildiği çok azdır.

Kör noktaları sonsuzdur.

Radarın ise kör noktaları azdır.

Işıldak arar durur.

Radar ise aramadan bulur.

Işıldak bir anda bir yana yönelebilir.

Radarsa bir anda her yana açıktır.

İşte bu farklar ışığında, o sessiz ve ama bana göre tarihi nitelikteki gelişmeyi ele alalım.

Medyamız -her zaman olduğu gibi- yine ıskaladı. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer'i ziyaretinde 200 milyon liralık yatırımla bir Olimpiyat Enstitüsü’nün kurulacağını açıkladı. Bakanlık sitesinde "Türk Sporunda Dev Proje" olarak sunulan ama medyamızda ancak "cüce" haber olarak görülen bu adım ile ilgili Bakan Kılıç'ın açıklamalarını hatırlatmakta fayda var:“Bu merkez tamamlandığında Türk sporunda devrim diyebileceğimiz çok büyük bir atak gelişmiş olacak. Doğru yöntemlerle bilimsel desteklerini almak kaydıyla sporcularımıza sağlanabilecek her türlü katkıyı finansal anlamda sağlama konusunda en ufak bir eksiğimiz yok. Hacettepe Üniversitesi hem Doping Kontrol Merkezi hem de Olimpiyat Enstitüsü ile Türk sporunun sessiz devrimindeki en önemli bilim kurumu olarak imzasını bugün itibarıyla bu sürece koymuş bulunmaktadır.”

Uzun yıllardır "Türk sporunun performans planı", "Olimpik Sporcu Yetiştirme Merkezleri" konularında çalışmalar yapan ve yazılar kaleme alan birisi olarak şunu belirtmeliyim; Bakan Kılıç'ın göreve geldiği 2011 Temmuz ayından beri yaptığı en önemli açıklama buydu. Çünkü benim gözümde "Türk sporunun radarı" işte budur. Ancak olimpiyat adaylığımız süresince sahte bir olimpiyat sevdasına kapılan medyamız genelde radarı değil ışıldağı haber yapmayı seviyor ne yazık ki.

Bakan Kılıç'ın "Maçlar gündüz oynansın” ve “Deplasman yasağı artık kalksın" demeçlerini hatırlayalım. Gazetelerin spor sayfalarında 6 sütuna manşet olmuştu bu sözler. Elbette önemli açıklamalardı, ancak Türk sporu için "radar" değil olsa olsa birer ışıldak olabilirdi.

Bir kez daha vurgulamak da fayda var sanırım. Türk spor medyası her zaman sadece güncele odaklanmamalı, Türk sporunun geleceğini şekillendirecek "radar" projelere de ilgi göstermeli...

Rektör Prof Dr. Murat Tuncer'in açıklamalarını da çok önemsiyorum:“Olimpiyatların kazanılması bilimsel bir süreçtir. Spor Bilimleri Enstitüsü olmadan bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Öncelikle olimpiyatlara ev sahipliği yapabilmek için olimpiyat şampiyonu sporcu sayımızın artması gerekiyor. Bunun da bilimsel bir süreç olduğu kabul edilmeli. Üniversite olarak ülkemizde sporun geliştirilmesi, ülke çapında yaygınlaştırılması, sportif başarının artırılması ve özellikle dünya ve olimpiyat şampiyonlarının yetiştirilmesi için gerekli bilimsel ve teknolojik desteği vermeye hazırız. Olimpiyat düzenlemiş ülkelerin sportif performansın geliştirilmesi konularında ciddi bir bilimsel alt yapılarının olduğu ortadadır”

Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Haydar Demirel olimpiyatlar için Japonya örneğine dikkat çekerken, “Tokyo’da yapılan 1964 Olimpiyatları’nda 3.olan Japonlar, 1988 Seul’den itibaren birbirini takip eden dört olimpiyatta sırasıyla 14, 17, 25 ve 15. olunca, teknoloji harikası olan Japon Spor Bilimleri Enstitüsü’nü kurarak, bilimi en küçük ayrıntıya kadar sporun içerisine taşıdılar. Böylece 2004 Atina Olimpiyatları’ndan itibaren yeniden üst sıralara çıktılar ve 2020 Olimpiyat Oyunları’na da tekrar ev sahibi olmaya hak kazandılar” diyor.

İşte "radar" ile "ışıldak" arasındaki fark da vizyonda bu demeçlerde yatıyor..

 
 
 

Yorumlar


bottom of page