Irmak dizginsiz akıyor
- Ömer GÜRSOY

- 6 Tem 2010
- 2 dakikada okunur
Futbol liginin başlamasına doğru adrenalimiz giderek artarken çağlayan ırmaklar gibi garip bir coşku var içimizde.
Bilirsiniz, ırmaklar da canlılar gibi yaşar. Sabırla denize ve okyanusa akacağı günü bekler. Zaman zaman coşar, suyu taşar, bazen de su seviyesi düşer.
Sulama yapmak ve tahrifatı önlemek için ırmağın akışının denetlenmesi gerekir. Barajlar bunun için yapılır. Vadi genişler ve birçok bentlerde ırmağın su düzeyi yükseltilir.
Irmağın dizginsiz akışı ile Türk futbolunun içinde bulunduğu durum ne kadar birbirine benziyor.
Şöyle bir sıralayalım:
Bir tarafta ekonomik olarak Avrupa’nın 6. değerli ligi, öte yanda transfer piyasasında dolaşan uçuk rakamlar, kapalı devre yönetimler, kontrolsüz ve şeffaf olmayan bilançolar, korsan menajerler, özel güvenlik-polis tartışmaları, sadece yayın gelirine bel bağlayan kulüpler, alacaklarına temlik koyan başkanlar..
Türk futbolu bir ırmak gibi dizginsiz akıyor, kulüplerin yanlış yönetimleri ile kaynaklar boşa harcanıyor, böylece ırmağın suyu yavaş yavaş çekiliyor.
***
Söz konusu futbol olunca devreye kim girmeli?
Tabii ki, yıllar sonra devletin “Alıştırma Tekerlekleri”nden kurtulmuş özerk Türkiye Futbol Federasyonu.
TFF Başkanı Mahmut Özgener’in Forbes dergisine verdiği röportajı okuyorum.
Başta, Sezarın hakkı Sezara verelim…
Yazıda ifade edilen TFF’nin gelişimi ve sponsorluk gelirlerindeki artış takdire şayan, Başkanın sorunlara yönelik temel tespitleri de oldukça isabetli.
Ancak “UEFA kriterlerini uygularsak birçok kulübümüz batar” sözlerinden bir süre daha ırmağın dizginsiz akmasına göz yumulacağının işaretini alıyoruz.
Röportajı yapan Mehin Öner’in ifadesi ile “her iki kelimesinden biri ‘kurumsallaşma’ olan” Özgener’in “ama burası Türkiye” mazeretinin arkasına sığınmaması gerekir.
“Devrim yapamıyorsanız reform yaparsınız.”
Çok zor olduğunu bilsek de bize göre bu ülkede kulüplerin mali yapılarını disiplin altına alan kişinin “reformist” diye heykeli dikilmelidir.
‘Mahmut’’un kelime anlamı “övülmeye değer”..
Görev süresinin sonunda Özgener’i “Yaptıkları ile Türk futbolu adına heykeli dikilecek adam” diye övmek herkesin samimi dileğidir.
***
Tesadüfe bakın ki, “ Futbolun Patronu - Oyun Kurucu Özgener” röportajının yayınlandığı sayıda Ram Charan’ın “Zor Zamanlarda Liderlik” kitabı da okuyucuya verildi.
Charan, koşulların zorlaştığı durumlarda geçerli olandan ciddi ölçüde ‘farklı bir liderlik türü’ talep ediyor ve ekliyor:
“Şimdi minik düzeltmelerin zamanı değil. Eylemlerinizin insanlara güven aşılayabilmesi için, belli belirsiz değil, kalın çizgili ve cesur olun!”
Kulüplerin mali yapılarındaki tsunami uzun bir süredir için için oluşurken Özgener, gelmiş geçmiş en büyük “oyun kurucu” Platini’den esinlenmeli ve daha uzun süre ırmağın dizginsiz akmasına izin vermemelidir.
Yoksa, o dizginlenemeyen akış ‘iyi olan’ ne varsa alıp götürür.
İşte bir Latin atasözü:
“corruptio optimi pessima”, yani “en kötüsü iyinin bozulmasıdır”
Ömer Gürsoy- Habertürk Gazetesinden alınmıştır






















Yorumlar