İyi Futbolcu Yerine, Ünlü Futbolcu Yetiştirmek
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 8 Eyl 2015
- 2 dakikada okunur
NTV Spor’un sorularını yanıtlayan Ümit milli futbolcularımızdan Enes ve Oğulcan, “Kendimizi kandırmaya gerek yok. Yıllardır söylenen bir şey var; “altyapıda başarılıyız” ama iş öyle değil…” diyerek, Türkiye’deki alt yapı eksikliğine dikkat çektiler(İnşallah birileri de onların kulağını çekmez!).
Bireysel anlamda çok yetenekli olup yıldız adayı olarak gösterilen, yerli “Messi, Ronaldo veya Maradona” olarak abartılan, ancak öğren(eme)dikleriyle kendi takımlarında süre alamayan, tutunamayan, “Muhammed, Batuhan, Gökhan Emreciksin, Okan koç, Berkant Göktan, Serdar, Abdulkadir, Recep…” gibi futbolumuzun kayıp genç yıldızlarının “vebali ve günahı” kimin?
Daha önce de vurguladığım gibi, her şeyden önce gelişmenin bir bütün olduğunu hiç unutmamamız gerekiyor. Futbolcunun gelişme alanlarını bölümlere ayırmak konunun daha kolay anlaşılması için uygun bir yöntemdir. Ama futbolcunun gelişmesine bir bütün olarak bakmak doğrudur. Sadece bir alandaki gelişme belirtilerine bakarak, bir futbolcunun“geliştiğini” veya“geri kaldığını” söylemek yanıltıcı olabilir. O bakımdan, bu alanların ayrı ayrı incelenmesinin salt bir yöntem sorunu olduğunu,“futbolcu geliştirmeye”bir bütün olarak bakmamız gerektiğini unutmamamız doğru olacaktır.
Alt yapılarda; önce iyi insan, sonra iyi futbolcu olmak felsefesi bir türlü öğretilemiyor. Genç futbolcularımız, iyi bir futbolcu olmakla ünlü olmayı birbirine karıştırıyor. Kolay yoldan ünlü ve zengin futbolcu olabilmenin hayalini kuruyorlar. Düşünsenize, bir şut, bir gol, bir çalım, bir pas atıyorsunuz. Bir sezonda üst kategori de milyonlar kazanıyorsunuz. Antrenmanlara son model spor arabanızla gidip geliyorsunuz. Süper Villa’da otuyorsunuz. Türkiye’nin en güzel kızları peşinizden koşuyor, arkanızda bir basın ordusu sizi takip ediyor. Her hareketiniz bir olay, her olayınız ayrı bir haber… Ne kadar cazip değil mi?
Hayal dünyasında, Orhan Veli’nin dediği gibi “Bedava yaşıyoruz, bedava; hava bedava, bulut bedava…”
Popüler medya da, reklam ve ünlülerin resimlerinde verilen mesajla, genç futbolculara verilen mesaj hep aynı: Başkalarının hayranlık duyduğu Messi, Ronaldo veya Arda gibi futbolcuları taklit ederek; cazip görünüp, kendilerini daha iyi hissedip, performanslarının artacağı düşünülüyor.
On’larca yönetici kendini bir gün FİFA’nın başkanı, yüzlerce antrenör kendini Barcelona’nın teknik direktörü, binlerce futbolcu kendi yaşam koşullarını yok sayarak veya görmezden gelerek, Messi, Ronaldo veya Arda olacağını zannediyor.
Enes’in dediği gibi “Kendimizi kandırmaya gerek yok”.
Kulüplerimiz; kurumsallaşmadan, vizyon ve misyon sahibi olmadan, ekonomik kaynak yaratmadan “nasıl” dünya devi olsun.
Antrenörlerimiz; okumadan, araştırmadan, gelişip değişmeden sene de bir (mış gibi yapılan) antrenör seminerine katılmakla “nasıl” José Mourinho, Arsène Wenger gibi dünya çapında bir teknik direktör olsun.
Attıkları her şut, her pas, her çalım için kar-yağmur, soğuk-sıcak demeden; toprak-çim, saha-salon ayırt etmeden, binlerce tekrar yaptıklarını bilmeden Messi, Ronaldo veya Arda’nın yanında Artvinspor’dan Ahmet, Edirnespor’dan Mehmet “nasıl” olsun?
Yetişilen ortam, eğitim, kültür ve futbol algıları farklı “Çalışan-tembel, üreten-tüketen, düşünen-düşündüren, bilgili-ilgili, avunan- avutan, alıngan-hırslı, sakin-saldırgan, oyalayan-oyalanan, gelişime açık-kapalı, taklit eden-edilen, imajı-traşı olan…” iki insan grubundan bahsediyoruz.
Sonrası için bir anı, bir heves olmaktan öteye gitmeyen, sosyal ve psikolojik yıkımdan başka bir şey kazandırmayan, “sembol”, “imaj” ve “popüler kültürlü” futbol realitemiz, hayatın gerçeği karşısında “Ya bir beden büyük ya bir beden dar geliyor.”
İnsanlar, profesyonel futbolcu veya ünlü futbolcu olacağım diye, günün birinde futbol mağduru da olabiliyor. Bunun için futbolcu yetiştirme, yönetme ve geliştirme yöntemlerinin hem kulüp yöneticileri hem de antrenörler tarafından uygulanması gerekiyor.






















Yorumlar