Hakemlerin Huzurla Maç Yönetmesi
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 13 Şub 2014
- 1 dakikada okunur
Huzurun, sosyal ve psikolojik platformda anlam karşılığının “Hayatla uzlaşmak” olduğunu söyleyebiliriz.
Bu da göstereceğimiz hoşgörü çizgisinde önce kendimizle, daha sonra ise aile bireyleri, akrabalar, yakın ve uzak çevremizle uyum içinde olmak demektir. Söz konusu futbol hakemleri ise, her futbol hakemi önce kendisiyle barışık ve uyum içinde olmalıdır.
Bunun diğer adı, hakemin “iç huzuru” bulmasıdır.
Acaba kaç üst düzey hakemimiz, en son ne zaman huzur içinde futbol yönetti, izledi veya sohbetini yaptı, biliyor mu?
Yani hakem olarak futbolda huzuru ne zaman terk etti?
Futbol hakemi için trajik bir durumdur, huzurlu bir futbol ortamından umudunu kesmek…
Huzura gerek duymamak…
Huzuru terk etmek…
Bir futbol hakemi huzur nasıl terk eder?
Saha içinde;
Adil olmayarak,
Oyuncularla duygudaşlık ve iletişim kurmayarak.
Antrenöre tahammül etmeyerek,
Taraftara güven vermeyerek,
Yani kötü maç yöneterek,
Kimimiz, saha dışında;
Kulüp yöneticileri tarafından hakaret ve tehdit edilirse,
Eski hakem ve futbol yorumcuları tarafından acımasızca eleştirilir, hedef gösterilir ve itham edilirse,
Müsabakadan çok hakem konuşulursa,
O hakemin yaşamında “huzur“ olmaz.
Futbol hakemlik yaşamında huzurlu ve huzursuz maç yönetmek, bir pilin artı ve eksi kutupları gibi çalışmaktadır. Müsabaka yönetirken hata yapmayan hiçbir hakem olamayacağına göre Futbolda hakemliği başka bir dille okumak. Başka bir dille sunmak gerekiyor.
Elbette ki müsabaka ortamında, hatalı kararlar olacaktır. Burada önemli olan, hata ve yanlışların farkına vararak, onların tekrarından kaçınmak, hakemliğin felsefesinden ve erdeminden kazanılacak; doğruluk, dürüstlük, saygı ve adalet gibi temel değerlerin üzerinde ısrarla durmaktır.



















Yorumlar