top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Gereksizlik VAR!

Özünde Elle oynama var mı? Top çizgiyi geçti mi? Golden önceki pozisyon ofsayt mıydı? gibi futbolun tadı tuzu niteliğindeki tartışmalarda “kafalarda soru işareti kalmasın, hakem gitsin baksın, ortada tereddüt kalmasın” anlayışı barındıran VAR’ın bir uyarı ve öneri mekanizması olduğu bir türlü anlaşılmıyor. 

 Bütün derdimiz karşı kaleye gol atmak ve 'gool' diye bağırabilmek, kazanan tarafta olmanın hazzını tadabilmek1.

Hakemler sorumluluk almamak için gözlerinin önündeki pozisyonlar içinde sahte okeyi oynayıp, yalandan VAR uygulamasını işletiyor.

VAR sorun çözme aracı olmak yerine, kendisi sorun olarak ortaya konmaya başlandı. Her VAR değerlendirmesinde; 

- Heyecan ortadan kalkıyor, VAR olmadan futbol daha güzeldi dedirtiyor.

- Futbolun ruhunu öldürüyor.

- Seyir keyfini kaçırıyor.

- Futboldan duyguyu çıkarıyor, oyunu mekanikleştiriyor.

- Oyunun temposu düşüyor.

- Futbolcular konsantrasyon kaybediyor.

- Motivasyonu bozuyor.

- Dikkat dağıtıyor.

- Hakemi değersizleştiriyor.

- Hakeme güvensizliği pekiştiriyor.

- Futbolun güzelliğini yok ediyor.

- Kararların aleyte değişmesi sahte bir mutluluk etkisi yarattığı için sonrasında öfke duygusunu tetikliyor. Bu işlemle hakemlere tepki artıyor.

- Seyirci maçtan soğuyor.

- Futbolun doğasına önemli bir katkı yapmıyor. Futbolun güzelliğini örtüyor.

Bir yenilik olarak VAR insanların ufkunu genişletmiyor, futbol bilincini geliştirmiyor. Ayrıca VAR sahada adaleti sağlamıyor. Önceden “hata ile vermiyor” algısı şimdi izlediği halde vermiyora dönüşüyor.

Örneğin; 

VAR pozisyonun gol olup olmadığını, kırmızı kartlık durumları ve penaltı gibi önemli kararları görüntüler üzerinden tespit etmeyi sağlıyor.Yani, pozisyonların başlangıcını değil sonunu kapsıyor. 

Bu doğru bir anlayış değildir. Müsabakada gol şansının sadece ceza sahası içindeki pozisyonlar için algısı yanlıştır. Çünkü, futbolda gol şansını olmadığı hiçbir an ve alan yoktur. Futbolcu 1 metreden de, 110 metreden de gol atabilir. Örneğin, hakem rakip saha da yanlış bir kararla faul (direk bir vuruş) verdi, futbolcu kendi yarı sahasından vurdu gol oldu. Böyle bir kurguya “ol(a)maz” diyebilirmiyiz? 

Baskı yapan takım için dezavantajlı bir durum oluşuyor.

Bu görüntü, bir boksörün rakibini tam nakavt edecekken gonk çalması gibi bir şey. 

Maç sonu uzatmalarda VAR duraksamaları nedense hiç dikkate alınmıyor.

Bekleme süresi Dünya kupasında her ne kadar 2-3 dakikayı geçmese de, ligimizde garip bir uzatma anlayışı var. Her müsabaka da VAR değerlendirmesi için oyun ortalama 5-6 dakika duruyor, sanki hiç sakatlık olmamış, oyuncu değişmemiş gibi uzatma 5 dakika veriliyor. 

Hakemler sorumluluk almıyor. 

Tartışmalı kararlarda, hakemler beden dilini kullanarak ya kulaklığını ya da VAR sistemini göstererek, “bu benim kararım değil” mesajı veriyor. Son olarak, Bursaspor-Ankaragücü maçında Sakho'nun iptal edilen golü öncesi VAR odasındaki hakemler Hüseyin Göçek ve Volkan Bayarslan'ın yerlerinde olmadıkları ve pozisyonu izlemedikleri görüldü.

Galatasaray-Antalyaspor maçı kaleci Muslera’nın pozisyonu kırmızı kart VAR’dan izlenmeye gerek duyulmadı. 

 

Fenerbahçe-Başakşehir maçı VAR arızalı pozisyon ofsayt değil, yayıncı kuruluşun Piero görüntülerine ihtiyaç duyulmadı.  

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Fenerbahçe- Başakşehir Spor maçı offside pozisyonu) 

VAR’a rağmen hakemler hatalı kararlar veriyor. 

Yayıncı kuruluşun piero görüntüleri, Fenerbahçe-Aytemiz Alanyaspor, Bursaspor-Başakşehir, Rize-Bursaspor, Trabzon-Göztepe, Beşiktaş-Kayseri, Alanya-Akhisar, Başakşehir-Malatya maçında yaşanan tartışmalı pozisyonlarda VAR’a rağmen hakemlerin hatalı kararlar verdiklerini gösteriyor. 

- VAR’ı herkes anladığı kadar uyguluyor, anladığı kadar yorumluyor. 

​Sahada, 33 kameralık özel 4K sistemi, her kalede 7 kamera ve hakemlere özel Android’li saatler devrede, bu teknolojinin devreye girmesi için harcanan milyon dolarlarlaVAR, futbol için tam anlamıyla bir külfettir. Futbol “dini imanı para olmuş” bir gösteri olmamalıdır. 

​Sorunumuz futbolda teknolojinin olması sorunu değil, bir eğitim, bir ahlak ve bir kültür sorunudur. 

​Sorun futbolu hangi ruh ve değer yargılarına göre yönetme, oynama ve izleme sorunudur.

Sorun, endüstrinin 'avantajlar dünyası'ndan neden yararlanmadığımız değildir.

Sorun giderek devleşen futbol endüstrisinde futbolun pazarlanan bir olgu haline gelmesidir. Bunun çözümü için monitöre bakmak yerine hakem kararlarına, futbolcu davranışlarına, antrenör iletişimine, yönetici söylemlerine, taraftar tepkilerine, yazar ve yorumlara bakmak gerekir. 

Kapitalizmin açgözlülüğünü, futbolun eğitim ve kültürüne tercih etmiş oluyoruz. VAR’a harcanan para hakemlerin gelişim, futbolcuların etik değer, antrenörlerin olgunluk, taraftarların hoşgörü, yorumcu ve yazarların tarafsızlık, yöneticilerin beceri eğitimine harcanması sadece futbola değil, insanlığa hizmet olmaz mı?

Kaynak:

1. Sayar, K. (2012). Hüzün Hastalığı, Timaş Yayınları, İstanbul, s.119

 
 
 

Yorumlar


bottom of page