top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Geçen Haftadan

Bugünkü yazım, geçen hafta yazılı basında biri benden kaynaklanan, birisi de benim hakkımdaki iki yanlış bilgiyle ilgili.

 

Öncelikle geçen haftaki “Garip Şeyler” başlıklı yazımda “Ama UEFA’nın hakem yönetiminde yıllardır – hatta UEFA UEFA olalı beri –bir Türk yok.” demiştim. Buradaki kastım “hakem kökenli” Türk idi. Sevgili Başkanım Şenes Erzik beni arayarak bu cümlenin yanlış anlaşılabileceğini hatırlattı. Evet, Şenes Erzik yıllarca UEFA Hakem Komitesinde Yönetim Kurulu üyesi sıfatıyla asbaşkan olarak yer almıştır. Bugün Cüneyt Çakır’ın ve hatta geçmişte Ahmet Çakar’ın gelmiş oldukları noktada kendi yetenekleri kadar Şenes Erzik’in de destek ve katkıları vardır. Şenes Erzik 1998-2002 yılları arasında FIFA Hakem Kurulu Başkanlığı da yapmıştır. Türk Milli Takımının tarihindeki en büyük başarı olan Dünya Kupası üçüncülüğü de bu döneme rastlar. 2002 Dünya Kupasında üçüncülüğe giden yolda en kritik maçı ev sahibi Japonya ile yapıp 1-0 galip gelmiştik. O maçın hakemi zamanının en iyi, belki de tüm zamanların en iyi hakemi Collina idi. Collina o maçı seyirci baskısından hiç etkilenmeden mükemmel ve objektif bir şekilde yönetmişti. Bu maça Collina’nın atanmasının bir tesadüf olduğunu düşünenler ve de “Şenes Erzik Türk futbolu için ne yaptı ki ?” diyenler bir daha düşünsünler. Şenes Erzik’in Türk futboluna ve hakemliğine katkılarını anlatmaya bu satırlar yetmez.

 

Sevgili gazeteci arkadaşım Cemal Ersen geçen hafta yeni MHK Başkanı Kuddusi Müftüoğlu ile yaptığı röportajda kendisinin 45 yaşında en genç MHK Başkanı olduğunu söylemiş. Ben 36 yaşında MHK üyesi, 40 yaşında MHK Başkanı olmuştum. Bu yaştan daha genç hiçbir başka MHK Başkanı yok. Sevgili Müftüoğlu’nun en genç MHK Başkanı olması için yaşını 6 yaş küçültmesi gerekecek. Şaka bir yana Kuddusi kardeşime başarılar dilerim. 

 

1993’de Şenes Erzik MHK Başkanı olmamı istediğinde hem 40 yaşında idim hem de Türkiye’de çok bilenen bir hakemlik kariyerim yoktu. Sayın Başkan bana güvendi ve ben de onun yüzünü kara çıkarmadım. Üstelik o günkü MHK’de benden genç üye olmadığı gibi en genci benden 5 yaş büyüktü. Kamuoyunda, 2 senelik başkanlık dönemimde yaptıklarımdan çok, benim hatamdan kaynaklanan Ali Şen’in “Ahmet Güvener ve çetesi” sözü hatırlanır. Gerek MHK Başkanlığımda, gerekse diğer görevlerde iken Türk hakemliğine katkılarımı anlatmak bana düşmez, bilenler bilmeyenlere anlatsın.

 

Gelelim Kuddusi Müftüoğlu MHK’sine . İlk bakışta çok tecrübesiz ve siyasetin şekillendirdiği izlenimini veren bir kurul. Gerek MHK Başkanı gerekse Temsilciler Kurulu Başkanı doğrudan iktidar partisi ile ilişkisi olan kişiler. Ben bu durumu başkalarının yaptığı gibi onların aleyhine kullanmayacağım. Her ikisinin de başarılı olabileceklerine inanıyorum. Yani hukuktaki gibi, insanlar aksi ispatlanana kadar suçsuz kabul ediliyorsa , onların da başarısızlıkları ortaya çıkana kadar başarılı o{jcomments on}labilecekleri kabul edilmelidir. Müftüoğlu’nun en büyük handikabı yaşı değil ekibinin tecrübesizliğidir; ama bu tecrübesizliği Türk hakemliğinin önündeki en büyük engel olan statükoyu rahatça aşmak için akıllıca kullanabilirse fırsata dönüştürür. Her ikisine de başarılar…

 
 
 

Yorumlar


bottom of page