Galatasaraylı Sabri Reis'in Teknesi Battı!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 18 Tem 2014
- 2 dakikada okunur
Sonuç üzerinden konulara ilişkin görüş bildirmeyi doğam gereği doğru bulmuyorum ama Galatasaraylı Sabri’nin kamp kadrosuna alınmaması öyküsü geleceğin yıldızı olarak gösterilen genç futbolculara ders niteliği taşıdığı için düşüncelerimi ortaya koyma gereği hissettim.
Sabri Sarıoğlu, 2003 yılındaMircea Lucescu tarafından A takıma çağrıldığında beritakımın vazgeçilmezlerinden biri olarak, Galatasaray ile 5 lig şampiyonluğu, 3 Türkiye kupası kazanmış, 300'ün üzerinde maçına çıkmış, 44’ü A olmak üzere 142 kez, Türk millîtakımlarına çağrılmış kariyerli bir futbolcu.
Futbolu yaşayarak oynardı… Hayranlıkla izlerdik. Sakatlandı üzüldük, iyileşmesini sabırsızlıkla bekledik.
Sonra iyileşti ve sahalara “Reis” olarak döndü. Ola ki gönül bağı vardır, kıramamıştırtaraftarları diye teselli arıyorum. Ama nafile!...Nasıl becerdi bilmiyorum ama şurası kesin ki, önceleri saha içinde futbolu ile taraftarları coşturan Sabri’nin sanki diz bağları ile değer yargıları da sakatlanmıştı.
Kaba saba hareketleri ve çatlak sesi ile bağıra çağıra taraftara üçlük çektirerek şov yapıyor, internet sitelerinde 11 yıldır düzeltemediği ortalar ve çektiği kötü şutlarla hakkında fıkra üretilen veya geyik yapılan bir fenomen olarak kabul görüyordu.
Fenerbahçe ile oynanan maçta girdiği bir pozisyon sonrası tartıştığı Volkan Demirel’in boğazını sıkması ile aldığı 4 maç ceza, Sabri’nin İnternet (geyiklerini) popülaritesiniartırırken, kaptanı olduğu takımda forma giyme şansını da azaltmıştı. Bir sezonda ortalama 35 maç oynayan yıldız futbolcunun maç ortalaması 2012-2013 sezonu için 16, 2013-2014 sezonunda 2 maça düşmüştü.
İşin sakıncalı tarafı; internetin yeni yıldızı takımda oynamadan, kulüpte kalmak için“Artık,ne yaptığım önemli değil, kabul görmem önemli” der gibiydi…
Duyguları okşayan bu durum, Sabri için sanki“Takımdaki başarısızlığının doğurduğu yetersizlik duygularını internet ortamında başarı sağlayarak ortadan kaldırmasına neden oluyordu”. Yani psikoloji dilinde “Telafi etme” yöntemini tercih ediyordu.
Rıdvan Dilmen’in “Neden Sabri ile dalga geçiyorlar”başlıklı köşe yazısında sorguladığı Sabri; çok sevilir gibi görünen ama aslında dalga geçilen bir futbolcudur. Bu görüntü ister istemezdaha önceleri“Tele vole” mikrofonlarına abone olup, sonradan tövbe eden futbolcu abilerini anımsatıyor.
Yıldız bir futbolcunun kendi kariyerine yabancılaşması, yetenek ve becerinin metalaşması ne demekmiş, futbol neden nankörmüş, daha iyi anlıyor insan…
Uzun lafın kısası hayat; yanlış tercihin bedelini ödetiyor.






















Yorumlar