Gündeme CAS Bombası Düştü!
- Prof. Dr. Ahmet TALİMCİLER

- 1 Eyl 2013
- 2 dakikada okunur
Önce Fenerbahçe’ nin 2 yıl, ardından Beşiktaş’ın da 1 yıl Avrupa kupalarından men edilme cezalarının CAS tarafından açıklanmasının ardından bazı yayın organlarında ‘CAS Bombası’ ifadesine sıkça başvuruldu.
Fenerbahçe’ye verilen 2 yıl men cezası sonrasında şike süreci boyunca ön planda yer alan bazı isimlerin sert açıklamaları dikkat çekiciydi. Filmi geriye sarıp son iki yılda olup bitenlere daha yakından baktığımızda ortaya çıkan resmin gündelik hayatımızdaki ‘hallederiz abi’ mantığının futboldaki uzantısından başka bir şey olmadığını rahatça söyleyebiliriz. Şike süreci Türk futbolu açısından bir arınma dönemini başlatabilirdi ancak futbolun iktidarı üzerinden kendi iktidarlarını perçinlemeyi tercih eden kulüp başkanları ve medyanın kanaat önderi yorumcuları, olan biteni kısa sürede bambaşka bir aşamaya taşıyıverdiler. Şikenin ahlaki boyutu bir anda yerini futbol ekonomisine bırakıverdi ve kısa bir süre içerisinde hep aynı isimlerden benzer yorumları dinlemeye başladık. Önce yargılamanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtenler ardından spor hukuku yargılamasının beklenmesi gerektiğini söylediler. İlk üç ay öylesine yoğun bir enformasyon bombardımanı altında geçildi ki, ülke gündeminin en önemli maddesi bir anda şike süreci haline dönüştü. Söz konusu takımın Fenerbahçe ve bu operasyonun iki numaralı ismi olarak Fenerbahçe kulübü başkanının olması bir anda işin rengini, boyutunu değiştirdi. Şiddeti önleme için yasal düzenlemeler getirilmesi konusunda Meclis’teki partilere ziyaretler gerçekleştiren kulüpler, çıkartılan yasanın ne denli ağır hükümler içerdiği gerçeği ile karşılaştıklarında yeniden Ankara’nın yolunu tuttular. Taraftarlar ve medyanın keskin yorumcuları için ağırlaştırılmış hükümler içeren yasa, Cumhurbaşkanının vetosu sonrasında bütçe görüşmeleri sırasında üstelik önce dört ardından üç partinin mutabakatı ile yeniden çıkartıldı.
Futbol federasyonun UEFA ile yürüttüğü görüşmeler sonrasında süreci en az hasarla atlatabilme hayallerinin Ankara’daki genel kurulda suya düşmesinin arkasından bir köşe yazarının ifadesiyle “Yumurtayı Dik Tutacak Bir Federasyon Başkanı” aranmış ve bütün düzenlemeler bu çerçevede yeniden oluşturulmuştur. Şike Sahaya Yansımamış ifadesi sonrasında mahkemenin Fenerbahçe’nin başkanı ve iki yöneticisi hakkında verdiği cezalar kafaları bulandırmış ancak UEFA cephesinden herhangi bir girişim olmadığı için her şey normale dönmüştür!. Rüyadan UEFA’nın Fenerbahçe ile Beşiktaş kulüplerine Avrupa kupalarından men cezası vermesi ile uyanıverdik. Yaz aylarını kulüplerimizin CAS yargılama süreci içerisinde nasıl savunma verdikleri ve Avrupa kupalarına katılıp katılmayacakları tartışmaları ile geçirdikten sonra Çarşamba günü Fenerbahçe, Cuma günü ise Beşiktaş’ın men edilmeleri ile yine kendimize döndük. Önümüzdeki dönem şampiyonluk kupası tartışmaları içerisinde geçmeye devam edecek, umarız bu kez futbol federasyonu sorunları ötelemek, ya da halının altına süpürmek yerine çözmeyi tercih eder ve bu doğrultuda gerekli adımları atma yolunda hareket eder. 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne kadar yaşadıklarımız her açıdan çok önemli dersleri ihtiva etmekte ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken deneyimleri içermektedir. Bu sürecin getirip götürdüklerini spor hukuku, medya, kulüp yönetimleri, teknik direktörler, futbolcular, taraftarlar ve siyasal iktidar açısından sorgulanmaya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu sorgulamayı bugün yapmazsak ‘Gündeme Bomba Düştü’ ifadelerini kullanmaya daha çok devam ederiz.





















Yorumlar