top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Gündemden Yansımalar

Ülkemizde gündem öylesine hızlı değişiyor ki, bir hafta önce tartışılan konuların ne olduğunu dahi hatırlamıyoruz.

Bu durumdan spor/futbol dünyası da yeterince nasibini alıyor, bu alanda da malzeme son derece bol ve tartışmaların ardı arkası kesilmiyor. Gündeme damgasını vuran iki açıklama da Gençlerbirliği kulübünün değişmez genel başkanı İlhan Cavcav’dan geldi. Cavcav, ilk olarak Galatasaray kulübü ile Ankara’da oynayacakları karşılaşmaya Galatasaray taraftarlarının alınmayacak olması hususunda yerinde bir saptamada bulundu. Galatasaraylı taraftarların maça gelememelerinden kendi kulüplerinin büyük bir maddi zarara uğrayacağını ve bunun için de bu uygulamanın değiştirilmesi gerektiğini belirtti.

 

Futbolu temsil ağırlığı olduğu iddia edilen Kulüpler Birliği belirli periyotlarla bir araya gelip, açıklamalarda bulunuyorlar. Ancak her ne hikmetse bu gibi hayati konular hiç ama hiç gündeme gelmiyor. Olay çıkartan seyircilerin cezalandırılması yerine bir tribünü cezalandıran zihniyetin ucu, kendi kulüp kasalarına dokunduğunda ise durumun yanlışlığını hatırlayıveriyorlar. Nedense bu yöneticilerimizin aklına olay çıkartanları cezalandırabilecek teknolojik donanıma sahip stadyumlarda gereken önlemleri almak gelmiyor. Çünkü Türkiye’de spor/futbol sahalarında yaşanan gelişmelerin arkasında bir yerlerde kulüp yönetimlerinin de ilişkileri bulunuyor.

 

İlhan Cavcav’ın ikinci önemli açıklaması da, ‘milli maçlar dışında istiklal marşı uygulamasının kaldırılmasıydı’. Bize özgülüğün spor sahalarına yansıdığı bu uygulama hakkında bir türlü gereken düzenlemelerin yapılmamasının arkasında, her defasında milliyetçi duyguları ön plana alan yaklaşımın etkileri bulunmaktadır. Oysa ulusal marşların nerede okunacağı net bir biçimde belli olmasına rağmen son yirmi yıldır içinden geçtiğimiz ‘adı konmamış savaş’ durumunun etkisi ile ulusal marşımızı da bu doğrultuda milliyetçi hezeyanların insafına bıraktık. Cavcav’ın açıklaması doğru olmasına karşın öne çıkarttığı milliyetçi argümanların herhangi bir geçerlilik değeri bulunmamaktadır.

 

Gözden kaçmaması gereken üç önemli nokta daha var, bunlardan ilki Alman futbol takımlarının Türkiye’de yapacakları ara dönem hazırlık kamplarında oynayacakları karşılaşmalarda görev almak üzere kendi ülkelerinden hakem getirme taleplerini içeriyor.

3 Temmuz süreci öncesinde Bochum savcılığının yasadışı bahis iddiaları üzerine yapmış olduğu açıklamalar, nedense ülkemizde yeterince ses getirmedi! Halbuki şikenin bahis üzerinden yaratmış olduğu kirli ortamın nasıl şekillendiği ve bu yapının içerisinde bazı futbolcularımızın da yer aldığı üzerinde duruluyordu. İkinci olarak kulüpler birliği toplantısının sonunda finansal fair play uygulamalarının hayata geçirilebilmesi için bir komite kurulduğu açıklandı.

Ülkemizde oldum olası kurullar, komiteler kurulması çok sevilir ancak bu komitelerin, kurulların hazırladıkları raporların dikkate alınması hususu ise göz ardı edilir. Herhangi bir konuya dikkat çekmek için komite kurarız ancak ortaya çıkan önerileri ise uygulamadan hayata devam ederiz. Muhtemelen burada da yine aynı sonla karşı karşıya kalacağız, fakat bu sefer takımlarımız Avrupa gemisini kaçırmış olacaklar! Son olarak uzun yıllardır sahalarımızda hasret kaldığımız görüntüyü Beşiktaşlı futbolcular kupa maçında hayata geçirdiler. Fair play davranışı içinde bulunan sporcularımızın şaşkınlıkla karşılanması ise ülkemizde durumun ne kadar vahim bir düzeyde olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir.

 

Türkiye’de kadın voleybolunun kurumlaşmasında büyük emeği bulunan Cengiz Göllü’yü rahmetle anıyor, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Umarım 2015 yılı hepimiz için daha yaşanası bir ülkede, huzur, sağlık ve mutluluk içinde geçer.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page