Gökhan Silahını Çek'ti, Medya Vurdu!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 13 Eki 2014
- 2 dakikada okunur
Çekoslovakya maçı öncesi sakatlıklarla boğuşan milli takımda Gökhan Töre’nin milli takıma çağrılması, bir yıl önce yaşanmış bir olayın;
“Gökhan Töre arkadaşlarının ağzına silah dayamış”,
“Ağzına silah sokmuş”,
“Birinin ağzına, birinin dizine sıkıyordu!”,
“Milli takım kampında silahlar konuştu”,
Gökhan Töre silah yüzünden mi çağrılmadı?”,
“Reyting için kılıktan kılığa giren Adnan Aybaba bu kez de Mehmet Baransu'ya silah çekti.” İddiaları gündemi sarstı.
Milli takım futbolcuları ve Fatih Terim, Çekoslovakya maçı öncesi işgüzarlık uğruna yaratılan yapay gündemle baskı altına girdiler. Bu olay bizlere bir kez daha gösterdi ki; işini doğru yapmayan insanların fazlaca bulundukları futbol medyası ilginçlik, kıskançlık, kavga, suçlama, dedikodu, gerilim ve şiddetten başka bir şey üretmiyor.
Kamp ortamı, soyunma odası veya antrenman sahasında benzer olayların sıklığı ve büyüklüğü bir eğitim, bir kültür sorunudur. Dünyanın her takımında herkes arasında olur. Tıpkı ThiagoMotta- Brandao, Mancın-Balotelli, İbrahim Toraman-Sezer Öztürk, Emre-Zokora, Halilhodzic-Malouda, Melo-Riera… Arasında olduğu gibi federasyon, yönetim, teknik direktör veya futbolcular kendi aralarında gereğini yaparlar.
Bu kavgaların çözümü, adabı, usulü veya raconu… Tarafları barıştırmak, sorunu içeri de çözmektir.
“Kol kırılır, yen içinde kalır”
Amaç, bu kişilerin, takımın, diğer futbolcuların daha fazla yıpranmasını engellemektir.
Milli takımda da bir yıl önce bu olay olmuş, Gökhan TÖRE özür dilemiş, Fatih TERİM onu cezalandırmış bir yıl milli takıma çağırmamış. Mesele kapanmış.
Bugün sakatlıklardan dolayı Gökhan Töre milli takıma tekrar çağrılmak zorunda kalınmış. Yanlış bunun neresinde?
Bu olayı abartarak haber yapanlar! Bir yıl önce bu olayı haber yapmadınız?
Haberiniz mi olmadı?
Kuşlarınız mı ötmedi?
Haberiniz olmadıysa, adama sormazlar mı, nasıl gazetecilik yapıyorsun da milli takım kampında silah çekiliyor, haberiniz olmuyor.
Hem meslek ahlakına uymayacaksınız, zamanında haber yapmayacaksınız, hem de milli takımın en fazla motivasyona ihtiyacı olduğu takımı demoralize edeceksiniz.
Bir yıl önce yaşanmış olayın milli maç öncesi bir futbolcunun babasının kaynak gösterilerek, haber yapılması; zamanlama, sunuş ve yorumlama şekli açısından etik değil, habercilik hiç değil, sadece Fatih TERİM düşmanlığıdır.
Aynı haberin farklı kanallarda olumsuz bir şekilde kullanılması; spor medyasında haber anlayışı ve futbol algısı sorununun varlığını, bu haberleri yapan kişilerin sorunlu ruh halinin olduğunu gösteriyor.
Takım içerisindeki bir tartışmanın bedelini teknik direktör üzerinden bir ülkeye ödetmeye hangi gazeteci- yorumcu veya gazete-televizyon kanalının hakkı olabilir?
Spor gazetecileri de topluma mal olmuş her insan gibi topluma karşı sorumludur.Sorumlu bir gazeteci; işine geldiği zaman “kulağı delik, şahin gözlü”,işine gelmediği zaman “kör ve sağır” ol(a)maz.
Bu zihniyette olanlar, unutmayınız!
Medya’nın gücünden aldığınız gücü “geçmişte ezilmişliklerinizi, dışlanmışlıklarınızı, uhdelerinizi veya yükselen egonuz” için kullanırsanız, “kendinizi nasıl gördüğünüz veya nasıl hissettiğinizden öte sizin kanalınızı izleyen, gazetenizi okuyan insanlara nasıl gözüküyor” olduğunuzu düşünmeniz gerekir.
Unutmayınız!
Erdemli, ilkeli ve prensipli bir gazeteci veya yorumcunun kendisi ve çevresiyle barışık, zihinsel anlamda olgun bir insan olması gerekir.
Unutmayınız!
Hayattan ne istediğinizle, futbol adamlarından ne istediğinizi birbirinden ayırmanız gerekir.
Unutmayınız!
Bu insanlarsize hizmet etmiyorlar; Türk milletine ve Türk Sporuna hizmet ediyorlar.
Bu nedenle; spor gazetecisi ve futbol yorumcularının işgal ettikleri makamlarıfiziksel olduğu kadar zihinsel ve kültürel olarak da doldurması şarttır, şarttır, şarttır.






















Yorumlar