Futbolun Hizmet Ettiği Yöneticiler ve Fatih Terim
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 9 Mar 2014
- 2 dakikada okunur
Futbolda şike süreci ile başlayan, özellikle Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray yöneticilerinin birbirlerine karşı psikolojik baskı kurmayı amaçlayan, suçlayıcı, hedef gösterici, aşağılayıcı, sert ve hakaret dolu demeçleri dozu artırarak devam etmektedir.
Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun belirtisidir (Voltaire)
Kendi isteklerini, taraftarların istekleriymiş gibi sunan, hep olduğundan daha fazlasını isteyen yöneticilerin, bu sert tutumları taraflar arasında husumeti artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Kulüp yöneticiliğini, futbolun realitesi, yönetin biliminin ilke ve prensiplerinden çok kendi arzularına göre yönetmek isteyen kişilerin oluşturdukları gerçeğini görmek gerekiyor.
Bu durum sorunun kendi içinde başka boyutları ve açmazlarının olduğunu göstermektedir.
Sorunun bu boyuta gelmesi, meselenin; şike süreci mi, ezeli rekabet mi, kıskançlık mı, 1996 yılında kendi sahasında şampiyonluğu kaybettiği maçın neticesi mi, futboldaki yozlaşmanın bir ürünü mü, yöneticilerin komplekslerinden mi, anlamak mümkün değil. Anlaşılan bir şey var ki futbolumuzda her geçen gün gelişmeyen centilmenlik azalıyor, yok oluyor, bu köklü camiaların ortak bir zeminde buluşması neredeyse imkânsız gibi görünüyor.
Tüm uğraşılara rağmen hata yapılmaya devam ediliyorsa, yapılanlar gerçekte aranılanlar değildir.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, futbol yönetiminde birçok konuda olduğu gibi, şike ve teşvik sorununun nedenleri noktasında büyük bir kargaşa ve bilgi kirliliği yaşanmaktadır. Hemen herkesin üzerinde fikir sahibi olduğu konular olmasına rağmen, bugüne kadar futbolda “şiddet”, “şike” ve “teşvik” gibi hayati konularda çıkarılan yasa ve yönetmeliklerde uygulama sorunu yaşandığı için“çözüm” diye ortaya atılan şeyler “anlık” olmaktan öteye gidememiş, gerçekte bir değer ifade edememiştir.
Türk futbolunun bu temel sorunlarına karşı uzun vadeli bir planlama, bir strateji, bir eğitim programı ve öngörünün oluşmamış olmasının en önemli nedenlerinden biri yıllardır “futbola hizmet eden yöneticilerle, futbolun hizmet ettiği yöneticiler” arasındaki büyük farkın hala anlaşılamamış olmasıdır. İkinci olarak, bu tip yöneticilerle mücadelenin öneminin, spor medyası tarafından anlaşılamamış olması olmasıdır. Konu üzerinde tartışan bazı yazar ve yorumcular tarafından bu yöneticilerin haklı gösterilmeye çalışılması, verilen sert demeçlerin hak arama vesilesi olarak lanse edilmesi, bilgi kirliliği, gürültü, kargaşa ve şiddete hizmet etmekten başka bir işe yaramamaktadır.
Netice itibariyle, neyin aşırı olduğunu bilmeyen, neyin yeterli olduğunu anlamayan, görmek istediklerini görmeye çalışan, Türk futbolunu karmaşaya sürükleyen bu küçük grup izole edilmek isteniyorsa, Futbol Federasyonunun, Fatih Terim’le yapacağı reformda, mutlaka kulüp yönetimleriyle ilgili somut adımlar (Kurumsallaşma ve yönetici eğitiminin yetersizliği) geliştirmek zorundadır.Bunun yolu ise yasa ve yönetmeliklerin “sıfır tolerans” ve “kararlılıkla” uygulanması ve geri bildirimlerinin mutlaka alınmasından geçmektedir.






















Yorumlar