Futbolumuz İçin Son Şans!
- Dr. Ahmet GÜVENER

- 8 May 2015
- 2 dakikada okunur
Türk futbolunun dibe vurduğunu, 1970’li yıllardaki sportif başarısızlık düzeyine yaklaştığını taraflı tarafsız herkes söylüyor.
Bugünkü Futbol Federasyonunun 2 numaralı ismi Fatih Hocam dahi bunu yaptığı uzun konuşmada itiraf etti. Türk futbolunun önünde son bir şans vardır, o da Haziran veya Temmuz ayında yapılacak Federasyon seçimleri. Tabi maalesef o seçimler de Türk futbolunun özel durumu gereği 7 Haziran’daki genel seçimlere endekslidir.
Eğer iktidar Futbol Federasyonu üzerindeki vesayetini kaldırmazsa ne yazık ki Futbol Federasyonu seçimleri son yıllarda olduğu gibi sadece göstermelik olacaktır. Umarım iktidar aynen korumacı ebeveynler gibi belki iyi niyetle Türk futboluna ve hatta Türk sporunu yaptığı “korumacılığın” onun gözündeki çocuğa pardon futbola zararlı olduğunu görür ve korumacılığını sona erdirir. Ancak bu durumda Futbol Federasyonu seçimi özgür ve demokratik ortamda yapılabilir.
Tabii ki böyle bir durumda parayı veren ve de düdüğü çalan iktidar artık düdüğü çalmayacağı için parayı da vermeyecektir. Yani bugün iktidarın doğrudan ve dolaylı olarak profesyonel kulüplere aktardığı para ya azalacak ya da bitecektir. Parayla “saadet” olmayacağı Avrupa’nın 7. büyük futbol ekonomisinin sportif olarak sürünmesinden bellidir. Federasyon ve kulüpler “korumacılığın” bitmesi veya azalması ile mecburen üretime ve rasyonel yönetim biçimlerine döneceklerdir. Belki kısa vadede sıkıntı çekecekler, sportif anlamda başarısız olacaklar, fakat doğru plan ve programların uygulanması ile orta ve uzun vadede yeniden yükselişe geçeceklerdir.
Türkiye bu planlı, programlı ve demokratik ortamı 90’lı yıllarda yaşamış ve başarılı sonuçlarını görmüştür. Üstelik o yıllarda devletin korumacı ebeveyn rolü de yoktu. Bugünde aynısının yapılamaması için hiçbir neden yoktur. Olaya planlı programlı yaklaşan ülkelerin – Almanya Belçika gibi – devletin korumasını arkalarına almadan yaptıkları gözler önündedir.
1990’lı yılların kadrolarının önemli bir kısmı danışılmak hatta bilfiil ellerini taşın altına koymak için hazır olduklarına inanıyorum. Türkiye’de planlı programlı “ebeveyn korumacılığından” uzak sportif başarıyı elde etmek için gerekli insan kaynağı doğru yerlere bakılırsa vardır. Yeter ki iktidar “korumacılığına” son versin ve “çocuk” iki ayağı üzerine kalkarak kendi başına yürüsün.






















Yorumlar