Futbolda Yeniden Yapılanma Çalışmaları ve Kurumsal Yönetim
- Tuğrul AKŞAR

- 20 Haz 2007
- 7 dakikada okunur
GİRİŞ: 49 yıllık profesyonel futbol yapımızın son onbeş yılında futbol pastamız giderek büyüdü, rekabetçi düzey daha arttı, futbol kalitesi 70’li, 80’li yılların çok ötesinde kalitatif değişikliklere uğradı.
Dünya futbolundan daha fazla pay alabilmek ve gelişmelerin gerisinde kalmamak için her geçen gün bu çabalarımızı daha da arttırmak ve avrupa futbolundaki gelişmeleri yakından takip etmemiz gerekiyor. Bu bağlamda son zamanlarda AB parlamentosu ve bazı AB komisyonlarının spor yönetimine ve özelde de futbola ilişkin bazı inceleme, araştırma ve düzenlemeleri bulunuyor. Bunların başında da futbol kulüplerinde ve futbol otoritesinde kurumsal yönetişim dönüşüm çalışmaları geliyor.
Türk Futbol Sektörünün Ekonomik Ölçeği
Bugün futbol pastamızın büyüklüğü 472 milyon dolar civarında...500 milyon dolara ulaşan bu büyüklük, 2005-06 sezonu itibariyle Deloitte’un düzenlemiş olduğu yeni rapora göre Avrupa futbolunun yıllık yarattığı 12,5 milyar Euro tutarındaki (17,5 milyar dolar) gelirin[1] %2.7’sine karşılık geliyor. [2]
2005-06 itibariyle Türk Futbol Pastasının Büyüklüğü | ||
| Tutar (Milyon Dolar) | Toplam Gelir İçindeki payı (%) |
Tv yayın hakları | 139 | 30 |
Süper Lig İsim hakkı satışı | 20 | 4 |
Tribün gelirleri | 70 | 13 |
Sponsor gelirleri | 75 | 16 |
Saha içi reklam pastası | 55 | 12 |
Fortis Türkiye Kupası ism.hak.sat. | 13 | 3 |
Diğer gelirler | 100 | 22 |
TOPLAM (Milyon Dolar) | 472 | 100 |
Kaynak, Tuğrul AKŞAR, “Anadolu ve İstanbul Açısından Ligimizde İktisadi ve Mali Anlamda Rekabetçi Denge”, (http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=2&url=uzman/ta044.htm)
Gelinen noktayı yadsımamak gerekiyor ama yeterli de bulmamak gerekiyor aynı zamanda. Peki futbol pastamızı nasıl büyütmeliyiz? Futbol yapımızın bu anlamda öncelikle yeniden yapılanması tarihsel bir sorumluluk olarak karşımıza çıkıyor. Futbol üst yönetiminde öncelikle “güçler ayrılığı” ilkesini de göz önüne alarak yeni bir yapılanmaya yönelmek zorundayız.
Finansal Kutuplaşma
Futbolun gerek içsel dinamiklerinden, gerekse dış müdahalelerin etkisiyle futbolun iç dengesi giderek bozuluyor. Rekabet azalıyor ve kulüpler arasında ciddi gelir dengesizliklerinin yol açtığı “finansal kutuplaşma” (financial polarisation) yaşanıyor. Bugün Avrupa futbol pastasının %53’ünü beş büyük lig kendi aralarında paylaşırken, diğer 48 ülke federasyonu ise kalan pastayı bölüşüyor. Beş büyük ligde, lig başına düşen ortalama gelir, toplam gelirin %10.6’sı iken; 48 ülkede lig başına düşen ortalama gelir ise sadece yüzde %1.02. İşte bu dengesizlik Avrupa’da da kulüpler arasında finansal polarizasyonun giderek artmasına ve çelişkilerin giderek keskinleşmesine yol açıyor. Bu nedenle UEFA bu gidişatın önüne geçebilmek için bazı arayışlar içine girmiş durumda. Nitekim UEFA Nisan 2005’te Avrupa futbolunun gelecek on yıllarda doğrudan gelişimini ve yönünü etkileyecek olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelik, Kurumsal Yönetişim bazlı bazı araştırma çalışmaları başlatmış durumda. [3]
Aynı çalışmaların bir benzerini de Federasyonumuzun acil bir şekilde Türk futbolu için başlatması gerekiyor. Bunun için geniş katmanlı bir katılım ile Türk futbolunun önce sorunlarına teşhis koyup, buna göre çözüm önerileri üretmek durumundayız. Çünkü, bugün ülkemizde de Süper Lig kulüpleri ile diğer lig kulüpler ve yine Süper Lig ekipleri arasında “finansal kutuplaşma”ya doğru çok tehlikeli bir yönelim bulunuyor. Bu olumsuz gidişatın önüne geçilemez ise lig kopar ve rekabet ölür, futbol kalitesini yükseltmek ve buna bağlı olarak parasal geliri artırmak mümkün olmaz. Futbolun dayanışma temelinde rekabetçi bir oyun olduğunu unutmayalım. Ligler de aynen böyledir. Ligler, bir arada birbirlerine karşı rekabet eden kulüplerin dayanışmasıyla ortaya çıkan bir platformdur. Her kulüp mücadele edeceği bir rakibe ihtiyaç duyar. Rakip ne kadar güçlüyse, siz de o kadar güçlüsünüzdür. Bu nedenle toplam rekabetin kalitesi çok önemlidir. Rekabetçi olduğu kadar yarışmacı da bir lig kurulmalıdır. Liglerde rekabeti kaldırdığınızda mücadele olmaz. Dayanışma olmadığında ise lig olmaz. Yani ligin optimal dengesini kurmaya çalışmalıyız; marjinal dengenin peşinden koşmamalıyız.
“...Sadece maç kazanmaya odaklanmış, bir takım varolmayı sürdüremeyebilir. Çünkü yalnızca kendi üretim fonksiyonuna değil, lig çapındakini bütün diğer takımlar tarafından üretilen ortak ürünü hesaba katmak zorundadır. Her biri bağımsız takımlar olmak üzere, lig denen ürünü üretirler. Sağlıklı bir ligin oluşması, üyelerinin beraberce ortak karı ne ölçüde büyütebildiklerine bağlıdır. Bu da karşılaşmaların sonuçlarıyla ilgili yeterli belirsizlik ve heyecanın canlı tutulmasıyla mümkündür. “ [4]
Aslında bu sorun, futbolun politik ekonomisinin konusu olmakla birlikte, burada yeri gelmişken değinmekte yarar gördüğümüz için konuyu tekrar dile getirmiş olduk.[5]
Futbolun yeniden yapılanması, kurumsallaşmayı ve kurumsal yönetişimi gerektiriyor. Bu nedenle kurumsal yönetişim üzerinde durmamız gerekiyor.
Kurumsal Yönetişim Açısından Futbol Kulüpleri
Futbolun özellikle 1990’lı yılların başından itibaren endüstriyel sürece doğru evrilmesi, futbol kulüplerini birer sportif organizasyondan, ekonomik bir organizasyona doğru değiştirdi Futbol kulüpleri yüzmilyon dolarlara ulaşan bütçeleri ve bu bütçeleri yöneten yapılarıyla yeni bir ekonomiyi oluşturdular. Bu dönemde gelirleri geometrik artan futbol kulüpleri pastadan daha fazla pay alabilme adına şirketleşmeye ve sermaye piyasalarına açılmaya başladılar. Halka arzlar, kulüpleri çok ortaklı yapılar haline getirdi. Özellikle İngiltere’de şirket şeklinde örgütlenen futbol kulüpleri, mevcut klasik yönetemlerle yönetilemez duruma geldiler. Bu amaçla futbolun evrensel değişim ve gelişimi onu bir show-business’e dönüştürürken; diğer yandan da ortaya çıkan yenilikler karşısında rekabetçi gücünü artırmak isteyen kulüpler kurumsal yönetişime doğru yönlendiler. “Kurumsal yönetişim” bir kavramdan çok daha fazla anlamlar taşıyor, bugün Avrupalı kulüpler için...Futbolun değişen karakteristiği ile geometrik hızla artan gelirler ve buna bağlı olarak oluşan maliyetler, mevcut yapıların kurumsallaşmasını adeta zorunlu hale getiriyor. Futbol kulüplerinin büyüyen aktiflerinin, dengeli ve risk anlayışı gözetilerek yönetilebilmesi bile kurumsal yönetimi zorunlu hale getiriyor.
Yıllık gelir idaresi ve etkin maliyet yönetimi kurumsal yönetimi bir zorunluluk haline getiriyor.
Deloitte’un en son çalışmasına göre 12,5 milyar Euro (17.5 milyar dolar) civarındaki Avrupa futbol gelirinden daha fazla pay alabilme mücadelesi, başta İngiliz kulüpleri olmak üzere diğer üst düzey Avrupa kulüplerini yeniden yapılanmaya zorluyor. Bu amaçla başta beş büyük lig olmak üzere, tüm üst düzey futbol kulüpleri, ülkelerinde “kurumsal yönetim” uygulamalarını iyileştirmek amacıyla yeni arayış içine girmiş durumda...Bu nedenle İngiliz Futbol Federasyonu “Football Association)The FA, bir takım önlemler almak üzere, “Corparate Governance” araştırma-geliştirme çalışmaları yapmakta ve bunları yayınlamaktadır. [6]
Bu çalışmalarda genel kabul gören “kurumsal yönetim” ilkeleri olarak karşımıza; eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri çıkıyor. Bu ilkelerden:
Eşitlik; şirketleşen futbol kulüplerinin tüm faaliyetlerinde, pay ve menfaat sahiplerine eşit davranmasını ve olası çıkar çatışmalarının önüne geçilmesini ifade eder.
Şeffaflık; ticari sır niteliğindeki ve henüz kamuya açıklanmamış bilgiler hariç olmak üzere, şirketleşmiş futbol kulübüyle ilgili finansal ve finansal olmayan bilgilerin, zamanında, doğru, eksiksiz, anlaşılabilir, yorumlanabilir, düşük maliyetle kolay erişilebilir bir şekilde kamuya duyurulması yaklaşımıdır.
Hesap verebilirlik; yönetim kurulu üyelerinin esas itibariyle anonim şirket (İngiltere de PLC) tüzel kişiliğine ve dolayısıyla pay sahiplerine karşı hesap verme zorunluluğunu,
Sorumluluk ise; şirket şeklindeki kulüp yönetiminin ise kulüp adına tüm faaliyetlerinin mevzuata, esas sözleşmeye,, şirket içi düzenlemelere, UEFA ve lokal federasyon yönerge ve talimatlarına uygunluğunu ve bunun denetlenmesini ifade ediyor.
UEFA Lisanslama Sistemi ve İyi Yönetişim (Good Governance)
UEFA 2000 yılında liderlik ve kontrol fonksiyonunu geliştirmek, finansal istikrarı sağlamak, kredibilite ve güvenilirliği arttırmak, daha iyi finans yönetimi için araçlar geliştirmek, kulüp yönetiminde etkinlik ve kaliteyi arttırmak, tesisleri iyileştirmek, genç oyuncuların yetiştirilmesini teşvik etmek ve uygulamaların diğer alt küme takımlarında da olumlu etki yapmasını sağlamak ve Futbol kulüplerinde iyi yönetişimin gerçekleştirilebilmesi ve kurumsal yönetimin tesis olunabilmesi amacıyla bir dizi talimatlar yayınlamış ve bunları lokal federasyonlara göndermişti. 2000 yılında 52 ülke federasyonuna bir deklarasyon ile gönderilen bu talimatlar bütünü ile UEFA, ilgili ülke federasyonlarının bu talimatlara göre kendi iç hukuk düzenlemelaerini de gerçekleştirerek, 2004 yılından itibaren Kulüp Lisanslama Sitemine geçilmesini istemişti. Bu talimatlara göre lokal federasyonların kulüplere lisans vermeleri beklenmekteydi. [7]
Ama ne yazık ki, 2004 tarihinde bu lisanslama sisteminin tüm kriterleri hayata geçirilemedi. Özellikle de mali kriterler konusunda çok önemli sorunlar çıktı. Çünkü tüm kulüplerin ciddi finansal problemleri bulunmaktaydı. Bu nedenle finansal kriterlerin de en geç 2008 yılına kadar uygulanması son kez lokal federasyonlara iletildi.
SONUÇ
Futbolun bugün lokal bir organizasyon olmaktan çıkıp, küresel ürün pazarlayan bir konuma geçmesi, iyi kurumsal yönetişim (good corparate governance)uygulamalarını zorunlu hale getirdi. Futbol sektörünün günümüzde ulaştığı ekonomik, sosyal ve politik boyutlar AB yönetiminin dikkatini çekerek, AB hukuku ve rekabet politikaları ile uyumlu hale getirilme çabalarını da gündeme getirdi. [8] sürdürülmektedir.
Olaya futbol kulüpleri açısından bakıldığında, kurumsal yönetim kalitesinin yüksek olması; kulüplere rekabet üstünlüğü sağlamak açısından, düşük maliyetli fonları yaratabilme olanağını da beraberinde getirdi. Bu bağlamda iyi yönetilen futbol kulüpleri, rakipleriyle aralarını giderek açıyorlar. Sahip oldukları devasa bütçeler, onlara rekabet üstünlüğü sağlıyor. Bu durum aslında endüstriyel futbolun en önemli paradokslarından da birisini oluşturuyor. Bir yandan futbol gelirleri artarken, diğer yandan rekabet te yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Rekabetin düşmesi ise, futbolun o gizemli özelliğinin yani daha baştan “maç oynanmadan kazanılmaz” esprisinin ortadan kalkmasına; favori kulüpler karşısında sürpriz yapabilecek kulüp sayısının giderek azalmasına yol açıyor.
Bu gelişmeler er ya da geç ülkemiz futbol yapılanmasını da etkileyecek gibi görünüyor. Avrupalı ile rekabet edebilmenin yolu sadece finansal ve sportif anlamda rekabetten değil, yönetsel olarak ta yeniden yapılanmaktan geçiyor. Endüstriyel futbolun dönüşüm dinamiklerini yakalayamayan yönetsel bir yapının, Avrupa ile sportif anlamda rekabet edebilme şansı ne yazık ki bulunmuyor. Buna göre ülkemiz futbol kulüpleri de, Avrupa’daki bu gelişmeleri yakından takip etmek ve kendilerini bu değişime adapte etmek durumundadırlar. Bu anlamda kendi yönetsel yapılarına “kurumsal yönetimi” egemen kılma gibi bir misyonla karşı karşıya bulunan Türk kulüpleri, hızlı bir şekilde bu transformasyon sürecini başarıyla geçirmek zorundadırlar. Bunun temel omurgasını da 2004 UEFA kriterleri oluşturuyor.{jcomments on}
Kaynaklar |
Tuğrul AKŞAR, “Anadolu ve İstanbul Açısından Ligimizde İktisadi ve Mali Anlamda Rekabetçi Denge”, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=2&url=uzman/ta044.htm |
“Anadolu ve İstanbul Açısından Ligimizde İktisadi ve Mali Anlamda Rekabetçi Denge”, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=2&url=uzman/ta044.htm |
Tuğrul AKŞAR- Kutlu MERİH, Futbol Ekonomisi, Literatür yay., 2006. |
Tuğrul AKŞAR, Endüstriyel futbol, Literatür yayınları 2005. |
“Futbolun Avrupalılaştırılması: AB Komisyonunun Futbolu Yeniden Yapılandırma Çalışmaları”, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=1&url=uzman/km027.htm |
Key Performance Indicators For Footbal Clubs” 2002; Governance: A Guide for Football Clubs”, December 2005; |
Vision Europe, UEFA, Nyon, April, 2005. |
Dr. Aylin SEÇKİN, Sloane Fayda Maksimizasyonu Modeli, EuroAsia, SportNews, Ocak 2007/1. |
Peter J.Sloane’in “The Economics of Professional Football: The Football Club as a Utility Maximiser”, Scottish Journal of Political Economy. |
John Goddard and Peter J. Sloane, “Economics of Sport”,The Welsh Economy Labour market Evaluation and Research Centre. |
[3] Vision Europe, UEFA, Nyon, April, 2005.
[4] Dr. Aylin SEÇKİN, Sloane Fayda Maksimizasyonu Modeli, EuroAsia, SportNews, Ocak 2007/1, sh. 21.; yine bu konuda detaylı bilgi için Peter J.Sloane’in “The Economics of Professional Football: The Football Club as a Utility Maximiser”, Scottish Journal of Political Economy, sh. 120’ye bakılabilir. Yine John Goddard and Peter J. Sloane, “Economics of Sport”,The Welsh Economy Labour market Evaluation and Research Centre, sh.2’ye bu konuda bakılabilir.
[5] Bu konuda daha geniş bilgi için: Tuğrul AKŞAR- Kutlu MERİH, Futbol Ekonomisi kitabımızın, “Futbol sektöründe rekabetçi denge” , Sh. 229-238 ve “Futbolun Politik Ekonomisine Yönelik saptanan Paradokslar” bölümüne (sh. 239-245) bakılabilir.
[6] Bu amaçla yayınlanan bazı makaleler ve kitapçıklar: “Key Performance Indicators For Footbal Clubs” 2002; Governance: A Guide for Football Clubs”, December 2005; v.b.
[7] Bu konuda daha detay bilgi ve talimatlar için bkz. Tuğrul AKŞAR, Endüstriyel Futbol, Literatür yay., İstanbul 2005, sh. 250-259.
[8] Kutlu MERİH, “Futbolun Avrupalılaştırılması: AB Komisyonunun Futbolu Yeniden Yapılandırma Çalışmaları”, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=1&url=uzman/km027.htm






















Yorumlar