top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Futbolda Çözülemeyen Şiddet Sorunu


  Bir Yahudi ile bir Hristiyan arasında geçen meşhur bir hikâye vardır:

Hristiyan’ın biri, bir Yahudi ile münakaşa ederken, karşısındakinin saçma sapan sözlerine cevap olarak Yahudi’nin kel kafasına “şak!” diye bir tokat yerleştirir ve sonra sorar: “Sesin çıkmasına neden olan şey, senin kafan mıdır, yoksa benim elim midir?”

 

Günümüzde, futbolda şiddet konusu da çözülemeyen bir sorun olarak karşımızda duruyor. Şiddet yasası, tribün kapatma, paso bilet uygulaması kesin çözüm için devrim niteliğinde kararlar olarak sunulurken, şiddet bir türlü önlenemiyor.

 

Resmi maç, özel maç, kupa maçı veya yardım maçı hiç fark etmiyor. Söz konusu futbol oldu mu sahaya atılan su şişeleri, yakılan meşaleler ve edilen küfürler hız kesmiyor. Medya da şiddet haberine rastlamak veya şiddetli bir tartışmanın içinde olmak kaçınılmaz oluyor.

 

Fenerbahçe kafilesine silahlı saldırı olayını yine magazinsel ve boş konuşuyoruz ancak, saldırgan kişilerin nasıl saldırgan oldukları hakkında hiçbir fikrimiz yok. Fanatik taraftarların kendisi mi şiddet üretiyor, yoksa var olan şiddetin açığa çıkmasında bir araç rol mü oynuyor? Sorusunun cevabını veremiyoruz. Bu anlamda, hangi tür ve biçimde olursa olsun şiddetin;

 

  • Şartları

  • Nedenleri

  • Aktörleri

  • Araçları

  • Kolaylaştırıcıları

  • Provokatörleri

  • Tetikçileri

  • Mağdurları

  • Karşı-strateji, çözüm yoları üzerine ciddi bilimsel araştırmalara gereksinim duyuluyor.

    Bu olayların sona ermemesi, sorunun nedenleri üzerinde değil de, sonuçları üzerinden önlem almaya çalışmak mı, Yasa ve yönetmelikleri işimize geldiğinde uygulamak, gelmediğinde uyarlamak mı yoksa “Biz yaptığımızda övünmek, bize yapıldığında dövüşmek midir?

    Sorunu bütünüyle görmeyip, yalnız bütünün parçalarını ayrı ayrı ucundan, kıyısından, parça pürçük ele alırsak, o sorunlara kökten çözümler getiremeyiz. Ancak geçici çözümler bulunabiliriz. Çünkü her şiddet olayının belirli bir nedeni vardır. Belirli nedenler, belirli koşullar altında aynı sonucu meydana getirir. Futbolda şiddet olaylarının önkoşullarını neden, bunları izleyen olayları da sonuç olarak değerlendirmek gerekir.

    Eskimiş husumetlere takılı kalmak ve iyileşmesine izin vermediğimiz yaralara bakmak, bizi hep kapalı bir kutuda tutuyor.

    Taraftarları genellikle şiddete eğimli hale getiren bir takım etkenler vardır. Bunlar biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerdir.

    Bu davranış biçimleri insanın içyapısı, düşünce ve zihniyetini de gösteriyor. Şiddet davranışları eğitim, iletişim, kültür, algı ve anlayış sorunu olarak incelenmelidir.

    Sorunu bu şekilde kabul etmek, aynı zamanda toplumun genel sorunları ile yüzleşmek anlamına da gelir.

    Bu yüzleşmede futbolun yanlış tarafına demir atmış kişilerin, yaşamlarına şiddetin yansımalarının araştırılması, ikincisi ise kin, nefret, öfke, kıskançlık, aşağılama, hayal kırıklığı ve benzeri şeylerle ilişkili sorunların bu kişilerde nasıl ortaya çıktığı, nasıl pekiştiği ve futbol algısını nasıl biçimlendirdiğini analiz etmemiz gerekiyor.

    Şiddet olayları sonrası, olayları yüzeysel yorumlanması, ligleri bir hafta ertelemek, nutuk çekmek… vs bir anlam ifade etmiyor. Şiddet olaylarını; bir ekonomistin kulübe ve ülkeye maddi kayıplarını, bir sosyoloğun toplumda yarattığı olumsuz etkiyi, bir psikoloğun insan zihninde yarattığı kirliliği veya bir futbol adamının futbolun kalitesine etkilerini anlatması daha etkili, daha öğretici ve caydırıcı olacaktır.

    Sonuç olarak; akıntıya kürek çekmemek için, “Değer”, “Kültür”, “Centilmenlik” ve “Saygı” üretmek gerekiyor.

 

 
 
 
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu ol

 
 
 

Yorumlar


bottom of page