Futbol, Süper Fiyasko
- Erdal BATMAZ
- 16 May 2012
- 2 dakikada okunur
Sürekli ismi ve statüsü değişen süper ligimiz, süperliği ile yetinmedi önüne bir de “süper final “ ibaresi ekledi!
Play – off karşılaşmaları bu isim altında oynanıyor. Aman bir hazırlık, bir reklam, gören de dünyada milyonlarca kişinin aynen İngiltere- Premier lig veya İspanya ligi gibi bu finali izlediğini sanır! Tamam; eldeki ürünün değerlenmesi için, marka haline gelmesi için bu tip reklam ve iletişim çalışmaları olur. Bu her alanda pazarlanır. Ama bir bakıyorsunuz ki “süper final” açılış maçında bu ligin sahibi Federasyon başkanı tribünlerde yok!
Sezon başında hiç kimsenin haberi bile olmadan sırf yayıncı kuruluş istekleri altında oluşturulan bu ucube “play-off” düzenlemesi bütün aksayan yönleri ile şimdi karşımıza çıkıyor. Eğer ki dörtlü finale kalan takımların puanları biraz birbirine yakın olsa idi çıkan toz dumanı o zaman daha net görürdük. Sorunları tek başına bu statüye de bağlamayalım futbolun üzerindeki bu dava süreci, şike ve kara duman temizlenmeden ne yapılırsa yapılsın Türk Futbolu gerçek değerini ve saygınlığını kazanamayacaktır.
Öte yandan ligin yeni pazarlama ürünü “ süper final’in” ilk iki maçı bir şenlik havasında olması gerekirken futbolun, sporun en temel ahlak ilkeleri yerle bir edilmiş hali ile önümüze çıkıyor.
Maçların birinde geçmişindeki sabıkalar artık bini aşmış “spor ahlakı sabıkalı” bir futbolcu ırkçı söylemlerine İngiltere sonrası bir yenisini eklemiş! Üstüne, sanki bu yetmemiş gibi her zamanki “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali tavrı ile basın toplantısıyla kendisini eleştirenleri suçlarken, utanmadan “ben öyle söylemedim” demeye çalışmış!
Diğer süper final maçı ise tam anlamı ile bir güvenlik rezaletine sahne olmuş! Sahaya inenler mi dersiniz, inmeye çalışanlar mı dersiniz. İnönü stadyumu kapalı tribününde artık bir “futbolsever” grubu olduğunu kimse söyleyemez!
Hoş kimin umurunda ki? Başta kulüp yöneticileri olmak üzere yandaş kalemler bu rezalete kılıf bulmaya çalışacaktır.
Peki, bu ülkede 6222 sayılı sporda şiddetin ve düzensizliğin önlenmesine dair yasa niye çıktı? Bu yasa taraftar adı altındaki “holiganlar” için ne zaman uygulanacak?
Ya da acaba Federasyon şike davasındaki yaklaşımı ile “kişiler ile kulüpleri ayıralım” mantığı ile buna da bir çözüm bulur mu? Gülmeyin!
Şike davasında kulüp ile yönetici ayrılabiliniyorsa, yönetici kulübü bağlamıyorsa “kendini bilmez üç beş seyirci “ neden kulübü bağlasın ki?
Bu yaklaşımın diğerinden ne farkı var ki? Türk futbolu daha ne kadar dibe vuracak bilinmez ama bilinen bir şey var ise bu anlayışın 2020 Avrupa Şampiyonasını ülkemize getirmesi bir yana Avrupa’ya gitmesi beklenen temsilcilerimizi dahi kendi ligimize hapsedebilir! Adı süper olsa bile!
Kimse başka türlü olacağına dair hayal kurmasın!






















Yorumlar