Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi, Halka Arzı ve Kredilendirilmesi
- Tuğrul AKŞAR

- 1 Ara 2005
- 21 dakikada okunur
Tuğrul AKŞAR
Aralık. 2005
|
|
|
|
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi ve Halka Arz
Futbolun endüstriyel bir süreç içine girmesiyle birlikte, futbol kulüplerinin hızla şirketleşmeye başladıklarını görüyoruz. Aslında bu gelişme, futbolun geçirdiği yapısal değişimin de bir göstergesi. Çünkü futbola ilişkin tüm ögelerin nitelik ve niceliksel değişim ve gelişimi, kulüpleri de şirketleşmeye zorladı. Futbol pastasından daha fazla pay alabilmenin yolu günümüzde şirketleşmekten geçiyor.
‘’Şirketleşmenin kulüplere sağlayacağı pek çok fayda bulunmakla birlikte; bu yararları iki başlık altında toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi: Kurumsallaşma ve profesyonelleşme; ikincisi ise gelir kaynaklarının arttırılmasıdır.’’ (Tuğrul AKŞAR, Endüstriyel Futbol, Literatür yay., İst., Ocak 2005, sh. 219)
Futbol kulüplerinin gelişen endüstriyel futbol piyasasında daha etkin aktörler olabilmeleri, onların bu piyasadan daha fazla pay alabilmelerine bağlıdır. Rekabetçi piyasa içinde kulüplerin pastadan maksimum payı alabilme mücadelesi, kulüpleri yeni gelir kaynakları yaratma yoluna itmiştir. Bu amaçla kulüpler daha değişik, daha uzun vadeli ve daha düşük maliyetli fonları sağlayabilmek için sermaye piyasalarına açılmışlardır.
Sermaye piyasalarına yönelen kulüpler aynı zamanda futbolun endüstriyel gelişimine uygun kurumsal bir yapıyı da oluşturma süreçlerini bu şekilde başlatmış oldular. Kulüpler bir yandan sermaye piyasalarından fon temin ederlerken; diğer yandan kurumsallaşarak, profesyonelleşmeye başladılar.
Ülkemizde Şirketleşme ve Halka Arz
Ülkemizde futbol kulüplerinin gelirlerini maksimize edebilmek amacıyla, şirketleşme çalışmalarına 1980’li yıllarda başladıklarını görüyoruz. ‘’Bu dönemde kulüplerin profesyonel futbol şubeleri, kurulan veya kurulmuş bulunan anonim şirketlere devredilmiştir…Diğer taraftan (bazı) kulüplerin bir kısmı da kulübe gelir sağlamak amacıyla Ürünleştirme Şirketi, Gayrimenkul yatırım Ortaklığı ve yatırım Şirketi gibi şirketler kurma ya da bu şirketlere ortak olma yolunu izlemekteler. ‘’ (Şakir DORUKKAYA, Aydın FIRATLI, F.Kemal EBLİÇLİOĞLU, Türkiye’de Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi, Halka Açılması, Finansmanı ve Vergileme, Dünya Yay., İstanbul 1988, sh., 19)
Kulüpler sermaye piyasalarına açılmanın bir aracı olarak şirketleşmeyi tercih etmektedirler. Şirketleşmek aynı zamanda dernek statüsünden de kurtulmak anlamına geliyor. Bugün Avrupa’nın çoğu ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de futbol kulüpleri genellikle, dernek statüsünde sportif etkinliklerini sürdürmektedir. Günümüzde dernek statüsünde faaliyetlerini sürdürmenin bazı avantaj ve dezavantajları bulunuyor.
Dernek statüsünde örgütlenmiş spor kulüpleri:
Yapılan bağış ve yardımları, gelir ve kazançtan indirebiliyorlar.
KDV ile damga vergisi ve harç istisnasını uygulama hakkına sahiptirler.
Veraset ve İntikal vergisi Muafiyetinden yararlanıyorlar.
Emlak vergisi ve
Gümrük vergisi istisnasına tabidirler.
Dernek statüsünde faaliyet gösteren kulüpler sahip oldukları vergisel avantajların yanı sıra, devlete ait kuruluşlardan yardım alabilme; taşınmaz edinebilme; izin almaksızın yardım ve bağış toplayabilme haklarına sahiptirler. (Bu konuda daha fazla bilgi için bkz., Murat Başaran, Tezcan Atay, Spor ve Sporcunun Vergilendirilmesi ve vergi Avantajları, Yaklaşım yay., Ankara 2003, sh. 223-228; Murat Başaran, ‘’Rekabet Eşitliği Bağlamında Kamuya Yararlı Dernek Olabilmek Üzerine’’, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=6&url=uzman/mb012.htm)
‘’Bir takım futbol kulüpleri oluşturdukları bu yapı sayesinde bir taraftan dernek olmanın getirdiği çeşitli avantajları kullanırken, diğer taraftan kurdukları veya ortak oldukları şirketler sayesinde, derneklerin sınırlı olarak yapabildiği veya hiç yapamadıkları geniş çaplı ticari faaliyetlere girişmekte ve kendilerine sürekli ve önemli gelir kaynakları yaratma yolunda faaliyetlerde bulunmaktadırlar.‘’ (Şakir DORUKKAYA, Aydın FIRATLI, F.Kemal EBİÇLİOĞLU, a.g.e., sh.20)
Kısacası, kulüpler dernek olarak örgütlenmekle yönetsel, yasal ve vergi kanunları bakımından kendilerine ciddi avantajlar sağlamaktadırlar.
Kulüplerin İktisadi İşletmeleri
Kulüpler her ne kadar dernek olabilmenin her türlü yasal ve yönetsel avantajlarından yararlanıyorlarsa da; yüzmilyon dolarlara varan bütçelerin dernek örgütlenmesiyle yönetilmesi giderek zorlaşmaktadır. Derneklerin ticari etkinliklerde bulunamamaları onların önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Ancak günümüzde kulüp dernekleri, bu sorunu da kendilerine iktisadi işletmeler açarak, gidermeye çalışıyorlar.
Dernek statüsüyle sportif etkinliklerde bulunmanın bugün yasal ve yönetsel yönden bir sakıncası ve engeli bulunmamakla birlikte; kulüplerimiz yeni gelir kaynakları yaratabilmek ve bunları serbestçe tasarruf edebilmek için şirketleşmeye yönelmektedirler.
2908 sayılı Dernekler Kanunu’na göre kurulan ve dernek statüsünde faaliyetlerini sürdüren futbol kulüplerimiz, son yasal düzenlemelerle profesyonel futbol etkinliklerini, endüstriyel futboldan daha fazla pay alabilmek amacıyla anonim şirket statüsündeki kuracakları/kurdukları iktisadi işletmelere devredebilme hakkına da sahip oldular. Buna göre; 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 27. maddesi ile Profesyonel Futbol Talimatının 52. maddesi hükümlerine göre spor kulüpleri, profesyonel takımlarını Türk Ticaret Kanununa göre kuracakları veya kurulmuş anonim şirketlere devredebilir; bu şirketler aracılığıyla ticari faaliyetlerde bulunabilir, profesyonel futbol faaliyetlerini sürdürebilir konuma gelmişlerdir.
‘’Bu belirleme gereği yukarıda belirtilen idman ve spor müesseselerine sahip dernekler ile kamu idare ve müesseseleri bu statüleri ile verginin mükellefi olmayıp, yalnızca bu müesseselere ait veya tabi olan iktisadi işletmeleri nedeni ile mükelleftirler. Anonim şirket statüsünde sportif faaliyetlerde bulunan kuruluşların bütün teslim ve hizmetlerinin Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesi gereğince vergiye tabi olduğu ise açıktır. Spor kulübü dernekleri amatör ve profesyonel spor faaliyetleri yanında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren müesseselere sahiptirler. Bir iktisadi işletme niteliğinde olan profesyonel futbol şubeleri ile sosyal tesis, lokal, otopark, spor okulları ve kursları, spor sahaları, sağlık merkezleri, plaj tesisleri ve benzeri iktisadi işletmelerin teslim ve hizmetleri, yapılan açıklamalar çerçevesinde katma değer vergisinin konusuna girmektedir.”
Profesyonel futbol faaliyetleriyle ilgili olarak Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 55 seri numaralı K.D.V.K. Genel Tebliğine göre, Profesyonel futbol faaliyetleri 2908 sayılı D.K.’ya göre kurulan ve faaliyet gösteren dernek statüsündeki kuruluşlar ya da kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri eliyle gerçekleştirilmektedir. 3813 sayılı T.F.F. Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 27’nci maddesi ile Profesyonel Futbol Talimatının 52’nci maddesi hükümlerine göre kulüpler profesyonel takımlarını T.T.K.’ya göre kuracakları veya kurulmuş anonim şirketlere devredebilirler. Bunun sonucu olarak profesyonel futbol faaliyetlerinin anonim şirket statüsündeki kuruluşlarca yapılması da mümkündür.’’ (
http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=6&url=uzman/mb009.php , ‘’Profesyonel Futbol Faaliyeti ile Uğraşan Derneklere/Kulüplere Ait İktisadi İşletmenin Varlığı’’, Murat BAŞARAN)
Kulüplerin Faaliyetlerinin Finansmanlarına Yönelik Kredi Kullanımları
Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, dernek şeklinde örgütlenmiş futbol kulüplerimiz profesyonel futbol faaliyetlerini şirketleşerek, devam ettirebilme olanağına sahip olurlarken; bu yapılanma ile diğer yandan mali sektörden kredi temininde de bazı olanaklara kavuşmuşlardır. Özellikle halka arz olunan Futbol A.Ş.’lerin hisse senetlerinin rehni karşılığında ya da bu şirketlerin yılsonunda dağıtacakları temettü ödemeleri karşılığında kendilerine finansman olanağı yaratabilmekteler…
Her ne kadar futbol kulüpleri şirketleşerek, kendilerine finansman olanağı yaratabilir duruma gelmişlerse de, günümüzde hala kulüplerin mali kesimden kullanabilecekleri kredi olanakları son derece sınırlıdır. Bugün itibariyle kulüplerimizin Bankacılık sektöründen kullandıkları nakdi krediler toplamının 170 milyon dolar civarında olduğunu vurgularsak, yıllık 450 milyon dolara ulaşan toplam futbol ciromuz içinde kulüplerimizin banka kredileri payının %38’e ulaştığını görürüz. Sözkonusu kredilerin %90’ı ise üç büyük kulüp tarafından kullanılmıştır.
Mali sektör, futbol kulüplerimize nakdi ve gayri nakdi olmak üzere iki tür kredi olanağı yaratmaktadır…Nakdi kredi ile kulüplerin kısa ve uzun süreli nakit ihtiyaçları karşılanırken; gayri nakdi kredilerle kulübün transfer ettikleri futbolcular başta olmak üzere, kulübün sözkonusu kişi ya da kuruluşlara olan edimlerinden kaynaklanan taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda doğacak tazminatlar, bankalarca düzenlenen teminat mektuplarınca garanti altına alınmaktadır.
Derneklerin mevcut statüleri bugün özellikle artan giderlerin finansmanın sağlanması sürecinde, kulüplerimizin önünde en büyük engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Giderlerin karşılanması noktasında gelirlerin yetersiz olduğu durumlarda, derneklerin özellikle yabancı kaynak temin etmelerinin önünde (banka kredisi sağlamada) ciddi zorluklar bulunmaktadır. Öncelikle finans kurumları dernek statüsündeki kuruluşlara kredi sağlama konusunda çok istekli görünmemektedirler. Bu konuda şüphesiz ki, kulüplerin kredi değerliği ve moralitelerinden daha çok başkanların kredibilite ve moraliteleri kredi temininde belirleyici rol oynamaktadır.
‘’Spor kulüplerinin bilançolarında yer alan banka kredileri, kulübün borç ödeme kapasitelerinden daha çok kulüp yöneticilerinin şahsi kefaletleri ile elde olunan kredilerdir.’’ (Şakir DORUKKAYA, Aydın FIRATLI, F.Kemal EBLİÇLİOĞLU, a.g.e., sh. 59)
Ülkemizde Kulüplerin Şirketleşme ve Halka Arz Şekilleri
Ülkemizde ilk şirketleşen kulüpler olarak karşımıza Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Malatyaspor, Vanspor, Adanaspor, İstanbulspor, ÇanakkaleSpor, Karşıyaka, Antalya ve Siirtspor çıkmaktadır. Ancak sözkonusu kulüplerimizden sadece dört büyük kulüp hisselerini borsaya açma başarısını gösterebilmiştir. Bu kulüplerimizden Beşiktaş’ın dışındaki Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin biçimsel farklılıkları olsa da öz olarak halka açılma ve şirketleşme biçimleri birbirine benzer özellikler göstermektedir.
Ülkemizde derneklerin ticari faaliyetlerde bulunmalarının sınırlandırılmış olmasının yanı sıra, ticari ürün satışlarından doğan kazançların vergi kapsamına alınması nedeniyle, kulüplerimiz bu tür kazanç kaynakları yaratabilmek için farklı ticari şirket kurma yoluna yönelmişlerdir. Bu yapılanma içerisinde kulüplerimiz kurmuş oldukları değişik şirketlerle, farklı iş alanlarında ticari faaliyetlerde bulunabilmekte ve ticari kazanç elde edebilmekteler. Ayrıca yukarıda da daha önce değindiğimiz üzere, ‘’ 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun muaflıkları düzenleyen 7. maddesinin 8. bendinde yer alan “Beden Terbiyesi Teşkilatı’na dahil derneklere veya kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlerin” kurumlar vergisinden muaf olacağına dair hüküm ile 31 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin Muafiyetler bölümünde yer alan “Kurumlar Vergisi Kanununun 7. maddesinin 8 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur. Kurulacak olan anonim şirketler, Beden Terbiyesi Teşkilatının yayınlayacağı tüzük ve genelgeler çerçevesinde idman ve spor faaliyetlerinde bulunacaklar, bunun dışında herhangi bir faaliyette bulunmayacaklardır. Bu şartların ihlali halinde muafiyetten yararlanmaları mümkün olamayacaktır. Ancak anılan şirketlerin sporcularının formalarına aldıkları reklamlar, idman ve spor faaliyeti çerçevesinde mütalaa edilecektir. Öte yandan Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklere veya kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseselerinin muafiyetler aynen devam etmekte olup, bunlar için bir değişiklik söz konusu değildir” hükmü çerçevesinde, futbol kulüplerinin şirketleşmesi durumunda, aynen dernek çatısı altında faaliyet gösterdiklerinde olduğu gibi, kurumlar vergisinden muaf olmaları sağlanmıştır. Şirketleşen futbol kulüplerinin söz konusu muafiyetten yararlanabilmeleri için sadece idman ve spor faaliyetinde bulunmaları gerektiği düzenlenmiştir. Söz konusu şirketlerin elde ettikleri temel olarak yayın gelirleri, sponsorluk ve reklam gelirleri, stadyum hasılatları, spor tesislerinde bulunan büfelerin gelirleri vergi kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak ticari ürün satışları, otopark işletmeciliği ya da benzeri ticari faaliyetler vergi muafiyeti kapsamda değerlendirilmemektedir. Söz konusu şirketlerin bu tür ticari faaliyetler içinde bulunması durumunda vergi muafiyetinden yararlanamamaları nedeniyle, kulüpler bu tür faaliyetleri yürütmek için ayrı şirketler kurmuşlardır. Dört büyük kulübün de ticari ürün satışlarını halka açtıkları şirket üzerinden değil de kurdukları ayrı şirketler üzerinden yürütmelerinin nedeni budur. ‘’ (Mehmet Emin AKYÜZ, a.g.e., sh.15)
Ülkemizdeki şirketleşmeye paralel bir uygulamanın Porto kulübü tarafından da uygulandığı araştırmalarımızda görülmüştür. Porto kulübünün ana firma olarak iştirak ettiği üç farklı şirket, kulübün stat gelirlerini, medya gelirlerini ve ticari gelirlerini ayrı ayrı sevk ve idare ederek, elde etmektedir. Her üç şirkette çoğunluk hissesi ana firmadadır. Porto kulübünün %100 hissesine sahip olduğu Sportinvest-SGPS,SA’nın %22’lik kısmı halka arz edilmiştir.
Kulüplerimiz genel olarak;
1) Kulübün kendisinin elde ettiği gelirleri;
2) Kulübün ana çatısı altında kurulan şirketlerin sağladığı ticari kazançları,
Borsaya açılan Futbol A.Ş. veya Sportif A.Ş.’lere devir ve temlik ederek;
3)Tüm giderleri ise kulüp bünyesinde bırakacak şekilde oluşturulan bir yapı ile borsaya açılmayı uygun bulmuşlardır.
Bu genel saptamanın tek istisnasını Beşiktaş Spor Kulübünün halka arzı ve şirketleşmesi oluşturmaktadır.
Sportif A.Ş.’lerin Gelir ve Gider Karşılaştırmaları
Sportif A.Ş.’lerin Gelir Karşılaştırması
Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere Sportif A.Ş.’lerin gelir yapıları arasında bazı benzerlikler bulunmaktadır.
Bu benzerlik ve farklılıklar aşağıdaki tabloda okurun dikkatine sunulmaktadır.
Şirket Gelirleri | BJK Sportif | GS Sportif | FB Sportif | TS Sportif |
Yayın Hakkı Gelirleri | Var | Var | Var | Var |
Reklam Gelirleri | Var | Var | Var | Var |
Sponsorluk Gelirleri | Var | Var | Var | Var |
Lisans vet Tic.Ürün isim hakkı gelirleri | (%100 İştiraki BJK Sportif Ürünler aracılığıyla temettü geliri vet diğer) | Var | Var | 300.000$+Ticari Ürünler yıllık cirosunun 1 milyon $’ı geçmesi halinde, cirodan %10 pay |
Şampiyonlar Ligi Performans geliri | Var | Başlangıç vet 1.Grup maç primleri üzerinden %60, çeyrek, yarı final performans primlerinden net gelirin %50’si GS Sportif’e kalmaktadır | Şampiyonlar Ligi brüt gelirlerin %20’si FB Sportif’e aittir. | Şampiyonlar ligi brüt gelirlerinin %20’si TS Sportif’e aittir |
UEFA Kupası Yayın Havuzu Gelirleri | Var | Var | Var | Var |
Transfer vet Bonservis gelirleri | Var | Yok | Yok | Yok |
Maç Hasılatı gelirleri | Var | Yok | FB Sportif sözleşmeye bağlı olarak yıllık 8.5 milyon $ stadyum geliri elde edecektir. | Net satış hasılatının %80’i TS Sportif’e kalmaktadır. |
TV kanalı gelirleri | Yok | Yok | FB TV’nin vergi öncesi jarının %50’sine (RTÜK’e bildirilen, yayımlanan brüt reklam gelirlerinin %10’undan az olamaz.) | Yok |
Kültür vet Ticaret merkezi gelirleri | Var | Yok | Devreye alındığında Kulübün elde edeceği gelirler FB sportif’e aktarılacaktır. | Var |
Bahis Gelirleri | Var | Yok | Var | Var |
Sportif A.Ş.’lerin gelir yapıları ayrı ayrı daha önceki bölümlerimizde analiz edilmişti. Burada tüm Sportif Şirketlerin gelir kalemlerini karşılaştırmalı kısaca konsolide olarak 2004-2005 yılı Gelir Tabloları üzerinden inceleyelim.
Dört Sportif A.Ş’nin 2004-2005 dönemine ilişkin önemli gelir kalemleri ile tutarları ve toplam gelirler içindeki oranları aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Trabzonspor Sportif A.Ş’nin gelirleri, daha önce de belirtildiği üzere, 01.01.2005-31.05.2005 tarihleri arası 5 aylık gelirleri kapsamaktadır; diğerleri ise 12 aylık gelirleri kapsamaktadır. Tabloda hücrelerde yer alan parantez içindeki değerler ise söz konusu gelirlerin toplam gelirler içindeki payını vermektedir.
Sportif A.Ş’lerin Gelir Yapıları (YTL) | ||||
| Trabzonspor Sportif A.Ş | Fenerbahçe Sportif A.Ş | Galatasaray Sportif A.Ş | Beşiktaş Sportif A.Ş |
Yayın Gelirleri | 6.307.309 (69) | 18.397.771 (37) | 20.006.126 (52) | 18.691.127 (37) |
Sponsorluk ve Reklam Gelirleri | 1.398.990 (15) | 11.450.273 (23) | 13.224.795 (34) | 9.372.096 (18) |
İsim Hakkı Gelirleri | 911.661 (9) | 3.467.713 (7) | 4.912.545 (10) | 2.180.515 (4) |
Stad Hasılatları (Kombine Gelirler Dahil) | 383.427 (4) | 12.449.514 (25) | - | 8.893.899 (17) |
Şampiyonlar Ligi Gelirleri | - | 3.111.377 (6) | - | - |
Lisanslı Ürün Satışı | - | - | - | 5.666.361 (11) |
Seyahat Satışı | - | - | - | 3.539.894 (7) |
Toplam | 9.117.162 | 49.041.748 | 38.143.466 | 50.121.406 |
Kaynak:M.Emin AKYÜZ, a.g.e., sh. 36)
Dört Sportif A.Ş’nin gelir kaynakları içinde en önemli kalemi yayın gelirleri (ağırlıklı olarak Süper Lig yayın gelirleri) oluşturmaktadır. Üç büyüklerde yayın gelirlerinin toplam gelirler içindeki payı Fenerbahçe ve Beşiktaş Sportif A.Ş.’lerde; % 37 iken, Galatasaray Sportif A.Ş.’de yayın gelirlerinin payı % 52 civarındadır. Trabzonspor Sportif A.Ş’nin yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payının % 69gibi bir yüksek orana ulaşması, Trabzonspor’un diğer üç Sportif A.Ş.’ye göre naklen yayın gelirlerine daha bağımlı bir gelir yapısına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Değişik gelir kaynakları yaratabilen Üç Büyüklerin naklen yayın gelirlerinde, havuzda yeni yapılanmaya gidilmiş olması nedeniyle, önceden olduğu gibi fiks bir gelir elde etme yerine, sportif performansın ön plana çıkacak olması nedeniyle bazı dalgalanmalar yaşanabilecektir.
Sponsorluk ve reklam gelirlerinde en yüksek gelir ve paya sahip olan kulüp olarak karşımıza Galatasaray Sportif A.Ş. çıkmaktadır. Galatasaray Sportif A.Ş.’nin sponsorluk ve reklam gelirlerinin toplam gelir içindeki payı %34 civarındayken, bu oran Fenerbahçe Sportif A.Ş’de % 23; Beşiktaş Sportif A.Ş’de % 18 ve Trabzonspor Sportif A.Ş’de de % 15’tir.
Maç günü gelirleri ve kombine gelirlerinde, stadyum gelirleri en yüksek şirket olan Fenerbahçe Sportif A.Ş’nin, söz konusu gelirlerinin toplam gelirleri içindeki payı % 25 iken; bu oran Beşiktaş Sportif A.Ş’de % 17, Trabzonspor Sportif A.Ş.’de ise % 4 civarındadır. Galatasaray Sportif A.Ş, stadyum gelirlerini devralmadığından stadyum geliri bulunmamaktadır.
Şampiyonlar Ligi gelirleri Sportif A.Ş’ler için gelirlerini çeşitlendirmeleri açısından önemli bir gelir kaynağı olmasına karşın; bu turnuvada kulüplerimizin beklenen ve istenilen sportif performansı sergileyememeleri, bu gelir kalemini sadece ‘’teorik bir gelir kalemi’’ne dönüştürmektedir.
‘’Fenerbahçe Sportif A.Ş, 2004-2005 sezonunda Fenerbahçe futbol takımının Şampiyonlar Ligi’ndeki mücadelesinden 3.111.377 YTL gelir elde etmiştir. Söz konusu tutarın Fenerbahçe Sportif A.Ş’nin gelirleri içindeki payı ise % 6’dır. Şampiyonlar Ligi gelirleri özellikle Beşiktaş Sportif A.Ş için büyük önem arz etmektedir. Çünkü takımın Şampiyonlar Ligi’nden elde edeceği tüm gelir, diğer Sportif A.Ş’lerden farklı olarak, Beşiktaş Sportif A.Ş’ye aittir. Beşiktaş futbol takımının Şampiyonlar Ligi’nde en son mücadele ettiği yıl olan 2003-2004 yılında, Beşiktaş Sportif A.Ş’nin Şampiyonlar Ligi’nden elde ettiği toplam gelir 8.323.207 YTL’dir. Bu tutar Beşiktaş Sportif A.Ş’nin 2003-2004 yılındaki toplam gelirlerinin yaklaşık % 10’unu oluşturmaktadır.’’ (M.Emin AKYÜZ, a.g.e., sh.37)
Sportif A.Ş.’lerin Gider Karşılaştırması
Sportif A.Ş.’lerin gider yapılarındaki benzerlik ve farklılıklar da yine aşağıdaki tablo da karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır.
Şirket Giderleri | BJK Sportif | GS Sportif | FB Sportif | TS Sportif |
Genel Yönetim Giderleri | Var | Var | Var | Var |
Antrenör vet Futbolcu Giderleri | Var | Yok | Yok | Yok |
Bonservis Giderleri | Var | Varok | Yok | Yok |
Stadyum Giderleri | Kullanma vet işletme hakkı bedeli olarak Aralık 2003’te 11.5 milyon $ ödenmiştir. | Yok | 2004/05 sezonundan itibaren yıllık 500.000$ | Yok |
Kam vet Tesis Giderleri | Var | Yok | Yok | Yok |
Pazarlama Şirketi giderleri | Var | Var | Yok | Yok |
Futbol Takımı Kirası | Yok | Kulübe Ş.Ligi başlangıç vet 1.tur maç rimleri üzerinden %30 pay, ayrıca 2005/06 sezonundan itibaren GS Sportif gelirlerinin %1.5’i(min. 300.000$) verilecektir. | 2004/05 sezonundan itibaren FB Sportif yıllık gelirlerin %2’sini (min.500.000$)FB Spor Kulübüne ödeyecektir. | 2004/05 sezonundan itibaren bir önceki sezon brüt toplam gelirlerin %1’ini Futbol A.Ş.’ye ödeyecektir. |
Lisans bedeli | BJK Futbol yatırımları yaklaşık 18 milyon $ karşılığında Aralık 2003’te lisans hakkını satın almıştır. | GS Sportif Haziran 2005’ten başlamak üzere yıllık gelirlerin KDV hariç brüt %1’ini (min. 200 bin $) ödeyecektir. | Yok | Yok |
Transfer GiderleriVAR | Var | Yok | Yok | Yok |
(Kaynak: Gedik Yatırım, Halka Arz Ön Değerlendirme Raporu, Sh.14, 15)
Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor Sportif A.Ş.’lerin Hisse Senetlerinin Borsa Performansları
Sportif A.Ş.’lerin halka arzdan bu yana göstermiş oldukları getiri performansları daha önceden hisse bazında detaylıca incelenmiş olmakla birlikte; dört şirketin hisse senetlerinin birikimli karşılaştırmasını yaptığımızda; en yüksek getiriyi sağlayan hissenin Beşiktaş Sportif A.Ş. olduğu aşağıdaki verilerden görülmektedir. Beşiktaş Sportif A.Ş. halka arzdan bu yana dolar bazında tam 6.71 kat getiri sağlarken; Galatasaray Sportif A.ş.’nin hissesi ikinci en yüksek getiriyi sağlayan hisse olarak karşımıza çıkmaktadır. Galatasaray halka arzdan bu yana dolar bazında %542.85 getiri sağlarken; bu getiri YTL bazında %404.16 olarak gerçekleşmiştir. Fenerbahçe Sportif A.Ş.’nin getirisi dolar bazında %31.16 olurken; bu dönemde Trabzonspor Sportif A.Ş.’nin getirisi -7.24% olmuştur.
Futbol A.Ş.Hisselerinin Getirileri | 3ay (%) | 6 Ay (%) | 1 yıl (%) | Halka Arzdan Bu Yana (%) | ||||
| YTL | USD | YTL | USD | YTL | USD | YTL | USD |
Galatasaray | 18,03 | 16,66 | 72,5 | 73,19 | 57,37 | 66,23 | 404,16 | 542,85 |
Fenerbahçe | 11,43 | 9,98 | 56,53 | 57,15 | 86,06 | 95,66 | 36,92 | 31,16 |
Beşiktaş | -10,32 | -11,48 | 46 | 46,58 | 153,44 | 166,52 | 523,32 | 671,57 |
Trabzonspor | 8,15 | 6,75 | 5,75 | 6,17 | -7,6 | -2,83 | -7,24 | -7,24 |
Hisselerin Kulüp bazında son bir yıldaki getirileri, işlem hacimleri 09.12.2005 itibariyle aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
| Galatasaray | Beşiktaş | Fenerbahçe | Trabzonspor | ||||
| YTL | USD | YTL | USD | YTL | USD | YTL | USD |
Son 1 Yıl En | 56,21 | 39,9 |
|
|
|
|
|
|
Düşük | 3,3 | 2,47 | 9,24 | 6,56 | 3,75 | 2,87 | ||
Son 1 Yıl En | 133,09 | 98,25 |
|
|
|
|
|
|
Yüksek | 21 | 15,76 | 17,9 | 13,26 | 5,34 | 3,89 | ||
Ort. Hacim | 316.267 | 235.966 |
|
|
|
|
|
|
(YTL) | 1,257,800 | 937,245 | 3,423,782 | 2,562,334 | 782,486 | 582,53 | ||
Kapanış | 121 | 89,63 | 11,3 | 8,37 | 17,7 | 13,11 | 4,446 | 3,3 |
İşlem Hacmi | 237.695 | 176.070 |
|
|
|
|
|
|
(YTL) | 16,297 | 12,539 | 1,527,120 | 1,131,200 | 40,631 | 30,097 | ||
Şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki son bir yıllık gelişim ve değişim ise aşağıdaki grafikte okurun dikkatine sunulmaktadır.
Sözkonusu grafikten de görülebileceği üzere, hisselerin içinde fiyatı en çok artan şirket olarak karşımıza Beşiktaş Sportif a.ş. çıkmaktadır. Beşiktaş’ı takip eden hisse olarak ta Fenerbahçe Sportif A.Ş.’yi görmekteyiz. Bu dönem içinde Trabzonspor’un fiyatında bir gerileme yaşandığı görülmektedir. Halka arz tarihinden itibaren en yüksek ikinci getiriyi sağlayan Galatasaray’ın ise son bir yıldaki performansı, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin gerisinde kalmıştır.
Sportif A.Ş.’lerin halka arzdan bu yana gösterdikleri getiri performansına baktığımızda; Beşiktaş’ın özellikle son 6 ayda gösterdiği olağanüstü performans onu, %671.57’lik getiri ile ilk sıraya taşımıştır. Galatasaray Sportif a.Ş.’nin ise halka arzdan bu yana istikrarlı bir getiri artışı sağlaması sonucunda yatırımcısına dört yılda USD bazında %542,85 kazandırdığı aşağıdaki grafikten görülmektedir. Diğer iki sportif A.Ş. halka arzdan bu yana yeterli ve tatmin edici bir getiri performansı sağlayamamış oldukları grafikten anlaşılmaktadır.
Sportif A.Ş.’lerin konsolide performans ve tüm halka arz bilgilerini içeren tablo aşağıda okurun dikkatine sunulmaktadır.
Bu tablo İMKB verilerinden ve kulüplerin Halka Arz Bildirgelerinden yararlanılarak oluşturulmuştur.
Takımlar
| HalkaArz tarihi
| Halka Arz Edilen Nominal Değer (Milyon YTL) | Halkaarz Fiyatı
YTL | 09.12.05 İşlemFiyatı
YTL | HalkaArz Geliri
(Bin YTL) | HalkaArz Geliri
(Bin USD) | Halka Açıklık Oranı (%) | HalkaArz Piyasa Değeri (Milyon USD) | HalkaArz Piyasa Değeri (Bin YTL) | 09.12.05 Piyasa Değeri (Milyon USD) | Fiyat kazanç Oranı
| Borsa Perfor- mansı
Son 1 yıl(%) |
Beşiktaş | 15.02.02 | 326,5 | 57,5 | 11,1 | 18.774 | 13.781 | 15 | 90 | 122.490 | 329,8 | - | -8,97 |
Fenerbahçe | 18.02.04 | 379,4 | 10,5 | 17,8 | 39.820 | 30.030 | 15 | 252 | 335.117 | 327,6 | 7,99 | 71,15 |
Galatasaray | 20.02.02 | 325,6 | 87 | 53 | 28.327 | 20.799 | 16 | 128 | 174.336 | 177,1 | 7,9 | 85,35 |
Trabzonspor | 15.04.05 | 6,3 | 5,25 | 4,76 | 32.812 | 24.000 | 25 | 96 | 131.250 | 87,6 | 3,25 | 68,57 |
Toplam |
| 1.037,8 |
|
| 119.733 | 88.610 |
| 566 | 763.193 | 922,1 |
|
|
Ortalama |
| 259,45 | 40,06 | 21,665 | 29.933 | 22.153 | 17,75 | 141,5 | 190.798 | 230,5 |
|
|
Şirketleşme ve Halka Arzın Endüstriyel Futbol Bakımından Değerlendirilmesi
Yukarıdaki tabloyu yorumladığımızda:
İMKB’ye kote olan dört kulübümüz, sermayelerinin ortalama %17.75’lik kısmına karşılık gelen, yaklaşık 1.038 Milyon YTL nominal değerli hisseleri karşılığı piyasadan toplam 119.7 Milyon YTL değerinde, yaklaşık 88,6 milyon Dolar tutarında bir gelir elde etmişlerdir. Kulüp başına ortalama 29.9 Milyon YTL(22.3 Milyon Dolar) gelir elde olunmuştur.Halka arz edilen 1.037,8 Milyon YTL nominal değerli hisselerin, ortalama hisse senedi birim fiyatı halka arzda 40.06 YTL olarak gerçekleşmiştir.Nominali 1000.-TL olan hisse senetleri, ortalama 40.06 YTL’den halka arz edilirken; bu hisselerin bugünkü ortalama birim değeri 21.66 YTL’dır. Dört kulübün halka arz edilen birim hisse fiyatı üzerinden, piyasa değerleri toplamı 763.1 Milyon YTL (508 milyon USD) iken; 9 Aralık 2005 itibariyle kulüplerimizin piyasa değerleri toplamı %81 artarak, 922 milyon Dolara yükselmiştir. Kulüp başına ortalama piyasa değeri bu tarih itibariyle 230,5 Milyon USD olarak gerçekleşmiştir.
Sportif A.Ş.’lerin piyasa değerleri Avrupa’nın en yüksek piyasa değerine sahip kulüpleriyle aşağıdaki grafikte karşılaştırılmaktadır.
Endüstriyel futbol değerlerinin büyüklüğünü ve futbol piyasasının gelişmişliğini ortaya koymak bakımından yukarıdaki grafikte yer alan piyasa değerlerini karşılaştırdığımızda;
Halka açık dört kulübümüzün piyasa değerleri toplamı 922 Milyon Dolar’a ulaşmasına karşın, Man.Utd.’ın tek başına piyasa değeri 1.251 Milyon Dolara ulaşmıştır. Dört büyük kulübümüzden Beşiktaş ve Fenerbahçe Sportif A.Ş.’nin piyasa değerleri, Avrupalı kulüplere yakın bir düzeye gelmiştir.
Türkiye’nin halka açık dört büyük kulübünden 330 Milyon dolar değer ile Beşiktaş, en büyük piyasa değerine sahip Sportif A.Ş.olarak karşımıza çıkarken, Fenerbahçe çok az bir farkla 328 milyon Dolar piyasa değeriyle Beşiktaş Sportif A.Ş.’yi takip etmektedir. Galatasaray’ın 182 Milyon Dolar’lık piyasa değerine sahip olmasına karşın, ezeli rakiplerinin gerisinde kalmıştır. Trabzonspor Sportif A.Ş. ise 88 milyon Dolar piyasa değeriyle diğer üç kulübümüzün uzaktan izlemektedir.
Halka Açılmada Uygulanan Modeller
Ülkemizde spor kulüplerimizin doğrudan borsaya açılabilmeleri için şirketleşmeleri ve belirli bir sermaye yapısında olmaları gerekmektedir. Bugünkü yapı itibariyle Spor Kulüplerimiz genelde dernek şeklinde örgütlenmişlerdir. Bu modelin özellikle sağladığı vergisel ve yönetsel avantajlar, kulüpleri yeni şirketler kurarak, yeni gelirler elde etmeye yöneltmiştir. Kurulan yeni şirketlerde hakim ortak olarak varlığını devam ettiren kulüpler, kurdukları bu şirketlere bir süre sonra gelirlerini devir ve temlik ederek, onları borsaya açmışlardır.
Borsaya açılan şirketler genelde gelir ağırlıklı bir model kapsamında yapılandırılmışlardır. Yani, gelirler bu şirketlere kulüplerce devir ve temlik olunurken; giderler kulüp bünyesinde bırakılmıştır. Yani bir şekilde ‘’dikensiz gül bahçesi’’ yaratılmaya çalışılmıştır. Beşiktaş Spor Kulübü ise bu modelin dışında Futbol Şubesi’nin tüm aktif ve pasifini devir ettiği bir Sportif A.Ş. kurarak, borsaya açılmıştır.
Borsaya açılan Sportif A.Ş.’lerin genel olarak, Spor kulüplerine;
1. Uyguladıkları yüksek temettü dağıtım politikasıyla,
2. Aktif kalemlerinden transfer ettikleri Şirket fonlarıyla,
3. Kulüp adına bankalardan kredi kullanmak suretiyle,
Ciddi finansman desteği sağladıkları görülmektedir.
Kulüpler diğer yandan;
1. Endüstriyel futboldan daha fazla pay alabilmek,
2. Uluslararası markalaşabilmek,
3. Kredibilite olanağı yaratabilmek,
4. Kurumsallaşarak profesyonelleşebilmek için şirketleşmeye yönelmişlerdir.
Kulüplerimiz her ne kadar yukarıdaki amaçlarla şirketleşerek, hisselerinin bir kısmını halka açmışlarsa da, bir yandan geleneksel dernek örgütlenme yapılarını devam ettirmektedirler.
Kulüp özelinde şirketlerimizi değerlendirdiğimizde; yukarıda da ifade ettiğimiz gibi; GS, FB, TS’un halka arz yöntem ve şirket yapıları arasında nüanslar buluyorsa da; öz itibariyle şirketler arasında ciddi benzerlikler göze çarpmaktadır. Nitekim gelir ve gider yapısındaki benzerlikler yukarıda somut olarak belirtilmiştir. Bu şirketlerimizin yönetsel yapılanışları ve bağlı oldukları Spor Kulüpleriyle de aralarındaki organik bağın sağlanması bakımından da ciddi benzerlikler bulunmaktadır.
FB, GS ve TS’ Sportif A.Ş.’lerde gelirlerin Sportif A.Ş.’lerde, giderlerin ise Kulüplerde kaldığı ‘’gelir ağırlıklı’’ bir şirket yapılanması karşımıza çıkarken; Beşiktaş Sportif A.Ş.’nin yapılanması ise bu üç şirketten farklı olarak, Profesyonel Futbol Şubesi’nin tüm aktif ve pasifiyle devir olunduğu İngiliz modelini görmekteyiz.
Fb, GS ve TS Sportif A.Ş.’lerde, yani ‘’Gelir Ağırlıklı’’ modelde yukarıdaki örneklerden de görüleceği üzere, bu takımlarımızın borsada işlem gören şirketleri, her türlü giderden arındırılmış, gelir yoğunluklu mali bir yapılanmaya yönelmişlerdir. Giderlerin kulüp bünyesinde kalması nedeniyle çok yüksek temettü dağıtımı gerçekleştiren bu şirketler, mali yatırımcı açısından son derece cazip hisse senetleri olarak görülmektedir.
Bu anlamda, bu modellerin, yatırımcısına kısa vadede gelir sağlama bakımından daha başarılı olabileceğini söyleyebiliriz. Nitekim, Galatasaray Sportif A.Ş.’nin 31.05.2003 tarihi itibariyle yıllık net karı 35 Milyon YTL olarak gerçekleşmiş ve bu kar Genel kurulda alınan karar gereğince temettü olarak dağıtılmıştır. Fenerbahçe ve Trabzonspor da aynı şekilde, giderlerden arındırılmış, gelir yoğunluklu bir şirket yapılanmasıyla İMKB’ne girmiştir. Öyle ki, bu iki şirkette giderlerin amortismanlar düşüldükten sonra kalan kısmın gelirlerin yüzde onunu geçemeyeceği de ana sözleşmeyle garanti altına alınmaktadır. Özellikle hisse senedi yatırımcısı açısından, bu üç şirketin hisseleri, BJK’nın hisse senedine göre daha cazip görünmektedir. Bu şirketlerde, gelirlerin şirket içi, giderlerin ise şirket dışı gösterildiği iş modelleri söz konusu olduğu için, halka arzların bu üç şirket için başlangıçta oldukça karlı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şirketlerin halka arzdan bu yana geçen üç-dört yıllık süre içinde halka arz geliri üzerinde temettü ödemesi gerçekleştirdiklerini görüyoruz.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor Sportif A.Ş.’lerde, giderler kulüpte kalırken; gelirler ise yatırımcı ile paylaşılmaktadır. Bu durum mali yatırımcılar açısından bakıldığında son derece karlı ve verimli bir durum oluşturmasına karşın; kulüpler açısından ciddi birer mali külfete neden olmaktadırlar. Bu durum ise aslında her üç kulübün de geleceklerini ipotek altına almalarından başka bir anlam içermemektedir. Beşiktaş ise yatırımcıları "kulübün nimet ve külfetine" ortak ederek, temettü dağıtmaktadır. Galatasaray ise kulüp olarak borç batağında olmasına karşın bugüne kadar üçüncü kişi ve kurumlara 14.5 milyon dolar temettü ödemesi gerçekleştirmiştir. Oysa bu tutar ile kulübün/takımın rekabetçi yapısı yükseltilebilinirdi.
Sportif A.Ş.’lere ilişkin yaptığımız detaylı analiz aslında bir durum tespitinden ibarettir. Uygulamada ve teoride yapılan bazı yanlışlıklar, futbolumuzun geleceğini etkileyebilecek önem ve role sahiptir. Kulüplerimiz borç batağındayken, Sportif A.Ş.’lerin çok yüksek karlılık ve sağlam özkaynak temelinde faaliyetlerini sürdürmeleri, Sportif A.Ş.’leri adeta ‘’sanal şirketler’’ haline getirmektedir. Bir yandan borç batağından kurtulmaya çalışan Spor Kulüpleri, diğer yandan bu kulüplerin her tarafından para fışkıran Sportif A.Ş.’leri…Bu çelişki ne yazık ki, Sportif A.Ş.’lerin daha baştan yanlış konumlandırılmaları ve yapılandırılmalarından kaynaklanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yanlış uygulamanın karşımıza çıkarttığı en çarpıcı özelliklerinden birincisi: Spor Kulübünün borç batağındayken, Sportif A.Ş.’lerin ‘’temettü’’ dağıtmaları; ikincisi ise, halka arz gelirinin üzerinde temettü dağıtımın gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Sportif A.Ş.’lerin Gelir Yapılarıyla İlgili Sorunlar
Sportif A.Ş.’lerin gelir yapılarıyla ilgili iki temel konu karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birincisi:
Sportif A.Ş.’lerin kulüp gelirlerinin dışında kendi bağımsız gelir kaynaklarını yaratamadıklarını görüyoruz. Kulüp gelirlerine göbeğinden bağlı bir gelir yapısına sahip olan A.Ş.’lerin en önemli gelir kalemlerinin başında daha önceden de açıkladığımız gibi naklen yayın gelirleri gelmektedir. Gelirler içindeki payı %50’lere kadar çıkan naklen yayın gelirleri, aslında Kulübün sportif etkinliğinden elde olunan gelirlerdendir. Yani kulüp bu sportif etkinlikte bulunmasa Sportif A.Ş.’lerin en önemli gelir kaynaklarından birisi olmayacaktır. Sportif A.Ş.’ler Kulübün sportif ve mali yapısından bağımsız gelir kaynaklarına sahip olamadıkları, bir katma değer yaratamadıkları sürece, ‘’sanal şirketler’’ olmaya devam edeceklerdir.
İkinci sorun ise; Sportif A.Ş.’lerin gelecekte gerçekleşecek gelirlerinden bazılarının (örneğin naklen yayın gelirleri gibi bazı gelir kalemleri) genelde Spor Kulüpleri’ne temlik edilmiş olduğu görülmektedir. Yani, Spor Kulüpleri Sportif A.Ş.’lere başlangıçta gelirlerini devir ve temlik ederken; Sportif A.Ş.’lerde Spor Kulübüne fon aktarabilmek amacıyla bu gelirlerinin bir kısmını kulübe temlik etmektedirler. Bu şekilde kulübe fon aktarımının döngüsü de kendi içinde tamamlanmış olmaktadır. Ancak bu yapı spor kulüplerinin mali kesimden borçlanmalarının önünü kesmektedir. Zira Bankalar, gelirleri temlikli olan Sportif A.Ş.’lere kredi açmakta çok istekli görülmemektedirler.
SPORTİF A.Ş.’lerin Kredilendirilmesinde yaşanan Sorunlar
Sportif A.Ş.’lerin bugün mali kesimden 31.05.2005 tarihi itibariyle kullanmış oldukları kredilerin toplamı 29.9 milyon Dolar kısa vadeli; 39.9 milyon dolar da uzun vadeli krediler olmak üzere toplam 69.8 Milyon dolardır. Sportif A.Ş.’lerin konsolide bilançoları içinde kullanmış oldukları nakdi kredilerin pasifteki payı %18 civarındadır. Bu kredilerin kullanımında daha önceden de değindiğimiz gibi, temelde Yöneticilerin kişisel kredibilite ve moraliteleri büyük rol oynamaktadır.
Bankalar aşağıda saydığımız nedenlerden dolayı Sportif A.Ş.’leri kredilendirmeye pek olumlu bakmamaktadırlar. Bunun nedenleri:
Sportif A.Ş.'lerin gelirlerinin bazıları, (özellikle naklen yayın gelirleri) kulübe temlik edilmiş durumdadır.
Sportif A.Ş.'ler kendi dinamikleriyle, Spor Kulübünden bağımsız gelir yaratmakta zorlanmaktadırlar.
Sportif A.Ş.'lerin dengesiz ve volatil bir gelir yapısı bulunmaktadır.
Sportif A.Ş.’lerin Spor Kulübünden devir ve temlik alınan gelirleri dikkate alınmadığında; bu şirketler faaliyetlerinden fon yaratamamaktadırlar.
Sportif A.Ş.’ler yüksek temettü dağıtma politikası izleyerek ya da Spor Kulübüne borç vermek suretiyle yüksek tutarda, uzun vadede şirketin mali yapısını olumsuz etkileyebilecek şekilde fon transfer etmektedirler.
Sportif A.Ş.’lerde gider ve maliyetlerin sınırlandırılmış olması, bu şirketlerin ticari faaliyetlerinde zaman içinde rasyonelleşmekten uzaklaşmalarına neden olabilecektir.
Sportif A.Ş.’lerin çoğunluk hisselerinin Spor Kulüplerinde olması nedeniyle, olası bir olumsuzluk nedeniyle bankalar topluma mal olmuş ve yaygın taraftar kitlesi bulunan kulüplerle karşı karşıya gelmek istememektedirler.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı Bankalar Sportif A.Ş.'lerle kredili çalışma konusunda çok istekli davranmamaktadırlar. Her şeyden önce kredi ilişkisi karşılıklı güven temelinde şekillenir. Tarafların birbirlerine karşı olan yükümlülüklerini yerine getirme konusunda yaşanılacak en küçük bir olumsuzluk, kredi sürecini olumsuz etkiler. Spor kulüp yönetimlerinin kamuoyunda moralite anlamında olumsuz bir imaj sergilemiş olmaları, kredi kararı verme konusunda bankaları daha konservatif olmaya yöneltmektedir. Kredi kararı verirken, mali kesimin dikkate aldığı iki temel kriter bulunmaktadır. Bunlar:
Kredi talebinde bulunan şirketlerin kredi değerlilikleri,
Bu şirketlerin mali yükümlülüklerini yerine getirme anlamında geçmiş performanslarını ortaya koyan moraliteleridir.
Bu iki konuda herhangi bir olumsuzluk bulunmuyorsa, ondan sonraki aşama kredinin geri ödemesine ilişkin süreç ve aşamaları kapsar.
Tüm bu aşamalar kredi-risk ilişkisine girilmeden önce büyük bir titizlikle analize tabi tutulur. Sonuç her aşamada olumluysa, risk ilişkisine girişilir. Olaya bu mecrada bakıldığında, Spor Kulüplerimizin kredilendirilmesi çok kolay olmamaktadır. Doğal olarak Spor Kulüplerinin sahibi oldukları Sportif A.Ş.’lerde de bu sorun gündeme gelecektir.
Mali kesimce açılan kredilerin yine, kredilendirilen şirketin kendi faaliyetlerinden yaratacağı nakit ve faaliyet karlarıyla, bu kredileri geri ödemesi beklenir. Bu nedenle faaliyetlerinden nakit ve kar yaratamayan firmaların, finansal sıkıntı içine girmeleri kuvvetle muhtemeldir.
Bu anlamda Sportif A.Ş.’lerin kendi içsel dinamikleriyle, Spor Kulübünün gelirleri dışında gelir yaratmada zorlandıkları görülmektedir. Spor Kulübünün devir olunan gelirleriyle faaliyetlerini yürüten bu şirketler, zaman içinde kendi ticari gelirlerini bağımsız bir şekilde yaratabilme kapasitesine ulaşabilirlerse, kredilendirilebilmeleri daha kolay olabilecektir. Aksi halde bu haliyle sözkonusu şirketlerin, Spor Kulübü tarafında yaşayacakları bir olumsuzluktan doğrudan etkilenme olasılıkları yüksek olduğu; bankalar Sportif A.Ş.'lerin mevcut gelir yapılarıyla kredi geri ödemelerinde sorun yaşayacaklarını düşünmekteler.
Bugünlerde ileri sürülen bir görüşü de bu bağlamda yorumlayalım. ‘’Sportif A.Ş.’lerin yüksek piyasa (Borsa) değerlerine sahip olmaları nedeniyle, hisselerinin rehinleri karşılığında kolayca kredi bulabilecekleri’’ yönündeki görüş gerçeği ve doğruyu yansıtmamaktadır. Şunu bir kere çok açık bir şekilde belirtmekte yarar görüyorum. Kredi kararı verirken mali kesim hiçbir zaman şirketin piyasa değerini baz alarak, kredilendirmeye gitmez. Yukarıda da değindiğimiz gibi, kredi kararı verirken temel analiz eğer olumluysa, Borsa değerinin yüksekliği sadece taktir haklarının kullanımında olumlu bir etki yapabilir. Çünkü Piyasa Değeri, volatil hareketlerin çok olduğu bir piyasada çok yüksek değerlere ulaşabileceği gibi, bir kriz veya bir olumsuz konjonktürde en düşük değerlere de inebilir. Yani daha öz ifadeyle 100 birim Piyasa değeri olan bir şirketin Borsa Değeri 1000’e çıkabileceği gibi 10’a da inebilir. Bu anlamda sadece herhangi bir şirketin piyasa değerine bakılarak, kredilendirme yapılamayacağı ortadır. Şirketin daha önceden de söylediğimiz gibi, kendi faaliyetlerinden elde edeceği fonlarla krediyi geri ödeyip ödeyemeyeceği temel kriterdir.
Çok doğal olarak şirket yüksek mal varlığına sahip olabilir. Çok fazla malvarlığına sahip olmak ta tek başına yeterli olmamaktadır. Mal varlığı gerekli ama yeterli koşul değildir. Yüksek mal varlığına sahip olunsa bile, bu varlıkların menkul ya da gayrimenkul olarak nakde tahvil kabiliyetleri de kredi kararı vermede çok önemlidir.
Yukarıda saydığımız tüm koşullar olumlu olsa bile, eğer firma(şirket) kendi fonlarını başka kurum veya kuruluşlara ya da ortaklara aktarıyorsa; bu da kredi kararını olumsuz etkileyen faktörlerin başında gelir. Transfer edilen bu fonların, şirket bünyesine tekrar geri dönmemesi zaman içinde şirketin mali bünyesinin zayıflamasına yol açacağından, buna bağlı olarak finansmanda problem çıkabileceğinden hareketle mali kesim yine kredi açmada olumlu yaklaşım sergilemez. Tersine durumlarda, yani ortaklar şirkete para koyuyorsa, bu bir nevi örtülü sermaye olarak değerlendirildiğinden bu durum kredi kararı vermeyi olumlu etkiler. Kurumsallaşan firmalarda bu durum çok görülmez ve ortak fonları bir süre sonra özkaynaklara eklenir.
Yukarıdaki teorik açıklamalarımızı pratikleştirirsek; kendi faaliyetlerinden gelir yaratmakta zorlanan, diğer yandan sahip olduğu fonları ortaklara ya da üçüncü kişilere transfer eden, ticari faaliyetlerinde rasyonelliğin zaman içinde giderek kaybolduğu ticari yapılarda, yani Sportif A.Ş.’lerde kredi yoluyla fon sağlamak çok mümkün görülmemektedir.
Bir diğer önemli konuda Sportif A.Ş.’lerin bilançolarının (aktif yapısının) kredilendirmeyi olumsuz etkilemesidir. Kutlu Merih’e göre, ‘’ Bir oyuncu katma değer yaratan bir aktif olarak düşünülebilir. Aynı zamanda bir ekonomik değer olarak satılabilir de. Burada muhasebeleştirilen değer oyuncunun kendisi değil, lisansından kaynaklanan futbol oynama hakkından kulübü tarafından yararlanılmaktır. Diğer taraftan bir oyuncu aynı zamanda bir pasif olarak da değerlendirilebilir… Şayet futbolcular kapitalize edilecek ise (burada sorun) bunların hangi değere göre kapitalize edileceğidir…kulüpler tarafından transfer edilen oyunculara ödenen miktarlar belirli bir oyuncu içen belli bir zamanda oldukça serbest bir değer olabilmektedir. (Kutlu MERİH, Futbolcu, Aktif veya Pasif? Futbol Muhasebesi, http://www.fesam.org/sur_makale.php?kod=1&url=uzman/km018.htm)
İşte Sportif A.Ş.’lerin belirli bir bonservis bedeli ödeyerek, kendi aktiflerine aldıkları Oyuncu Bonservis bedelleri önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Olayın muhasebe ve vergi yönünü bir yana bırakacak olursak, bu değerlerin oyuncunun performansına ve fiziki durumuna göre değişkenlik göstermesi, aktif yapısı içinde Maddi Olmayan duran Varlıklar kaleminin çok yakından sorgulanmasını gerektirmektedir. Çok yüksek bir Maddi Olmayan duran varlığa sahip bir kulübün aktifi, futbolcunun fiziki olarak sakatlanması veya form düşüklüğü nedeniyle gerileyen sportif performansından dolayı aktif değer kaybına uğrayacaktır. Ve bu durumdan Spor Kulübü (Sportif A.Ş.) çok yakından olumsuz olarak etkilenebilecektir. Yüksek maliyetle transfer olan bir oyuncunun sakatlanması ya da bir form düşüklüğü nedeniyle, kulübün bu oyuncusundan gerektiği kadar yararlanamaması kulübün (Sportif A.Ş.’nin) ciddi bir zarara uğramasına neden olabilecektir.
Sonuç;
Endüstriyel Futbol doğal olarak şirketleşmeyi örtülü de olsa teşvik etmektedir. Ancak şirketleşmenin sonuçta Kulübe bir yarar, bir katkı sağlaması gerekir. Bugünkü yapılanma ve uygulama ile Sportif A.Ş.’lerin bu fonksiyonlarını ne ölçüde yerine getirdikleri üzerinde çok detaylı durulmuş olması nedeniyle, ülkemizdeki Sportif A.Ş.’lerin görev ve fonksiyonları açısından Spor Kulüplerine olan katkı ve yararlarının yorumu okura bırakılmıştır.
KAYNAKLAR | ||
Şakir DORUKKAYA,Aydın FIRATLI,F.Kemal EBLİÇLİOĞLU | Türkiye’de Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi, Halka Açılması, Finansmanı ve Vergileme | Dünya Yay., İstanbul 1988 |
Mehmet Emin AKYÜZ, | Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi ve Halka açılması; Avrupa Futbol Piyasasındaki Gelişmeler Çerçevesinde Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor Örneğinin Değerlendirilmesi | T.C.Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Yeterlilik Etüdü, Kasım 2005 İstanbul
|
Murat BAŞARAN,Tezcan ATAY | Spor ve Sporcunun Vergilendirilmesi ve Vergi Avantajları | Yaklaşım yay., Ankara 2003 |
Murat BAŞARAN | Rekabet Eşitliği Bağlamında Kamuya Yararlı Dernek Olabilmek Üzerine | |
Murat BAŞARAN | Profesyonel Futbol Faaliyeti ile Uğraşan Derneklere/Kulüplere Ait İktisadi İşletmenin Varlığı | |
Tuğrul AKŞAR | Endüstriyel Futbol | Literatür yay., İst., Ocak 2005 |
Kutlu MERİH | Futbolcu, Aktif veya Pasif? Futbol Muhasebesi | |





















Yorumlar