Federasyonların Performansı Nasıl Ölçülür?
- Ömer GÜRSOY

- 14 Ara 2012
- 2 dakikada okunur
Geçtiğimiz yıl Nisan ayında yasası çıkan Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu’na (SDGK) nihayet atama yapıldı. Özellikle sevgili arkadaşım Bilgin Gökberk olmak üzere Kurula atanan isimler üzerinde basında tartışmalar yaşandı.
Elbette Kurul’a atanan isimler önemli ama öncelikle Kurul’un işlevinin de ne olduğunu tartışmalıydık. Birçok ülkeye model olabilecek ve Spor Genel Müdür Mehmet Baykan’ın “Türk Sporunda Önemli Bir Adım” olarak adlandırdığı bu Kurul’u gelecekte Olimpiyatlarda başarılı olmak istiyorsak görmezden gelemeyiz. Bu yapıyı değerlendirmek önemlidir çünkü en temel mesele olan siyaset-devlet-özel sektör ve spor arasındaki görev dağılımında, kurulacak dengenin ve güç birliğinin en somut enstrümanlarından biri SDGK’dır.
Spor Bakanlığı ile federasyonlar, federasyonlar ile kulüpler arasındaki ilişkilerin “bireysel” değil kurumsal yapılarda, objektif kriterlere göre yeniden belirlenmesi gerektiğini yaşayarak görürüz. “Peki, buradaki ilişkinin ve etkin denetimin temel kavramı nedir?” diye sorarsak karşımıza performans çıkar.
AK Parti’nin seçim öncesi vaatlerinden biri 2023 yılında 10 milyon lisanslı sporcuya ulaşmak. Yeni bir yıla girerken önümüzdeki 10 yılda 10 milyona ulaşmak konusunda ne kadar yol alacağımızı yaşarak göreceğiz. Ancak bu performansa ulaşmak için federasyonları etkin kılmaktan başka bir yol yoktur. Çünkü federasyonlar adeta devletin anayasal spor yaptırma görevini yerine getiren taşeronlar konumundadır. Ancak 61 federasyonu aynı çuvala koymak ve testiyle su taşıyanlar ile testiyi kıranlar arasında ayrım yapacak mekanizmaları kurmak da çok kolay değildir. Biz biliyoruz ki, ancak ölçülebilir olan yönetilebiliyor ve bu ölçümü yapabilmek için de farklılıkların ayrımını gözeten rasyonel performans kriterleri belirleyerek ölçüm ve değerlendirme yapabilmek gerekmektedir.
İşte burada, Hükümet adına bakanın modern devletin üç işlevi olan yol vermek, yön vermek ve denetleme işlevini yerine getireceği temel bir kurumsal yapı var: Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu (SDGK).
Suat Kılıç’tan önceki Bakan Faruk Nafiz Özak’ın göreve başladığı ilk günlerde “pusulasız giden federasyonlara” bir performans denetimi oluşturma isteği olmuştu. Daha sonra benim de katıldığım bir süreçte bu işlevi görecek bir Kurul oluşturulmasına karar verildi. Başta İngiltere olmak üzere çeşitli ülkelerde federasyonlara kamu fonu aktaran devletin federasyonların yapılanmaları ve performanslarını arttırmak için yaptıkları çalışmaları inceledik. Bu yapının daha güçlü olması için yasaya da konuldu. 14 Nisan tarihinde çıkan yeni federasyon yasasında SDGK resmen kuruldu.
Hazırladığımız çalışmanın ana sloganı da “ölçemediğinizi yönetemezsiniz” idi.
Hedef şu oldu: üyeleri mali, idari, hukuki ve sportif yetkinliğe sahip, sportif başarılardan ziyade Federasyonların vizyonlarını değerlendiren ve onlara belli alanlarda yön verecek bir yapı. Sporun tüm alanlarında tanıtımla, farkındalık yaratacak bir yapı. Ancak elbette sadece “süslü” sözlere dayanmadan, her branş için somut sportif hedeflerin belirlenmesi gibi iddialı, zor ancak bir o kadar da zorunlu bir yapı.
Bu yapı başarılı olduğunda ülkemiz sporunu çok ilerilere taşıyacak hedefler belirlenecektir. Bu hedeflerin belirlenmesi ülke gerçeklerinin ve potansiyelinin ayrıca dünyadaki gelişme eğilimlerinin çok iyi analiz edileceği bilimsel çalışmaların yapılmasını sağlayacaktır. Devlet böylece federasyonların bağımsızlığına ve özerkliğine müdahale etmeksizin nüfuz edebilecektir. Keyfiyetin önüne geçecek düzenlemelerin en önemlisi de daha önce “gözünün üstünde kaşın var” diye federasyonları olağanüstü Genel Kurul’a götürme yetkisi olan Spor Bakanları bu yetkisini bundan böyle ancak Kurul’un raporu doğrultusunda kullanabilecektir.
Etkin bir SDGK işte tüm bu önemli işlevleri yerine getirecektir...




















Yorumlar