top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Federasyon Başkanlığını Kim Kazanır?


Futbol Federasyonu başkanlık seçimindeki aday belirsizliği, sezon içerisinde federasyonu yönetmeye çalışan kulüp başkanları ve takımını değil futbolu yönetmeye çalışan teknik direktörlerin sessizliği, “battı balık yan gider” sözünün karşılık bulmuş halini işaret ediyor. 

 Bu durumda, cevap arayan soru, önceki yıllardan farklı olarak yeni bir sezona, yeni bir ruh ve heyecanla geçmiş yıllardaki hatalardan arınmış yeni bir federasyon ve kurullarıyla mı gireceğiz, yoksa kaldığımız yerden yanlış yapmaya devam mı edeceğiz?

Türkiye’de futbol yöneticiliğinde aranan olmazsa olmaz şartlardan futbol bilgisi ve yönetim becerisi “kardelen ile güle benziyor. Zira her ikisi de farklı iklim ve toprakta ayrı ayrı yetişir. Entelektüel futbol bilgisi olanın parası yok, parası olanın futbol bilgisi eksik.”

Federasyon seçimlerinde oy kullanacak delegeler, ya futbol bilgilisini ya (siyasetin işaret ettiği veya siyaseti işaret eden)paralı yönetici adayını tercih edecekler.

Futbol camiasından "futbolu kim yönetecek, bir başkan adayımız yok" algısı, "bizim bu koşullarda başkan adayımız olamaz" anlamına gelmektedir. Bu algı, bilerek ya da bilmeyerek, yönetsel beceri eksikliğini bir yazgı gibi benimseme eğilimi yaratır. İdealist futbol insanlarının hedeflerine ulaşması için izledikleri doğru yöntem ve çabaları olumsuz etkiler. Umut ışıklarına bir gölge gibi düşer.

Böyle bir algının büyük ölçüde liyakatsizlikten beslendiğini söylemeye bilmem gerek var mı?

Bizim futboldan gelen bir federasyon başkan adayımız yoksa neden yoktur veya olacaksa hangi koşullarda olacaktır?

Sorularının cevabı eğitim düzeyinde ve entelektüel kimlikte saklıdır. Yani, sahada üst düzey yetenek ve beceriye sahip olan insanların farklı bir alanda edinecekleri kazanımla ilgilidir.

Bu şu gerçeğin sonucudur: Bayern Münih örneğinde olduğu gibi futbol insanları oturdukları yerde futbol yöneticisi olmuyorlar.

Her şeyden önce bunu araştırmamız gerekir. Olanı saptamak ya da kabaca eleştirmek yetmez, olması gerekeni de çok iyi belirlemek gerekir.

Ahmet Taner Kışlalı’nın dediği gibi, yanlış dediğimiz şey, genellikle doğrunun tersi değil, "eksik bir doğru"dur! Bu nedenle de futbolun gündemindeki en önemli soruna yaklaşırken, farklı doğruları alt alta sıralamak zorundayız. Eğer, futbolu, bilgi birikimi olan futbolun içinden gelmiş çok yönlü insanların yönetmesi isteniyorsa ‘merkeze futbol konularak’ köklü bir reform beklentisi içerisinde olacağız. Eğer, Nihat Özdemir örneğinde olduğu gibi paralı yönetici tercih edilirse, tıpkı kısa sürede dördüncü kez takımın başına getirilen Fatih Terim gibi ‘Nerde kalmıştık!’ diyeceğiz. Yani, ya liyakat sahibi insanlarla oluşturulacak kurullarda ‘kim ne demişe bakmayan’ sorun giderici ve üretici çağdaş yönetim anlayışı izleyeceğiz. Ya borç batağındaki kulüp yöneticilerinin serzenişlerini, kontrolsüz kışkırtıcı demeçlerini, hedef gösterici hakem suçlamalarını dinleyecek, futbol kariyerine para verdiğimiz yaşlı yabancı oyuncuların temposuz futbolunu izleyeceğiz.

Sonuç olarak, futbol federasyonu için her halükarda başkan seçilir, kurullar oluşturulur. Maç başlar, top ağlarla buluşur.

Ama kim kazanır?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page