Eski menteşeler gıcırdıyor
- Ömer GÜRSOY

- 6 Tem 2010
- 2 dakikada okunur
Geçtiğimiz hafta Spor Bakanı Faruk Nafiz Özak’dan bir mektup aldım. Oldukça nazik ifadelerin yer aldığı mektupta yıllarca kangren haline gelmiş “Kulüpler Yasası” ile ilgili görüşlerimize başvuruyordu. Federasyon Başkanlarından kulüp yöneticilerine, spor yazarından muhabirine, antrenöründen sporcusuna kadar yaklaşık 400 kişiye bu mektubu gönderen Bakan Özak, iyi bir “ yönetişim” örneği gösteriyor ve “bu sadece benim işim değil, hadi hep beraber yapalım” diyor.
Daha önce de Köksal Toptan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı iken Sporda Şiddet Yasası için yine birçok gazeteci ve spor yazarından görüş istemiş, o zaman sadece ben ve Fanatik’ten Cem Can görüş bildirmişti. Toptan’ın haklı serzenişleri de gazetelere yansımıştı.
Neredeyse hemen her spor yazarı, yorumcusunun -mangalda kül bırakmayacak- gazete köşelerinde keskin kalemleri, televizyon ekranlarında hançerelerini yırtarcasına duyurduğu görüşlerini, iş sistematik bir biçimde ve çözüm önerileri ile aktarmaya geldiği zaman sus pus kalması sporumuzun entelektüel sığlığının bir tezahürüdür.
Göreve geldiği bir yıllık süreçte Erzurum ve Trabzon’da yapılacak uluslararası organizasyonların ağır şartları ile karşı karşıya kalan Özak, son iki ayda Türk sporuna yön verecek reformlara imza atmaya hazırlanıyor. Kısa bir süre önce de Türk sporuna büyük zarar veren tribün terörü, şike ve teşvik konularında bir yasa çalışmasını Bakanlar Kuruluna sunmuştu.
Şimdi sıra Kulüpler Yasasında.
Her 2 yasa da ülke sporunun gelişmesi için oldukça önemli..
Ben şahsen üzerime düşeni yaptım ve hazırladığım raporu Bakan Özak’a elden teslim ettim. Bakan Özak’ın her bir satırını dikkatle okuduğu 6 sayfalık raporun tamamına burada yer vermem mümkün değil ama satır başları şöyle :
Federasyonların güçlü yapıya kavuşmaları onları oluşturan kulüplerin sağlıklı örgütlenmeleri ile mümkün.Ülkemizde kulüpler dernekler kanununa göre kuruluyor ve dünyadaki gelişmelere bir türlü ayak uyduramıyor. Zaten ülkemizde yeteri kadar kulüp yok, olanlarda sağlıklı bir örgütlenme içerisinde değil. Kulüplerin “belirli standartlarla yönetilmesi” ve “mali disiplini sağlanması” gerekiyor. Elbette “ayağını yorganına göre uzatmayan” ve “yöneticilerin hesapsız-kitapsız harcamalarıyla borç batağına batmış” kulüplerin borçlanmalarının önüne geçmek gerekiyor. Alacakları için temlik koyan eski başkanlardan kurtulmak için her yönetimin kendi dönemiyle ilgili borçlarından sorumlu olmasını sağlayan düzenlemelere de ihtiyaç var. Bu maddelere ve düzenlemelere hiç kimsenin karşı çıkacağını(!) da sanmıyorum.
Yani diyeceğim o ki, sıkıca tutturduğumuz eski menteşelere benzeyen kulüp yapılarımızı zorlayıp gıcırdatmalıyız artık.
Peki, bunu kim yapacak?
İşte burada karşımıza hassas bir denge çıkıyor. Bir yandan başta futbol olmak üzere özerk federasyonlar diğer yandan devlet.
Federasyonlar kendi evlerine çeki düzen vermeliler ama..
Devlet dört başı mamur ve uygulanabilir bir yasa ile bu menteşelere yağını sürsün de sonrası kolay.






















Yorumlar