top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Cezalarla Terbiyeye Devam!

Futbol federasyonu şike süreci ile başlayan ve her sezon ‘devrim’ adını verdiği uygulamalar ile süslediği cezalarla terbiye etme anlayışını tam yol sürdürüyor.

 

Bir taraftan pasolig adı verilen uygulama sonrasında stadyumlardaki seyirci sayısında gözle görülür bir azalma yaşanıyor.

 

Öte yandan ise kulüpler boş tribünler önünde oynamalarına rağmen bir sonraki hafta cezalandırılmış tribünler nedeniyle seyircisiz ya da az sayıda seyirciye oynamaya devam ediyorlar. Şiddetten arındırılmış tribün vaadi ile gündeme getirilen ve içeri giren taraftarların bilgilerini kontrol edebilme imkanı tanıyan sistem ile çok sayıda kamera kayıtlarına rağmen ısrarla toptan cezalandırma mantığı sürdürülüyor.

 

Bütün bu tuhaf gelişmelerin her sezon öncesinde yoğun bir PR kampanyası ile bambaşka bir şekilde lanse edilmesi de işin şanından olsa gerek. Futbolun her geçen gün biraz daha kan kaybettiği ve ülke içindeki futbolseverlerin tribünlerden uzaklaştığı bir ortamda kulüpleri ceza yağmuruna tutmak, taraftarlara yasaklar getirmek durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale dönüştürmektedir.

 

Olay çıkartanları cezalandırmak yerine topyekun bütün taraftarlara ceza verme anlayışını terk etmeyen federasyon, kendi inandırıcılığını kaybetmekte ve ülke futbolunun kan kaybetmesine neden olmaktadır. Geçen hafta Bursaspor ile Beşiktaş arasında oynanan karşılaşma sonrasında Bursaspor tribünlerinin Kapalı Kale Arkası ve Maraton tribünlerinin kartlarının bloke edilmesi ve bir sonraki iç saha karşılaşmasına girmelerinin engellenmesine karar verilmiştir. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ayrıca karşılaşmada Bursaspor taraftarların neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren bir resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası ile cezalandırılmasını da onaylamıştır.

 

Sezon başından bu yana kapanan tribün sayısının 63 olduğunu da hatırlatalım ki iş giderek ne kadar şirazesinden çıkıyor daha iyi anlaşılabilsin. Ayrıca kulüplere verilen milyonlarca lira ceza da işin bir başka boyutunu oluşturmaktadır ki sadece naklen yayın gelirleri ile bu çarkın dönebilmesi mümkün görünmemektedir.

 

Borçta Galatasaray’ın 995 milyonu, Beşiktaş’ın ise 1 milyar lirayı gördüğü bir süper lige sahip olduğumuzu ve diğer takımların durumunun da iç açıcı olmadığını belirtmeliyiz. Sistem ülke içinde başarılar üzerine kodlanan ve gelirlerinin üzerinde harcama yapan kulüpler üretmeye devam ediyor. Avrupa’nın en iyi liglerinden birisi olduğumuz üzerinden kendimizi rahatlatmaya ve yaşadıklarımızı normalleştirmeye çalıştıkça daha da batıyoruz. Örnek olarak aldığımız endüstriyel futbolun etkin olarak yaşandığı söz konusu ülkelerde taraftarların tribünleri doldurması ne kadar önemliyse aynı şekilde taraftarların haklarının kulüpler ve federasyonları tarafından gözetilmesi de o ölçüde önem arz etmektedir. Naklen yayın ve sponsorluk gelirleri değişen futbol ikliminin en önemli iki enstrümanını oluştururken onlara eşlik edecek olan taraftarlar göz ardı edilmemekte tam tersine daha kolay ve güvenli bir şekilde stadyumlara gitmelerinin önü açılmaktadır.

 

Milyonlarca lira harcanarak getirilen yıldızları izlemek için tribünleri doldurmayan futbolseverler üzerinde futbol federasyonunun ve kulüpler birliğinin dikkatlice düşünmesi gerekiyor. Tabii onların çok daha önemi olan ülke futboluna çağ atlatacak naklen yayın ihalesi pazarlanması gibi işlerinin yanında bu sıkıntıların esamesi bile okunmaz! Ancak eğer insanlar tribünlere gitmezlerse yarın pazarlayabilecekleri bir lig ihalesi de kalmayacak!!! Alternatiflerin bir hayli fazla olduğu ve söz konusu bu liglerdeki futbol kalitesinin kendi ligimizin bir hayli ötesinde olduğunu hatırladığımızda, işler giderek sarpa sarmaktadır. Futbolun en önemli popüler kültür alanlarından bir tanesini oluşturduğunu ve ülkemiz çocuklarının yeni gözdelerinin içinde ülkemiz futbolcularından çok daha fazla yurt dışındaki isimlerin olduğu gerçeği önümüzdeki dönemde daha da belirleyicilik arz edecektir. Cezayı terbiye mekanizması olarak kullanmaya çalışan anlayışlar terbiyesizliğin ve kuralsızlığın kapılarını ardına kadar açarlar.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page