top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Burak Yılmaz Beşiktaş’ı Transfer Etti!


Futbolda yönetici ve teknik direktörlerin sorunlu fakat iyi futbolcuların transferine nasıl yaklaştığı sportif açıdan önemlidir, ancak kulüp kültürü de çok önemlidir. 

 Çünkü, bu futbolcuların geri dönüşümü,geçmişte alınan kararların doğruluğunu, kulübün misyon ve vizyonuna uyumunun test edilmesi niteliği taşır. 

Bu bağlamda cevap bulması gereken sorular:

Hata, bu futbolcunun kadro dışı bırakılması veya işe yaramaz diye gönderilmesi mi? Yoksa sonradan ortaya çıkan teknik açıdan ihtiyaç,şartlar gereği, ekonomik sebepler vb sudan bahaneler mi?

Günlük yaşamlarında dürüst, yardımsever ve karakterli olarak bilinen bu futbolcu neden yıllarca“sorunlu, emek hırsızı veya karektersiz” diye protesto edildi?

Saha dışında sempatik olan bu futbolcu, neden saha içinde antipatik oldu?

TransfereBurak Yılmaz’dan başlarsak;

Yanlışları kendisine olan Burak Yılmaz önemli ve değerli bir futbolcudur. Ancak, Cenk Tosun, Demba ba, Negrado ve Talisca’dan sonra Beşiktaş’ın olmazsa olmazı (Lütfen! Ekonomi geyigi yapmayın. Bu futbolculardan para kazandı diyeceğinize bu futbolcuları gönderdikten sonra golcüsü olmadığı için kaybettiği puan ve parayı hesaplayın, üstelik Burak Yılmaz’ı maliyeti de unutmayın) değildir.

Burak Yılmaz, kurumsal bir kulüp yönetiminde olmaması gereken bir transfer, kültürel değer açısından karşılığı olmayan bir tercihtir.

Bu transfer yönetim ve teknik açısından bakıldığında ciddi bir planlama hatasıdır.

Yönetim biliminde önemli bir prensip olan “en iyiyi en ucuz mal etme” anlayışının sportif başarı da devamlılık göster(e)mesidir. 

Transfere, teknik analiz yaparsak;

Futbolcunun, her zaman en iyi yönlerimi nasıl ortaya çıkaracağını bilen bir teknik adam olan Şenol Güneş ve ekibitakım içi yönetim, takım organizasyonu, futbolcu rotasyonu, antrenman planlaması ve süre bulamayan yıldız futbolcuların motivasyon sorununu  çözme deetkisiz, yetersiz ve çaresizkalmasıdır. 

Transferin mizahını yaparsak;

Bilim insanları Londra hayvanat bahçesinde bir deney başlatmış. Bir kuzuyu aslanın kafesine koyuyorlar, aslanla kuzuyu birlikte yaşamaya alıştırmaya çalışıyorlar. Deneyin nasıl ilerlediği sorulduğunda bilim insanı şöyle cevap vermiş: “Deney fena gitmiyor. Yalnız ara sıra kuzunun yerine yenisini koymak zorunda kalıyoruz.“

Transferden, ders alırsak;

Beşiktaş’ın her şeyi tamam bir golcüsü eksik değildi. Beşiktaşta kulüp ekonomik ve kültürel anlamda değer kaybediyor. Burak Yılmaz’ın golcü futbolcu kimliği manevi yoksullaşmaya neden oluyor.

Burak Yılmazneden protesto edildiğini veya neden kulüpten gönderildiğinin gerçek sebebini doğru anlamıyor. O zaman herkesin söyleyebileceği, futbolcunun diğer futbolculardan ayırt edici özelliklerini ifade edemeyen, “dostlar alışverişte görsün” diye yazılmış abartılı metinler ortaya çıkıyor.İşte sorun galiba burada düğümleniyor. Bu durumda, Beşiktaş, Burak Yılmaz’ı değil, Burak Yılmaz, Beşiktaş’ı transfer etmiş oluyor.

Teşhis yanlış konulduğu için yönetim bu deneyimden ne gibi dersler aldığını, teknik kadro ne öğrendiğini anlata-mıyor. Durum böyle olunca hata veya yanlışları, hep halının altına süpürmeye, saklamaya çalışıyorlar.  

Oysa her hata altın değerinde bir öğrenme fırsatıdır. 

Kurumun kültüründe de, toplumun kültüründe de bunu ortaya çıkarmamız lazım. Bir hata yaptıysan, neden yaptığını biliyorsan, bir daha aynı hatayı yapmazsın, muhtemelen aynı hatayı tekrarlamazsın. Bu nedenle, hatalardan öğrenme sürecini kurumsallaştırmaya ve yaygınlaştırmaya ihtiyacımız var.Bunun önündeki en büyük engel de futbolcuya, skora katkısına göre değer veren sonuç odaklı futbol kültürümüzdür. Çünkü yeteri kadar sorgulamayı ve kolektif karar vermeyi destekleyen bir futbol kültürümüz yok. 

Sonuç dersek; 

O halde çok eski bir atasözüne uyalım: "Değiştiremeyeceğimiz şeyler için sabır, değiştirebileceğimiz şeyler için cesaret ve kuvvet, değiştirip, değiştiremeyeceğimiz şeyleri ayırt edebilmek için de akıl dileyelim'.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page