Bunun Nesi Süper!!!
- Prof. Dr. Ahmet TALİMCİLER

- 31 Ağu 2014
- 2 dakikada okunur
Yaşadıklarını abartmaktan hoşlanan insanlardan oluşan bir ülke olarak, bu özelliklerimizi en sık görebildiğimiz alanlardan bir tanesi de hiç kuşkusuz futboldur.
Sorunları çözmek ve bu doğrultuda politikalar geliştirmek yerine yaşananların ardından geçici ve her zaman eksik kalan uygulamaları devreye sokmayı çok severiz.
Soma’da yaşanan trajedinin arkasından da millet olarak aynı hassasiyeti tekrar devreye soktuk. Futbol kulüplerimiz yurt içinde ve dışında yardım karşılaşmaları oynadılar. Son olarak adı süper olan ancak bütün yaşattıkları ile yazıklar olsun dedirten bir karşılaşmanın gelirleri de bölgede yaşayanlara aktarılmak üzere toplandı. Maç öncesi İzmir’e gelen Galatasaray kulübü başkanı Ünal Aysal’ı kalacağı otelin çevresinde 100 kadar Fenerbahçe taraftarı küfürlerle karşıladı. Başkanın yaşananlar karşısındaki ifadesi ise aslında tüm yaşadıklarımızı ve bize yaşatılanları özetliyordu: ‘Bunlar olağan şeyler haline geldi, çok da fazla şaşırmadım. Ne yazık ki tablo bu’. Tablonun bu hale gelmesinde pay sahibi olan iki kulüp başkanının da cezalı oldukları için maçı izleyemediklerini de hatırlatalım. Saha içerisinde penaltı atışlarına kadar futbolcuların birkaç pozisyon dışında fair play içerisinde bir maç oynama arzusunda olduklarını buna karşın ise tribünlerin bambaşka bir anlayışı dayatmak istediklerini gördük. Her fırsatta olayları bitirmeye kararlıyız mesajını veren ve her seferinde aynı şeyleri yapmaya devam eden bir federasyon yapısına sahibiz.
Paso lig reklamlarının meşale ve maytaplar üzerine kurulduğu bir futbol ikliminde adı süper olan kupa maçının her iki yarısında da bol bol meşale ve maytap kullanılması da herhalde tesadüftür! Sahanın içerisine sürekli olarak bir şeyler atmayı taraftarlığın gereği olduğunu zanneden bir güruhla karşı karşıyayız. Çözümün son derece basit olduğu, buna karşın yetkililerin her seferinde masal anlatmayı seçtiği bir stadyum yönetimini yine ahlar ve vahlar içerisinde izledik. Saha içerisinde kapalı su satışının nasıl yapıldığını mı? Sorgulamalıyız yoksa sahaya atılan domatesleri mi? Takdirlerinize bırakıyorum.
Kısır bir oyunu izlemek zorunda kalmamız kadar patlıcan musakka tarifleri içeren yorumları dinlemeye mecbur bırakılmamız da ülke futbol gerçeklerimizdendir. Penaltı kurtardığı için rakibinin üzerine doğru sevinen ve kazandıkları kupanın önüne geçen davranışları yapmayı maharet sayan futbolculara sahip olmamız da yine bize özgü bir durumdur. Oysa ki, meslek etiği içerisinde kurallara saygılı olan oyuncuların rakibine de saygı göstermesi gerekirdi. Buna karşın kupayı kazanan takımın oyuncuları kendi seyircileri ile karşılıklı olarak sevinç gösterilerinde bulunurken, rakiplerine küfür ettirebilecek kadar seviyeyi yerlere düşürebilmektedirler. Rol modellerinin böylesine olduğu bir yerde taraftarlar küfür ettiği için önlemler almanın yeterli olmadığını ve ‘marka değerini’ herkesin sahiplenmesi gerektiğini en çok federasyon yetkilileri görmelidirler. Aynı yetkililer protokol tribünlerinde nasıl oturmaları gerektiğini ve verdikleri olumsuz görüntülerin de farkında olmalıdırlar. Maçın ardından yapılan karşılıklı açıklamaların yaşananların önüne geçtiği, sahaya atılan cisimlerin ‘Soma için oynanan bir karşılaşmaya bile saygı göstermediler’ şeklinde yansıdığı bir gösteriyi daha geride bıraktık.
Süper olduğu beyan edilen karşılaşmadan miras olarak milli takım ile Fenerbahçe’nin kaptanlığını yapan ismin yaptığı nefret suçu sayılabilecek açıklamalar ve bir sonraki karşılaşmaya olumsuz şekilde taşınacak olan duygular kaldı. Süper Kupa futbol kamuoyuna süper polemikleri armağan etti!






















Yorumlar