Bu Spor Anlayışı Zihnimizi Terk Et!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 17 Eki 2016
- 3 dakikada okunur
Bu sporda reform yalnızca hükümet politikası ya da bakanlık stratejisi veya bakan tasarrufu ile olmaz.
Sporu seven, spor insanına saygı duyan, sporun ve sporcunun gücünün farkında olan eğitimli bir toplum yaratmakla olur. Neden-sonuç ilişkisi kuracak nesiller yetiştirmekle olur. Düşüne biliyor musunuz, biz dünyanın en genç nüfusuna göre en az aktif lisanslı sporcu sayısına, okul sayısına göre en az okul spor faaliyetlerine, tesis sayısına göre en az organizasyon sistemine sahibiz.
Yurt dışında ülkemizi temsil eden sporcu sayısı bir elin parmakları kadar, antrenörümüz ondan, hakemlerimiz ondan da az… Bu nedenle, bu anlayış değişmedikçe, bu anlayışı değiştirecek radikal kararlar alınmadıkça, federasyon başkanlarının kaçını değiştirirseniz değiştirin sorunların çözümüne yönelik çabalara hiçbir faydası olmayacaktır. Aksine “insan”, “para” ve “zaman” israfından başka hiçbir yararı olmayacaktır.
Sporda öyle bir yere geldik ki attığımız en küçük bir adımın, söylediğimiz her sözün, yazdığımız her kelimenin en uzak yansımasını bile hesap etmek zorundayız. Onun nereye takılacağını, kimi rahatsız edeceğini, kimin huzurunu kaçıracağını, kimlerin aklını başına almasına neden olabileceğini, kimin kulağına kar suyu kaçıracağını düşünmemiz gerekir. Her federasyonu kendi koşulları içinde ele alıp, inceleyip değerlendirmemiz gerekiyor.
Biz aklıyla değil duygularıyla düşünen bir milletiz. Dolayısıyla düşünemeyen ama tepki gösteren, sevgisi öfkesi abartılı bir toplumuz. Sıradan lig maçının sonucuna abartılı sevinir, silahı çeker rast gele ateş ederiz. Âşık olduğumuz kadını “ya benimsin ya kara toprağın” der, öldürürüz. Soranlara “öldürdüğümüz için çok seviyordum” deyip, sevdiği kişiyi öldüren tek milletiz!
Aynı otobüse binip “Yolculuk nereye?” diye soran; bir tek attı mı, “N’olacak bu memleketin hali?” diye nara atan; komşusunun gözüne bakıp “kanser” teşhisi koyan; hâkimden önce evli çifti “tek celsede” boşayan; “Ben olsam…” diye başlayıp ülkeyi bir günde kurtaran; teknik direktörden önce “ilk on biri belirleyen”, hakemden önce düdük çalan; kaleciden önce penaltıyı kurtarma gibi insanüstü meziyetlerimiz varken. Federasyon başkanlığı neden olmasın!
“Bir işin çivisi bir kere çıkmaya görsün”, tıpkı gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi gibi “baştan aşağı her şey yanlış” olduğunu Olimpiyatlar, Dünya ve Avrupa şampiyonaları gibi ciddi organizasyonlarda ki “başarısızlığımız” gösteriyor.
Bilimsel ve ahlaki değerlere bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna çaba harcamayı enayilik olarak gören ve üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan çocuklarımızın okuduğu okullarda, pek ciddiye alınmayan bir ders beden eğitimi ise tabii ki atletizmde madalya alan Ali kardeşimizin rengi siyah olacaktır.
Bu görüntüyü, “bu güne kadar, bir şeyi düzeltmek veya onarmak maksadıyla yola çıkan en masum teşebbüs olmadık şekilde suiistimal edildi, dolayısıyla iyi niyet fayda etmedi” şeklinde okuya biliriz. Bu zamana kadar federasyon başkanlığına hazırlanan alan dışı adaylarda referans, spor adamlarında liyakat endişesi hep göz önünde tutuldu, temkin ve sorgu unutuldu; açık veya kapalı bütün mesajlar yanlış adrese gitti.
Sporun gücü; yarar ve çıkara yetmedi… Sporda kalkınma tartışılması gereken zeminde tartışıl “mış” gibi yapıldı. Tıpkı, Avrupa Futbol Şampiyonasındaki gibi “biz bitti demeden, bitmez” gibi içi boş sloganlarla, insanlar aldatıldı.
“Kusurlu derinin hesabını kalfadan değil, ustadan sorarlar.”
Bu nedenle, Sayın Bakanın sporda “Liyakat” çağrısı trafikte “Dur!” işareti işlevi görmesi gerekiyor.
İnsanın varlık göstergesinde nerede duracağını değerleri belirler. Federasyon başkanlarını sıradan insan olma görüntüsünden özel insan statüsüne çıkarmak gerekiyor.
Özellikle yönetim kurulu üyeliklerini uluslararası turnuvalar da “yeme, içme, gezme ve eğlenme” algısından kurtarmak gerekiyor.
Federasyonların yönetimsel olarak kurumsallaşması ve marka değerinin artırılması gerekiyor. Bu tarihi çağrıyı saptırma ve çarpıtmanın her türüne başvurmaları engellemek için,
BU SPOR ANLAYIŞININ ZİHNİMİZİ TERK ETMESİ GEREKİYOR!



















Yorumlar