top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Bu Hala Bir Lig Maçı mı?

Pazartesi günü futbol tarihimizin belki de en tuhaf karşılaşmalarından birine tanık olacağız.

Klişe söylemlerin arkasına sığınanlar açısından bildik cümleler yine yardıma çağrılacak ve ‘dostluk kazansın’ nidaları atılacak. Oysa ki dostluğun yerini çok uzun zamandır futbol sahalarını terk ettiği ve yerine düşmanlık tohumlarının serpildiği bir dönemden geçiyoruz. Yaşananlarda hepimizin sorumluluğu bulunuyor çünkü el birliğiyle futbolu, futbol olmaktan çıkartmak için büyük gayret sarf ettik. Ülkemizin önde gelen iki kulübünün oynadığı her karşılaşma gerilimin dozajının biraz daha yükseldiği ve biraz daha nefret tohumlarının serpildiği saatler olarak tarihteki yerini aldı. Şampiyonluk kupasının kimin olduğu üzerinden başlayan ve artık kupanın dışında bir boyuta taşınan kavganın aktörleri, hiç ama hiç utanmadan ateşin altına odun atmaya devam ediyorlar. Türkiye’de futbol sahalarında yaşanan şiddetten en fazla zarar görenlerin futbolseverler olduğunu hep söylememize rağmen tedbirlerin ısrarla sadece onlara yönelik olarak gündeme alınması son derece manidardır. Her iki kulübün başkanları düzeyinde yapılan açıklamaları lütfen dikkatlice irdeleyin, görecekleriniz sporun olumlu yanlarına referans veren ya da rakibini oyun alanı çizgileri içerisinde tutmayı hedefleyen konuşmalar olmayacaktır. Sürekli olarak rakibini aşağılamaya ve onu küçük düşürmeye yönelik açıklamalar ile karşılaşacaksınız. Kişilerin birbirleri ile olan kavgalarının, milyonlarca insanın kalplerinde yer eden takımlarına yönelik olumsuzlukları perçinlediğini göreceksiniz. Bütün olan bitenlerin arkasından saha içinde ve saha dışında yaşananlar sonrasında ise yine bilindik görüntüler üzerinden konuşan bir medya ile olanları geçiştiren bir yaklaşımla karşı karşıya bırakılacaksınız.

Kusura bakmayın ama birileri fena halde bizimle dalga geçiyor! Hayatımızın en özel alanlarından biri olarak gördüğümüz duygularımızla oynuyorlar ve bunları yaparken tıpkı politikacıların yaptığı gibi gerçekleri söylemek yerine karşılarındakini suçlayarak haklı çıkmayı amaçlıyorlar. Sürekli olarak bağırıyorlar ve mütemadiyen kışkırtıyorlar. Çıkartılan şiddet yasasının yaptırımları her nedense onların söylemlerine hiç ama hiç uğramıyor. Halbuki bu ülkedeki futbol sahalarındaki şiddetin baş müsebbipleri onlar ve olan bitenin sahaların içinde bir avuç kendini bilmeze yüklenilmesi en başta onların işine geliyor. Her karşılaşmada biraz daha yükseltilen sesler, biraz daha bilenen tribünler, yaptıkları mücadeleyi savaş olarak gören futbolcular. Bütün bunlardan bir lig maçı çıkabilir mi? Ya da soruyu başka bir şekilde soralım, bundan sonra Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanacak olan karşılaşmalarda futbol konuşulabilir mi? Bundan sonra sahaya çıkan futbolculardan, maçı izlemeye gelen taraftarlara ve olan biteni bize aktarmakla görevli olan medya mensuplarına kadar herkesin göreceği futbolun bir oyun olmadığıdır. Maçın küçük buna karşın futbolun ise büyük olduğunu yeniden hayata geçirmek zorundayız. Aksi halde futbol bir bölen olarak hayatımızda farklı bir yer almaya başlayacaktır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page