top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Barcelona’nın Başarılı Altyapısının Sırrı Ne?

Genelde Türk sporunun ve özelde Türk futbolunun ciddi boyutta sorunlar yaşadığını herkes biliyor. Biz burada şikeden bahsetmiyoruz; spora yaklaşım ve yönetim sorunlarından bahsediyoruz.

Kafamızı kaldırıp dünyaya bakalım. Barcelona’nın eski başkanı ve Real Madrid’in eski başkanı, kulüplerinin zararını gizleyip tersine kâr ilan ettikleri için yakalanmış durumda ve şimdi mahkemede yargılanıyorlar. İsviçre’de Sion, Servette ve Neuchâtel kulüpleri iflas nedeniyle küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya. İskoçya’da Glasgow Rangers mali sorunlar yüzünden yalnızca 1 sterline satıldı; milyonlarca sterlinlik vergi borcu nedeniyle puanları silindi ve dava açıldı.

Yıllardır Şampiyonlar Ligi’nde fırtına gibi esen İngiltere Premier Ligi takımları da krizden nasibini aldı. Manchester United ve Manchester City, Şampiyonlar Ligi’nde yoklar ve Avrupa Ligi’nden de elendiler. Şampiyonlar Ligi’nde son dakikada Napoli’ye gol atan Chelsea zar zor tutunabildi ama İngiltere Ligi’nde beşinci sırada ve liderin 20 puan gerisinde.

Peki, Manchester United neden Cristiano Ronaldo’yu sattı? Alex Ferguson neden 35 yaş üstündeki Scholes’u emeklilikten geri çağırdı? Manchester City, kadro dışı bıraktığı Tevez’i neden tekrar oynatmaya başladı? Uzun yıllar formasına reklam almayan Barcelona, neden Katar sermayesine teslim oldu?

Cevap net: Parasal sorunlar. Aşırı fiyatlı transferler, borç parayla yapılan hovardalıklar, ihtiras sonucu yapılan hesapsız harcamalar kulüplerin mali yapısını bozdu ve sonuçta futbol performansı da bu dengesizliğin kurbanı oldu.

Peki Türkiye’de durum farklı mı?

Fenerbahçe para sorununu çözmek için 100 milyonluk yüksek faizli tahvil çıkardı. İki yıl sonra bu borç nasıl ödenecek? Galatasaray önce hisselerini sattı, fiyatlar düşünce bu kez yüzde 9000 oranında sermaye artırımı yaptı. Küçük hissedarların paylarını ucuza geri alma girişiminde bulundu; bu da ortaklara karşı bir “kazık” anlamına geliyor. Beşiktaş’ta ise önceki başkan 100 milyonluk borcunu bağışladığını söyledi; ancak elinde bono bulunduğu ve sonrakiler ödemezse parayı geri alacağı konuşuluyor. Gerçek nedir, uydurma nedir artık bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey şu: Üç büyüklerin vergi, kredi ve banka borçları ödenemez hale geldi. Bu takımlar finansal çöküşün eşiğinde ve bu nedenle Avrupa kupalarına katılım bile risk altında.

Peki çözüm nerede?

Spor yazarı Gabriele Marcotti, Barcelona örneğinden yola çıkarak altyapı modelini anlatıyor. Barcelona’nın altyapısı, Nou Camp’ın hemen yanındaki “La Masia” tesislerinde faaliyet gösteriyor. Ancak dışarıdan sanıldığı gibi klasik bir futbol okulu değil.

Barcelona altyapısı, gençleri küçük yaşta alıp 18 yaşına kadar yetiştiren bir sistem olarak görülse de, gerçekte işin sırrı bu değil. Başarı, yetenekli oyuncuları erken yaşta fark edip doğru sisteme entegre etme becerisinde yatıyor.

Zirvedeki kulüpler altyapılarına yılda ortalama 15 milyon dolar yatırım yapıyor. Barcelona, Manchester United’ı yendiği Şampiyonlar Ligi finalinde sahaya yedi altyapı oyuncusuyla çıkmıştı. Sekizinci isim Puyol sakat olduğu için oynamamıştı.

Ancak bu oyuncuların çoğu “sıfırdan yetişmiş” değildi:

  • Pedro altyapıya 17 yaşında geldi.

  • Puyol ve Busquets de 17 yaşında katıldı.

  • Piqué ve Fàbregas 10 yaşında geldiler ama 16 yaşında serbest transferle sırasıyla Manchester United ve Arsenal’e gittiler; sonra 21 ve 24 yaşlarında geri döndüler.

  • Xavi 11 yaşında geldi ve tüm kariyerini Barcelona’da geçirdi, ancak o bile tipik bir “La Masia ürünü” sayılmaz.

  • Messi 13 yaşında Arjantin’den hazır bir yıldız adayı olarak getirildi.

  • Iniesta 12 yaşında Albacete’den transfer edildi.

Yani Barcelona’nın başarısı, sekiz yıl süren bir okul eğitimi değil; genç yaşta doğru yetenekleri seçmek, onları “Tiki Taka” denilen takım oyununa adapte etmekten geçiyor. Bu futbol tarzı, İngiliz Jack Reynolds’un Hollanda’ya taşıdığı ve Ajax üzerinden İspanya’ya geçmiş “Total Futbol” anlayışının evrimleşmiş hâlidir: çok hareket, topa hâkimiyet ve sürekli pas üzerine kurulu bir sistem.

Sonuç olarak Barcelona’nın başarısının sırrı bir eğitim sistemi değil, doğru oyuncu seçimi ve doğru sistem bütünlüğüdür.

Bu açıdan bakıldığında, örneğin çok yetenekli ama savunma disiplini zayıf bir Rıdvan, Sergen veya Alex, Barcelona altyapısına alınmazdı. Çünkü Barcelona hem yetenekli hem de futbolun iki yönünü de oynayabilen, sistem odaklı oyunculardan takım kurar.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page