top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Başarı İle Var Olanlar

Başarı kelimesinin bu topraklarda inanılmaz bir sihre sahip olduğunu ve kültürel yapımızın bu kelime etrafında nasıl dönmeye başladığını başınızı döndürdüğünüz hemen hemen her alanda görebilirsiniz. Bu alanlardan bir tanesi ve belki de en fazla ses getireni ise hiç kuşkusuz futboldur.

Futbol üzerinden kendimizi yedi düvele gösterme hamlemiz, 1980’li yılların sonunda başladı ve halen devam ediyor. Sonucun net bir biçimde belirleniyor olması ve yılların biriktirdiği duygusallığın yansımaları ile birlikte futbol sahaları bir anda gücümüzün gösterildiği mekanlar haline dönüşmesini sağladı. Futbol üzerinden değerler transferinin mümkün haline getirilmesinin ardından futboldan çok daha fazla futbol dolayımı ile olup bitenleri konuşmaya başladık. İşte tam bu noktada başarı açlığımızı doyuran sonuçlar ardı ardına gelmeye ve bir anda ‘Çanakkale Geçilmez’ anlayışından ‘Biz Büyük Takımız/Ülkeyiz’ anlayışına geliverdik. Önce Galatasaray’ın ardından milli takımın elde ettiği sonuçların ardından bir anda kendimizi bir futbol ekolü ve bir futbol ülkesi olarak görmeye başladık. Ülkemizin yaşadığı toplumsal ve ekonomik dönüşümlerin futbol sahalarına ve kulüplerimize yansıması ile birlikte asıl üzerinde durulması gerekenleri değil işin medyatik yanı ile ilgilenmeyi tercih ettik. Üretmeden, emek vermeden, çalışmadan kısaca kolay yoldan istediklerimizi elde edebileceğimizi ve başarıları kazanabileceğimizi zannettik. Yanılsamalar içerisinde oradan oraya savrulurken kulüpler düzeyinde daha fazla yabancı oyuncu, daha fazla para harcama ile her şeyin üstesinden gelebilecek bir futbol iklimini el birliği ile inşa ettik. Yeni ve yönetilebilir bir futbol ülkesi olma yolunda büyük adımlar attık ancak attığımız adımların sonucunda ilerleme kaydedemediğimizi hafta arasında Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Avrupa kupası karşılaşmaları bir kez daha yüzümüze çarptı. 

​Ülkenin Batıya açılan kapısı olarak kendisini görmeyi sürdüren ve bir geleneğin takımı olmakla övünen Galatasaray’ın yaşadıklarına şöyle bir bakalım. Son dört sezonda üç kez süper lig şampiyonu olan ve ezeli rakibinden önce dördüncü yıldızı takma başarısını gösteren kulübün son iki ay içinde yaşadıkları akıl alır gibi değil. Rakibinin transferlerinin altında ezilen ve kendi kulübü bunu başaramadığı için üzülen taraftarlara sahip olan bir kulüpten söz ediyoruz.

 

Geçen yıl kimsenin beklemediği şekilde üç kupa almasına rağmen taraftarların istifaya davet ettiği bir teknik adamın bundan sonraki ilk başarısızlıkla gönderileceğini söylemek için kahin olmak gerekmiyor. Her şeyi başarıya endeksleyen ve başarı uğruna değerlerini yok sayanların kazançları da kısa vadelidir. Şartlar değiştiğinde ilk gözden çıkartılacakların kendilerinin olacağını göremeyen ‘küçük olsun benim olsuncular’hem taraftarlığa hem de futbola zarar vermektedirler.

 

Futbolun değişen tüm yönlerine karşın bir gönül işi ve değer yaratıcı yanları olan bir oyun olduğunun farkında değildirler. Aynı zamanda bu insanlar maddiyat üzerinden kendi hayatlarında olup bitenleri futbol dünyasında takımları aracılığı ile halledebileceklerini ve her alanı idare edebileceklerini düşünmektedirler. Halbuki işin bir de maneviyat boyutu vardır ki bir kimlik göstereni olarak futbol taraftarlığının en önemli yanı da tam burasıdır. Futbolcuları, teknik adamları, yönetimleri gönderme gücünün ellerinde olduğunu görenleri ne oyun ne de başarı kesebilir! Artık her şeye muktedir olduklarını ve isterlerse her şeyi yapabileceklerini zannederek yaşamaya ve kendilerini aşan kararların altına imza atabileceklerini düşünmeye başlarlar. Bu noktada artık işin içinde ne futbol kalır ne de toplumsal bir varlık olarak insan! Geriye kalan hırslarının kurbanı olmuş ve vicdanları kararmış insanlardır. Başarı ile var olanların bir noktadan sonra hayatta kalabilmeleri ve bulundukları yeri koruyabilmeleri için çok daha fazla/farklı şeylere ihtiyaçları olacaktır. Böylesi kişiler için başarısızlık sadece bir kavram değil hayatın sonu demektir ve bunu yaşamamak için de ne gerekiyorsa yapmaya hazırdırlar.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page