top of page
Varlık 2_4x_edited.png

“Aydın Us” tutulması

Bu Fırat Aydınus yıllardır kararları üzerinden en çok tartışılan hakemlerimizden biri değil miydi? Adeta bir “aydın duyarlılığı”, “münevver soğukkanlılığı, ussallığı ile “olur böyle vakalar” demiyor muydunuz? 

Ne oldu da Aydın Us’unuza da böyle saldırgan oldunuz…Sanki Fenerbahçe şampiyonluğu kaçırdı da  hepiniz birden “Aydın Us tutulması” yaşıyorsunuz! Sanki lig tarihimizin kaderini değiştiren en büyük hakem yanlışıydı Aydınus’un ki.. Kopartılan fırtınaya bakıyorum da mesele  Fırat Aydınus değil, mesele ‘aydın us tutulması’dır.

Ligler başladığında “Merhaba futbol” başlıklı bir yazımda ‘sözüm futbol meclisinden dışarı’ diyerek aşağıdaki fıkrayı anlatmıştım:

“Her gece uykusunda yatağına işemekten yakınan genç bir adam, bir dostuyla karşılaşmış:

-Nasıl oldun; bari biraz iyileşebildin mi, yoksa yine her gece uykunda kaçırıyor musun yatağa?

-Çok çok daha iyiyim şimdi, uzun bir süreden beri denemediğim çare, başvurmadığım kapı kalmamıştı. Nihayet bir psikiyatra gittim. Allah razı olsun ondan; sorunu hemen halletti.

-Demek geceleri yatağa işemen bitti öyle mi?

-Yok hayır bitmedi ama, şimdi artık bununla iftihar ediyor, övünüyor, gurur duyuyorum.”

                                  

Geçtiğimiz hafta seyrettiğim sözde spor programlarından birinde habercilik adı altında Fırat Aydınus’un evine gönderilen muhabirin röportajı sonrasında bu sefer sözüm meclisten dışarı değil, sözüm meclisten içeri diyeceğim.

 

Habercilik kisvesi altında yaşanan rezalette TV muhabiri Fırat Aydınus’la röportaj yapamayınca komşularına genç hakemin aidat borcunu, eşiyle arasının iyi olup olmadığını soruyor. Bununla yetinmeyip belli ki apartman sakinlerinin şikayeti üzerine binanın önüne gelen polis memuruna “sen polis misin, muhtar mısın” diye soracak kadar şaşkın ve de cesur(!)...

 

Bakın buraya kadar da anlarım, hatta muhabirin patavatsızlığını acemilik olarak da değerlendirebilirim. Amma velakin programa bağlanan Aydınus’un eşinin avukatı “dehşete katıldım” diye ifade ettiği bu skandalı büyük gazetecilik olarak iftihar eden spor müdürü ve stüdyo yoru(m)cularına diyecek bir şey bulamıyorum…

      

İnsanlık da devre dışı

Bir programda 3 saat boyunca bu konuyu nasıl konuşabiliyor, dile kolay 3 saat, 180 dakika, 10800 saniye…

Artık sahadaki rekabetin yerini kanalların spor programlarının saldırgan yoru(m)cuları aldı. Kuralsız, kontrolsüz yaptırımsız… birbirleriyle girdikleri reyting savaşında her türlü yola başvuruyorlar. Başvurmadıkları tek şey “gazetecilik ilkeleri ve ilkeli gazetecilik”di, artık insanlık da devre dışı kaldı.

Bir bakmışız bir yoru(m)cu programa kese, havlu filan getiriyor. Başka bir kanalda  bir yoru(m)cu Galatasaray taraftarı için “hayvan” derken rakip kanalın yoru(m)cu ise meslektaşına “bunu diyen hayvan oğlu hayvandır” diyebiliyor.Aynı kanalda yüz yüze bakan bir yoru(m)cu diğerine “seni top gibi sektiririm” diyebiliyor. Bunun sonu nereye varacak bilemiyorum ama ben açıkçası düello bekliyorum bu iki yoru(m)cumuzdan..

Artık insanlık intihar ederken düşük dozajlı bir açıklama ile yetinen Türkiye Spor Yazarları Derneği ne yapacak bu duruma? Yataktan sızan su neredeyse evi sular altında bırakırken, fıkrada olduğu gibi onlar da mı iftihar ediyor?

Türk futbolunda yeni bir ‘akıl tutulması’ yaşandığı ortada..Aydınus’un hatası bunun bahanesi olmuştur.

Her neyse Akıl Tutulması kitabının yazarı diyor ki; insanlar geçekte yaptıklarından, düşündüklerinden, ve hissettiklerinden daha iyidirler..

Ben de buna inanmak istiyorum..

 
 
 

Yorumlar


bottom of page