Arda'nın Transferinin Gösterdikleri
- Prof. Dr. Ahmet TALİMCİLER

- 12 Tem 2015
- 2 dakikada okunur
Arda Turan’ın Barcelona’ya transfer haberi ile birlikte bize özgü olan yanlarımız tekrardan depreşti.
Televizyon ekranlarında yapılan haberlerde söz konusu transferden çok bu transferi gerçekleşen kişinin çocukluğundan başlayarak, mahallesi, arkadaşları, komşuları kısacası geçmişi ön plana çıkartıldı.
Futbol camiasında ise bir anda Arda’nın yetişmesine katkıları olan teknik adamların açıklamaları adeta havada uçuştu. ‘Önce ben keşfettim, yetişmesinden çok büyük katkım var, yurtdışına transfer olmasını ben söyledim’ vb. gibi ifadeler öne çıkartıldı. Aslında tüm bu girişimler bize ülkemizde her başarının arkasında olduğu gibi yine birilerinin kendisine pay çıkartma kaygısını ortaya fazlasıyla göstermektedir.
Halbuki Arda Turan doğru zamanda doğru yerde ve doğru kararlarla kendi geleceğini inşa etme yolunda ilerlemesini sürdürmüştü. Şans faktörünü de unutmayın, eğer iki yıl önce Fenerbahçe kulübü son anda transferden vazgeçmemiş olsaydı, bugün ülke futbol tarihinin en pahalı transfer hikayesini konuşmuyor olacaktık!
Galatasaray’ın ligi sekizinci sırada bitirdiği ve Arda Turan’ın takım kaptanı olarak oynamasına rağmen küfürlere maruz kaldığı sezonun sonunda Türkiye’de kazandığından daha az bir paraya Atlethico Madrid kulübüne transfer olduğunu da not düşelim. Çünkü bu ülkede başarı kavramının içini öylesine boşalttık ki, ligi ikinci bitirmek de adeta dünyanın sonu gibi algılanıyor.
Başarısızlığın bedelinin başta futbolculara ardından teknik adamlara kesildiği bir futbol kültüründe fark yaratmak, ilerlemek de mümkün olmuyor. On iki yıldır Arsenal’in başında olan Wenger’in her sezon kupa kazanmamasına rağmen görevini nasıl olup da sürdürebildiğini anlayamıyoruz. Ancak Arsenal takımının futbolcularını ikişer üçer transfer etmeyi de sürdürüyoruz.
Şöyle bir transfer pazarına baktığınızda milyon euroların havalarda uçuştuğu ve bomba transferler ile takımlarımızın sezona hazırlandığını görüyoruz. Futbol medyası yapılan transferleri saatlerce konuşmaya, ülke futbolunun artık Avrupa’da daha fazla ses getireceğini ballandırarak anlatmaya bayılıyor. Nedense birkaç romantik dışında hiç kimse şu soruyu sormuyor: peki bu kadar yabancı transferi sonrasında bizim çocuklarımız bu takımlarda kendilerine yer bulabilecekler mi?
Milli takımımız, geleceğimiz olan alt yapılarımız ne olacak? Yetenekli olan gençlerimizin yurt dışına gitmeleri hem kendilerini geliştirmeleri hem de ülke futbolunun kısır döngülerinden uzak kalmaları açısından büyük bir şanstır. Bu şansı iyi kullananların önünün açık olduğunu ve kendi geleceklerini daha iyi yerlere taşıyabileceklerini Arda Turan net bir biçimde göstermiş oldu.
Enes Ünal, Atınç Nukan gibi gençlerin sayısını arttırmak zorundayız, aksi takdirde daha uzun bir süre Arda Turan’ın transferi sonrasındaki milli bayram havası anlayışını yaşamayı sürdürürüz. Başarıya açız ve başarılan bir işi abartma kompleksimizi üzerimizden atamıyoruz.
Daha iyi yerlere gelmek, adımızdan daha çok söz ettirmek, ülkemizin ne kadar önemli olduğunu gösterme konusunda hazırız ancak bunları gerçekleştirmek için gerekli adımları atmamayı da maharet sayıyoruz. Çalışmayı, yorulmayı, emek harcamayı sadece futbol da değil hiçbir alanda sevmiyoruz. Kısa yoldan sonuca ulaşmayı, güç ve para sahibi olmayı arzuluyoruz. Bizim yapamadıklarımızı aramızdan yapan birileri çıktığı zamanda hakkında dedikodu mekanizmasını devreye sokmayı ve yapılanları göz ardı etmeyi her defasında başarıyoruz. Boşuna değil bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz denmesi, çünkü aramızdan çıkarttıklarımıza bedel ödetmek en büyük görevimizdir. Aman Arda, kendine dikkat et! İşinle ilgilen ve kendi geleceğini inşa etmeye devam et.





















Yorumlar