Aramız Bozuk ama Kanımız Değil!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 13 Ara 2016
- 2 dakikada okunur
En ucuz ve etkili bir silah terör, öncekiler gibi yine bağrımızı yaktı. Bedenimiz parçalandı, ruhumuz yaralandı...
Terörü önleme de zayıf kaldık, ama olsun(!) İnsanı insan yapan “vicdan” denilen şeyi, bir kez daha gördük.Özellikle futbol dünyasında; kulüplerin terörü lanetlemesi, seremoniye polislerin dâhil edilmesi, gol atan futbolcuların gol sevincini polislerle paylaşması, taraftar gruplarının birlik tezahüratları ve “teröre lanet” yürüyüşleri “Yaşamak kadar, yaşatmanın da”önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ancak, eksik yaşanmışlık, insanı yaralar ve toplumda derin izler bırakır.Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse; şu ana kadar şehit olan 37’si polis 48 şehit ve 145 yaralımızı futbol terörünün hedef haline getirdiğini düşünmemiz gerekir.
Futbolu sadece “kazanmak” gibi dar bir çerçevede düşünmek için fanatizm gibi güçlü bir neden yarattık. Holigan olduk “saldırdık”, kalemşör olduk “yazdık”, sorumsuz olduk “tahrik” ettik. Bizim gibi müsabaka izlemeye gelmiş, rakip taraftarların yüzüne, saygı duyup kutsal saydıkları inanç ve değerine yüksek sesle küfür ederek “orgazm” olduk.
Bir müsabaka için bu kadar polisin görev almaması için “Ne istiyoruz, Ne istemiyoruz, Ne göremedik, Ne görmek istiyoruz!” Sorularının cevabını kendimize dahi veremedik.
Taraftarlarımıza takım sevgisi aşılarken, duygu ortaklığını öğreteceğimize, ezeli rakiplerimizi düşman gibi gösterdik. Bu mantıkla yetişen her kuşak bu “temel” duyguyu bir sonrakine aktardı. Onları sevmekle kazanabilecek dostluğu öğreteceğimize kafalarında taksit taksit düşmanlıklar yarattık. Futbol oyununu, hakem kararlarını dar bir çerçevede düşünen fanatik insanların şiddet için güçlü bir nedenleri oldu. Az düşünüp, çok konuşmayı marifet saydık. Müsabaka ortamına bağlı sandığımız etik dışı davranışların, düpedüz, geçmişteki yanlış öğretilerle ilişkili olduğunu bil(e)medik. Taraftarlar arasında akıl ve mantık ortaklığı değil, duygu ortaklığı yarattık. Sonuç, futbolun güzel ve çekici elbisesini ters giydirerek, fairplay ruhunu yok ettik.“Her saldırganlık ve şiddetin, iyi bir şeyin ortadan kaldırılması anlamı taşıdığını” anlayamadık.
Şiddet toplum için büyük bir tehlikedir. Aynı zamanda toplumun kaynaşması, birlik ve beraberlik içim büyük bir fırsattır. Bu anlamda kulüplerin kınama mesajları, taraftar derneklerinin “teröre lanet” yürüyüşleri tabii ki önemli ve anlamlıdır. Ancak “Temizlenmek için hayıflanmak yetmez, yıkanmak gerekir”.
Bu eylem ve söylemlerin popülist bir yaklaşımdan kurtulması ve sonraki haftalarda karşılık bulması için birbirine düşman görüntüsü veren “yönetici, antrenör, futbolcu ve taraftarların” elinden geleni değil, gelmeyeni de yapmaya çalışmalıdır.
Forma aşkımız ne olursa olsun, teröre karşı gösterilen dayanışmanın futbol sahalarına centilmenlik olarak yansıması için fairplay felsefesini konuşmak yerine kullanma zorunluluğumuz var.
“Başımıza gelen olayları seçemeyiz, ancak tepkilerimizi seçebiliriz”.
Fairplay özel bir durumdur ve her insanın tanıklığında farklı bir anlam bulur. Örneğin bu gün gol attığı zaman, polise koşan sporcuları yarın bir gol için tribünleri tahrik etmemeli; bugün polis için yan yana yürüyen taraftarlar, yarın aynı şekilde birlikte maçBu anlamda, Bursaspor taraftarının twitter hesabında yazdığı gibi “Aramız bozuk, kanımız değil!”
Sonuçta her acı sadece bir duyumdur; onu hissettiğiniz sürece var olur; bu hissediş “vicdan” sayesinde gerçekleşir. “Vicdan” ise ısmarlama olmaz, yaşanması ve yaşatılması gerekir. İşte o zaman, bir müsabaka için bu kadar polisin görev almasına “gerek” kalmaz, poliste bu kadar kolay“hedef” olmaz.






















Yorumlar