top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Açık İsyandır!


Gece 3’te kalkınca insanlar aile bireylerine bakar biz Beşiktaş’a bakarız. Bir gün babadır bize bir gün annedir bir gün sığınacak bir Çarşıdır. Ama bu olmaz.


Önce soldan;

Ve kadınlar bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri,

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız


Şimdi sağdan;

Pınar başına geldi 

Bir elinde güğümü; 

Çattı yay kaşlarını 

Görünce güldüğümü, 

Bağlamıştı gönlümü 

Saçlarının düğümü. 

Bilmiyordum bu örgü 

Acaba bir büyü mü? 

Sordum: Nerdedir yerin? 

Nedir senin değerin? 

Yedi kral vurulmuş, 

Ne bu ceylan gözlerin? 

Hangisine varırsın 

Bu yedi ünlü erin? 

Şöyle dedi bakarak 

Göklere derin derin: 

Kralların taçları 

Beni bağlar büyü mü? 

Orduları açamaz 

Gönlümdeki düğümü. 

Saraylarda süremem 

Dağlarda sürdüğümü. 

Bin cihana değişmem 

Şu öksüz Türk'lüğümü


Biri Nazım Hikmet’ten diğeri Hüseyin Nihal’den bu iki şiir.


Peki bu da Beşiktaş’lı olan bir adamdan tek soru olarak gelsin;


Kadın futbol takımının oynadığı yerde hızını kesemeyen tellere, düşen oyuncu direğe çarpıyor kafasını. Kadın futbol takımı için yaptığınız sponsorluk anlaşmalarınızda kendi evlatlarınızı oynatmayacağınız yerlerde oyuncu sağlığı hiçe sayılır yazıyor mu? Alın bütün karşılaşmalar İnönü’de oynansın. 1 lira verir bu taraftar çim mühendisini de tutar. Geçen maçta ölüm olmaması sadece şanstır. Kendi evladınızı göndermeyeceğiniz yerlere başka çocukları gönderecek misiniz?...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page