Açık İsyandır!
- Av. Arman ÖZDEMİR

- 9 Kas 2022
- 1 dakikada okunur

Gece 3’te kalkınca insanlar aile bireylerine bakar biz Beşiktaş’a bakarız. Bir gün babadır bize bir gün annedir bir gün sığınacak bir Çarşıdır. Ama bu olmaz.
Önce soldan;
Ve kadınlar bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
Şimdi sağdan;
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büyü mü?
Sordum: Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin:
Kralların taçları
Beni bağlar büyü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türk'lüğümü”
Biri Nazım Hikmet’ten diğeri Hüseyin Nihal’den bu iki şiir.
Peki bu da Beşiktaş’lı olan bir adamdan tek soru olarak gelsin;
Kadın futbol takımının oynadığı yerde hızını kesemeyen tellere, düşen oyuncu direğe çarpıyor kafasını. Kadın futbol takımı için yaptığınız sponsorluk anlaşmalarınızda kendi evlatlarınızı oynatmayacağınız yerlerde oyuncu sağlığı hiçe sayılır yazıyor mu? Alın bütün karşılaşmalar İnönü’de oynansın. 1 lira verir bu taraftar çim mühendisini de tutar. Geçen maçta ölüm olmaması sadece şanstır. Kendi evladınızı göndermeyeceğiniz yerlere başka çocukları gönderecek misiniz?...























Yorumlar