top of page
Varlık 2_4x_edited.png

2026 Dünya Kupası’nın Ardından: Futbolun Arka Plana Düştüğü Turnuva



Dünya Kupası’na gidiş hikayem nasıl başladı


Uzun süren akreditasyon sürecini tamamlayıp turnuvaya kabul edildikten sonra, 16 Haziran’da Dünya Kupası’nı ve A Milli Takımımızı takip etmek üzere San Francisco’ya doğru yola çıktım. Takımımızın en az son 16 turuna kalacağına inanıyor, planlarımı da buna göre yapıyordum. Niyetim, Milli Takım elenene kadar onları yakından izlemek, ardından farklı şehirlere uğrayarak finalin oynanacağı New York’a geçmekti.


Ancak A Milli Takım beklentilerimizi maalesef boşa çıkarttı ve daha ikinci grup maçında elenmesi kesinleşti. Yine de San Francisco ve Los Angeles’ta geçirdiğim iki haftaya yakın süre çok güzeldi. Hele San Francisco’dan Los Angeles’a Kaliforniya sahilleri üzerinden arkadaşlarla yaptığımız yolculuk seyahatin en güzel yanlarından biriydi.


A Milli Takım’ın San Francisco ve Los Angeles’teki iki maçı yanında yine Los Angeles’ta kaldığımız döneme denk gelen Belçika-İran maçını da seyretme şansını yakaladık. Milli Takım’ın turnuvaya erken vedası sonrası bozulan moraller eve erken dönmemize neden oldu. Ancak benim aklımda yine de final maçı kalmıştı. Çok umutlu olmamakla birlikte yarı finallerin oynandığı sırada final için akreditasyon başvurumu yaptım.


Final maçı 19 Temmuz Pazar günüydü ancak 17 Temmuz Cuma akşamı TSİ 24:00’e kadar final başvuru süreci devam ettiği için kabul edilip edilmediğimi hala bilmiyordum. Saatimi sabaha karşı 03:00’e kurup yattım. Saat çalar çalmaz Emailime baktığımda saat 02:30’da akreditasyon onayının geldiğini gördüm. Hemen yataktan kalkıp uçak ve otel organizasyonunu yapıp öğlen saatlerinde Dalaman’dan İstanbul’a oradan da New Jersey’e uçtum. Her şey yolunda gitti ve dünyanın bir numaralı finaline yerinde tanıklık etmiş oldum.


2026 Dünya Kupası: Futbolun Arka Plana Düştüğü Turnuva

Gianni Infantino, turnuvanın açılış gününde "dünya futbolunun en büyük partisini veriyoruz" demişti. 19 Temmuz'da New jersey MetLife Stadyumu'nda Arjantin ile İspanya arasında oynanan finalin tozu yatıştığında, o partinin faturası çıkarılmaya başladı. Kupanın kalitesi iyiydi ama futbolu çevreleyen siyaset, ayrımcılık, ticaret ve coğrafi handikaplar, oyunun ruhunu gölgede bırakan unsurlardı.


Coğrafya ve Mesafe: Turnuvanın Bedeni

48 takımlı ilk Dünya Kupası, üç ülkede ve dev bir coğrafyada oynandı. 104 maç, 16 şehir...Vancouver’dan Mexico City'ye, Toronto’dan Miami’ye uzanan yaklaşık 5.000 kilometrelik bir hat. Bu ölçü, takımlar ve taraftarlar için sadece lojistik değil, maddi bir külfet haline de dönüştü. Takımların eleme aşamalarında kamp yerleri ve statlar arasında sürekli mekik dokuması, oyuncularda bıkkınlık yarattı.


Bilet ve Ulaşım Fiyatları: Dinamik Fiyatlandırma

Turnuvanın en ses getiren krizlerinden biri fahiş bilet fiyatlarıydı. FIFA, açılış öncesinde "dinamik fiyatlandırma" modelini devreye soktu. Talebe göre artan fiyatlar, özellikle ABD'deki ortalama bir futbol taraftarını dışlayan bir seviyeye ulaştı. Grup aşamasında bazı maçlar için bilet fiyatları, final öncesi binlerce doların üzerine çıktı.


Ulaşım kısmı daha da vahimdi. Şehirler arası uçuşlar, konaklama ve yerel ulaşım birlikte hesaplandığında, bir taraftarın kendi takımını grup aşamasındaki üç maçta izlemesi ortalama 4.500–6.000 dolar civarında bütçe gerektirdi. Bu da turnuvanın, futbol kültüründen çok, yüksek gelirli bir kitleye hitap ettiği eleştirisini doğurdu.


Siyasetin Sahaya Girmesi: Trump, ICE ve Vize

ABD Başkanı Donald Trump, turnuva boyunca futbola doğrudan müdahale eden bir aktöre dönüştü. Balogun'a çıkarılan kırmızı kart sonrası Infantino'yu arayarak müdahalede bulunduğunu açıklaması ve "gerçekten parlak bir karar" diyerek süreci sahiplenmesi turnuvanın en ses getiren skandallarının başında geldi.


Ancak Trump'ın müdahalesi tek bir olayla sınırlı kalmadı. ICE (Göçmen ve Gümrük Muhafazası) operasyonlarının turnuva süresince yoğunlaştırılması, Haiti kökenli taraftarların ve göçmen toplulukların maçlara gelişini zora soktu. Somalili hakemin ülkeye alınmaması, terör bağlantısı gerekçesiyle açıklansa da FIFA'nın kendi hakeminin yaşadığına sessiz kalması başka bir skandalı yarattı.


İran Milli Takımı'nın durumu ayrı bir skandaldı. Oyuncular ve teknik heyet üyelerinin ABD'ye giriş süreçlerinde yaşadıkları gecikmeler ve sorgulamalar, takımın hazırlık dönemini etkiledi. İran’ın tüm maçları ABD’de olmasına karşın ABD topraklarında kamp yapmalarına izin verilmedi ve takım maçlara günü birlik Meksika’dan gidip gelmek zorunda kaldı. Bu da yine FIFA’nın sessiz kaldığı skandallardan biri oldu.


Hakem Tartışmaları ve Disiplin Süreçleri

Hakem kararları, turnuvanın en çok konuşulan konularından biriydi. Balogun vakasında, FIFA Disiplin Kurulu başkanının tek başına bir maçlık otomatik cezayı erteleme kararı alması, sürecin şeffaflığını sorgulattı. Trump'ın telefon görüşmesiyle başlayan süreç, kararın futbol kriterlerinden çok siyasi baskıya dayandığı izlenimi yarattı.


"Mistaken identity" kılıfıyla hakem kararına yapılan müdahaleler de eleştiri konusu oldu. Özellikle eleme aşamalarında bazı kart müdahalelerinin, var görüntülerine rağmen geç uygulandığı veya uygulanmadığı iddia edildi. Ancak IFAB’ın zaman geçirmeye yönelik aldığı kararlar başarıyla uygulanırken ağız kapatarak rakibi tacize ilk olarak Türkiye-Paraguay maçında kırmızı kart uygulaması yapıldı.


Arjantin ve Falkland Pankartı

Arjantin'in turnuva boyunca Messi’nin de etkisiyle korunduğuna dair iddialar turnuva boyunca sürdü. Arjantin-İngiltere maçında taraftarların getirdiği Falkland pankartlarına müdahale edilmemesi, İngiltere ile olan siyasi gerilimi yeniden gündeme getirdi. FIFA bu konuda turnuvanın bitiminden yaklaşık iki hafta sonra soruşturma açıldığını duyurdu.


Küçük Takımlar ve Sürpriz Sonuçlar

Yeşil Burun Adaları’nın 0–0’lık İspanya beraberliği, turnuvanın futbol açısından en güzel hikayelerinden biriydi. Diğer yandan küçük ve orta ölçekli takımların gruplardan son 32 turuna çıkmaları turnuvaya renk kattı. Ancak Türkiye’nin iddialı kadrosuyla elenmesi en önemli sürprizlerden biri oldu.


Su Molası ve Dere Arası Şovu

FIFA’nın bu turnuvaya özel uyguladığı her iki devrenin ortasında verilen 3’er dakikalık su molaları, oyunun ritmini bozduğu gerekçesiyle eleştirildi. Maçlarda verilen bu molaların, bir takımın baskısını kırma stratejisine dönüştüğü de çok konuşuldu.


Finaldeki dere arası şovu, daha çok tepki topladı. Geleneksel futbol taraftarı için bu tür showlar maçın ruhunu zedeliyordu ve her şeyden önce futbol oyun kurallarına aykırıydı.


İklim Etkisi ve Infantino'nun Uçuşları


2026 Dünya Kupası, bugüne kadarki iklim açısından en zarar verici turnuva olarak lanse edildi. 48 takım, dev coğrafya, haftalık uçak trafiği ve stadyum aydınlatma/iklimlendirme yükü, karbon ayak izini önceki dünya kupalarının çok üzerine çıkardı.


Infantino'nun maçtan maça uçması, sembolik düzeyde bile olsa çelişkiyi büyüten bir görüntü oldu. Turnuvanın sürdürülebilirlik üzerine açıklamaları, onun kendi hareket tarzıyla çelişti.

Ancak turnuva sırasında maçların oynanmasına engel olacak nitelikte olumsuz hava koşulu yaşanmadı.


Gelirler ve Vaatler

FIFA, turnuvadan 10 milyar doların üzerinde rekor gelir açıkladı. Infantino’ya göre bu gelirlerden tüm FIFA ülkeleri kendilerine düşen payı alacaklar.


ABD'de Kupa Havası ve Dolu Statlar

ABD şehirlerinde turnuva havasının zayıf olması dikkat çekti. Şehirlerin turnuva için dekoratif bir giydirme yapmaması, yerel halkın kupaya yabancılığı, bu "dünya partisinin" aslında futbol kültürü yerleşik olmayan bir coğrafyada pazarlanmış bir meta olduğunu düşündürdü. Los Angeles'ta final havasından çok, bir hafta sonu faaliyeti gibi bir algı vardı. Ama yine de statlar doldu ve televizyonlarda ABD futbol tarihinin reyting rekorları kırıldı. Meksika ve Kanada’da da maçlara rağbet büyüktü.


Sonuç: Fiyat Ödenen Bir Turnuva

2026 Dünya Kupası, futbol açısından unutulmaz anlar sundu. Özellikle Messi’nin 40 yaşına rağmen gösterdiği performans, Mbappe ve Kane gibi golcülerin ön plana çıkması turnuvaya renk kattı.


Ancak turnuvayı çevreleyen tabaka, futbolun ruhunu sorgulattı. Siyasetin oyuna doğrudan müdahalesi, bilet fiyatlarının orta sınıfı dışlaması, göçmen topluluklara yapılan muamele, iklim faturası ve şehirlerdeki kültürel sahiplenme eksikliği, Infantino'nun "en büyük parti" söylemini zedeledi.


Futbol, maddi yönden kazandı belki. Ama futbolun ruhuna birçok skandalla zarar verildi.

 

Yorumlar


bottom of page