Öldüren makyaj
- Ömer GÜRSOY

- 24 Kas 2011
- 2 dakikada okunur
Van’da meydana gelen ve içlerinde iki gazetecinin de öldüğü Bayram Oteli’nin yıkılmasının ardından Yeni Şafak Gazetesi’nin yaptığı haberi başlığa taşıdım: Öldüren makyaj.
47 yıllık otelin tadilatı için geçen yıl 1 milyon dolar harcanmış. Ama bu paralar otelin ana güvenliğini oluşturan kolonlara ve binanın içinde ki çatlaklara değil de binanın makyajına harcanınca 5.6 şiddetinde ki depreme bile dayanamamış.
Bayram Otelin hikâyesi bana Türk futbolunu hatırlatıyor.
Hırvatistan maçında alınan hezimet Türk futbolunun 5.6 değil, 3 şiddetindeki bir depreme bile dayanıklı olmadığını gösterdi.
Yıllardır futbolumuza özellikle de futbolun patronu Futbol Federasyonu’nun yaptığı makyaj ile bugünlere kadar geldik.
Bir kere yönetim kademesinde istikrarın sağlanamadığı federasyonların “çözüm önerileri” de kozmetik ve palyatiftir.
Hep aynı senaryo, göreve gelen Federasyon Başkanları medyadaki uzantıları ile hemen geçmiş dönemi kötülemeye başlarlar ve şeffaflığın, kurumsallaşmanın önünü açacaklarını söylerler.
Mahmut Özgener yönetimi göreve geldiğinde Federasyonu kurumsallaştırmak için bir firma ile anlaşmaya varmıştı. Artık Başkan ve arkadaşları işleri profesyoneller bırakacaklardı. Aynısını Levent Bıçakcı da yapmıştı. Basından büyük alkışlar... Özgener döneminde nasıl da kurumsallaştığımızı(!) gördük.
Hiddink göreve geldiğinde Futbol Federasyonu “2013 Stratejik Planı”nı kamuoyuna sunmuştu. Okunduğunda İngiltere Federasyonu’nun Stratejik Planı’ndan intihal edildiğini açıkça gördüğümüz bu çalışmayı bir tomar para vererek yabancı bir firmaya yaptırmışlardı. O dönemin ve bu dönemin Başkanvekili Lütfi Arıboğan İstanbul’un en güzel otellerinden birinde, basına, uzman ekiplerle bilmem kaç toplantı yaparak bu çalışmayı tamamladıklarını söylüyordu. Yani makyaj çok güzeldi.
Önce “Türkiye Futbolu Kucaklıyor”du, sonra ne olduysa stratejiyi değiştirdiler daha iddialı bir slogan buldular: “Futbolla Türkiye’yi ileriye götürmek”
Allah’tan Türkiye’nin kaderi futbolumuza benzemedi de Avrupa’daki bunca krize rağmen güçlü konumunu sürdürdü.
İşin ilginç yanı bu iki farklı stratejinin hazırlanmasında Yönetim Kurulu’nda tek bir değişiklik vardı; Hasan Doğan.
Yani, Hasan Doğan zamanında başka bir stratejik plana ‘evet’ diyenler ile Özgener zamanındaki plana da ‘evet’ diyenler aynı isimler.
Şimdi de Federasyon yabancı bir şirketle anlaşmış ve kurumsallaşma adına önemli bir çalışma daha başlatmışlar. Yönetim Kurulu üyeleri bu süreci çok keyifle anlatıyor ve “artık bizler çay içeceğiz, sistem tıkır tıkır çalışacak” diyor.
Geçtiğimiz hafta Hiddink’i idama götürecek haberlerin yapıldığı dönemde Hürriyet Gazetesi Müdürü Mehmet Aslan’ın Hacivat ve Karagöz gibi konuşturduğu “ eski yönetim” - “yeni yönetim” demeç düellosunda benim kafam karıştı.
‘Eski yönetim’ kim, ‘yeni yönetim’ kim sevgili Mehmet Aslan?
Bir bakalım 2008 yılından bugüne kadar görevde bulunan yönetim kurulu üyelerine:
Mehmet Ali Aydınlar (Başkan), Lutfi Arıboğan (Başkan vekili), Servet Yardımcı (eski Başkanvekili), Mehmet Baykan,Yunus Egemenoğlu, Arif Koşar, Hakan Tanık.
Hiddink, Ersun Yanal göreve geldiğinde bu isimlerin kararda imzası yok muydu? (Doğrusu Hiddink’in durumu Erciş depreminde zarar görenlere yardım etmek için ülkemize gelen ve makyajlı otelde ölen Japon Miyazaki’ye benziyor.Hiddink ise makyajlanan futbolumuzu kurtarmaya gelmiş ve sıvaları dökülmüş, kolonları zayıflamış Türk futbol enkazının altında kalmıştır.Aralarında ki fark ise, Hiddink bu enkazdan 10-12 milyon euro alırken Miyazaki’ye sadece hayır dualarımız kaldı.)
“Kozmetik çözümler”, ‘yüzler’, ‘makyözler’ aynı iken kalıcı güzelliklere ulaşılamıyor ne yazık ki.






















Yorumlar