İşgal Altındaki Toprakların Vaadedilmiş Stadyumları
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Diğer Yazarlar İşgal Altındaki Toprakların Vaadedilmiş Stadyumları

İşgal Altındaki Toprakların Vaadedilmiş Stadyumları

803a820

Arman Özdemir- 21 Temmuz 2022  Sevgili abim Asabi Sedat’a...11 Temmuz tarihli Guardianda Filistin Milli Takım teknik direktörü Nureddin Ali “Düşünün Gareth Southgate’in oyuncularının yarısı başka şehirde ve gelemiyorlar yada Liverpool ile Manchester arasında kontrol noktaları var ve bazıları geri döndürülüyor. İşte Filistinde teknik direktörlük yapınca durum bu”[1] diyordu.

Ne acıdır ki söz konusu röportajla karışık haberde adı geçen Ayman Alkurd, Shadi Sbakhe ve Wajeh Moshtahe gibi 2009 stat bombardımanında hayatını kaybeden futbolculara, Inside The World Football’un 11 Nisan 2022 tarihli haberinde yer alan Al-Khadr Club forması giyen Mohammad Ali Ahmad AlGhneim’ın (19) vurularak öldürülmesi[2] eklenince durum kanlı coğrafyada herşeyin zorluğunu açığa vuruyordu.

 

Batı Asya’nın en sorunlu bölgesinde futbol konuşmak gereksiz görülebilir. Ancak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden hatta anayasaların en kazuistiğinden en basitine kadar çalışma ve dinlenmenin yanısıra –temel mantığın iş gücünün yeniden üretimi olduğunu düşünürsek- birçok hak doğrudan yahut dolaylı olarak sporla ilgili olarak değerlendirilebilir. Ayrıca konu doğrudan işgal edilmiş topraklarda yer alan tesisler açısından mülkiyet hakkı, teşebbüs hürriyeti giriş ve çıkışın sınırlanmış olması sebebiyle seyahat hakkı ve bunun kısıtlamalarıyla da ilişkili olarak değerlendirilmelidir.

 

 Konuya ilişkin sağlıklı bir bakış açısına sahip olabilmek için ilk olarak Türkiye açısından da 21 Ocak 1953 tarih ve 6020 sayılı Kanun ile onaylanan 30 Ocak 1953 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, 12 Ağustos 1949 tarihli Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişikin Cenevre Konvansiyonu’nun (Konvansiyon) 49. Maddesine bakalım;

“Himaye gören şahısların, işgali altındaki topraklardan şamil devletin kendi topraklarına veya işgal edilmiş olsun olmasın başka bir devletin topraklarına ferdi olarak veya kitle halinde cebren nakilleri veya tehcirleri, her ne sebeple olursa olsun, yasaktır.


Mamafih, şamil devlet, halkın emniyeti veya mücbir askerî sebepler icap ettirirse, muayyen bir işgal mıntıkasının kısmen veya tamamen tahliyesine tevessül edebilir. Tahliyeler, himaye gören şahısların buna maddeten imkân olmadığı haller müstesna ancak işgal altındaki topraklarda yer değiştirmelerini intaç edebilir. Bu suretle tahliye edilen halk, bu mıntıkada muhasamat sona erer ermez tekrar yerlerine iade olunacaktır.


Şamil devlet, bu tahliye ve nakillere tevessül ederken, himaye gören şahısların imkân nispetinde münasip tesisata kabul edilmelerini, yer değiştirmelerin memnuniyeti mucip sıhhat, hıfzı sıhha, emniyet ve iaşe şartları altında vuku bulmasını ve aynı aile efradının birbirlerinden ayrılmamalarını temin edecek surette hareket eyleyecektir.


Hâmi devlet; nakillerden ve tahliyelerden, vuku bulur bulmaz, haberdar edilecektir.


Şamil devlet, halkın emniyeti ve mücbir askeri sebepler zaruri kılmadıkça, himaye edilen şahıslar harp tehlikelerine bilhassa maruz mıntıkalarda alıkoyamaz.


Şamil devlet, işgal ettiği topraklara bizzat kendi halkının bir kısmını tehcir veya nakledemez”.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 22 Mart 1979 tarih ve 446(1979) sayılı kararının daha girişinde, Kudüs de dahil olmak üzere, 1967’den beri İsrail tarafından işgal edilen bölgelerde de Konvansiyonun uygulanacağını teyit etmektedir. Kararda İsrail işgalinin hukuki olarak geçersiz olduğu ve Ortadoğu’da sürekli barışın önünde engel teşkil ettiği belirtilmiştir. Söz konusu kararın alındığı 2134. toplantıda sadece Norveç, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri çekimser kalmış geriye kalan 12 üye oy birliğiyle karar almıştır. Kararın en önemli kısmında ise İsrail’in 1967’den beri işgal ettiği toprakların hukuki statüsünü ve demografik yapısını değiştirici nitelikteki davranışlardan kaçınması ve özellikle belirttiğimiz maddede geçen 6. Fıkra hükmünü ihlal eder şekilde Arap topraklarına yerleşimci transferi yapmayı durdurması talep edilmiştir[3].

 

Tabii ki bu tip bir yazıda İsrail tarafının da yerleşimci transferi yaptığı ve Filistinlilerin seyahat hakkını kısıtladığı İsrail duvarına ilişkin International Court Of Justice (Uluslararası Adalet Divanı- UAD) önünde ki 30 Ocak 2004 tarihli yazılı beyanının bazı yerlerine değinmek gereklidir. Söz konusu tarihte duvar örülen yer Batı Şeria olup “Ayrım Duvarına ilişkin savunmasında Filistin tarafından gelen saldırılar olduğunu 2002 yılında 218 sivilin ölüp 850 kişinin yaralandığını belirtmiş bu nedenle duvarın zararsız bir önlem olduğunu ileri sürmüştür. Aynı beyanında İsrail genel olarak UAD’ın yetkisizliğini iddia etmiştir.

Konu muhakkak ki ulusalüstü insan haklarıyla alakalı olarak ele alınması gerekmekte olup burada öne çıkan bazı noktalara değinilecektir.

 

HRW RAPORU

Human Rights Watch tarafından Eylül 2016’da yayınlanan[4] rapor Israel/Palestine: FIFA Sponsoring Games on Seized Land - Israeli Settlement Football Clubs Contribute to Human Rights Violations başlığını taşıyarak aslında o dönemde PFA (Palestinian Football Association-Filistin Futbol Federasyonu) ve IFA (Israel Football Association-İsrail Futbol Federasyonu) arasındaki uyuşmazlığa ışık tutmuştur. Raporun ismi dahi FIFA’yı (Fédération Internationale de Football Association) eleştirir nitelikte olup FIFA’nın el konulmuş topraklarda oyun tertip etmesi insan hakları ihlali olarak değerlendirilmiştir.

 

Rapora göre işgal altındaki Batı Şeria topraklarında İsrailli sivillerin yerleştirildiği topraklarda merkez ofisi olan ve FIFA üyesi IFA’ya bağlı bulunan altı takım bulunmaktadır;

1. Maccabi Ariel indoor (futsal) club (Moadon Kaduregel Ulamot Maccabi Ariel) Batı Şeria’ya 20 km uzaklıktaki Salfit’de üst ligi oynamakta yetişkin erkekler ise Ariel’de sahaya çıkmaktadır.

2. Ariel municipal football club (Moadon Kaduregel Ironi Ariel) Ariel’de C ligi sahaya çıkmaktadır.

3. Beitar Giv’at Zeev Shabi yetişkin erkek takımı Ramallah yakınlarında ki Giv’at Zeev’de sahaya çıkmaktadır.

4. Beitar Ma’aleh Adomim Kudüs dışındaki Ma’aleh Adumim Lig B’de sahaya çıkmaktadır.

5. Hapo’el Oranit İsrail Rosh Haayin şehrinden Yeşil Hat’da yer alan Oranit’de maçlarını oynamaktadır.

6. Hapo’el Jordan Valley İsrail içerisinde Einat’da çalışmalarını yapan takım Batı Şeria’da ki yerleşim yerlerinden olan Tomer’de maçlarını oynamaktadır.

Bunlara ek olarak Hapo’el Katamon Yerushalayim, Batı Kudüs’de yer alan iki stadına ek olarak yerleşim yerlerinden olan Ma’aleh Adumim’de de bazı içeri maçlarını oynamaktadır.

 

Maçlarını İsrail içerisinde oynamasına rağmen Hapo’el Yerushalayim tescil edilmiş merkezi Gev’a Binyamin’de bulunmaktadır. Ironi Elitzur Yehuda da maçlarını İsrail’de oynamasına karşın tescilli adresi Kiryat Arba’dadır.

 

HRW söz konusu kulüpleri inceledikten sonra FIFA bünyesinde bulunan IFA’nın uluslararası insancıl hukuka aykırı olarak 1967’den beri işgal altında olan topraklarda, futbol müsabakaları tertip etmesini Cenevre Konvansiyonu’na aykırı olduğunu belirtmiştir. Nitekim Konvansiyon 49/6 açık olarak işgal edilen yerlere işgal eden ülke nüfusunun yerleştirilemeyeceğini düzenlemektedir.

 

HRW ayrıca FIFA’nın bağlı kalacağını belirttiği yükümlülüklerin yer aldığı United Nations Guiding Principles on Business and Human Rights (UNGP)’ye aykırı davrandığı ve yerleşim yerlerinde müsabaka düzenleyerek buralarda mukim şirketlerle iş yapmama yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtmiştir.

 

HRW, yerleşim yerlerinin Filistinlilerden “çalındığını” açık olarak ifade ettikten sonra işgal altında bulunan topraklardaki yer altı kaynaklarının sömürülmesi ve İsrail lehine olarak teşebbüsler arasında ayrımcılık yapılmasında vardığı sonuca, FIFA’nın yerleşim yerlerinde müsabakalara sponsorluğu açısından da varmıştır.

 

HRW’nin futsal oynanan saha da dahil olmak üzere belirlemeleri şu şekildedir;

-         Sahaların inşa edildiği yerler ya Filistinli sivillere ya da Filistin köylerine aittir. Özel izin taşıyan 26.000 civarı Filistinli işçi ve doğu Kudüs mukimleri hariç 2.5 milyon Filistinlinin “çalınan” topraklara yani yerleşim yerlerine girişi yasak durumdadır.

-         HRW ayrıca IFA’nın işgali destekleyen yapılarla iş ilişkisine girdiğini belirlemiştir. Yerleşim yerlerinde ki futbol kulüplerinin yerleşimcilere part-time istihdam ve rekrasyonel hizmetler sağlayarak işgali kalıcılaştırdığını belirtilmiştir.

-         HRW bunlara ek olarak Filistinlilerin oyuncu olarak katılmaları zaten mümkün olmamakla birlikte Batı Şerialı Filistinlilerin izleyici olarak dahi maçlara giremediğini, işgal altında bulunan yerleşim yerlerindeki futbol kulüplerinin belediyeler ve bölge konseyleri tarafından finanse edildiği öne sürülmüştür.

 

Yerleşim yerindeki kulüpler asıl olarak alt-yapı işlevini yerine getirmekte üst liglere futbolcu yetiştirmektedir. Ancak bu kulüplerin bilet, yayın gelirleri ve ticari ürün satışları gibi ticari satışlarından IFA ve FIFA da pay almaktadır.

 

HRW raporunda yerleşim birimlerindeki kulüplerin yerleşimcilere sunduğu rekrasyonel hizmetlerin iyi niyetli olabileceğini belirtmekle birlikte söz konusu hizmetlerin ayrımcılık temelinde sunulması ve hizmetlerin sunulduğu toprakların Filistinlilerden işgal yoluyla alınması sebebiyle uluslararası hukuka aykırılığını ve FIFA’nın da yerleşim yerlerinde müsabaka tertip etmesini iş ilişkilerinde insan haklarını saygılı davranma yükümlülüğünün ihlali olarak görmüştür.

 

UEFA (Union des Associations Européennes de Football) ve FIFA’nın üyesi olması nedeniyle ulusal düzeyde oynanan tüm maçlarda bu iki kurumun kuralları mer’idir. 

 

CAS Yargılaması Öncesi: Üç Maymun

Kanımca CAS kararına kadar geçen süre içerisinde PFA tarafından yapılan esasa ve usule ilişkin yanlışlar, meselenin insan hakları ekseninden çıkarılarak ve HRW’nin belirlediği yol haritası ile UNGP yerine, FIFA hukukunun esasa ilişkin talepleri şekillendirmesi PFA’nın CAS önünde kaybetmesine yol açmıştır.

 

Reuters’den Ori Lewis’in 9 Eylül 2016 tarihli haberine göre yani HRW raporunun yayınlanmasından sadece günler önce Avrupa Parlamentosu’nun 66 üyesinin imzasını taşıyan ve FIFA başkanı Gianni Infantino’ya yazılan mektupta işgal altında bulunan topraklarda kurulu kulüplerin yerleşim yerlerinden ayrılarak İsrail’in uluslararası olarak tanınmış sınırlarına dönmesi yahut IFA bünyesinden çıkarılması için Konsey toplantısında adım atılması istenmiştir[5].  

 

Burada çok kısa bir parantez açalım; Pjetlovic’in belirttiği üzere[6] FIFA birçok devlet başkanıyla doğrudan görüşmektedir. Gerek yayın haklarının satımından elde ettiği gelirler gerekse de ticari sponsorluk sözleşmeleri aracılığıyla biriken varlıkları nedeniyle bu tip uluslararası kuruluşlar finansal olarak otonom özellik göstermektedir. Finansal güç doğal olarak birçok alanda da güç demektir. Örneğin FIFA’nın Birleşmiş Milletlerden daha fazla üyesi vardır ve halihazırda birçok devletten daha güçlü durumdadır[7]. Bununla birlikte Kutlu Merih tarafından da işaret edildiği üzere FIFA İsviçre hukuku uyarınca kurulmuş dernek statüsündedir ve futbolun tek merkezden düzenlenme iddiası herhangi bir uluslararası hukuk normuna dayanmamakta bu nedenle meşruluk problemi ortaya çıkmaktadır[8]. Üye federasyonlarla olan ilişkileri statü anlaşmalarına dayanmakta veya ülkemizde olduğu üzere ülke federasyonları yasayla FIFA’ya bağlı kılınmaktadır[9].

 

Şimdi parantezi kapatıp CAS kararına kadar olan aşamalara kısaca değinelim;

 

-28-29 Mayıs 2015 tarihinde 65. FIFA genel kurulunda, bir gözlem komitesi oluşturulmuştur. Tokyo Sexwale başkanlığındaki komite IFA ve PFA temsilcilerinden teşekkül etmiş ve bölgesel engeller (oyuncuların, görevlilerin ve ekipmanların hareketlerinin kısıtlanması) ile yerleşim yerlerindeki futbol kulüpler hakkında rapor hazırlama görevi Gözlem Komitesine verilmiştir. Mayıs 2016 genel kurulunda ise Komitenin görevi uzatılmıştır.

-Gözlem Komitesi henüz raporunu tamamlamadan PFA tarafından FIFA Konseyi “atlanarak” konunun FIFA Genel Kurulunun gündemine alınması için başvuruda bulunulmuştur. 10-11 Mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleşen Genel Kurulda PFA tarafından FIFA Statüsü 72/2 gereğince BMGK tarafından Filistin toprağı olarak tanınan topraklarda, sezon sonuna kadar yahut altı ay içerisinde IFA’nın müsabaka tertip etmeyi sonlandırması aksi halde hukuki yaptırımlarda bulunulmasını talep edilmiştir. IFA başkanı ise FIFA’nın politikanın konusuna giren işlere karışmamasını ve siyasi sınırların belirlenmesinin FIFA’nın görevi olmadığını ileri sürmüştür. FIFA başkanı ise konunun FIFA Konseyinin yetkisinde olduğunu ve kendilerine süre verilmesi önerisinde bulunmuş ve bu öneri %73 çoğunlukla kabul edilmiştir.

-FIFA Konseyi gecikmelide olsa gözlem komitesinin raporu kendisine ulaştıktan sonra konuyla ilgili karar vermek zorunda kalmıştır. Gözlem Komitesi raporu üç temel öneri sunmakta ama hangisini desteklediğini belirtmemektedir[10].

 

1. Mevcut durumun devam etmesi ve IFA’nın müsabaka tertibine devamı,

2. IFA’ya altı aylık süre verilmesi ve bu süre sonunda işgal altındaki Filistin topraklarında müsabaka tertip etmeye devam etmesi halinde son karar için Konsey’in tekrar toplanması,

3. Taraflar arasında diyoloğun teşvik edilmesi.

Gözlem Komitesi raporunda ayrıca FIFA’nın siyasi sürtüşmelerden uzak durması gerektiğini belirtmiş ancak FIFA Konseyinin konuyla ilgili karar vermekten kaçınamayacağını da eklemiştir.

27 Ekim 2017 tarihinde FIFA Konseyi’nin aldığı karar yerleşim yerlerindeki futbol kulüplerinin faaliyetleri ve Filistinli oyuncuların ve yöneticilerin seyahat sorununa çözümden uzak olduğu gibi insan haklarını merkezine almaktan ve HRW’nin vurguladığı hususlara değinmekten de çok uzaktır. Kısaca Konsey Filistin-İsrail sorununun hükümetler dışı bir organizasyon olan FIFA tarafından çözülemeyecek kadar karmaşık ve hassas olduğunu ve konunun futbolla ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Konsey konuyla bu belirlemelerinin yanısıra FIFA’nın siyasi konularda tarafsız kalması gerektiğini belirterek pozisyonsuzluğu pozisyon olarak benimsemiştir.

Sonuç olarak hem Kongrenin hem Komisyonun kararları CAS dava ikame edilerek CAS önüne gelmiştir.

CAS’IN 2017/A/5166 ve 5405 E. 9 Temmuz 2018 T. Sayılı PFA/FIFA Kararı

PFA tarafından yukarıda zikrettiğimiz Kongre ve Konsey kararları CAS önüne taşınmıştır. Kongre ve Konsey tarafından ayrı ayrı kararlar verilmiş olsa da usul hukukunun evrensel ilkelerinden olan usul ekonomisi gereğince taraflar tek bir kararda iki uyuşmazlığın da çözümünde mutabık kalmışlardır.

 

Kronoloji

Davaya esas oluşturan vakaların birçoğunun tarihi ve olayların oluş sırası verildiği için aşağıda verdiğimiz piramit bir nevi olay örgüsüne denk gelmektedir.

       1278954                     

2017 Kongresinde konuşan PFA başkanı Cibril er-Racub, İsrail’in üyeliğinin askıya alınması yahut üyelikten çıkarılması taleplerinin bulunmadığını, FIFA Statüsü md.72/2 gereğince üye bir federasyonun başka bir üye federasyon topraklarında izin almadan müsabaka düzenleyemeyeceği hükmünün ihlal edildiğini dile getirmiştir. Konuşmada ayrıca ırkçılık ve sınırlamaların devam ettiği, IFA’ya üye olan kulüplerin, BMGK’da da kabul edildiği üzere işgal edilmiş topraklarda faaliyet sürdürdüğünü, PFA tarafından sezon sonu ya da altı aylık süre içerisinde futbola ilişkin faaliyetlerinin İsrail sınırları içerisine taşınması yönlü önerilerinin siyasal değil tamamen futbolla alakalı olduğunu ifade etmiştir. Konuşmasının sonuç kısmıda ise tüm FIFA üyelerinin insan haklarına ilişkin yükümlülüklerine bağlı kalması gerektiğini Filistin ve İsrail’in kendi topraklarında futbol faaliyetlerini sürdürmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Daha sonra söz alan IFA başkanı Ofer Eini, PFA’nın tavrının siyasi olduğunu FIFA’nın ülke sınırlarını belirlemek gibi bir yetkisinin bulunmadığını öne sürmüştür. Tekrar söz alan PFA başkanı ise mevcut durumun insan hakları ihlali niteliği taşıdığını, FIFA statüsü ve BM kararlarına aykırı olduğunu belirtmiştir.

 

Daha sonra Konsey adına FIFA başkanı, PFA önerisinin oylamaya sunulmaması önerisinde bulunarak Kongrenin değil Konseyin konuyla ilgili yetkili olduğunu ve Ekim ayı içerisinde Konseyin konuyla ilgili karara varacağını dile getirmiştir.

FIFA Genel Sekreteri Konseye 28 Mart’a kadar süre verilmesi şeklindeki Konsey önerisini oylamaya sunmuş yukarıda belirttiğimiz üzere 138’e karşı 50 oy ile Konsey’in önerisi kabul edilmiştir.

 

FIFA Konseyi alınan karar gereğince alanda çalışan uzman hukukçulara başvurmuş ve Dr.Urs SCHERRER ve Dr. Remus MURESAN’dan konuyla ilgili uzman görüşü almıştır. Scherrer Raporu olarak adlandırılan raporda yer alan öneriler şu şekildedir;

·        FIFA hükümetler düzeyindeki ilişkilerde bir tarafı açık yada örtülü desteklememeli tarafsız kalmalıdır.

·        Bölgedeki statükoyla karşı karşıya gelmemelidir.

·        Hukuki ya da fiili olarak hükümetler düzeyinde, konuyla ilgili önemli bir değişiklik olmadıkça konuyu tekrar ele almamalıdır.

·        Yararlı olduğu müddetçe FIFA Gözlem Komitesi çalışmalarına devam etmelidir.

27 Ekim 2017 tarihinde FIFA Konseyi konuyla ilgili karar almış ve yaptığı basın açıklamasında özet olarak;

·        BMGK da dahil olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların İsrail ve Filistin ilişkileriyle ilgili karar ve diğer belgelerinin dikkate alındığındı ama FIFA’nın söz konusu varakaların içeriğinde yer alan hususlarla ilgili herhangi bir taraf seçiminde bulunmadığını,

·        Hükümetler dışı bir yapıların sorunu tek taraflı çözemeyeceğini ama görmezden de gelemeyeceğini, İsrail-Filistin arasındaki sorunun hassas ve karmaşık olması sebebiyle FIFA’nın tarafsız kalacağını,

·        FIFA’nın sorunla ilgili taraf tutmasının sadece ilgili toprakları değil bütün bölgeyi etkileyebileceğini ve bunun oyunun yararına olmadığını,

·        IFA yahut PFA ile ilgili olarak herhangi bir yaptırım uygulanmayacağını diğer FIFA organlarına da aynı tavsiyede bulunulacağını,

·        Hukuki ya da fiili durumda önemli bir değişiklik olmadığı sürece konunun FIFA önünde kapandığını,

·        Oyuncuların serbest (aslında rahat demek belki daha doğru olacaktır) dolaşımı için FIFA Gözlem Komitesinin şu ana kadar olumlu cevaplar aldığını ve bu konuda çalışmalarını sürdüreceğini bildirmiştir.

 

PFA tarafından 30 Mayıs 2017 tarihinde Kongre kararına ve 16 Kasım 2017 tarihinde de FIFA Konsey kararı aleyhine CAS’a başvurulmuştur.

 

PFA başvurusunda önerinin oylanmamasına ilişkin olarak 67. Kongrede alınan kararın keenlemyekun (yoklukla malul) olduğunu bu nedenle kararın yokluğunun tespit edilmesini, eğer yokluk tespit edilmiyorsa iptal edilmesini istemiştir[11].

 

PFA Kongre kararına ilişkin taleplerini FIFA Statüsünün 28. Maddesinde yer alan Olağan Kongre Gündemine aykırılık, md.5, md.7 ve md.9’da yer alan görüşme, öneri ve oylamaya aykırılık, 2, 3, 4, 5, 8, 10, 16, 13, 14, 25, 26, 28, 34 ve 35. Maddelerde yer alan amaçlar, ayrımcılık yasağı, cinsiyet eşitliği, ırkçılığa karşı tavır, FIFA’ya kabul üyeliğin askıya alınması ve üyelikten çıkarma, Konseyin yetkileri, Başkan, olağan kongre gündemi, konsey üyelerinin yetkileri ile FIFA yönetim düzenlemelerinde yer alan başkanın yetkileri, FIFA çalışanlarının yetkileri gibi birçok norma dayandırmıştır.

 

PFA’nın Konsey kararına ilişkin talepleri ise Konseyin a) kurumsal bağımsızlık gereği herhangi bir konunun kapandığına karar veremeyeceği ve Kongre yahut başka bir FIFA organına konunun bir daha görüşülmemesi yönünde talimat veremeyeceği, b) Uygun bir şekilde tartışılmadan ve oylamaya sunulmadan bir konunun kapatılmasına karar verilmesinin üye federasyonun haklarını düzenleyen md.13/b’ye ve olağan kongre gündemini düzenleyen md.28’e, İsviçre Medeni Kanununun emredici hükümlerinin yanısıra İsviçre Anayasına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle FIFA Statüsünün 3. Maddesinde yer alan insan haklarına bağlılık kurallarına aykırı olduğunu iddia etmiştir.

 

FIFA savunmasında Konsey karar verdiği için CAS önünde yargılama konusu edilen ilk kararla ilgili olarak PFA’nın hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüştür. Bunun yanısıra oy hakkı kısıtlamasına gidilmediği ve oylamanın FIFA Statüsüne uygun icra edildiğini belirtmiştir. Konsey ayrıca PFA’nın gelecek kongrelerde gündeme madde eklenmesini talep hakkının engellenmediğini ancak PFA tarafından eklenmesi talep edilen maddelerin Kongrenin yetkisi içerisinde bulunması ve hukuka aykırı olmaması gerektiğini beyan etmiştir. Bunun haricinde FIFA Statüsü md.3’ün ihlal edilmediğini bunun haricinde müddeinin yanlış okumasından kaynaklı olarak Konsey’in talimat verdiğini ileri sürdüğünü ancak kararda sadece Konseyin talepte bulunduğunu belirtmiştir.

 

CAS Değerlendirmesi

Başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin CAS değerlendirmesine burada yer verilmesi gerekmemektedir.

 

CAS genel olarak FIFA Statüsünün 13. Maddesinde geçen kongrelere katılma, oy kullanma, müsabakalarda yer alma, gündeme madde eklenmesi, organların seçimine katılma ve oy kullanma gibi hakların ihlal edilmediğini, gündeme maddenin eklendiğini sadece ekleme yapılırken çok küçük kelime değişiklikleri yapıldığını ve davacının bunlara itiraz etmediğini belirtmiştir.

 

CAS her ne kadar yukarıda içeriğini belirttiğimiz md.72/2 hükmünün FIFA’ya yazılan mektupta ve PFA başkanının Kongredeki konuşmasında geçiyor olmasına karşın dayanılan normlar arasında yazılı ve sözlü beyanda md.72/2 yer almadığını hatta CAS önüne getirilen davada IFA ile ilgili olarak disiplin yaptırımı talep edilmediği belirtmiştir. Açık bir esas hatası olan durum CAS’ın da doğal olarak gözünden kaçmamış ve ilgili madde etrafında değerlendirme yapmamıştır.

 

Kongre kararıyla ilgili olarak çoğunluk iradesinin teşekkül ettiği ve en üst organ konumuda bulunan Kongrenin teklif konusuyla ilgili olarak karar verebileceğini CAS kabul etmiş ve bu durumda sorumluluğun Konseye devrini hukuka aykırı bulmamıştır.

 

Davalı FIFA’nın, FIFA Konseyinin karar vermesi nedeniyle PFA’nın Kongre kararını yargılama konusu yapmasında hukuki yararı olmadığı iddiası da CAS tarafından reddedilmiştir. Red gerekçesi ise Kongre kararının yoklukla malul yahut iptale tabii olması durumunda Konseyi yetkilendiren kararın da aynı akibete uğrayacak olmasıdır. CAS bunun yanısıra hukuki yararın bulunmamasını talebin soyutluğu ve davacının amacına hizmet etmemesi koşullarına bağlayarak PFA’nın derdest talebinin somut olduğunu belirtmiştir.

 

PFA’nın talebinin usule ilişkin bir talep mi yoksa esasa ilişkin bir talep mi olduğu meselesine de değinen CAS, Kongrenin verdiği kararın yani oylama yapılmamasının, kararın Konseye bırakılmasının ve Konseye süre verilmesinin esasa değil usule ilişkin olduğundan hareketle[12] bir nevi PFA’nın davasını tam orta yerinden çökertmiştir.

 

Duruşma esnasında dinlenilen her iki tarafın hukuk uzmanlarınca herhangi bir konunun gündeme alınmasının ilgili konunun esasına girileceği anlamına gelmediğinin kabul edildiği de karara dercedilerek, kanımca PFA’nın hukuk danışmanlarının yetersizliği ortaya konulmuştur.

 

Konsey (başkan) önerisinin md.28’de belirtilen esasa ilişkin değil usule ilişkin olduğu ve gündemde değişiklik yapmadığı da CAS tarafından belirtilerek PFA’nın bu isteği de yerinde görülmemiştir.

 

CAS davacı PFA’nın talebinin yani oylama yapılmamasına ilişkin Kongre kararının yokluk ya da iptal edilebilirlik yaptırımına tabii tutulmasına ilişkin olduğunu, söz konusu talebin usule ilişkin olduğunu ve kararın Konseye bırakılmasıyla insan hakları ihlalinin alakası olmadığına da karar vermiştir. Davacının iddia ettiğinin aksine oylama yapılmaması şeklindeki karar FIFA’nın ihsası reyde bulunduğu anlamına gelmediği ve bu yönlü bir delilin de PFA tarafından ikame edilmediği de CAS tarafından belirtilmiştir. CAS’a göre oylama yapılmış ve oylama yapılmaması kararı alınmıştır.

 

Son olarak ise Kongrenin kararıyla ilgili olarak Benjamin Netenyahu’nun gündemden kaldırılmasına ilişkin talebinin yerine getirildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı CAS tarafından ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Kongre kararı geçerli bulunmuştur.

 

Konsey kararı ile ilgili olaraksa davalı FIFA’nın cevapları neredeyse doğrudan hüküm haline dönüştürülmüştür. Buna göre Konsey diğer organlara talimat vermemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık niteliği itibariyle FIFA organları tarafından çözülebilecek bir sorun niteliğinde değildir.

 

Sonuç olarak Konsey kararı geçerli bulunmuştur.

 

SONUÇ

1. Ukrayna savaşının başlamasıyla FIFA Konseyi acil ilk önlemlerini IOC önerileri doğrultusunda açıkladığını belirtmiştir.  

 Buna göre; 

 

 1.      Rusya topraklarında hiçbir uluslararası maç oynanmayacak, Rusya’nın ev sahibi olduğu maçlar tarafsız bölgelerde seyircisiz oynanacaktır. 

 2.      Rusya’yı temsil eden üye federasyon karşılaşmalara Rusya olarak değil Rusya Futbol Birliği sıfatıyla katılacaktır. 

 3.      Rusya Futbol Birliği takımlarının katıldıkları maçlarda Rusya bayrağı veya ulusal marşı kullanılmayacaktır.

 

 UEFA da Rus kulüplerinin Avrupa’da tertip edilecek organizasyonlardan yasaklamıştır.

 

Katar’da gerçekleştirilecek Dünya Kupası play-offlarıyla ilgili olarak Rusya’nın FIFA kararının yürütülmesinin durdurulması amacıyla CAS nezdinde yaptığı başvuru da reddedilmiştir.

 

1.Her türlü cevabında Filistin sorununun politikliğinden dem vuran FIFA’nın daha savaş başlar başlamaz Rusya ile ilgili olarak aldığı kararlar aslında Batı’nın Batı Asya’ya bakışında bir turnusol kağıdı işlevi görmektedir. Kendi meşruluğu sorgulanması gereken ve sürekli rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündemde bulunan bu yapının bir parçası olmanın fayda-maliyet analizi ciddi bir şekilde yapılmalı bölgesel seçenekler değerlendirilmelidir.

2. PFA’nın talep kısıtlamasına gitmesinin, deneyimli hukukçular bulunmasına karşın, FIFA’nın yerleşim yerlerinde girdiği iş ilişkilerini görmezden gelmesinin hukuk mantığıyla izah edilebilir bir tarafı yoktur. İş ilişkileri statların inşasından ayrımcılık temelinde istihdam sağlanmasına kadar birçok alana şamildir. Anlaşılabildiği kadarıyla dava dosyası hazırlanırken taleplerde sürekli kısıtlamaya gidilerek konu davalının istediği zemine sıkıştırılmış FIFA’nın gelirleri tartışma konusu yapılmamış HRW ile gereken bilgi alışverişi sağlanamamıştır.

3. Vulgar dahi olsa Marxist açıdan bakıldığında siyaset bir üst yapı kurumudur buna karşın savaş siyasetin farklı araçlarla devam etmesidir. Bu kadar büyük bir ekonomi teşkil eden futbolun siyasal olandan uzak kalması mümkün olmadığı gibi belirli ölçülerde dahil olması da hukuki temellere bağlanma açısından gereklidir. Ancak gerek Rusya Ukrayna savaşının gerekse de Filistin İsrail sorununun çözümünde futbolu yöneten yapılar onun doğasından kaynaklı dostane ilişkileri öne çıkararak küçük dahi olsa adımlar atabilirler.

4. Shanky’nin dediği gibi “bazı insanlar futbolun ölüm kalım meselesi olduğunu düşünebilirler, ama sizi temin ederimki daha fazlasıdır”. Bu nedenle uluslararası nitelik kazanmış bir özel hukuk tüzel kişisi olarak FIFA’nın ve bünyesinde yer alan federasyonların yerleşim yerlerindeki şirketlerle ilişiğini kesmesi ve buralardaki futbol kulüplerinin uluslararası hukukun tanıdığı sınırlar içerisinde faaliyetlerine devam etmesi bölge barışı açısından önemli katkılar sunabilir.{jcomments on}



[1] https://www.theguardian.com/football/2022/jul/11/an-oasis-of-hope-how-football-is-a-cause-for-optimism-in-palestine

[2] https://www.insideworldfootball.com/2022/04/11/palestine-mourns-death-another-footballer-shot-dead-israeli-forces/

[3]Karar için bkz;https://digitallibrary.un.org/record/1696

[4] https://www.hrw.org/news/2016/09/25/israel/palestine-fifa-sponsoring-games-seized-land

[5] https://www.reuters.com/article/us-israel-palestinians-soccer/european-mps-call-for-fifa-to-act-against-israelisettlement-soccer-clubs-idUSKCN11F1PX

[6]Katarina PJETLOVIC, EU Sports Law and Breakaway Leagues in Football, ASSER International Sports Law Series, Springer, 2015, s.9.

[7]Antoinne DUVAL, Offside? Challenging The Transnational Legality Of Israeli Football Activities In The Occupied Palestinian Territories, ASSER Research Paper, 2020-09, s.1

[8] https://www.futbolekonomi.com/haberler-makaleler/yonetim/119-kutlu-merih/481-fifann-meruiyet-ac-ve-futbolda-ekuemenlik.html

[9]MERİH, agm. Ülkemiz açısından belirtelim ki Türkiye Futbol Federasyonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkında 5894 sayılı Kanun md.3’de düzenlenen TFF’nin görevlerinden bir tanesi de “FIFA ve UEFA’nın yetkili organları tarafından konulan kuralların gereği gibi uygulanmasını sağlamak, ulusal talimatlar hazırlamak ve Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek”tir.

[10]DUVAL, age, s.14.

[11]Parag. 49.

[12]Parag. 68-82.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  155  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Futbol Ekonomi Site Yetkilisi Perşembe, 22 Eylül 2011.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

23/09/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

3,281,61

-0,41

 bjk BJKAS

5,45

0,74

 fb FENER

52,05

0,68

 gs GSRAY

5,43

2,45

 trabzon TSPOR

4,46

1,36

   SPOR ENDEKSİ

1.475,46

1,28

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 32415829

SÜPER LİG 2022-2023 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Adana Demir  7   5  1   1  16  7    16 
2 Galatasaray  7   5  1  4 

16

3 Başakşehir  6  4 2 0 9 14
4 Beşiktaş  7   4  16  10  6 14
5 Konyaspor  7 4 2  1  2 6 14
6 Fenerbahçe  6  4   1 20   6    14   13 
7

Trabzonspor 

 7  1  11  10   1 13 
8 Kayserispor  7   0  4  12 
9 Gaziantep 7  2 13  10  3 11 
10

Kasımpaşa

 7   0 15  -8  9
11 Alanyaspor

10 

15  -5  8
12 Giresunspor -3     7 
13 Karagümrük 10  -2   6
14 Antalyaspor  7  0  14   -6     6  
15 İstanbulspor 6 10  -6  5
16 Ankaragücü  6  1   11  -5 4
17 Sivasspor 7 11  -6   4  
18 Ümraniyespor  7  2 10   -5 2
19 Hatayspor 6 1 10   -8   1  

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2022 Deluitte Raporu

 

2022-deloitte football review

Deloitte Sports Grup’un Avrupa Futbol Finansmanına ilişkin 31. kez düzenlediği yıllık futbol finans raporuna göre, Avrupa futbol pazarı bir önceki yıla göre %10 büyüyerek 27.6 Milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Rapora ulaşmak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.