Futbolda Ekürilik: Multi-Club Ownership
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Diğer Yazarlar Futbolda Ekürilik: Multi-Club Ownership

Futbolda Ekürilik: Multi-Club Ownership

 1maxresdefault

Arman Özdemir- 28 Mart 2022 Multi-Club Ownership (MCO)[1] -birden fazla kulüp sahipliği- futbolda yaygınlaşmakta ve yaygınlaştıkça da yargısal kararlara da konu olmaktadır. Mevcut haliyle MCO olgusu futbolu yöneten ulusal kurumlar kadar uluslararası futbol otoritelerini de uğraştıran, oyunun “selameti” açısından düşündüren bir durumdur.

 

MCO’lara bir kaç örnek verecek olursak Şeyh Mansur’un sahibi olduğu City Football Club bünyesinde Manchester City, New York City, Melbourne City, Yokohama Marinos, Atletico Torque’den oluşan yatırım portföyüne 2017 yılında paylarının %44.3’ünü devraldığı Girona’yı da katmıştır. Sadece tüzel kişiler değil gerçek kişiler de kulüp sahibi olabilmektedir. Örneğin Giampaolo Pozzo ve oğlu hem İngiliz Watford FC hem Udinese Calcionun sahibidirler[2]. Bazı durumlar ise daha karmaşık nitelik sergilerler. Gerçektende Club Atletico de Madrid’in Atletico San Luis’e yatırım yapması, Monaco’nun Cercle Brugge’ü devralması[3] gibi hallerde yatırımcıların hukuki ilişkileri daha girift bir niteliktedir. 

 

Play the Game tarafından yapılan bir araştırmaya göre Ekim 2021 tarihi itibariyle 60 MCO grubunun elinde dünya genelinde 156 kulüp bulunmaktadır. Aynı araştırmada 16 kulüple ABD ilk sırada yer alıyor olsa bile Avrupa’da MCO gruplarının elinde 106 kulüp bulunmaktadır. UEFA’nın araştırması ise 100’ün MCO kulüp bulunduğunu ve bunların 4’te 3’ünün çoğunluk pay sahibi niteliği taşıdığını geriye kalanların paylarının ise %50’nin altında olduğunu belirtmektedir[4]. Aynı çalışmada aşağıdaki tablo da yer almaktadır;

 

 

ÜLKE

MCO’LAR KONTROLÜNDEKİ KULÜP SAYISI

İNGİLTERE

15

İTALYA

15

BELÇİKA

12

İSPANYA

10

FRANSA

9

DANİMARKA

8

ALMANYA

6

PORTEKİZ

5

AVUSTURYA

4

İSVİÇRE

4

YUNANİSTAN

2

MACARİSTAN

2

GALLER

2

ERMENİSTAN

1

BOSNA HERSEK

1

BULGARİSTAN

1

HIRVATİSTAN

1

KIBRIS

1

İRLANDA

1

LİTVANYA

1

LÜKSEMBURG

1

HOLLANDA

1

RUSYA

1

İSVEÇ

1

TÜRKİYE

1

TOPLAM

106

Ulusal düzeyde bakıldığında gerek yasa koyucuların gerekse de futbolu düzenleyen kurum ve kurulların her türlü önleyici tedbiri alabilecekleri ancak uluslararası düzeyde bunun o kadar mümkün olmadığını da söylemek lazım.

 

MCO’ların temel itkisinin az gelişmiş bölgelerden yetenekli oyuncuların önce ilgili yerlerdeki akademilerde eğitilmesi, takip eden süreçte orta ölçekte bir Avrupa kulübünde gelişimine devam etmesi ve sonuç olarak üst seviye takıma hazırlanması olduğunu söyleyebiliriz. Grell’in örneği üzerinden gidecek olursak City Football Club bünyesindeki Atletico Torque alt yapısında yetişen oyuncunun ilerleyen dönemde Girona’da forma giymesi ve sonuçta Manchester City’de kendine yer bulması mümkündür.

  

Olaylar

  

İngiltere merkezli ENIC plc’nin payları borsada işlem görmekte olup AEK ve Slavia Prag ENIC’in bağlı ortaklıklarının kontrolü altındadır. Yaptığı yatırımlarla ENIC, AEK ve Prag’ın yanısıra Vicenza Calcio (Vicenza) ve Basel’in de hakim ortaklığını elde etmiş, Glasgow Rangers’ın azınlık pay sahibi konumuna gelmiştir.

 

Davacı Yunanistan takımı AEK, yıllar boyunca UEFA tarafından organize edilen Avrupa kupalarına katılmıştır. 97/98 sezonunun sonunda ligi 3. Olarak bitiren AEK, 98/99 UEFA Kupasına katılma hakkı kazanmıştır. AEK’nın %78,4 payı ENIC Hellas S.A’ya ait olup şirket, tamamıyla İngiliz ENIC plc’nin bağlı ortaklıklarının hakimiyeti altındadır.

 

Diğer davacı Slavia Prag (Prag) da Çek Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş olup yıllar boyunca UEFA tarafından organize edilen Avrupa kupalarında yer almıştır. 97/98 sezonunda Çek Moravian ligini 2. Sırada bitirmiş ve 98/99 UEFA Kupasına katılma hakkı kazanmıştır. Prag’ın paylarının %53,7’si ENIC Football Management Sarl’a ait olup tamamıyla İngiliz ENIC plc’nin bağlı ortaklıklarının hakimiyeti altındadır.

 

Davalı UEFA, merkezi Nyon İsviçre’de bulunmakta olup üyeleri Avrupa’nın elli bir ulusal federasyonudur. UEFA Avrupa futbolunun yönetici organı olup, Avrupa futbolunun sorunlarını ele almakta, ulusal federasyonlar, kulüpler, yetkililer ve oyuncular üzerinde düzenleyici, gözetici ve disipline ilişkin fonksiyonlar icra etmektedir. UEFA Statüsüne göre üye federasyonlar Statüsüne, diğer düzenlemelerine ve kararlarına uymak zorunda olup bunları üye kulüplerine de uygulamak zorundadır.

 

97/98 sezonunda ENIC’in hakim ortak durumunda bulunduğu AEK, Prag ve Vicenza UEFA Kupa Galipleri Kupasında yer almış ve üç takım da çeyrek finale kalmıştır. 8 takımın üç tanesinin aynı ortaklığın hakimiyeti altında olması şüphesiz ki rekabet hukuku açısından sorun yaratan bir durumdur. Çeyrek finalde bu takımlar birbirlerine rakip olmamış AEK, Lokomotif Moskova’ya, Prag ise VfB Stuttgart’a elenmiştir. Yarı finale sadece Vicenza kalmıştır.

 

Bu noktada UEFA artık müdahale etmesi gerektiğine karar vermiştir.

 

CAS kararındaki bazı olaylara kronolojik olarak kısaca göz atarsak;

24/02/1998 tarihinde ENIC ve UEFA yetkilileri arasında bir toplantı gerçekleştirilmiştir. ENIC toplantıda UEFA’ya “ahlak kuralları” sunmuş ve aynı kişinin[5] kontrolü altında bulunan birden fazla takımın aynı turnuva katılmasının tamamen yasaklanmasını engellemek istemiştir. Söz konusu kurallar aynı kişiye ait olan ve aynı turnuvaya katılan futbol takımlarının uyması gereken ahlaki kodları belirlemeye çalışmıştır

 

UEFA’nın MCO’lar konusunu ilgili komitelerine iletmesinin ardından “ahlak kuralları”nın uygulanabilir olmadığına karar verilmiştir.

07/05/1998tarihinde UEFA üyesi olan federasyonlara 98/99 UEFA kupasına katılma hakkı elde etmiş kulüplere tebliğ edilmek üzere bazı düzenlemeler ve katılım formlarını içeren varakalar ile stadyumların güvenliğine ilişkin bir kitapçık yollamıştır. Söz konusu kitapçıkta “mücbir sebepler” haricinde ileride değiştirmek üzere saklı tutmaya ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Yollanan belgelerin hiçbirinde MCO’lara ilişkin ifade bulunmamaktadır. Belgelerin yollandığı tarihte AEK ve Prag 98/99 UEFA Kupasına katılma hakkını elde etmiştir.

 

17/05/1998tarihinde UEFA İcra Komitesi konuyu ele almıştır. Biz kullanılan terminolojiden farklı olarak “Kök Kural” kavramını kullanacağız. Kök Kuralda UEFA tarafından düzenlenen müsabakaların güvenilirliğinin korunmasına vurgu yaptıktan sonra bir gerçek ya da tüzel kişinin, UEFA’nın aynı müsabakalarında yer alan birden fazla takımın idare, yönetim ve/veya sportif performansında etki sahibi olması durumunda müdahalede bulunabileceği ve gerekli önlemleri alabileceğini belirtmiştir.

 

Kriterler belirlenirken esnek davranılmıştır. Kök Kural B-1 uyarınca;

 

- Hiçbir kulübün diğerinin menkul kıymet yahut paylarına sahip olamayacağı,

- Diğer bir kulübün üyesi olamayacağı,

- Diğer bir kulübün yönetim yahut sportif performansında ilgili bulunamayacağı,

- Aynı müsabakalara katılan bir diğer kulübün idare, yönetim ve/veya sportif performansında herhangi bir gücü olmayacağı şeklinde düzenlenmiştir.

 

B-2 ise herhangi bir kişinin aynı anda doğrudan yahut dolaylı olarak aynı UEFA turnuvalarında yer alan birden fazla kulübün idare, yönetim ve/veya sportif performansında herhangi bir biçimde dahil olmasını yasaklamaktadır.

 

B-3 ise, Birden fazla kulübün ortak kontrol altında bulunması halinde bunların yalnızca bir tanesi UEFA’nın aynı turnuvasında yer alabilecektir. Ortak kontrol altında bulunmak ile kast edilen;

- Pay sahipliği oy haklarının çoğunluğunun elde bulundurulması,

- Yönetim ya da gözetim kurulları çoğunluğunun atanması yahut görevden alınma hakkına sahip olunması

- Oy sözleşmeleri vasıtasıyla pay sahipleri çoğunluğunun kontrol altında bulunması halinde sadece tek bir kulüp söz konusu turnuvalarda yer alabilecektir.

 

 

20/05/1998tarihinde UEFA Kök Kuralın kabulüne ilişkin basın açıklaması yayınlamıştır.

26/05/1998 tarihinde UEFA Kök Kuralı üye federasyonlara ve ENIC’e yollayarak yeni düzenlemenin yeni sezonla birlikte uygulanacağını bildirmiştir.

25/06/1998 tarihinde UEFA Kök Kural md.1 uyarınca AEK’nın hakimiyet ilişkisinde değişiklik olduğunu bildirmediği sürece UEFA Kupasından men edildiğini, AEK yerine Prag’ın kupaya katılacağını kulübe bildirmiş ve Yunanistan Futbol Federasyonuna AEK’nın hemen altındaki kulübün UEFA Kupasına katılacağını bildirmiştir.

12/06/1998 tarihinde taraflar mevcut uyuşmazlığın CAS’a götürmeye karar vermişlerdir.

15/06/1998 tarihinde AEK ve Prag ellerindeki belgelerle tahkime başvurarak öncelikle Kök Kuralın yokluk ve geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Aynı gün yargılama bitene kadar Kök

 

Kuralın uygulamasının yürütmesinin durdurulması talep edilmiş ve UEFA’nın Kök Kuralı yürürlüğe koymasının ve iki kulüpten herhangi birini müsabakalardan men edilmesinin engellenmesi talep edilmiştir.

 

26/06/1998tarihinde UEFA yürütmenin durdurulmasına ilişkin cevabını vermiştir. Daha sonra 22/07/1998 tarihinde ise esasa ilişkin cevaplarını sunmuştur.

15/07/1998 tarihinde gerçekleştirilen sözlü yargılamada tahkim heyeti başkanı tarafından yöneltilen soruları yanıtlamıştır.

16/07/1998 tarihinde CAS tarafından

 

 -Tahkim prosedüründen veya 98/99 UEFA kupasından hangisi daha kısa sürecekse bu süre boyunca Kök Kuralı uygulamayacağını,

 - Prag’ın yanında AEK’yı da UEFA Kupası karşılaşmalarına kabul etmesi gerektiğini, 

- Nihai hükümle birlikte yargılama masraflarına hüküm edileceğini belirterek davacıların yürütme durdurmaları yönündeki taleplerini kabul etmiştir.

 

CAS, UEFA’nın iyi niyet ilkesini ve Kök Kuralı çok geç bir zamanda çıkararak usul adaletini ihlal ettiğine karar vermiş ve bu kararını da 98/99 yılı UEFA Kupası için çıkartılan düzenlemelerde MCO’lara ilişkin düzenlemenin bulunmaması ve karşılaşmaların başlamasından çok kısa bir süre önce bu yönlü alınan bir kararın ENIC ve kulüplerinin ilgili sezon için beklentilerinin meşruluğuna dayandırmıştır.

 

Bu noktada şunu da belirtelim ki AEK ve Prag UEFA kupasında karşı karşıya gelmemiştir.

14 Eylül 1998 tarihinde CAS, iki tarafın rızasıyla yargılama boyunca uygulanacak usule ilişkin hükümleri belirlemiştir.

18 Kasım 1998 tarihinde ilginç bir olay gerçekleşmiş davacılar tahkim heyeti üyelerinden George Abela’yı tarafsız olmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve söz konusu hakem yargılamadan çekilmiştir.

3 Aralık 1998 tarihinde UEFA tarafından yeni bir hakem önerilmiş ve yargılama heyeti ancak kurulabilmiştir.

12 Mart 1999 tarihinde heyet tanık ve uzmanların isimlerini açıklamıştır.

25 ve 26 Mart 1999 tarihinde nihai yargılamalar gerçekleştirilmiştir. Söz konusu yargılamada taraflar açılış ve devamı konuşmalarını 25 Martta yapmış tanık ve uzmanlar dinlenmiştir. 26 Martta son söz UEFA’da olmak üzere kapanış konuşmaları yapılmıştır. Taraflar yazılı beyanlarını tekrar etmişler davacı tarafından ilk tahkim dilekçesinde sunulan yürütmenin durdurması talebinin uzatılması talep edilmiştir.

 

Tarafların kapanış konuşmalarından sonra karar verilmek üzere duruşma aşaması sona erdirilmiştir. 

 

İddialar

 

Davacılar iddialarını;

a) İsviçre Medeni Kanununun; Kulüpler arasında kontrol kıstası nedeniyle ayrımcılık yapıldığı, UEFA Statüsünün kulüpler arasında farklı kategoriler yaratılmak suretiyle ihlal edilmesi, davacıların dinlenme hakkının ihlal edilmesi, davacıların kişilik haklarının ihlaline, 

b)AT Rekabet hukukunun; UEFA’nın Avrupa futbolundaki hakim pozisyonunu kötüye kullandığını, iç pazardaki rekabetin engellenmesi, kısıtlanması veya bozulması olan ve belirli nitelikleri taşıyan tüm teşebbüsler arası anlaşmaları yasaklayan md.81’e aykırı olduğunu,

c) İsviçre rekabet hukukunun; Rekabeti önemli biçimde etkileyen teşebbüsler arası sözleşmelerin, UEFA’nın Avrupa futbolundaki hakim pozisyonunu kötüye kullandığını,

d) AT serbest dolaşımın ihlali; Sermayenin serbest dolaşımı ilkesinin ihlal edildiği,

e) Hukukun genel prensiplerinin ihlali; UEFA’nın futbolda düzenleyici yetkisini ihlal ettiği noktalarına dayandırmıştır.

 

Kısaca davacı iddialarının temelini UEFA’nın hakim pozisyonunu kötüye kullanmasına dayandırmakta Kök Kuralın gereksiz olduğunu ahlak kuralları etrafında rekabetin korunabileceğini üzerine inşa etmiştir.

 

Davalı davacı iddialarının temelsiz olduğunu, ahlak kurallarının çıkar çatışmasını önlemeye yeterli olmayacağını iddia etmiştir. 

 

Usule İlişkin Değerlendirme 

 

CAS usule ilişkin değerlendirmesinde öncelikle tarafların seçtiği hukukun uygulanacağını, tarafların kuruluşlar açısından İsviçre hukuku ve rekabet hukuku açısından İsviçre ve Topluluk hukukunu seçtiklerini belirtmiştir. Usule ilişkin değerlendirmesinde CAS’ın yürütmenin durdurulmasına değinmemiş olması kanımca eksikliktir.

 

Esasa İlişkin Değerlendirme 

 

UEFA tarafından düzenlenen kupalara kendi ulusal liglerini üst sıralarda tamamlayan az sayıda takım, bir sonraki yıl için katılma hakkı tanınmaktadır. UEFA tarafından düzenlenen müsabakalarda eleme usulünden grup modeline doğru bir evrim söz konusudur. FIFA’nın aksine UEFA Avrupa kıtası futbolunun profesyonel, amatör ve gençlik liglerini organize etmekte ve konfederasyon niteliğinde olduğundan ulusal federasyonlar ve onlarla bağlantılı olan kişi ve kurumlar üzerinde gözetim yapmaktadır.

 

 

Ulusal federasyonlar özerk nitelikte olup profesyonel ve amatör düzeyde ligleri organize etmektedirler. Ulusal federasyonlar Olimpiyat Oyunları, Dünya Kupası vb... gibi uluslararası turnuvalarda da karşı karşıya gelmektedir. Ulusal federasyonlar tarafından yıllık olarak iki maçlı eleme usulüne (round-robin tipte) dayalı ulusal kupa turnuvaları da düzenlenmektedir.

 

Ulusal federasyonlar bunun yanısıra üyelerinin karlarını maksimize etmek (örneğin yayın gelirleri), giderlerini azaltmak gibi misyonlar da üstlenmişlerdir.

 

Avrupa spor modelini Amerikan türünden ayıran en önemli husus liglerin kapalı olmamasıdır. Sezon bitiminde bazı takımlar bir alt lige düşürülürken, alt ligleri üst sırada tamamlayan bazı takımlar da bir üst lige çıkmaktadırlar.

 

Şu anda Avrupa düzeyinde UEFA’dan bağımsız bir lig bulunmamaktadır. Daha önceleri Media Partners ve daha sonraları Avrupa’nın önde gelen kulüpleri tarafından denenen bağımsız bir Avrupa ligi[6] kurma düşüncesi UEFA engeline takılmıştır.

 

Avrupa geneline bakıldığında bazı futbol kulüplerinin şirketler şeklinde örgütlendiklerini hatta bazılarının paylarının borsada işlem gördüğünü (Manchester United, SS Lazio, Beşiktaş vb...), bazılarının ise hala dernekler biçiminde (F.C Barcelona, Real Madrid C.F) örgütlü olduklarını belirtmek gereklidir.

 

Avrupa futbolunun çizdiği piramitsel hiyerarşik yapı ve ABD’de olduğu gibi kapalı liglerin söz konusu olmaması nedeniyle dinlenilen uzman görüşlerinden ABD ligleri ile ilgili açıklamalar CAS tarafından dikkate alınmamıştır.

 

Yargılamada tarafların iddia ve savunmalarının temelini müsabakaların güvenilirliği oluşturmuştur. Yargılama boyunca UEFA sürekli olarak kendisinin müsabakaların güvenilirliğinin sağlanmasından sorumlu olduğunu belirtmiş ve söz konusu müsabakaları organize eden bir kuruluş olarak UEFA’nın bu misyonu ENIC tarafından da kabul edilmiştir.

 

Tarafların üzerinde anlaştıkları belki de genel olarak spor ve özelde futbol açısından en önemli husus futbolda sonucun belirsizliğinin mutlak bir gereklilik olduğudur.

 

Heyet güvenilirliği iki önemli ayak üzerine oturtmuştur. Bunlardan ilki sonucun gerçekliği diğeri ise güvenilirlik konusunda kamunun algısıdır. Burada teknik direktörlerin, oyuncuların yahut yöneticilerin gerçekten dürüst olması yeterli değildir, kamunun da oyun içerisinde alınan kararların müsabakanın kazanılması/kaybedilmemesi amacıyla alındığına oyuncuların ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarına inanması gerektiğini belirtmiştir. Bu inancın tek tek karşılaşmalar kadar bütün şampiyonaya sari olması gereklidir.

 

Heyet dava esasını açıklarken Sir John Smith tarafından İngiltere Futbol Birliğine sunulan iki raporu incelemiş ve sonucun öngörülemezliği/gerçekliği yahut oyunda yer alanların dürüstlüğünün gerekliliğinden de öte kamunun algısı olduğu noktasından hareket etmiştir.

 

Kamunun oyunun güvenilirliği algısı ilk olarak oyuncuların içerde olan pozisyonlarından çıkar sağlamayacaklarını beklentisi içerisinde olmasını gerektirir. Oyuncu ya da yöneticilerin iradeleri kaybetme yönünde olmasa dahi burada da kamu algısı önemlidir oyunun içerisinde yer alanların temel amacı karşılaşmayı kazanmak olmalıdır.

 

Taraftarların oyunun sonucunun saha dışı faktörler tarafından belirlendiği yönünde algıları varsa karşılaşmalara olan ilgilerinin aynı düzeyde devam etmesi beklenemez.

 

Yargılama boyunca davacı oyunun güvenirliliğine olan iddialarını genel olarak şike üzerinden açıklamaya çalışmıştır. Davacı bu noktada eski deneyimler ışığında şike gibi sonucun belirsizliği ilkesini ortadan kaldıran bu tip fiillerin farklı sahipleri bulunan kulüpler arasında söz konusu olduğunu belirtmiştir. Buna ek olarak payları borsada işlem gören MCO’lar açısından hem ekonomik hem de sportif olarak her takımın kazanmak için müsabakada yer almasının çıkarına olduğunu belirterek belirlenecek ahlak kurallarının yeterli olacağını savunmuştur. Buna karşın UEFA aynı müsabakalarda yer alan MCO’lara ilişkin olarak oyunun güvenilirliğinin zedeleneceğini ve ahlak kurallarının yetersiz kalacağını belirtmiştir.

 

Heyet şike açısından değerlendirmese de üç noktanın incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunların ilki MCO’nun kaynaklarını hakim durumda bulunduğu kulüpler arasında nasıl paylaştırdığıdır. İkinci olarak MCO’nun yönetiminde bulunan kulüpler arasındaki mücadelelerde benimseyeceği yönetim ve üçüncü kulüplere etkiler ve üçüncü kulüplerin çıkarlarıdır.

 

Kaynak ayırımı noktasında heyetin uzman görüşleriyle birlikte vardığı ilk nokta sonuçta tek bir şampiyonun çıkması nedeniyle MCO’lar için aynı turnuvada yer alan birden fazla kulüp için aynı miktarda kaynak ayırmanın mantıksız olacağıdır. Kulüp giderlerinin en önemli kısmını oyuncu giderleri oluşturmaktadır. Oyuncu giderlerinin önemli bir kısmının uluslararası transfer veya geçici transferlerden olmasına karşın gelirin (yayın hakları, sponsorluklar[7], reklam ve ticari ürün gelirleri) yerelliği (doğal sınırlar ve tüketici tercihleri nedeniyle) söz konusudur. Beş merkez ligin gelirlerinin büyüklüğü yüksek maliyetli oyuncuları transfer etmelerine olanak vermekte ve UEFA kupaları genel olarak bu liglerin içerisinde kalmaktadır. 1992/1993 sezonunda UEFA’nın Avrupa Şampiyon Kulüpler kupasından Şampiyonlar Ligine geçişinden beri kupa İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya dışına sadece 2003/2004 sezonunda Mourinho yönetiminde Porto ile çıkmıştır. Kararda yer alan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 96/97 sezonunda gerçekleşen transferlerin %31’i Avrupa merkez liglerinin kendi içerisinde gerçekleşmiştir.

 

Pay sahipleri ve yönetim açısından tek şampiyon çıkacak olması sebebiyle kaynakların orantılı olarak tahsis edilmesi daha kârlıdır. Gerçektende takımlar arasında geçiş yapılmasının mümkün olması daha önce de belirttiğimiz üzere asıl olarak birden fazla kulüp sahipliğinin temel itkisidir.

 

CAS söz konusu itkinin ekonomik olarak meşru olduğunu hatta yönetim için sorumluluk olarak bile değerlendirilebileceğini belirttikten sonra kaynak tahsisinin görece küçük piyasalarda yer alan takım taraftarlarında olumsuz etki yaratacağını belirtmiştir. CAS kararında ayrıca Oxford County kalecisinin MCO bünyesinde bulunan Derby County teknik direktör rızası hilafına geçişi de örneklendirilmiştir.

 

Karşılıklı müsabakalar öncesi yönetim konusunda CAS yöneticilerin şike yapmasalar dahi bir kulübü diğerine tercih edebilecekleri araçlar olduğunu ve bunların tamamen hukuka uygun araçlar da olabileceklerini belirtmiştir. Bunların başında galibiyet primleri gelmektedir. Bir diğer yöntem olarak oyuncu transferlerini örnek kabilinden saymıştır. Bunun yanı sıra bir takım lehine avantaj sağlayacak içerden öğrenen ortak yöneticilerin bilgi paylaşımı verilmiştir. Bunun yanı sıra CAS ulaşımdan tıbbi bakıma hatta idmana kadar yönetimin söz sahibi olduğu durumları da müsabakalar öncesi yönetim başlığı altında değerlendirmiştir.

 

Üçüncü kişi niteliğindeki kulüplere etkiler konusunu da ele alan CAS bazı durumlarda takımların avantaj sağlamak için bilinçli beraberlik yolunu seçtiklerini bunun için ise MCO’ya ihtiyaç duyulmadığını hatta taraflar arasında yazılı/sözlü bir anlaşma bile bulunmadığını ama bunun ortaya çıktığını belirtmiştir. Ancak MCO’lar bünyesinde söz konusu durumun daha kolay gerçekleşebilecek nitelikte olduğunu da vurgulamış burada tekrar ve tekrar sonucun gerçekliğinden ve izleyicilerin müsabakanın güvenilirliğine olan algısına vurgu yapmıştır. Bunun yanı sıra tahkim heyeti MCO yöneticilerinin hukuka aykırı herhangi bir davranışları olmasa dahi pay sahipleri ya da ilişkili tarafından hukukun dışına çıkılması yönünde yöneticilere baskı yapılabileceğini, sonucun belirsizliği ilkesinin bu gibi durumlarda algısal olarak bile olsa tehlikeye girebileceğini belirtmiş ve bu alanı gri alan olarak adlandırmıştır. Heyet ulusal yasama organlarının görüşlerine de yer vermiş Amerikan Temyiz Mahkemesinin oyunun dürüstlüğü için takımların farklı kişilere ait olmasının arzulanır olduğuna ilişkin kararına da atıf yapmıştır. Karar ile alakalı şunu belirtebiliriz ki birden fazla kulüp sahipliğinde futbolun doğasına içkin bulunan sonucun öngörülemezliği ve daha önceden sonuca etki eden unsurların eser düzeyde bile varlığı CAS tarafından kamu algısının tehlikeye olumsuz etkileneceği yönünde değerlendirilmiştir.{jcomments on}

 

Dipnotlar  ve Kaynakça:


[1] Çalışma içeriğinde MCO kullanıldığı yere göre birden fazla kulüp sahipliği veya birden fazla kulüp sahibi olarak kullanılmıştır.

[2] https://www.asser.nl/SportsLaw/Blog/post/multi-club-ownership-in-european-football-part-i-general-introduction-and-the-enic-saga-by-tomas-grell

[3] KPMG Benchmark Raporu için  https://www.footballbenchmark.com/library/multi_club_ownership , benzer örnekler için ayrıca Grell’in makalesine de bakılabilir.

[4] https://www.playthegame.org/news/news-articles/2021/0673_multi-club-ownership-in-football-challenges-governance-at-many-levels /

[5] Gerçek veya tüzel kişi olabileceği gibi hem İsviçre hem Türk hukuku açısından konzern niteliği gösteren adi ortaklıklar dahi söz konusu olabilir.

[6] https://www.futbolekonomi.com/haberler-makaleler/genel/128-dier-yazarlar/5428-2021-12-23-19-44-49.html

[7] Uluslararası sponsorluklarda sınır aşan şirketler için önemli bir tanıtım aracıdır. Tuğrul Akşar’ın belirttiğine göre sponsorluk, reklam ve medya gelirleri Avrupa’ futbol gelirlerinin %20’sini oluşturmaktadır. https://futbolekonomi.com/haberler-makaleler/ekonomi/35-tugrulaksar/5338-sponsor-ve-futbol.html

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  456  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Futbol Ekonomi Site Yetkilisi Perşembe, 22 Eylül 2011.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

03/10/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

3,392,13

6,67

 bjk BJKAS

5,39

-1,46

 fb FENER

52,05

-2,16

 gs GSRAY

5,44

-3,55

 trabzon TSPOR

4,51

2,97

   SPOR ENDEKSİ

1.477,84

-1,24

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 32528250

SÜPER LİG 2022-2023 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Başakşehir  7   5  2   0  11  10    17 
2 Adana Demir  8   5  1 16   7 

17

3 Konyaspor  8  5 2 2 7 17
4 Galatasaray  8   5  4 17
5 Trabzonspor  8 5 1  2  13  11 2 16
6 Beşiktaş  8  4   1 16   10    6   15 
7

Fenerbahçe 

 7  2  20  6   14 14 
8 Kayserispor  8   0

10   3  12 
9 Kasımpaşa 8  0 15  -7 12 
10

Gaziantep

 8   2 13  11  11
11 Alanyaspor

11 

16  -5  9
12 Giresunspor 9 -3     8 
13 İstanbulspor 11  -5   8
14 Karagümrük  7  3  12   -3     6  
15 Antalyaspor 7 14  -6  6
16 Ankaragücü  7  1   13  -6 4
17 Sivasspor 8 13  -7   4  
18 Hatayspor  7  1 11   -7 4
19 Ümraniyespor 8 2 11  -6    2  

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2022 Deluitte Raporu

 

2022-deloitte football review


Deloitte Sports Grup’un Avrupa Futbol Finansmanına ilişkin 31. kez düzenlediği yıllık futbol finans raporuna göre, Avrupa futbol pazarı bir önceki yıla göre %10 büyüyerek 27.6 Milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Rapora ulaşmak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız

 


 

 

annual report 202021 photo

 

Avrupa Futbolunun patronu UEFA’nın gelirleri 5.7 Milyar Euro’ya Ulaştı. Raporu okumak için tıklayınız.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.