Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
28 Eylül 2020- FIFA korona virüs sürecinin futbola maliyetinin 14 milyar dolar olduğunu açıkladı. 17 Eylül 2020- Süper Lig'de 11 Eylül'de maçlar başlamasına karşın hala yayın bedellerinin kulüplere ödenmesi konusunda belirsizlik devam ediyor. 15 Eylül 2020- Avrupa futbolunun ekonomik, mali ve yönetsel yönden yapılanması ile Merkez Ligler lehine rekabetin yeniden nasıl düzenlendiğinin analizini yapan Finansal Futbol- Tuğrul Akşar kitabı yayımlandı.   26 Ağustos 2020-  Türkiye Futbol Federasyonu 2020-21 sezonunda maçların, stat kapasitesinin yüzde 30'u kadar seyirci alınarak oynanabileceğini açıkladı.  24 Ağustos 2020- 201920 Sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu, finalde Paris Saint Germain'i 1-0 yenen bayern Münih oldu. Kazandığı bu kupayla Bayern Münih. altıncı kez kupayı müzesine götürdü. 6 Ağustos 2020- 2019/20 sezonunu  33.600 UEFA ülke puanıyla, 11. sırada kapatan Türkiye, Şampiyonlar Ligi'nin 2021-22 sezonuna direkt takım gönderemeyecek. Bu durumda 2020/21  Süper Lig Şampiyonu Şampiyonlar Ligi gruplarına... 31 Temmuz 2020- Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı karara göre 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de düşme olmayacak ve Süper Lig 21 takımla oynanacak. 20 Temmuz 2020- 2019-2020 Süper Lig Cemil Usta Sezonunun şampiyonu Medipol Başakşehir oldu. 10 Temmuz 2020- Federasyonun açıklamasına göre, Süper Lig'de 2020-2021 sezonu 11 Eylül 2020 Cuma günü başlayıp, 16 Mayıs 2021 Pazar günü tamamlanacak. 19 Haziran 2020- Covid-19'un neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle UEFA Geçici Acil Önlemler başlıklı bir bildiri yayınlayarak, Finansal Fair Play konusunda kulüplere bazı esneklikler sağladı. Bu kapsamda en önemli karar: 2020 mali yılın...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Hukuk
Hukuk
PROFESYONEL SPORCU OYNAMA HAKLARININ DEVRİNDE YAPILAN ÖDEMELER VE VERGİLEME-II

 

Murat Başaran- 14 Mart 2013 Geçen hafta ilk bölümünü yayınladığımız futbolculara yapılan ödemelerin vergilendirilmesi konusunun vergi kanunları bakımından incelenmesinin bu hafta 2. bölümünü sizinle paylaşıyoruz. Pratikte özellikle kulüp yönetimleri için hayati önem taşıyan bu konuya kaldığımız yerden devam edelim.

Devamını oku...
 
Vergi Kanunları Bakımından Oyuncu Transfer Yöntemleri

Murat Başaran- 9 Mart 2013

A-OYNAMA HAKKI/BONSERVİS BEDELİ ÖDENEREK YAPILAN TRANSFER

 

19 Ekim 2003 tarihli olarak  FIFA Statüsü'nün 5'inci maddesine binaen Yönetim Kurulunca çıkarılan FUTBOLCULARIN STATÜ VE TRANSFERLERİNE İLİŞKİN TALİMAT düzenlemelerine göre transfer, kiralama ve Yetiştirme ve Dayanışma Tazminatına ilişkin düzenlemeler şu şekildedir.

Devamını oku...
 
Seyirden Yasaklama Tedbiri ve Uygulama Problemleri

H.Alpay Köse- 7 Mart 2013 Sporda şiddet Dünya genelinde spor organizasyonlarının en önde gelen problemlerinden birisini teşkil etmektedir.

Devamını oku...
 
PROFESYONEL SPORCU OYNAMA HAKLARININ DEVRİNDE YAPILAN ÖDEMELER VE VERGİLEME-I

Vergi

Murat Başaran- 7 Mart 2013 Sporcuların spor faaliyeti ile iştigal eden gerek Türkiye’de gerekse yurt

dışında yerleşik spor kulüpleri/şirketler arasında transferleri gereği yapılan ödemelerin Türk Vergi Kanunları karşısında durumu ve sporcu oynama haklarının işletme kayıtları ve mali tablolarındaki yeri sorunu, modern spor hukukunun henüz kesin sınırları belirlenmemiş alanlarındandır.

Devamını oku...
 
Kulüpler neden sermaye artırımına giderler

futbol-kulupleri-para-basiyor-4274845_o

Tuğrul Akşar- 4 Şubat 2013 Ülkemizde önce Galatasaray, daha sonra da Beşiktaş ile gündeme gelen nakit (bedelli) sermaye artırımına ilişkin bu hafta görüşlerimizi sizlerle paylaşacağız.


Anımsanacağı üzere, Galatasaray Sportif A.Ş. geçen yıl ilk bedelli sermaye artırımını 18 Haziran'da gerçekleştirmiş ve sermayesini 2.788.084 TL' den yüzde 400 bedelli artırarak 13.940.422 TL'ye yükseltmişti. Hisse başına rüçhan hakkını 1 TL yerine 25 TL'den kullandıran Galatasaray Sportif A.Ş. bu sermaye artırımı ile toplam 278.8 milyon TL kaynak toplamıştı.

Galatasaray ikinci sermaye artışını gerçekleştirmek için Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar AŞ, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, şirket yönetim kurulu, ödenmiş sermayesinin 13 milyon 940 bin liradan, yüzde 300 oranında artırılarak 55 milyon 761 bin 687,60 liraya yükseltilmesine karar vermiş; bu kapsamda bedelli sermaye artırımında 1,00 lira olan beher hisse için rüçhan hakkı kullanım bedelinin 10,00 lira olarak belirlenmesi kararlaştırılmış ve bu amaçla izin alabilmek için Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvurulmuştu. Ama bu başvuru SPK tarafından uygun bulunmayarak ret edildi.

Beşiktaş da artırıma gitme kararı aldı

Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. de geçen hafta bedelli sermaye artırım kararı aldı. Beşiktaş, İMKB'de işlem gören Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin çıkarılmış sermayesinin 500.000.000 TL'lik kayıtlı sermaye tavanı içerisinde, tamamı nakden karşılanmak üzere 40.000.000 TL'den 240.000.000 TL'ye yükseltilmesine, rüçhan haklarının nominal değeri üzerinden kullandırılmasına, rüçhan haklarının kullanımından sonra kalan payların İMKB Birincil Piyasası'nda halka arz edilmesine karar verdi.

 

Kulüpler neden sermaye artırımına gitmek Zorunda

Şirketleşen kulüplerde bilançonun pasifinde sermaye kalemini görürüz. Sermaye içinde şirket tarafından kuruluş aşamasında konulan nakit para veya benzeri olmak üzere ayni sermaye olabilir. Ya da şirketin zaman içinde elde ettiği karlar veya şirketin ihtiyari amaçla tuttuğu fonlardan oluşan parasal fonlar, şirketin sahip olduğu menkul ya da gayri menkullerin değerlerindeki artıştan kaynaklanan fonlar, çok genel anlamda şirketin Öz kaynaklarını/Öz sermayesini oluşturur.

Futbol veya Sportif A.Ş.'lerin öz kaynakları zamanla, o şirketin faaliyetlerindeki karlılık ya da zarara göre artar ya da azalır. Kulüp/şirket faaliyetlerinden kar elde ediyorsa, elde olunan bu kar bir süre sonra kulübün öz kaynak yapısını güçlendirmek için sermayeye eklenir. Zarar durumunda da bu sermaye erimeye/azalmaya başlar. Zararın büyüklüğü ya da sürekliliği zamanla sermayenin negatife dönmesine yol açar. Bu da "Sermaye Yetersizliği" olarak değerlendirilir.

Gelir gideri karşılamıyorsa sermaye yetersizliği oluşur

Bizim burada ele alacağımız konu: Kulüplerin sermaye yetersizliklerinin neden kaynaklandığıdır. Temelde faaliyetlerin, yani gelirler ve giderler arasındaki aleyhteki fark zarar olarak ifade edilir. Bu bağlamda, bir kulübün gelirleri, giderlerini karşılamıyorsa, bu durumda faaliyetlerin aksamaması için kulübün aradaki bu farkı gidermesi gerekir. Çünkü, gelir-gider dengesi bozulan kulüpler öz kaynak açığı verir.

Kulüplerin gelirleri temel olarak;

1. Naklen yayın gelirlerinden,

2. Reklam, medya ve sponsorluk gelirlerinden,

3. Maç günü gelirleri,

4. Logolu ürün satışı ve diğer ticari gelirlerden oluşur.

Özkaynak açığına sebep olan giderler ise genelde;

- Toplam oyuncu, teknik adam ve kulüp çalışan maliyetinden,

- Net Transfer giderleri-harcamalarından,

Operasyonel harcamalardan,

- Faaliyet dışı giderlerden, (zarar finansmanı)

- Tesis yatırımı, renovasyonu ve altyapıya yatırımına yapılan harcamalarından oluşmaktadır.

Bu giderlerin/harcamaların giderilmesi finansman gereksinimini ortaya çıkartır. Bu da, temelde dört şekilde karşılanır.

  1. Banka kredisi kullanırlar.
  2. Kısa vadeli bono ya da orta veya uzun vadeli tahvil ihraç ederler.
  3. Kulüp yönetiminden ya da üçüncü kişilerden borçlanırlar.
  4. Şirket hisselerini halka arz ederek gelir elde ederler.

Kulüpler sermaye artışına gitmek zorunda, çünkü;

Şirketleşen kulüpler temel olarak üç nedenle sermaye artışına yönelmek durumundadır. Bunlar;

1 - Yukarıda da belirttiğimiz üzere gelirlerin giderleri karşılamaması nedeniyle, zaman içinde oluşan zararları karşılayabilmek amacıyla. Sermaye artırımına gidilir. Bu anlamda, eski TTK 324, yeni TTK md 376 kapsamında mevcut şirket zararının şirket sermayesini aşması ve/veya şirket sermayesinin üçte ikisinin oluşan zararlar nedeniyle karşılıksız kalması halinde şirketin iflası gündeme geleceğinden, aradaki farkı sermaye olarak koymak gerekecektir.[1]

2 - Kulübün faaliyetlerinin devamını sağlayabilmek için nakit paraya/sermayeye gereksinim duyulması nedeniyle ilave sermayeye gereksinim vardır.

3 - Finansal Fair Play kapsamında öz kaynak yapısını güçlendirmek ve zarar yapan kulüplerde "kabul edilebilir zarar"ı aşan kısmın ilgili kulüplerce giderilmesi zorunluluğundan dolayı sermaye artışı yapmak zorundadırlar. (Nitekim Finansal Fair Play Kapsamında kulüpler 2014-15'e kadar maksimum yıllık 45 milyon Euro, 2015-16 ile 2018-19 arası da maksimum 30 milyon zarar yapabilirler. 2018-19'dan itibaren ise yıllık zarar 30 milyon zararın altına düşmek zorundadır.)

 

Nitekim, bu söylediklerimiz kapsamında, Beşiktaş'ın neden sermaye artışına gittiğini Mali İşlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Berk Hacıgüzeller'in, Beşiktaş resmi internet sitesine yaptığı değerlendirmeden de görebiliriz.

 

Berk Hacıgüzeller'e göre; "Hedeflenen Beşiktaş; denk bütçeli, gelir-gider dengesinde gelir fazlası veren ve devamlı yatırım yapan bir Beşiktaş'tır. Kulüp bu anlamda sermaye artışına nakit anlamda katılacaktır. Sermaye artışı, Futbol A.Ş.'nin yüksek faizli borçlarının kapatılması ve bunların temliklerinin temizlenmesi ile bazı borçların yapılandırılması için kullanılacaktır. Birinci hedefimiz, karlı olmak ve bu karlılığı sürekli kılmaktır." Galatasaray'ın bedelli artışına gitmesi de, yine mevcut borç tutarının azaltılması ve transfere ilave kaynak sağlanmasını amaçlamaktadır.{jcomments on}

 



[1] Konu ile ilgili olan Yeni TTK 376. Maddesini de aşağıya alıyorum:

   3. Sermayenin kaybı, borca batık

olma durumu

a) Çağrı ve bildirim yükümü

MADDE 376- (1) Son yıllık

bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığıanlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

(2)

Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığıanlaşıldığıtakdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığıesasına göre hem de muhtemel satışfiyatlarıüzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarınıkarşılamaya yetmediğinin anlaşılmasıhâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasınıister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığınıkarşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasınıyazılıolarak kabul etmişve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmışolsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmışbaşvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.

 

 
Sporda Şiddet ve Futbol Kulüpleri Kanunu

H.Alpay Köse- 16 Ocak 2013 Türk futbolunun Avrupa ligleri içinde altıncı ekonomik güce sahip olduğu savını özellikle sporla ilgili olanlar gururla yeri geldiğinde söylemekteler. Ancak aslına bakılırsa bu güç başarı temelli olmaktan çok uzak olup sadece harcanan –çoğunluğu da boşa- para miktarını ifade etmekte.

Devamını oku...
 
Şike Suçu Haksız Rekabet Yaratır (mı?)

Av. Hüseyin Alpay KÖSE-12 Kasım 2012

Bilindiği gibi 2011 yılı temmuz ayında ülke spor kamuoyu şike soruşturması ile karşı karşıya gelmiş ve yoğun bir şekilde bu gündem ile meşgul olmuştur.

Devamını oku...
 
Profesyonel Sporcuların İş Kanunu Karşısındaki Durumu

imagesCADXRVFP

H.Alpay Köse- 29 Ekim 2012 Bilindiği gibi sporcular hizmet akti çerçevesinde iş görmektedirler. Bu bakımdan bakıldığında sporcuların işçi kulüplerin ise işveren olduğu sonucuna ulaşılabilir. Fakat profesyonelce icra edilebilen futbol dallarında yapılmış olan spor sözleşmelerine acaba İş kanunu hükümleri uygulanabilir mi?[1] Bilindiği gibi bu kanunda işçiyi koruyucu birçok hüküm bulunmaktadır. Profesyonel sporcular bu hükümlerden yararlanabilir mi?


Örneğin, günde en fazla 8 saat çalışmak, hafta sonu ve bayram tatilleri, senelik izin, kıdem tazminatı vs. gibi konular işçiyi koruyucu hükümler içermektedir. Ancak,1475 sayılı önceki İş Kanunu’nun 5.maddesinin 9.bendinde sporcular İş Kanunu kapsamı dışında tutulmuştu. Bu sebeple, İş Kanunu ‘nun yukarıda belirtilen konuları düzenleyen hükümlerinin profesyonel spor sözleşmelerine uygulanması mümkün değildi. İş Hukuku, bir işverene bağlı olarak, bir hizmet sözleşmesine dayanmak suretiyle çalışanlara özgü bir hukuk dalıdır. Ortaya konulan emeğin en belirgin özelliği, bağımlı oluşudur. Bu itibarla İş Hukuku, işçinin bir hizmet sözleşmesine dayanarak, her hangi bir işte, ücret karşılığında işverene bağlı olarak gördüğü hizmet dolayısıyla oluşan hukukî ilişkiyi düzenler.[2]  Borçlar kanunu, hizmet sözleşmesini ‘’işçinin muayyen veya gayrimuayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibinin ona bir ücret vermeyi taahhüt ettiği’’ bir sözleşme olarak tanımlandığından, profesyonel futbolcuyla kulübü arasındaki sözleşme, standart iş sözleşmesi; iş kanunu da bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan işçi, işçiyi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi işveren, işin yapıldığı yeri işyeri saydığından, futbolcu işçi, kulüp yönetimi işveren, kulüpte işyeri; futbolcu da “hizmet hakkına göre çalışmayı meslek edinmiş olmak” bakımından sendikalı;  hizmet aktine dayanak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlardan ‘oldukları içinde sigortalı işçi niteliğindedir. Ancak sporcular iş kanunu kapsamı dışında bırakıldıklarından iş kanunu açısından işçi sayılmamaktadırlar. Sporcu ile kulüp arasındaki sözleşmeyle, bir çalıştırma ilişkisi kurulduğu için iş kanunu‘nun da bu ilişkiye uygulanması iş kanununun 5. maddesinin 9.bendinde sporcu hakkında iş kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça ifade edildiğinden profesyonel sporcuların iş kanunu hükümlerinden yararlanmaları düşünülemez[3] . Sporcuların iş kanunu kapsamı dışında bırakılmalarında, sporcuların, özellikle profesyonel futbolcuların yaptıkları işin tipik bir iş ilişkisi veya hizmet ilişkisi olmadığı, iş kanunu kapsamındaki işçilerin işverenleri ile olan ilişkilerinden farklı niteliklere sahip olduğu düşüncesi etkili olmuştur. Örneğin, Tarsus idman yurdu kulübünce, SSK tarafından futbolcuların sigortalı sayılması üzerine, kulüp yönetimi bu karara karşı prim itiraz komisyonu’na başvurmuş, ancak bu komisyonun SSK nın tutumunu onaylamasından sonra, kulüp yönetimi, “kulüple sporcular arasında ki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olmadığı, esasen futbolcuların iş kanunun dışında da tutulmaları gerektiği” gerekçesi ile sporcuların işçi olmadığının ve dolayısı ile sigortalı olamayacaklarının saptanması için mahkemeye başvurmuş, mahkemenin verdiği lehe karar Yargıtay’ca 1972 tarihinde onanmıştır. Söz konusu karar da; “ iş ile spor bir biri ile aynı şey değildir. İşte amaç fayda yaratmaktadır, hâlbuki spor bir hüner gösterisidir. Atılan bir golün manevî değeri vardır, ama bir üretim olarak tavsifine imkân yoktur. Spor da gaye anlaşmanın tarafı olan belirli kimseler için bir yarışma arzu ve hevesi, bir yenme zevki ve bu suretle manevi bir fayda mevcut olup, bu fayda mutlaka o kulübün üye veya sporcularına ait olmayıp, bu kulübü gönülden tutan herkese karşıdır. Bu itibarla futbol maçında yaratılan fayda ile üretimde yaratılan fayda aynı şey değildir. Hizmet aktinde kullanılan emeğin, yaratılan faydanın yeri, ne bir başkası ikame olunabilir. Ama ne sporda ne sanatta yahut nr futbolda ne güreşte ve ne de güzel sanatlarda bir birinin yerine diğerini ikame mümkün değildir. Sporcunun profesyonel olması ile amatör olması kulüpte sporcu tiyatro sahibi ile sanatçı arsındaki ilişki değişmez. 1475 sayılı kanunu’nun 5. maddesinin 9. bendinde spor ve sporcu iş kanunu dışında mütalaa edilmiştir” denilmektedir. Buna karşılık antrenörler bunun dışında tutularak işçi sayılmakta ve iş kanununun hükümlerinden yararlanma imkânı bulmaktadırlar. Fakat Yargıtayın bu konuda vermiş olduğu kararlarda istikrar bulunmayıp bunun aksini kabul eden kararları da bulunmaktadır.[4]

İş sözleşmesinin bütün ayırt edici unsurları bu ilişkide de bulunmakta sporcu ile kulüp arasında ki ilişki hizmet sözleşmesine dayanmakta, böylece iş hukukunda ki işveren-işçi arasında ki ilişki kulüp ile sporcu arasında da kurulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında profesyonel sporcularda iş kanununda yer almalı görüşü ağır bassa da 2003 yılında yürürlülüğe giren 4857 sayılı iş kanunun da sporcuların iş kanununu içinde düşünülmemesi kanaati sürdürülmüş ve nitekim aynı kanunun 4. maddesinin (g) bendince kapsam dışı bırakılmıştır. Buna gerekçe olarak; sporcu kulüp ilişkisi düzenlenirken spora özgü ihtiyaçların ve durumların dikkate alınması gerektiği için, profesyonel sporcuların (futbolcular)         iş kanununu dışında bırakıldığı, özellikle iş kanunu’nda yer alan hizmet hizmet sözleşmesinin feshine, kıdem tazminatına ilişkin hükümlerin, sporcular bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle profesyonel sporcuların diğer işçilerden ayrı tutularak iş kanununu dışına çıkarıldıkları ve yaptıkları spor dalına göre, ilgili federasyonların o spor dalının ihtiyaçlarını göz önünde tutarak yaptıkları düzenlemelere uyulması gerektiği öne sürülmüştür.[5]

 

Anılan sebeplerle iş kanunu sporcular hakkında uygulanamayacağından bu spor dalını –futbol- Profesyonel Futbol ve Transfer Talimatının hükümleri uygulama alanı bulabilecektir. Bunun dışında bu talimatla düzenlenmeyen alanlar için Borçlar Kanununun hizmet sözleşmesini düzenleyen 313–371 maddelerinin özel hükümleri ile Borçlar kanunun genel hükümleri uygulanabilecektir.           Fakat futbolcu ile kulüp arasında ki ilişkinin hizmet sözleşmesi olması dolayısı ile borçlar kanununu hükümlerine tabi olması gerekirken, Türkiye futbol Federasyonu tarafından yapılan düzenlemeler sporcu ile kulübü arasında ki ilişkiyi geniş ölçüde etkilemektedir. Türkiye Futbol Federasyonunca çıkarılmış olan profesyonel Futbolcu Transfer talimatı’nda profesyonel futbolcular ile kulüpler arasında yapılacak sözleşmelerin şartları belirlenmiş, sözleşmelerin yapılma zamanı, süreler, taraflara yükleyeceği yükümlülükler, hangi şartlarla feshedilebileceği, futbolcuların kulüplerinden ayrılarak başka kulüplere geçmeleri gibi konular ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan talimat hükümleri öncelikli olarak uygulanır. Futbolcu ve kulüpler federasyonca çıkarılacak bütün talimatlara ve yapılacak değişikliklere kesin olarak uyacaklarını taahhüt ettiklerinden talimat hükümlerini sözleşmenin bir parçası haline getirmişlerdir. Bu itibarla talimat hükümleri taraf iradesi olarak kabul edilir ve öncelikli olarak uygulanır. Ancak futbolcu ile kulüp arasında ki ilişkiyi düzenleyen talimatta hükmü bulunmayan bir durumla ilgili olarak futbolla ilgili diğer kanun, talimat ve yönergeler, daha sonra da borçlar kanununun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulama alanı bulabilecektir. Burada futbolcuların sendikal hakları konusunda ayrı bir yer açmamız gereklidir. Fakat bunu bir diğer yazımızda inceleyeceğiz.

 

                                                                                          AV. HÜSEYİN ALPAY KÖSE

                                                                   (İstanbul barosu spor hukuku komisyonu üyesi)

 

 

 

 

 

 

  1. 1575 sayılı iş kanunu (RG 1.9.1971,S13943) yerine 4857 iş kanununa (RG 10.06.2003, S25134) bırakmıştır.

 

 

  1. COŞAR, Vedat Ahsen: Sporcuların İş Hukuku Ve Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Statüleri YD 1975/Ocak S.144

 

  1. FİSEK, Kurthan: Devlet Politikası Ve Toplumsal Yapıyla İlişkileri Açısından Dünya Da Türkiye De Spor Yönetimi. 2.Bası Ankara S.329-330

 

  1. 9.HD T.21.11.1991 E.1990/9492 ,K1991/305 – 9.HD 22.3.2002, 1998/11825E. 1998/15702 K.

 

  1. KÜÇÜKGÜNGÖR, Erkan: Türk Hukukunda Sporcuların Hukuki Durumu ABD. 1999/1S.47

 

 
TFF'nin Şikeye İlişkin Talimatlarda Yaptığı Değişikliklerin Değerlendirilmesi

H.Alpay Köse- 29 Ekim 2012  

TFF, 3 Temmuz tarihi ile başlayan şike soruşturmasında -daha önce defalarca değerlendirdiğimiz sebeplerden ötürü-  aslında çok hızlı sonuçlanması gereken spor hukuku sürecini, bir türlü gereken sonuca yönlendirememişken; Etik Kurulu’nun ikinci ve nihai raporunu TFF Yönetimine sunması ile disiplin yargılamasının başlaması için gerekli adımları atmak zorunda kalmıştır.


Ancak Etik Kurulu raporunun beklenenin aksine bazı maçlarda şike ve teşvik primine ilişkin emarelerin bulunduğu yönünde gelmesi sonucu, ilgili takımların bir alt lige düşürülmesi cezası ile cezalandırabileceğini öngören TFF Yönetim Kurulu, bunu engellemek amacı ile disiplin talimatının şike ve teşvik primini düzenleyen 58. maddesini tamamen değiştirmiş, talimata 105. maddeyi eklemiş, Müsabaka Talimatı’nda da bu değişikliklere paralel değişiklik yapmıştır. Bu yazımda yapılan değişiklikler ve bunların uluslararası spor hukuku normlarına uygunluğu değerlendirilecektir.

TFF’NİN TALİMATLARDA YAPTIĞI 30.04.2012 TARİHLİ DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

58. Maddede Yapılan Değişiklikler:

Öncelikle 58. Maddedeki değişiklikler ele alınacak olunursa; madde ikiye ayrılmış, şike ve teşvik primi ile bunların teşebbüsü birbirinden ayrı olarak düzenlenmiştir.[1] Birinci fıkranın ilk bendinde “Müsabakanın sonucunun hukuka ve spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır” denilerek şikenin yasak olduğu belirtilmiştir. İkinci cümlede, “ Teşvik priminin verilmesi de bu kapsamdadır.” denilmiştir. Ancak kanaatimce burada “verilmesi” kelimesinin kullanılması, sadece verilmesinin yasak olduğu, alınmasının bu kapsamda olmadığı gibi tartışmalara yol açacağından gereksiz olmuştur. Cümlenin olması gereken şekli, “Teşvik primi de bu kapsamdadır” olmalı idi.

Bu fiili ihlal eden gerçek kişilere, sürekli hak mahrumiyeti cezası öngörülmüştür. Talimatın önceki halinde 1 ila 3 yıl hak mahrumiyeti düzenlemesi olduğu düşünüldüğünde yeni düzenlemenin önemli bir değişiklik getirdiği ve bunun olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir.[2]

Takımlar için öngörülen ceza ise bu ihlalin Kulüp Yöneticileri tarafından işlenmesi durumu şartına bağlı olarak bir alt lige düşürme olarak tespit edilmiştir. Burada tartışılması gereken kelime “Kulüp Yöneticisi” kavramıdır. Zira “Yönetim Kurulu Üyesi” tanımı kullanılmamış olduğundan, yönetici kavramının bu kapsamda mı yoksa daha geniş mi yorumlanması gerektiği madde içeriğinden anlaşılamamaktadır. Kanaatimce “Yönetici” kavramı sadece “Yönetim Kurulu Üyeleri”ni değil “Profesyoneller dahil bütün kulüp yöneticilerini” kapsamaktadır. Zira çoğu zaman, Kulüp profesyonelleri, çoğu yönetim kurulu üyesinden çok daha geniş yetkilere sahip olduğu uygulamada görülmektedir.

Teşebbüsü düzenleyen birinci fıkrada ise eski 58. maddede hiç bulunmayan teşebbüs halinde uygulanacak olan kademeli kurallar belirtilmektedir. Bu fıkrada kişilere teşebbüs suçunu işlemeleri halinde 1 ila 3 yıl arası müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verileceği düzenlenmiştir.[3] Aynı fıkrada yaklaşık bir yıldır spor kamuoyunun gündemini meşgul eden, şike soruşturmasına ilişkin çözümde kullanılma ihtimali yüksek olan takımların teşebbüsü halinde verilecek cezalar da düzenlenmiştir.[4]

Buna göre “Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe, bu talimatta ön görülen disiplin cezaları uygulanabilir” cümlesi ile takımların teşebbüsünde hangi müeyyidelerin uygulanacağı düzenleme altına alınmış gibi gözükse de bu düzenlemenin uygulamada ciddi sıkıntılara yol açabilecek sorunlu bir düzenleme olduğu kanaatindeyim. Öncelikle cümlede kullanılan “uygulanabilir” kelimesinden hiç ceza verilmeyebileceği yetkisi Kurullara tanınmıştır. Fakat ceza verilmesi düşünüldüğünde hangi cezanın verileceği çok ciddi bir muğlaklık içinde bırakılmıştır.

Şöyle ki; “bu talimatta öngörülen disiplin cezaları” ibaresi ile madde içeriğinde ceza öngörülmemiş ve bir cümle ile şike ve teşvik primine teşebbüs suçunu düzenleyen madde içeriğine, talimatta yer alan bütün cezalar sokulmuştur. Bunun anlamı, bu suça karşılık olarak talimatta bulunan, saha kapatma, seyircisiz oynama, para cezası, ödüllerin iadesi gibi cezaların tercihli olarak uygulanabilmesinin önü açılmıştır. Ancak kanaatimce, burada uygulanabilecek tek ceza, talimatın 36. maddesinde geçen ikame cezalardır. Bu maddede ikame cezalar olarak para cezası veya ödüllerin iadesi cezasının verilebileceği düzenleme altına alınmıştır. Buradan çıkan sonuç, şike ve teşvik primine teşebbüs eden kulübe verilebilecek tek ceza para cezası ya da ödüllerin iadesi olacaktır.  Zira düzenleme gereği, iki cezanın aynı anda uygulanması mümkün değildir.[5]

Takımların teşebbüsünde verilebilecek kademeli bir ceza olarak puan silme cezası da düzenlenmiştir. Burada “kulübe en az 12 puan indirme cezası verilebileceği” ancak maddede puan silme cezasının verilebilmesinin, olayın “ağır ihlal” haline girme koşuluna bağlandığı görülmektedir. Madde içeriğinde ağır ihlal hali tanımlanmamış yalnızca “bahis hali”nin ağır ihlal olacağı belirtilmiş ve ağır ihlal konusunda kurullara çok geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ağır ihlal halinin tanımlanmamış olması, uygulamada çok büyük problemlere yol açacağından ciddi bir eksiklik olmasının yanı sıra en az puan indirme haddi belirtilmişken, tavan haddinin belirtilmemiş olması yine bu maddedeki ciddi eksiklikler olarak görülmektedir. Kanaatimce bir takımın, birden fazla şike ve teşvik primi teşebbüsü suçuna karışmış olma hali, ağır ihlal halini tanımlamaktadır.

Talimata Eklenen 105. Madde:

TFF Yönetim Kurulunca, 58. maddenin değiştirilmesine ilaveten Talimata 105. madde eklenerek, “yaptırımın ertelenmesi” düzenlemesi getirilmiştir. Talimatımıza yeni eklenen bu madde ile bazı cezalar hariç olmak üzere, Disiplin Talimatında yer alan bütün cezaların ertelenmesi mümkün hale getirilmiştir. Ertelenmesi mümkün olmayan cezalar, uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti olarak sayılarak müsabakadan men haricinde kişilere tanımlanan tüm cezalar erteleme kapsamı dışında bırakılmıştır. Erteleme süresi olarak 1 ila 5 yıl arası öngörülmüş, istisnai durumlarda ise bu sürenin uzatılabileceği belirtilmiştir. Ertelemenin anlamı, erteleme süresi içinde ihlalin tekrar işlenmesi halinde, hem yeni gereken ceza hem de ertelenen cezanın birlikte hükmedilmesidir.

Buradan çıkan sonuç, kişilere verilen hemen hemen bütün cezaların anında uygulanacağı, ancak kulüplere verilen bütün cezaların erteleme kapsamına alınmış olduğu dolayısı ile gündemimizde olan şike soruşturmasında Kurullarca takımlara bazı cezalar verilse dahi, bunların ne bu sezon nede önümüzdeki sezon madde 105 çerçevesinde uygulanmayacağıdır.

TFF tarafından yapılan son değişiklik ise; müsabaka talimatının 24. maddesinin d fıkrası üzerindedir, ilgili madde eğer bir futbolcu, şike eylemini yaparsa oynadığı maçta takımının yenilmiş sayılacağını ayrıca galibiyette aldığı puanın iki katı kadar puanın silineceğini düzenlemektedir. Bu maddeye eklenen yeni cümle ile teşebbüs halinde, puan indirme cezasının uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Değişikliklerin Uluslararası Spor Hukuku Normlarına Uygunluğu:

Müsabaka sonucunu etkilemek ile ilgili eylemlere, uygulanacak cezalar, FİFA Disiplin Talimatında yer almaktadır.[6] Buna göre, müsabaka sonucunu ahlaka aykırı şekilde etkilemeye teşebbüs eden kişi, maçlardan men edilir ve futbol ile ilgili her türlü faaliyetine yasaklama getirilmesi ayrıca para cezasına çarptırılması düzenlenmiştir. Eğer kişi bu amacı başarırsa, oyuncunun ya da görevlinin ait olduğu kulüp veya Federasyonun da cezalandırılacağı, ağır ihlaller için ligden düşürülme, puan indirimi ve ödüllerin geri alınması gibi cezaların uygulanacağı düzenlenmiştir.[7] Bu hali ile bakıldığında, TFF’nin düzenlediği yeni madde içeriğinin FİFA düzenlemelerine bir ölçüde uygunluk teşkil ettiği söylenebilirse de; eklediği 105. madde için aynı şeyin söylenebilmesi mümkün değildir.

Nitekim FİFA, Disiplin Talimatına göre; ertelemenin hangi cezalarda uygulanabileceği tahdidi olarak sayılmış ve bunlar şu şekilde sayılmıştır:

  • Maçtan uzaklaştırma cezası,
  • Soyunma odaları ve yedek kulübesinden men cezası,
  • Futbol ile ilişkili herhangi bir faaliyete katılmaktan men cezası,
  • Seyircisiz maç oynama cezası,
  • Tarafsız bölgede maç oynama cezası,
  • Belli stadyumda oynamaktan men cezası.[8]

Ayrıca bu cezaların da, ancak cezanın süresi altı maçı veya altı ayı geçmiyorsa uygulanabileceği, uygulama sırasında da cezalandırılan kişi ya da kurumun önceki sicil ve o anki şartlarına da bakılacağı düzenlenmiştir. Bu ertelemenin de ancak 6 aydan 2 yıla kadar uygulanabileceği belirtilmiştir.

Yine FİFA Disiplin Talimatında Federasyonların kendi disiplin talimatlarını, FİFA Disiplin Talimatına uyumlu hale getirmek zorunda oldukları belirtilmiş ve özellikle yukarıda saydığımız maddelerin mutlaka FİFA Disiplin Kurulu Talimatı ile uyumlu olması gerektiği vurgulanmıştır.[9] Aynı maddede bunu ihlal eden Federasyonların cezalandırılacağı da hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak; gündemimizdeki şike soruşturmasının Federasyon ayağının, her ne kadar ciddi bir değerlendirme hatası ile 16 takımın Disiplin Kuruluna sevki gerçekleşmiş ise de, bunlardan ancak bir kaçının bazı cezalara çarptırılacağı, cezaya çarptırılan kulüplerden dosya mahiyeti itibari ile sadece birinin eksi puan cezası alabileceği ancak alınan bu cezaların tamamının erteleneceğinden hiçbir zaman uygulanmayacağı rahatlıkla söylenebilir.

{jcomments on}

 

Av. H. Alpay KÖSE

Spor Hukuku Enstitüsü Yönetim Ve Yürütme Kurulu Üyesi

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor Hukuku Komisyonu Üyesi

 


[1] TFF Profesyonel Disiplin Talimatı madde 58 (1), (2).

[2] TFF Profesyonel Disiplin Talimatı Madde 58 (1) (a).

[3] Madde 58 (2)(a).

[4] Madde 58 (2) (b).

[5] Madde 36 (1)

[6] FİFA Disiplin Talimatı madde 69.

[7] FİFA Disiplin Talimatı madde 69 (2).

[8] FİFA Disiplin Talimatı madde 33 (1).

[9] FİFA Disiplin Talimatı madde 146 (1), (2).

 
AMATÖR SPORLARDA SEÇİM OYUNLARI

Amator_sporAv. Hüseyin Alpay KÖSE

Spor Hukuku Enstitüsü Yönetim Ve Yürütme Kurulu Üyesi

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor Hukuku Komisyonu Üyesi

 

Türk kamuoyu spor denince her ne kadar direk olarak aklına futbolu getirse de aslına bakılırsa ülkemizde faaliyet gösteren ciddi miktarda amatör spor branşı da bulunmaktadır.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 3

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

29.09.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.121,91

0,07

 bjk BJKAS

3.48

2,35

 fb FENER

29.70

1,23

 gs GSRAY

4.35

-0,68

 trabzon TSPOR

5.04

-0,04

   SPOR ENDEKSİ 970,49 0,62

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 26192767

SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Karagümrük

 3 2 1  0 7

2

5  7
2  Alanyaspor  3  2  1  0 5 1  4   7
3  Galatasaray

 3

 2  1  0 5 1 4  7
4

 Antalyaspor

 3  2  1  0 4

1

3  7
5  Hatayspor  3  2  1  0 3  0  3 

 7

6

Erzurumspor

 3

2

0  1 6  4

2

 6
7

 Göztepe

 3

 1 

2  0 8  4 4  5
8

 Fenerbahçe

 3  1 2  0 2

 1

1  5
9

 Konyaspor

 2  1

1

 0 4  1 3  4
10

 Trabzonspor

 3  1 1  1 4  4 0  4
11 Beşiktaş  3

 1

1  1  5  6 -1  4
12  Sivasspor  3  1 1  1  2  3 -1

 4

13  Kasımpaşa  3  1 0  2  2  2  0  3
14 Kayserispor  3  1 0  2  2  5 -3  3
15  Gaziantep

 3

 0 2  1  5  7

-2

 2
16

Ankaragücü

 2

 0 1  1  1  2 -1  1
17  Gençlerbirliği  2  0 1  1  0  2 -2  1
18  Rizespor  3  0 1  2  2  5 -3  1
19  Malatyaspor  3  0 1  2  2  7 -5  1
20 Denizlispor  3  0 1  2  1  6 -5  1
21  Başakşehir  3  0 0  3  0  6 -6  0

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.