x
6 Aralık 2019 Emlak Konut ile Galatasaray arasında devam eden anlaşmazlık sonunda Galatasaray'ın Florya'yı geri almak için 120 Milyon TL ödemeyi taahhüt etmesi sonrası çözüldü. Buna göre Riva projesi devam edecek. Futbolekonomi- 2 Aralık 2019 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2020) kura çekimi Romanya'nın başkenti Bükreş'te gerçekleştirildi. A Milli Futbol Takımı, İtalya, İsviçre ve Galler'in bulunduğu İtalya ve Azerbaycan'ın ev sahipliği... 26 Kasım 2019- Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın “Kimsenin borcunu silmedik, piyasa koşulları neyi gerektiriyorsa onu yaptık. Kulüplere nefes aldırdık” dedi. 6 Kasım 2019- Futbolda oyunculara ödenecek ücretten kesilen Stopaj oranı %20'ye çıkartılırken, 500 Bin TL'nın üzerinde gelir elde eden oyuncular ve teknik adamlar ise yıllık beyanname ile %40 vergi ödeyecekler. 25 Eylül 2019- Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa etti. Orman: " Beşiktaş'ta kan değişimine ihtiyaç var. Beşiktaş'taki sürecimi tamamlıyorum." Futbolekonomi- 30 Ağustos 2019 UEFA Şampiyonlar Ligi 2019-2020 sezonunun kura çekimi Monako'da yapıldı. Galatasaray, Paris Saint-Germain, Real Madrid ve Club Brugge'un olduğu A grubunda mücadele edecek. 5 Ağustos 2019- Beinsports ile süren yayın krizi, Kulüplerin 500 Milyon TL eksik ödemeyi kabul etmesiyle, uzlaşmayla sonuçlandı. 12 Temmuz 2019- 2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nda Hollanda'yı 2-0 mağlup eden ABD Kadın Milli Takımı, dördüncü kez dünyanın en büyüğü olmayı başardı. 3 Temmuz 2019- Fikret Orman: Türkiye’de Finansal Bir Kriz Var. Kulüplerin giderleri büyük oranda dövizle.  Kulüplerin Daralması Lazım! 12 Haziran 2019- A Milli Takımımız Euro 2020 grup maçında İzlanda deplasmanında rakibine 2-1 yenildi.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Neden Tribünlere Taraftar Gitmiyor?

Neden Tribünlere Taraftar Gitmiyor?

627x33 jpeg

Ahmet Talimciler- 31 Ağustos 2019 Türkiye’de futbolu değil futbolun dedikodusunu seviyor ve bunun üzerinden kendi taraftarlık pozisyonumuzu göstermeyi seçiyoruz. 

 

“Bu rakamlarla ol(a)maz başlıklı yazımızda belirttiğimiz üzere, (http://www.futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/genel/259-ahmet-talimciler/4680-bu-rakamlarla-olamaz.html) geçtiğimiz yılın Süper Lig’deki seyirci ortalamalarını ve bu sezonun ilk iki haftasındaki durumu ortaya koymuş ve bir sonraki yazıda bunun nedenlerini irdeleyeceğimizi belirtmiştik. Rakamların net olarak gösterdiği gibi Türkiye’de Süper Lig düzeyinde tribünlere seyirci çekme ortalaması yüzde ellinin altında seyrediyor. Bu ise endüstriyelleşme süreci içerisinde ülke futbolunun kendisini konumlandırdığını iddia edilen yerde bulunmasını engelliyor. Acaba neden futbolu bu kadar çok sevdiğimizi iddia etmemize karşın taraftarlarımız tribünlere gitmiyorlar?

Passolig uygulamasının tribünlere giden taraftar sayısının azalmasında bir etkisi var mıdır? Bu sorunun yanıtının sadece Passolig uygulaması ile bağlantılı olduğu kanaatinde değilim. Söz konusu olan uygulamanın yaratmış olduğu etkileri göz ardı etmiyorum buna karşılık ülkemizdeki futbol sahalarına gitme konusunda sıkıntılı olduğumuz gerçeğinin passolig öncesinde de var olduğunu söylemek durumundayım. Yani bir başka şekilde ifade edecek olursam Türkiye’de futbol sahalarına gitme konusunda hiçbir dönem çok başarılı bir süreç geçirmedik. Futbolu ve onun etrafında dönüp duran şamatayı çok sevmemize karşın tribünlerde yer alarak takımlarımızı desteklemeyi ve bundan da öteye bu oyundan keyif almayı bir alışkanlık haline dönüştürmeyi beceremedik!

Türkiye’de futbolun kurumsallaşmasında öncülük eden ve bugün hala etkisi çok büyük olan üç takımın ağırlıkları, daha en başından itibaren çok ama çok büyük olmuştur. Yerelin kendi takımlarını sahiplenmesi ve bunun üzerinden ‘bende varım’ demesi konusunda atılan adımların hiçbir dönem yeterince etkin olmadığı kanaatindeyim. Trabzonspor’un müthiş mücadelesini, şampiyonluklarını ve ardından Eskişehirspor, Göztepe, Karşıyaka, Sakaryaspor, Kocaelispor, Altay, Adanaspor, Adana Demirspor, Bursaspor gibi tribünleri dolduran takımların taraftarlarını bir tarafa ayırıyorum. Geriye kalan ise üç büyükler olarak adlandırılan takımların gittikleri her yerde kendi saha ve seyircisi önünde oynama avantajını kullandıkları görünümleri ortaya koymuştur. Bu arada üç büyüklere haksızlık etmiş gibi olmayalım onların olmadığı yerde tribünlerin daha da boş kalacağı gerçeğini de unutmamalıyız. 

Sosyolojik anlamda futbolun üzerinde özellikle yerel ve amatörlük üzerinden daha fazla bağlar kurmak ve buradaki damarı ortaya çıkartmak durumundayız. Ne yazık ki ülkemizdeki futbol federasyonu, yönetsel olmanın ötesinde bu ülkenin futbol tarihine gözü kapalı olarak yaklaşmayı sürdürmektedir. Oysa ülkenin futbol tarihi ve orada yaşananlar sadece tarihsel verileri ortaya koymayacak aynı zamanda bugüne ve geleceğe ilişkin çıkarsamalarda da yardımcı olacaktır. Bu yüzden de acilen ve henüz vakit varken geçmişin yaşayan tanıklıklarının kayıt altına alınması elzemdir. 

Bizim ülke olarak modernleşme tarihimiz bir anlamda eskiyen binaların yıkılıp yerine yenilerinin dikilmesi tarihi olarak da okunabilir. Oysa bu yıkım işi beraberinde özellikle stadyumlar gibi tarihsel belleğin önemli mihenk taşlarının da ortadan kaldırılmasını beraberinde getirebilmektedir. Belki de bu yüzden bugün Anadolu’nun pek çok şehrinde yeni stadyumları hayata geçirmekle övünüyoruz ancak o stadyumlar hiçbir zaman yapılmış olduklarının yerine geçemeyecekler! Orada izlenen maçlar bir daha geçmişteki alınmış olan hazzı, mutluluğu veyahut hayal kırıklıklarını bünyesinde taşıyamayacak! Bir başka deyişle futbola dair kolektif belleğimizdeki anılarımızı tazeleyebileceğimiz yerler olamayacaklardır!

Bu noktada devamlılığın ve kuşaktan kuşağa aktarımın mutlak surette atlanılmaması gereken bir husus olduğu kanaatindeyim. Futbol bu açıdan kuşaklar arası kopmaz bir bağın varlığı ile anlam kazanmaktadır. Burada babanızla, amcanızla gittiğiniz stadyumunuz ve orada yaşadıklarınızı daha sonra arkadaşlarınızla ve kendi çocuklarınızla devam ettirmeniz gibi bir tarihsel yolculuğu şöyle bir düşünün lütfen. Biz ise bunu her fırsatta kesintiye uğratıyor ve yeniden ve yeniden başlatmak zorunda bırakıyoruz. Böylesi bir yapı ise daima eksik veyahut eskilerin deyimiyle kadük kalıyor. Oysa daha farklı bir anlayışı hayata geçirmek ve bunu yaparken birlikte kendi şehrinize, kendi semtinize sahip çıkmanın gururunu da yaşayabilmek gibi bir durum da olabilir. 

Türkiye’de tribünlere taraftarların gitmemesi meselesinin altında yatan en önemli hususun bu ülkenin takımlarının kötü yönetilmesi olduğunu düşünenlerdenim. Kulüp yönetimini birlikte büyütmek yerine kendi ve çıkar çevreleri için küçültmenin yolunu tutan anlayışlar sayesinde futbol daima kısır bir döngü içerisinde tutuldu. Ne yazık ki bu ülkenin futbol medyası mantığı da tam olarak bu anlayış üzerine bina edildi ve her fırsatta bütünü kapsamak yerine dar bir çerçeveye hitap ederek varlığını devam ettirdi. Taraftarların eğitilmesi gerektiğinden bahsedip duruyoruz ancak asıl yönetim kademelerinin üzerinde durulması gerekiyor. 

Passolig tartışmasına daha önce defalarca yazmış olduğum için girmeyi düşünmüyorum ancak şunu gayet iyi biliyorum ki taraftar grupları kendilerini konumlandırmış oldukları pozisyonları bu kadar abartmak yerine gerçekten güçlü bir şekilde yerleşik hale dönüştürmüş olsalardı, söz konusu uygulamayı hayata geçirebilmek kolay olmazdı. Burada bir diğer önemli nokta taraftarların birlikte hareket etme konusundaki kararsızlıkları olduğu hususudur ki bu durum onların güçlerinin bölünmek suretiyle etkinliklerinin de azalmasına yol açmaktadır. Passolig uygulamasının yaşanan sıkıntının bir yönünü oluşturduğunu ancak asıl mevzunun çok daha derinlerde bir yerlerde bulunduğunu düşünüyorum.  

Türkiye’de futbolu değil futbolun dedikodusunu seviyor ve bunun üzerinden kendi taraftarlık pozisyonumuzu göstermeyi seçiyoruz. Oysa futbolun asıl yönü ne başarı ne de şampiyonluklarda gizlidir asıl önemli olan husus keyif alınan ve zevkle seyredilebilen bir gösteri sunabilmesindedir. Futbolun gösterisini değil çoğunlukla yaratmış olduğu ayrışmasını tercih ettik ve bunu yaparak ayrıştığımızı fark bile edemedik! Galatasaraylılar için kendi takımları buna karşın Fenerbahçeliler bir başka yerde Beşiktaşlılar bir diğer yerde konumlanması gerekenler olarak görüldüler. Benzer durum hepsi için geçerliydi ve böylesi bir yaklaşımı medya üzerinden körükleyerek yapay düşmanlıklar yarattık!

Yereldeki takımlarımızın sayılarından başlayarak, mahalle aralarında oynanabilecek futbol ortamını ve oralarda gönüllülük esasına dayalı öğreticiliği hayata geçirebilmenin yollarını başta yerel yönetimler olmak üzere arttırmalıyız. Burada futbol federasyonu ile gençlik ve spor bakanlığına da çok ama çok iş düşüyor. Böylesi bir yaklaşımla futbolu 7 den 77’ye kadar tüm kitleye yönelik bir hale sokmak kadar hem oynayan hem de tribünlere doğru daha fazla giden bir yapıyı hayata sokabiliriz. Bir takımın parçası olmak ve onunla birlikte varlığını sürdürmenin önünü açabildiğimiz ölçüde tribünlere daha fazla taraftar çekebileceğimiz bir ortamı yaratabiliriz. 

Futbola ve onun yarattığı ortama ilişkin olarak bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız bulunuyor. Bugün oynanan futbol dünkü futboldan çok ama çok farklı ve bambaşka bir futbol anlayışını beraberinde getiriyor. Belki de bu yüzden dünü çok iyi anlamalı ve bugünü bunun üzerine inşa etmenin yollarını bulmalıyız. Derdimiz ne hakemlerin hataları ne hangi takımın şampiyon olduğu ne de kaç yabancı futbolcunun oynadığıdır. Bütün bunlar teferruatlardır asıl üzerinde durmamız gereken bu ülkenin futbol zihniyetini nasıl dönüştürebilir ve nasıl daha iyi bir sporsever kitle yaratabiliriz olmalıdır.

 
Bu İçerik  259  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

11.12.2019

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

107.922

0,00

 bjk BJKAS

2,70

-0,12

 fb FENER

14,79

-0,47

 gs GSRAY

2,19

-0,05

 trabzon TSPOR

2,30

-0,02

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 23338804

Süper Lig Cemil Usta Sezonu 2019-20 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Sivasspor

 14   9   3   2    29   13  16  30
2 Beşiktaş 
 14  8  3  3  22  16  16  27
3 Trabzonspor

 14

 7  5 2 27  15  12  26
4

Başakşehir

 14  7  5 2  22

 14

 8  26
5 Fenerbahçe 
 14  7  4 3  28  16  12

 25

6

Galatasaray

 14

 6

 5 3  15  11

 4

 23
7

Alanyaspor

 14

 6

 4 4  24  14  10  22
8

Malatyaspor

 14  5  5 4  29

 19

 10  20
9

Göztepe

 14  5

 5

4  16  15  1  20
10

Denizlispor

 14  5  3 6  14  15  -1  18
11 Gaziantep
 14

 4

 5 5  18  24  -6  17
12 Rizespor
 14  5  2 7  14  22  -8

  17 

13 Gençlerbirliği
 14  3  5 6  22  25  -3  14
14 Konyaspor
 14  3  5  6  13  20  -7  14
15 Kasımpaşa

 14

 3  3  8  19  25

 -6

 12
16

Antalyaspor

 14

 3  3  8  13  26  -13  12
17 Kayserispor
 14  2  4  8  13  29   -16  10
18 Ankaragücü
 14  2  3  9  28  19  -19  9

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

 2019 Deloitte Para Ligi Raporu

“ Yirmiikincisi  yayınlanan 2019 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Real Madrid 750 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Tek Türk takımı Beşiktaş 167 Milyon Euro ile 26. Sırada bu ligde kendisine yer buldu. 
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Raporu

 

“Türk futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına aldığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in üçüncü sayısını yayınladı.  Süper Lig’in 2016-2017 sezonunda 2,3 milyar TL olan gelirleri, 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL'ye ulaştı. Bkz.”

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.