x
19 Haziran 2020- Covid-19'un neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle UEFA Geçici Acil Önlemler başlıklı bir bildiri yayınlayarak, Finansal Fair Play konusunda kulüplere bazı esneklikler sağladı. Bu kapsamda en önemli karar: 2020 mali yılın... 19 Haziran 2020- UEFA, 2020 sezonu Şampiyonlar Ligi'nde sezonun kalan maçlarının Portekiz'in başkenti Lizbon'da oynanacağını; 2020 finaline ev sahipliği yapmayı bekleyen İstanbul'un ise 2021 finaline ev sahipliği yapacağını duyurd... 5 Haziran 2020- UEFA Finansal Fair Play kriterlerine uyum sağlayamadığı gerekçesiyle Trabzonspor 1 yıl süreyle Avrupa kupalarından men edildi... 29 Mayıs 2020 -Türkiye Futbol Federasyonu,  Süper Lig'in 12 Haziran 2020'de seyircisiz başlayacağını açıkladı. 20 Nisan 2020- COVID-19 Avrupalı kulüplerin bonservis bedelleri üzerinden takım değerlerini eritmeye devam ediyor. Premier Lig'de kulüplerin değerleri 2.2 Milyar Euro düştü.  20 Nsan 2020- COVID-19 nedeniyle Avrupa futbolunda ekonomik kayıplar 5 Milyar Euro'ya, Süper Lig'de de 1.5 Milyar TL'na ulaştı. 20 Mart 2020- KPMG'ye göre,  maç günü, yayın ve ticari gelirden mâhrum kalacak olan  Premier Lig, La Liga, Bundesliga, Serie A ve Ligue 1'de yer alan kulüplerin toplam kaybı 4 Milyar Euro'ya kadar çıkıyor. 18 Mart 2020 UEFA, EURO 2020'yi 2021 yılına erteledi. UEFA, 55 üye ile yaptığı toplantıda EURO 2020'yi 1 sene erteleme teklifini sundu. Bu teklif üye ülkeler, Avrupa Kulüpler Birliği ve futbolcuları temsilen katılan FIFPro tarafınd... 8 Mart 2020- Kulüplerbirliği yaptığı toplantıyla kur nedeniyle gelirlerin düşmemesi için gerekli çalışmayı başlatıı.  25 Şubat 2020- UEFA, Finansal Fair Play kurallarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle Manchester City'e 2 yıl, kupalara katılmaktan men cezası verdi.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Hüseyin ÖZKÖK VAR, Hatalar İçin Var!

VAR, Hatalar İçin Var!

E9ZPZMGY

Hüseyin Özkök- 10 Aralık 2019  Yazarlarımızdan Hüseyin Özkök futbol oyun kurallarını değiştiren ve yeni kurallar koyma yetkisine sahip tek kuruluş olan The International Football Association Board'un (IFAB) 39 yaşındaki Alman CEO’su Lukas Brud ile Video Assistant Referee (VAR) uygulaması konusunda konuştu. Hayli ilginizi çekecek bu söyleşiyi sizinle paylaşıyoruz.

 

Dünyada futbol oyun kurallarını değiştirme ve yeni kuralları uygulama konusunda tek yetkili kurum olan IFAB, ülkemizde özellikle VAR sisteminin uygulanmasıyla birlikte daha fazla bilinmeye başladı. Son olarak Alanyaspor-Fenerbahçe karşılaşması sonrası ortaya çıkan kural hatası tartışmaları ve bu konuda görüşünün sorulması gündeme gelen IFAB, ülkemizde daha da popüler hale geldi.

 

Peki, bu IFAB nasıl bir kurumdur? Kim tarafından kurulmuştur? Tam olarak ne yapar? Kimler tarafından yönetilir? Kurallar konusunda işleyiş nasıldır? VAR konusu nasıl ortaya çıktı?

 

İşte bu ve benzer sorulara en iyi cevapları kendisinin vereceğini düşünerek IFAB’ın 39 yaşındaki Alman CEO’su Lukas Brud’a ulaştım ve bir röportaj için ricada bulundum. Bu isteğimi kırmayan Brud ile ilk olarak Fas’ta Marakeş havalimanında yapacağı bir uçak yolculuğu öncesinde 15 dakikalık bir telefon görüşmesi yaptık. Görüşmede bazı sorularımı yanıtlayan IFAB CEO’suna soracak çok sorum olduğunu ve bunları kendisine Email ile göndereceğimi söyleyerek, yanıtlamasını rica ettim. Bu isteğimi de büyük bir nezaket örneğiyle kabul etti ve yoğun iş programına rağmen gönderdiğim soruların büyük bir çoğunluğunu yanıtladı.

 

Burada ilk olarak telefon görüşmemizde konuştuklarımızı bulacaksınız. Ardından kendisine yazılı olarak gönderdiğim sorularımın yanıtlarını. Bu görüşme için Lukas Brud’a buradan bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

   

TELEFON GÖRÜŞMESİ

   

HÜSEYİN ÖZKÖK: Merhaba Sayın Brud. Görüşmeyi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Biliyorum fazla zamanınız yok buradan birkaç soru soracağım. Daha sonra sizden yazılı olarak göndereceğim soruları yanıtlamanızı rica ediyorum.
LUKAS BRUD: Tabi ki problem yok. Burada konuşamadıklarımızı da size yazılı olarak göndereceğim. Ama öncelikle benim de bir ricam olacak. Bu konuşmamızda temel olarak seçilmiş pozisyonlar ve kararlar üzerine görüş belirtmeyeceğim. Bundan uzak durmak istiyorum. Kararların nedenlerini bilmiyorum. Hakemle konuşmadım ve görüntüleri görmedim. Dolayısıyla birebir pozisyonlar üzerine konuşmayacağım için beni bağışlayın.

 

HÖ: Peki o zaman direkt olarak konuya gireyim. Alanyaspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili olarak TFF’nin IFAB’ın görüşünü sorup sormadığını bana söylemeniz mümkün mü?
LB: Resmi olarak herhangi karşılıklı bir yazışma olmadı. Sadece bizim hakem departmanımız ile telefonda görüş alışverişinde bulunuldu. Ama resmi bir yazışma olmadı.

 

HÖ: Yani karşılıklı herhangi bir yazışma yok?
LB: Hayır yazılı yok. Bizim teknik konulardan sorumlu hakem yöneticimiz dünyadaki bütün hakem kurullarıyla her gün görüş alıverişlerinde bulunuyor. Bu çok normal. Sanırım, bu konuda da TFF hakem kurulu ile bir görüş alışverişi oldu. Dünyanın her yerinde kurallarla ilgili çeşitli sorular oluyor. Bu nedenle bizim hakem kurulumuz ile iletişime geçip bazı spesifik pozisyonlar ile doğru veya yanlışlar üzerinde konuşuyorlar. Bu bağlamda resmi olmayan bir konuşma gerçekleşmiş olabilir ama ne konuşulduğunu ben bilmiyorum.

 

HÖ: Ben kurallar, VAR, statüler gibi konularda haberler yapan bir gazeteciyim. Özellikle spekülasyon yapılan konuları açıklığa kavuşturmaya çalışıyorum. Bu bağlamda da Alanyaspor-Fenerbahçe maçı sonrası olanlarla yakından ilgiliyim. LB: Peki tam olarak ne olmuştu o maçta?

 

HÖ: Öncelikle bir aut atışı sırasında Fenerbahçe kalecisi topu oyuna çok çabuk sokmak amacıyla ceza sahasında henüz Alanyasporlu bir oyuncu olmasına rağmen topu arkadaşına oynadı. Ancak o oyuncu hata yaptı ve topu baskıya gelen Alanyasporlu bir oyuncuya kaptırdı. Ondan sekerek giden top ise ceza sahası dışına doğru yürüyen ancak pozisyona müdahale etmeyen Alanyasporlu oyuncuya geldi o da golü attı. Fenerbahçe bu nedenle kural hatası iddiasıyla federasyona maçın tekrarı talebinde bulundu.


LB: İlk önce şunu anlamak gerekiyor. Bir maçın tekrarı için temel oyun kurallarının yanlış uygulanmış olması gerekiyor. Bu ancak şöyle olabilirdi ki bu da yerel federasyonun inisiyatifindedir. Eğer bir hatalı karar verilmişse, maçın tekrarı söz konusu olmaz. Alınabilecek tekrar kararlarıyla da IFAB’ın hiçbir ilgisi yoktur. Eğer bir hakem maç sırasında gördüğü bir pozisyon ile ilgili anlık bir karar vermişse, o maç tekrar edilemez. Eğer yanlış bir karar varsa bu durum böyle değerlendirilir. Sadece Türkiye’de değil herhangi bir ülkede bir maçın tekrar edilmesi için uygulamada bir yanlışlık yapılmış olması gerekiyor.

 

Mesela oyun başlaması gerektiği gibi başlamıyor başka bir şekilde başlıyorsa bu kural hatası olabilir. Diyelim ceza sahasında bir faul oldu hakem faul verdi ve yapan oyuncuya sarı kart gösterdi. Ama oyun faul atışı ile değil de aut atışı ile başladı. Bu oyunun yanlış şekilde devam etmesi demektir. Böyle bir durumda, o da belki, maç tekrar edilebilir. Bir karar doğru veya yanlış olabilir. Önemli olan oyunun doğru şekilde bir önceki karar doğrultusunda devam etmesidir. Tekrar edeyim. Eğer ceza sahasında faul sonrası, kart çok da önemli değil, oyun aut ile başlarsa bu temel oyun kurallarına tamamen aykırı bir uygulama olur. Bu durumda maç tekrarı için bir itiraz nedeni olabilir. Tekrar ediyorum. Bir hakemin hatalı kararı bir maçın tekrarını gerektirmez.

 

HÖ: Bunu ben de aynen böyle biliyorum. Mesela bir oyuncu 2 sarı kart gördüğünde oynamaya devam ederse bu da yine oyunun yanlış devamı anlamına gelir değil mi?

 

LB: Evet bu da olmaması gereken bir durum olduğu için maçın tekrarını mümkün kılabilir.

 

HÖ: Birkaç yıl önce Hoffenheim-Leverkusen karşılaşmasında yırtık yan ağlardan kaleye giren ve hakem tarafından gol olarak değerlendirilen ancak kural hatası değil de hakem hatası olarak görülen pozisyon da bu bağlamda değerlendirildi o zaman değil mi? Çünkü maçın tekrarı için yapılan itiraz reddedilmişti.


LB: Kesinlikle.

 

HÖ: TFF Başkanı Nihat Özdemir, bir toplantıda hakemlerin gri pozisyonlarda VAR’a gitmelerinin hem kendileri hem de kamuoyu vicdanını rahatlatacağını söyledi. Gerçi daha sonra öyle demek istemediğini ve yanlış ifadede bulunduğunu öğrendim. Yöneticilerin VAR Protokolü konusunda böyle keskin görüşler bildirmesine genel olarak nasıl bakıyorsunuz?
LB: Bazen yöneticiler kuralların tamamına ezbere hakim olamayabiliyorlar. Temel olarak biliyorsunuz protokolde VAR sadece açık ve bariz hatalarda müdahale edebiliyor. Ama bazı durumlarda VAR hakeme “sanırım bunu yanlış değerlendirdin” diyebilir. Veya “buna sarı verdin ama bu aslında kırmızı kartlık bir hareket” de diyebilir. “Elle oynama vardı ama sen görmedin” şeklinde uyarabilir. Yani burada yorumlama ve tüm ihtimallerin değerlendirilmesi çok önemli. Ayrıca eğer bir hakem gördüğünden çok emin değil ama doğru gördüğünü düşünüyor buna karşın VAR da kendi düşüncesi doğrultusunda çok net konuşuyorsa o zaman hakem kendisi de pozisyonu izleme kararı alabilir.

 

Tabi gri alanlar da çok sıklıkla karşımıza çıkıyor. Ancak burada açık olmayan pozisyonları veya hakemin vermiş olduğu kararları tasdiklemeye çalışmanın ve bunun için de monitörü kullanmanın bir anlamı yok. Bu oyunu gereksiz yere kesintiye uğratıyor. Ama eğer hakemler pozisyonu görmüşler ve kararı görerek vermişler ama gördükleri pozisyondan çok emin değilse ve birden VAR “sanırım bunu görmedin bir bakmanı öneriyorum” derse hakemin bu öneriye uymasında ve pozisyonu yeniden görme imkanına sahip olmasında bir sakınca yok. Bu kesinlikle problem değil. Önemli olan sonunda bizim yarısı doğru veya tamamen yanlış bir karar yerine tamamen doğru karara ulaşmamız. Eğer hakem monitörden pozisyonu inceliyorsa sonunda da doğru karara mutlaka ulaşması da gerekir.

     

YAZILI SORU VE YANITLAR

 

Hüseyin Özkök: Sayın Brud, telefon ve Email yoluyla sorularımı cevapladığınız için teşekkürler.
Türk futbol severlere lütfen biraz kendinizi tanıtır mısınız? Lukas Brud kimdir? Futbol kurallarını belirleyen böyle bir kurumda çalışmaya nasıl başladınız? Geçmişte futbol işinde bulundunuz mu?
Lukasa Brud: Ben biraz da tesadüf eseri FIFA’ya geldim. 2005 yılında Almanya’daki Konfederasyon Kupası organizasyonunda gönüllü olarak çalıştım. 2006’dan itibaren çeşitli departmanlarda 2009’dan 2015’e kadar da genel sekreterlikte görev aldım. 2010 yılında gol çizgisi teknolojisi konusu ortaya çıktığında IFAB ile ilk bağlantıyı ben yaptım. Ve sonunda da 2015 yılında yeniden yapılandırma ve büyük projeleri doğru şekilde hayata geçirmek için FIFA’dan IFAB’a geçtim.

   

HÖ: VAR sisteminin uygulanmaya başlamasıyla IFAB eskisinden çok daha popüler bir kurum haline geldi. İnsanların kural koyucuya bu derece ilgi göstermesi sizi memnun ediyor mu?
LB: Evet kesinlikle. Bizim için popülaritenin pek bir önemi yok. Ama insanların futbolda dünyadaki tüm futbol organizasyonlarından eski ve sadece futbol kuralları ile ilgilenen bağımsız bir kurum olduğunu bilmeleri iyi. Biz FIFA değiliz. Çok kişinin sandığı üzere onlara bağlı bir kurum da değiliz. Ama FIFA dünya futbolunun organizatörü olarak IFAB’ın kalıcı üyesi ve çalışmalarımız çok sıkı şekilde birbirine bağlı.

 

HÖ: Son yıllarda futbol kurallarında çok sık değişiklikler yapıldı. Önceden bu kadar sık yapılmazdı. Hatırlıyorum, kaleciye pas kuralı değişikliği büyük ses getirmiş devrim olarak görülmüştü. Bugün oynanan futbol, kural değişikliklerine mi zorluyor sizi? Bir kuralın değişmesi gerektiği kararı nasıl alınıyor? Federasyon ve konfederasyonlar öneriler de bulunuyor mu? Futbol severlerden de size öneriler geliyor mu?
LB: Çok sayıda kural değişikliği 2016’da yaptığımız büyük oyun kuralları revizyonu sırasında gerçekleştirildi. Diğer yandan da bu revizyonu fırsat bilerek elimizdeki önerileri tartışıp uygun olanları kural kitabına koymayı düşündük. İçlerinde bazısı devrim niteliğinde olanlar vardı. Ancak değişikliklerin birçoğunu bize futbolcular, antrenörler, hakemler ve futbolun diğer unsurları “artık yeni bir şeyler yapmanın zamanı geldi” diyerek ilettiler. Bu nedenle kısa sürede çok sayıda değişiklik oldu. Ama artık biz kural kitapçığını rahat bırakıp daha çok iletişim ile oyun kurallarının daha iyi anlaşılması üzerine yoğunlaşacağız. Çünkü birçok oyun kuralı belirsiz ve henüz anlaşılamadı. Bu nedenle kuralları daha fazla anlatıp hakemlerin verdiği kararların daha iyi anlaşılarak hoş görülmesi konusunda çalışmalar yapacağız. Bununla birlikte artık çatışma ortamının beslenmesini önlemek amacındayız. Çünkü yanlış anlaşılmalar futbol sahası dahil gelişimi zehirliyor. Örneğin başta hakemler ve oyuncular arasındaki ilişkileri.

   

HÖ: Kurallarda yapılan çok sayıda değişiklikle bazen hakemler bile güçlükler yaşıyor. Basit futbol taraftarlarının da bu kuralları anlayabilmesi için çalışmalar yapıyor musunuz?
LB: Tabii ki, Yukarı da belirttiğim gibi değişiklikler konusunda daha fazla iletişim ve aydınlatma için çalışıyoruz. Bundan sonra yakın gelecekte artık başka değişiklikler beklenmemeli.

 

HÖ: 1 Haziran’dan bu yana futbolda yeni kurallar devreye girdi. Bu yeni kurallar genel olarak dünyadaki futbol severler tarafından pozitif karşılandı mı? Nasıl tepkiler aldınız?
LB: Evet. Hepsinden önemlisi de el kuralı şimdi daha açık ve anlaşılır hale geldi. Ancak biraz daha sabırla uygulamak gerekiyor. Kuralın her yerde aynı standartta uygulanması için biraz daha zamana ihtiyaç var.

 

HÖ: 21 Ağustos’ta federasyon ve konfederasyonlara sizin imzanızla 17 numaralı sirküler gönderildi. Oldukça sert sayılabilecek bir tarzı vardı sirkülerin. Neden böyle bir yazıya gerek duyuldu? Bazı federasyonlar ve konfederasyonlar yeni kuralları fazla ciddiye almadılar mı? Yoksa alışılmışın dışına çıkmakta mı zorlandılar?
LB: Her ikisi de. Bazı değişikliklerin gerektiği gibi uygulanması konusunu açıklığa kavuşturmak istedik. Bu tüm tarafların, ister oyuncu, ister antrenör ister hakem olsun, işini daha fazla kolaylaştırıyor. Temelde herkes aynı kurallarla oynamak zorunda. Bu hem bizim hem de FİFA’nın statülerinde açıkça belirtiliyor.

 

HÖ: Sirkülerdeki konulardan biri de penaltı atışları. Türkiye’de son birkaç haftadır bu konuda büyük tartışmalar yaşanıyor. Bir maçta penaltı atışında kalecinin yaptığı açık ihlalde hakemler ve VAR müdahale etmediler. Bir hafta sonra ise yine açık ihlale hakem ve yardımcısı müdahale etmezken bu defa VAR bunu yaparak penaltıyı tekrar ettirdi. Bunun üzerine eski hakem ve şuanda hakem yorumculuğu yapan Deniz Çoban, TFF hakem danışmanı Jaap Uilenberg’in seminerlerde hakemlere “kalecinin 1 metreye kadar yaptıkları ihlaller; açık, bariz, net ihlal olarak kabul edilmeyecek, 1 metreden daha az olan ihlale VAR müdahale etmeyecek! Kaleci 1 metreden fazla açılarak bir ihlal yapmışsa; açık, bariz, net bir ihlal kabul edilecek ve VAR müdahale edecek” dediğini yazdı.
1 cm ofsaytın bile önemli olduğu bir yerde 1 metreye kadar tolerans olabilir mi?
LB: 1 Metre talimatı doğru değil. Eğer bir kaleci iki ayağı ile birden vuruştan önce öne çıkarak topu kurtarmışsa görüntüler de bunu açıkça kanıtlıyorsa o zaman VAR müdahale etmeli ve penaltı kesinlikle tekrar edilmelidir.

   

HÖ: Peki sirküler sonrasında iyileşmeler gerçekleşti mi? Şu anda genel olarak gidişattan memnun musunuz?
LB: Evet, olumlu değişimler gözlemledik. Ama şu anda bazı federasyonlarla birebir görüşerek onların uyum sağlamasına yardımcı oluyoruz. Ama biz burada polis rolü oynamıyoruz, sadece arkadaş ve yardımcı kişileriz.

   

HÖ: Bir kural ihlali nedir? Hangi kural hatalarında bir maçın tekrar edilmesi gerekir? Mesela bir taç atışı veya aut sırasında yapılan bir hata gol ile sonuçlandığında bu bir hakem hatası mıdır yoksa kural hatası mı?

 

Bir kural ihlali, futbolcu veya antrenörlerin oyun kurallarına uymamasıdır. Bunların yanlış yorumlanması veya verilen yanlış bir karar bir maçın tekrarını gerektirmez.

 

Ama bir kural eğer hakem tarafından yanlış uygulanırsa bu başka bir konudur. Örneğin; Biraz abartıyorum, diyelim hücum eden takımın lehinde penaltı verildi ama sonra maç verilen penaltı kararı yerine korner ile başladı. Bu oyun kurallarının yanlış bir uygulaması olur. Bu da maçın oynadığı turnuva veya ligin kurallarına göre tekrarı için bir temel oluşturabilir. Ama bu çok çok nadir olan bir durum. Çünkü hakemler kuralları ve ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar, zaten yalnız da değiller. Yardımcıları ve 4. Hakem de profesyonel futbolda bu tip durumların ortaya çıkmaması için dikkat ediyorlar.

 

HÖ: IFAB’ın hangi kurulu yanlış bir uygulama konusunda değerlendirme yapıyor?
LB: Bunu biz yapmıyoruz. Son kararı federasyonlar veriyor.

 

HÖ: Diyelim ki, bir federasyon IFAB’dan bir değerlendirme talep ediyor. O federasyonun IFAB’ın değerlendirmesinin aksine bir karar alması mümkün mü? Belirtilen görüş bağlayıcı mı?
LB: Resmi bir görüş bildirilmediği için bu sorunun IFAB açısından bir anlamı yok.

   

HÖ: Almanya Futbol Federasyonu 2. Bundesliga’da oynanan Kiel-Bochum maçında neredeyse hiç görülmeyen bir penaltı pozisyonu için IFAB’dan görüş rica etti. Daha sonra DFB VAR Proje Direktörü Jochen Drees IFAB ile yapılan görüşmenin içeriğini açıkladı. Siz de sportschau.de internet sitesine bu konuda görüş bildirdiniz. Yani her şey olması gerektiği gibi açık ve şeffaf gelişti.

 

Türkiye’de de haftalar önce bir tartışmalı durum yaşandı. Türkiye Süper Lig’de 2 Eylül günü oynanan Alanyaspor-Fenerbahçe maçında yaşanan iki pozisyon nedeniyle Fenerbahçe kulübü TFF’ye maçın tekrarı için başvuruda bulundu. Ancak bu talep 1 Ekim günü reddedildi. Bundan sonra çok çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Bunlardan biri TFF’in IFAB’dan yazılı olarak görüş istediği şeklindeydi. Bazı gazeteciler tarafından ortaya atılan başka spekülasyonlar da vardı. Onlara göre IFAB’da üç kişilik bir kurul pozisyonları değerlendirip oylama yapmış bir pozisyon için üçte üç, bir pozisyon için de bire karşı iki oyla her ikisinde de kural hatası yapıldığını federasyona bildirmişti. İddiaya göre TFF buna rağmen ret kararı vermişti.
Sorum şu; TFF size görüş bildirme ricasında bulundu mu? Eğer öyleyse IFAB’ın değerlendirmesi neydi? Bu pozisyonlar için kural hatası vardır veya yoktur görüşü belirtildi mi? Bu görüşü hangi kurul bildirdi? Bu görüş TFF’ye yazılı olarak gönderildi mi?
LB: TFF bize görüş bildirme ricasında bulunmadı. Çünkü bu tamamen hakemin sadece verdiği karar ile ilgili bir konu. Telefonda da size belirttiğim gibi bizim hakem departmanımız ile TFF’nin hakem sorumluları arasında bir görüş alışverişi oldu. Bu bağlamda IFAB tarafından yazılı bir görüş kesinlikle bildirilmedi. Oylama gibi bir durum da söz konusu değil çünkü biz böyle bir şey yapmıyoruz. Karşılıklı görüş alışverişi bizim tüm dünyadaki hakemler ve hakem sorumluları ile her gün yaptığımız bir şey. Bu konudaki detayların TFF Hakem Komitesi’ne sorulması gerekiyor. Çünkü bu bilgilere ben sahip değilim. Spesifik pozisyonlar üzerine telefonda da açıkladığım gibi yorum yapmıyoruz. Bunun için de anlayışınızı rica ediyorum. Yukarıda örneğini verdiğiniz Almanya’daki olay açıklığa kavuşturulması gereken bir istisnai bir durumdu. Çünkü o pozisyonun açıklaması hiçbir yerde gerektiği şekilde yazmıyordu.

   

HÖ: Fenerbahçe kulübünün de avukatı aracılığıyla size yazılı görüş sorduğu bilgisine sahibim. Hatta sizin verdiğiniz yazılı cevap da bana ulaştı. Orada da bana söylediğiniz aynı şeyleri yazmışsınız.
LB: Evet kulüplerin muhatapları kendi ülke federasyonlarıdır. Çünkü karar verici onlar.

   

HÖ: Sayın Brud, VAR şu adan futboldaki en popüler kavram. Özellikle de VAR sistemini uygulayan ülkelerde. Bu konuda büyük tartışmalar yaşanıyor. Şimdi size VAR konusu ile ilgili bazı sorular sormak istiyorum.

 

VAR sistemini hayata geçirme kararı nasıl ve ne zaman alındı?
LB: IFAB bu konuda çalışmalara benim yönetimimde hakem meslek grupları ve FIFA’nın teknoloji departmanı ile birlikte 2014 yılında start verdi. Denemelere 2016 yılında uygulamaya ise 2018’de başladık.

   

HÖ: Gözle tespit etmesi çok zor ofsayt pozisyonlarında çekilen ofsayt çizgisi bazen problemli oluyor. Ofsayt çizgisinin hatalı olabileceği iddia ediliyor. Bu bağlamda eski futbolcu Gary Lineker bir öneri yaptı ve VAR’ın sadece açık ve net ofsayt hatalarında müdahale etmesinin daha iyi olacağını belirtti. Aynı şekilde birkaç gün önce UEFA Başkanı Ceferin de bu doğrultuda görüş belirtti. Çizgi ve bu öneriler konusunda düşünceniz nedir?
LB: Ofsaytta açık ve net nedir? Eğer topla oynamasına izin olan bir uzuv ofsaytta ise, bu ister 1 cm ister 10 cm olsun ofsayttır. Bu objektif bir durumdur. Önemli olan VAR’ın yardımıyla böyle pozisyonlarda her şeyden önce çok net görüntüler/kanıtlarla, çizgi yardımını da kullanarak, sonuca ulaşmak. Eğer görüntüler açık ve net değilse en başında yardımcı hakemin verdiği karar geçerli olmalıdır.

   

HÖ: Açık ve çok bariz hatalar konusunda iyi bir standart yakalamayı nasıl sağlayacaksınız. Çünkü çeşitli liglerde çok değişik müdahaleler görüyoruz. Herkes bu konuda başka bir fikre sahip. Sonuçta değişik uygulamalar yapılan ülkelerden gelen hakemler birlikte tek bir standardın uygulandığı uluslararası müsabakalarda maç yönetiyorlar.
LB: Aslında standartlar kural kitabı ve VAR Protokolünde açıkça belirtiliyor. Değişik uygulamalar, sübjektif kararlar sonucunda değişik algılamalar ve her şeyden önce tecrübe eksikliğinden kaynaklanıyor. Biraz daha beklememiz ve tecrübelerden öğrenmemiz gerekiyor. VAR daha hala gelişimi süren bir çocuk. Ama en önemlisi turnuvalar ve liglerde uygulamanın her yerde aynı olması. 2018 FIFA Dünya Kupası VAR uygulamasının çok iyi bir örneğiydi. Bir süre sonra herkes o noktaya gelecek.

   

HÖ: Diyelim ki bir ülkede VAR sistemi çok kötü uygulanıyor. Sürekli büyük tartışmalar oluyor. Peki, böyle bir durumda IFAB o ülke federasyonuna VAR’ın imajı bozulmasın diye kullanım yasağı getirebilir mi? Yoksa kötü uygulama her ülkenin kendi sorunu mu? Çünkü Türkiye’de böyle bir iddia da ortaya atıldı. Hatta bunun Jap Uilenberg tarafından söylendiği iddia edildi.
LB: Bizim çok detaylı denetlediğimiz bir eğitim ve hazırlık standardımız var. Eğer performans iyi değilse bunu birlikte düzeltiyoruz. VAR’ın uygulama iznini ancak aşırı derecede yanlış yapılan uygulamalarda iptal ederiz.

 

HÖ: Hakemlerin ofsaytlarda monitöre gitmeleri gerekmiyor. Kısa süreden beri yeni kurala göre elle oynayan hücum oyuncusu konusunda da bu böyle. Peki eğer hakem çok açık bir penaltı veya kırmızı kartta hata yapınca bunun kararı VAR’a bırakmak ileride mümkün olabilir mi?
LB: Hayır. Bu tamamen sahadaki hakem ekibinin işi. Elle oynama kararı objektif olabilir ama her zaman olması da gerekmez. Bu yıl yeni uygulamaya aldığımız elle oynama kuralı gri alanları daraltmak için yapıldı. Ama sübjektif durumlar bazen yine de ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda da hakemler ve VAR birlikte karar vermeli, eğer gerekiyorsa monitörü de kullanmalılar.

   

HÖ: İleriki yıllarda VAR’ın sahadaki hakemden daha çok karar vermesi söz konusu olabilir mi? Çünkü bu konuda çok sayıda insan bu doğrultuda görüş belirtiyor.
LB: Hayır. VAR sadece yardımcı bir unsur ve maçın hakemi değil. Protokol bu konuda çok açık.

   

HÖ: Premier Lig’de de bu sezon VAR uygulaması başladı. Ancak İngilizler protokole her zaman uymuyor ve monitöre çok az gidiyorlar. IFAB bunu nasıl karşılıyor? Her lig kendi standartlarını belirleyebilir mi?
LB: Şu kadarını söyleyeyim. Monitör kullanımı hakem için sadece bir opsiyon. Zorunluluk değil.

   

HÖ: Türkiye Süper Lig’de geçen yıl VAR müdahalesi çok fazlaydı ve herkes bundan şikayetçiydi. Bu sezon ise bu sayı oldukça düşük bu da eleştiri konusu oluyor. TFF bu nedenle internet sayfasında bunun protokol gereği olduğu konusunda açıklama yapmak durumunda kaldı. Bir maçta ortalama kaç müdahale IFAB’a göre ideal?
LB: VAR kullanım istatistikleri tüm dünyada çok benzer. Ortalama 2,5 – 3 maçta 1 müdahale oluyor. İnceleme ise maç başına 7-10 arası gerçekleşiyor. Önemli olan zaten doğru olan bir kararın tasdik etmek adına incelenmemesi. Bunu kesinlikle önlemek gerekiyor. Diğer her şey VAR gibi yeni bir şeyin doğal gelişimi ile alakalı.

   

HÖ: Sert faullü müdahalelerdeki grilik konusu çok tartışılıyor. Burada doğal olarak hakemin sahadaki algısı çok önemli. Ancak çok sayıda insan bunu anlamıyor ve kendi gördüğünün açık, bariz ve net olduğuna inanıyor. Futboldaki gri alanlar konusunda futbol severleri ikna etmenin yolu ne size göre?
LB: Oyun kurallarını daha iyi anlatmak. Maçtan sonra iletişim ve açıklamalar yapmak. Önemli olan kararların anlaşılabilmesi. Çünkü en çok tartışmayı anlaşılamayan kararlar yaratıyor. Her gün gördüğümüz bir durum bu.

 

HÖ: Hakem ile VAR arasındaki iletişim bazı ülkelerde açıklanıyor. Bildiğim kadarıyla bu eğitim amacıyla yapılabiliyor. Türkiye’de medya özellikle tartışmalı maçlardan sonra konuşmaların açıklanması için TFF’ye büyük baskı yapıyor. IFAB bu konuya nasıl bakıyor. Günün birinde Amerikan futbolundaki gibi konuşmaların canlı yayınlanabileceğini düşünüyor musunuz?
LB: Amerikan futbolundaki canlı konuşmalar için asla olmaz diyemem. Bunun olup olmayacağını ileride göreceğiz. Ama şunu söyleyebilirim ki, her halükarda iletişimin daha iyi hale gelmesi için çalışıyoruz. Yakın bir gelecekte de bazı opsiyonları test edeceğiz. Şu anda başka bir şey söyleyemem. Ama verilen kararları daha iyi anlayabilme isteği olduğu kesin. Bu herkes için geçerli.

 

HÖ: Dünya futbolundaki en büyük problem el konusu. Siz bunun en azından bir bölümünü “top gollük bir atakta hücum oyuncusunu eline çarparsa bu her halükarda eldir” diyerek çözdünüz. Aynı şey için iki değişik karar futbolun eşitlik ilkesine aykırı değil mi? El topa çarptığında her şekilde el ile cezalandırılır diyerek bu işi toptan halledemez misiniz?
LB: Burada bir fark var. Çünkü futbol, bir gol veya gol pozisyonunun isteyerek veya istem dışı bir elle oynama sonrası olmasını istemiyor. Ama eğer top oyuncunun kendi ceza sahasında istem dışı eline çarparsa bunu diğerinden ayırmak gerekiyor. Eğer sizin dediğiniz gibi olursa bütün rakip oyuncular özellikle ceza sahası içinde savunma oyuncusunun eline çarptırarak penaltı almaya çalışır.

   

HÖ: VAR protokolünde yakında bir güncelleme yapılacak mı? Önemli yeni değişiklikler olabilir mi?
LB: Hayır. Şu anda herhangi bir değişiklik için bir planımız yok.

   

HÖ: Türkiye’de gol çizgisi teknolojisi kullanılmıyor. Eğer topun gol çizgisini geçip geçmediği tartışması olursa buna VAR müdahale etmek zorunda. Yani VAR için ekstra bir iş. Acaba IFAB “VAR uygulayan ligler gol çizgisi teknolojisi de kullanmalı gibi bir” mecburiyet getiremez mi?
LB: Hayır bunu biz mecbur kılamayız. Gol çizgisi teknolojisi pahalı bir sistem. Bu nedenle federasyonları bu yardımcı teknolojiyi kullanmaya zorlayamayız.

 

HÖ: VAR sisteminin kaç yıl içinde iyi bir standarda ulaşıp minimum problem ile işleyeceğini düşünüyorsunuz?
LB: Çok iyi düzeyde bir standart yakalayabilmemiz için 2-3 yıla daha ihtiyaç olacak. Ama şu anda normal şekilde işliyor. Biz insanlar yaradılış olarak işler bazen iyi gitmediğinde o hatalara odaklanıyoruz. Oysa VAR kararlarının çok büyük bir bölümü doğru ve önemli olduğu halde buna teşekkür etmiyoruz. VAR ile hatalı kararların büyük çoğunluğu engellenebilir. VAR olmadan bu asla olmazdı. Çok kişi bunu unutuyor.

   

HÖ: Sporcuların sağlığı her sporda olduğu gibi futbolda da çok önemli. Özellikle de beyin sarsıntıları çok ciddi bir konu. IFAB’ın özellikle beyin sarsıntıları konusunda ciddi bir çalışma yaptığını okudum. Alınacak kararları ne zaman açıklayacaksınız? Bununla birlikte yeni kurallar gelebilir mi?
LB: Bu çok komplike, derin ve çok hassas bir konu. Biz de bu konuda çok yoğun şekilde uğraş veriyoruz. Ama kurallarda ne zaman bir değişiklik olur, onu zaman gösterecek.

   

HÖ: Hakem futbolun daima günah keçisi. Üzerlerine çok yoğun bir baskı uygulanıyor. Özellikle de Türkiye’de bu baskı üst sınırda. IFAB hakemlere yapılan baskılar konusunda neler yapabilir? Bu konuda düşünceniz var mı? Hakemleri daha iyi koruma altına alacak yeni kurallar gelebilir mi?
LB: Hakemlere baskı konusunda da konuşmalar yapıyoruz. Bu baskılar azaltılmalı. Yoksa yakında maç yönetmeyi isteyecek hakem bulamayız. Hakemlere yeni kurallarla yardımcı olup olamayacağımızı önümüzdeki aylarda tartışacağız.

   

IFAB NEDİR?

 

Kısa adı IFAB olan, International Football Association Board, 19. Yüzyıldaki kuruluşundan bu yana uluslararası futbolun en önemli aktörlerinden biri konumunda. Çünkü hem oyun kurallarını gözlemleyen hem de kurallarda yapılacak değişiklikleri ve yeni uygulamaları gerçekleştiren kurum.

 

1848 yılının sonlarında bazı önemli İngiliz özel okullarından temsilciler Cambridge’de bir araya gelerek bir dizi anlamlı futbol oyun kuralı belirlemeye karar verdiler. Bu tarihi buluşma tüm dünyada geçerli olacak kurallar için atılan ilk adımdı. Bu buluşmanın 15 yıl sonrasında İngiltere Futbol Federasyonu FA kurulurken belirlenen 14 kuralı resmen tanıdı.

 

İlk IFAB toplantısı 1886 yılında İngiltere Futbol Federasyonu’nun birlikte belli bir standart sağlamanın gerekliliği nedeniyle İrlanda, İskoçya ve Galler’i davet etmesiyle gerçekleşti. O zamana kadar değişik ülkelerde değişik kurallar uygulanmaktaydı.

 

FIFA 1904 yılında kurulduktan sonra IFAB ile birlikte çalışmayı seçti. 1913’ten itibaren ise FIFA, IFAB’ın kurul toplantılarına katılmaya başladı.

 

IFAB, her yıl şubat veya mart aylarında kural değişiklikleri veya yeni uygulamalarla ilgili kararların alındığı kurul toplantısını gerçekleştiriyor. Kurul, FIFA’dan başkan, genel sekreter, hakem komitesi başkanı ile dördüncü bir üye ile İngiltere, Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler federasyonlarından başkan düzeyinde birer temsilci olmak üzere 8 üyeden oluşuyor ve yılda bir kez kural değişiklikleri önerilerini görüşerek kararlar alıyor.

 

Yapılması önerilen kural değişikliklerinin en geç 1 Kasıma kadar yazılı olarak FIFA’ya teslim edilmesi gerekiyor. Toplantıda alınan kural değişikliği kararları ise 1 Haziran günü FIFA tarafından uygulamaya konuyor ve tüm konfederasyonlar ve federasyonlar için bağlayıcı nitelik taşıyor. Kararlar 8 üyenin en az altısının oyuyla alınmak zorunda.

 

IFAB tamamen bağımsız bir kurum olarak faaliyetini İsviçre Zürih’te sürdürüyor.

   

TEKNİK ALT KOMİTE (TSC - TECHNICAL SUBCOMMITTEE)

 

TSC, ulusal futbol federasyonları, konfederasyonlar ve IFAB'ın diğer organları tarafından önerilen olası hukuk değişikliklerini ve yorumlarını değerlendirir ve analiz eder. TSC, Yönetim Kurulu tarafından onaylanan deneylerin ve denemelerin denetlenmesinde de yer almaktadır.

 

IFAB TEKNİK ALT KOMİTE ÜYELERİ

 

Pierluigi COLLINA (FIFA)
Massimo BUSACCA  (FIFA)
Neale BARRY(FA – İNGİLTERE FUTBOL FEDERASYONU)
Ray ELLINGHAM  (FAW – GALLER FUTBOL FEDERASYONU)
TBC (SFA – İSKOÇYA FUTBOL FEDERASYONU)
William CAMPBELL (IFA – İRLANDA FUTBOL FEDERASYONU)
David ELLERAY (IFAB)

   

FUTBOL VE TEKNİK DANIŞMA PANELLERİ (FAP ve TAP),

 

Bu iki organ, futbol dünyasından uzmanları bir araya getirir. FAP eski futbolcular, eski ve güncel antrenörler, Uluslararası Profesyonel Futbolcular Federasyonu (FIFPro) temsilcileri ve teknik direktörler ve konfederasyon uzmanlarından oluşur. FAP üyeleri, uzmanlıklarını ve bilgilerini futbol meselelerinin tartışmalarına ve olası Kanun değişikliklerinin sportif yönlerine taşıyor.

   

(FAP) FUTBOL DANIŞMA PANELİ ÜYELERİ

 

Hidetoshi NAKATA (AFC)
Mehdi MAHDAVIKIA (AFC)
Patrick MBOMA (CAF)
Juan Carlos PLATA (CONCACAF)
Jamaal SHABAZZ (CONCACAF)
Gonzalo BELLOSO (CONMEBOL)
Francisco MATURANA (CONMEBOL)
Ivan VICELICH (OFC)
Jean-François DOMERGUE (UEFA)
Luis FIGO (UEFA)
Zvonimir BOBAN (AC Milan)
Carolina MORACE (FIFA)
Pascal ZUBERBÜHLER (FIFA)
Shelley KERR (SFA)
Cheryl FOSTER (FA Galler)
Richard JOBSON (FIFPro)
Todd DURBIN (WORLD LEAGUES FORUM)

   

(TAP) TEKNİK DANIŞMA PANELİ ÜYELERİ

 

Shamsul MAIDIN (AFC)
Eddy MAILLET (CAF)
Brian HALL (CONCACAF) 
Wilson SENEME (CONMEBOL)
Kevin STOLTENKAMP (OFC)
Roberto ROSETTI (UEFA)

 

Bu İçerik  1076  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Hüseyin Özkök Salı, 15 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

07.07.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

119.537

0,89

 bjk BJKAS

3,23

-0,35

 fb FENER

13,74

0,69

 gs GSRAY

2,88

0,04

 trabzon TSPOR

7,63

0,22

   SPOR ENDEKSİ  77,451 0,47

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 25564134

Süper Lig Cemil Usta Sezonu 2019-20 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Başakşehir

 30   18   9  3    57   27  30  63
2 Trabzonspor
 30  17  10 68  33  35  61
3 Sivasspor

 30

 15  9 6 50  33  17  54
4

Galatasaray

 30  14  10 6  49

 29

 20  52
5 Beşiktaş 
 30  15  5 10  50  38  12

 50

6

Fenerbahçe

 30

 14

 7 9  53  40

 13

 49
7

Alanyaspor

 30

 13

 9 8  53  33  20  48
8

Göztepe

 30  10  8 12  37

 40

 -2  38
9

Gaziantep

 30  9

 11

10  42  46  -4  38
10

Antalyaspor

 30  9  10 11  35  48  -13  37
11 Kasımpaşa
 30

 10

 6 14  44  51  -7  36
12 Gençlerbirliği
 30  8  8 14  35  49  -14

  32 

13 Denizlispor
 30  8  8 14  29  43  -14  32
14 Kayserispor
 30  8  7 15  36  65  -29  31
15 Konyaspor

 30

 6  12  12  25  40

 -15

 30
16

Malatyaspor

 30

 7  8  15  43  46  -3  29
17 Rizespor
 30  8  5  17  31  50  -19  29
18 Ankaragücü
 30  5  10  15  27  53  -26  25

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.