Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
28 Eylül 2020- FIFA korona virüs sürecinin futbola maliyetinin 14 milyar dolar olduğunu açıkladı. 17 Eylül 2020- Süper Lig'de 11 Eylül'de maçlar başlamasına karşın hala yayın bedellerinin kulüplere ödenmesi konusunda belirsizlik devam ediyor. 15 Eylül 2020- Avrupa futbolunun ekonomik, mali ve yönetsel yönden yapılanması ile Merkez Ligler lehine rekabetin yeniden nasıl düzenlendiğinin analizini yapan Finansal Futbol- Tuğrul Akşar kitabı yayımlandı.   26 Ağustos 2020-  Türkiye Futbol Federasyonu 2020-21 sezonunda maçların, stat kapasitesinin yüzde 30'u kadar seyirci alınarak oynanabileceğini açıkladı.  24 Ağustos 2020- 201920 Sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu, finalde Paris Saint Germain'i 1-0 yenen bayern Münih oldu. Kazandığı bu kupayla Bayern Münih. altıncı kez kupayı müzesine götürdü. 6 Ağustos 2020- 2019/20 sezonunu  33.600 UEFA ülke puanıyla, 11. sırada kapatan Türkiye, Şampiyonlar Ligi'nin 2021-22 sezonuna direkt takım gönderemeyecek. Bu durumda 2020/21  Süper Lig Şampiyonu Şampiyonlar Ligi gruplarına... 31 Temmuz 2020- Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı karara göre 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de düşme olmayacak ve Süper Lig 21 takımla oynanacak. 20 Temmuz 2020- 2019-2020 Süper Lig Cemil Usta Sezonunun şampiyonu Medipol Başakşehir oldu. 10 Temmuz 2020- Federasyonun açıklamasına göre, Süper Lig'de 2020-2021 sezonu 11 Eylül 2020 Cuma günü başlayıp, 16 Mayıs 2021 Pazar günü tamamlanacak. 19 Haziran 2020- Covid-19'un neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle UEFA Geçici Acil Önlemler başlıklı bir bildiri yayınlayarak, Finansal Fair Play konusunda kulüplere bazı esneklikler sağladı. Bu kapsamda en önemli karar: 2020 mali yılın...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Ekonomi Tuğrul AKŞAR Futbolda endüstriyel sürecin olmazsa olmazı: Markalaşmak

Futbolda endüstriyel sürecin olmazsa olmazı: Markalaşmak

Tuğrul AKŞAR-02.03.2009

GİRİŞ

Geçen hafta Futbol Federasyonu Başkan Vekili Lütfü Arıboğan ve Fatih Terim'in katılımıyla Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş yerleşkesinde "Türk Futbolunun Marka Değeri" konulu bir konferans düzenlendi. Benim katılma fırsatım olmadı.

Daha doğrusu haberim olmadı. Ancak Kenan Başaran'ın her zamanki gibi araştırmacı ve takipçi özelliği ile Referans'a yaptığı haber sonrası konudan haberim oldu. Çoğu zamandır bu konuyu dile getirmeye çalışıyorum. En son bundan 1 ay önce TRT bu konuda görüşlerimi almak için bir programında benimle telefon bağlantısı yapmıştı. Bu konuda birkaç makaleyi de daha önceden www.fesam.org' da ayınlamıştık. Ancak konuya 2005 yılında yayınladığımız Endüstriyel Futbol isimli kitabımızda  genişçe yer ayırmış ve konunun önemi üzerinde durmuştuk. Gerçekten de marka ve markalaşmak üzerinde durmamız gereken bir konu. Özellikle futbolun giderek parasallaştığı ve ticari bir karaktere büründüğü bir ortamda markadan söz etmemek mümkün değil. Endüstriyel dönüşümün temel dinamiklerinden birisi olan "markalaşma" sayesinde bugün bazı kulüplerin Avrupa'nın en zengin kulübü olup çıktığını görüyoruz.  Deloitte'un her yıl düzenlediği Para Ligi'ne giren kulüplerin marka değerlerinin, kulüplerin parasal gelirlerini ne kadar etkilediğini çok iyi biliyoruz.

Öncelikle Kenan Başaran'ın "Süper Lig, eski Osmanlı topraklarına uzanacak"  başlıklı haberinden kısa pasajlarla TFF'ce (Türkiye Futbol Federasyonu) düzenlenen "Türk Futbolunun Marka Değeri" konulu konferansından bazı bilgileri sizlere aktararak, "marka" ve "markalaşma" üzerinde durmaya çalışalım.

 

"Süper Lig, Asya ve Kuzey Afrika pazarına açılarak 5 yılda 10 milyon lira gelir elde edecek.” 

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanvekili Lütfü Arıboğan, “bir yandan Türk futbolunun marka değerini yükseltmek için çalışmalar yürütürken diğer yandan da yeni pazarlara ulaşmayı hedeflediklerini “  söyledi. “Ağırlıkla eski Osmanlı coğrafyası olmak üzere Asya, Ortadoğu ve Afrika ülkelerine Süper Lig'in satışı için çalışmalar yürüttüklerini" ifade eden Arıboğan, “bu anlamda futbol çok güçlü bir marka. Çünkü Türkiye toplumu futbolla yaşayan bir toplum. Ancak ironik olarak aynı zamanda futbol markasının en çok yıpratıldığı ülkelerden de biriyiz" diyerek konunun farklı bir yönüne dikkati çekmeye çalıştı. Arıboğan, “Türk futbolunun marka değerinin üç belirleyici unsuru olduğunu ve bunların da TFF'nin dünyada yarattığı algı ve kurumsallaşma, Milli Takım'ın elde ettiği sonuçlar ve Süper Lig'in değeri olduğunu” söyledi.

Hedef global marka

Global bir marka olmak istediklerini söyleyen Arıboğan, bunun için de kulüp takımlarının ve Milli Takım'ın başarılı olması gerektiğini belirtti. Geçmişte kazanılan UEFA Kupası, Süper Kupa ile dünya ve Avrupa üçüncülüklerinin Türk futbolunun marka değerine büyük katkı yaptığını hatırlatan Arıboğan, bunun süreklilik kazanması için özellikle kulüplerin idari ve mali açıdan evrensel düzeylere getirilmesi ve stadyumların yenilenmesi gerektiğinin altını çizdi. Süper Lig'in değerini yükseltmek için 2010'da yapılacak Süper Lig yayın ihalesinde bir düzenleme yapacaklarını vurgulayan Arıboğan, "Biz, Süper Kupa finalini yurtdışında oynatmaya başladık. Bu organizasyonu başlangıçta bedelsiz sattık ama bugün 50 bin dolara satar hale geldik. Dışarıda bir ilgi olduğunu gördük. Bu çerçevede Süper Lig maçlarını da özellikle eski Osmanlı coğrafyası dediğimiz Kuzey Afrika ve Ortadoğu ile Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan gibi Asya ülkelerine yönelik yayın haklarını TFF olarak biz elimizde tutacağız ve bunun pazarlanmasını üstleneceğiz. Yaptığımız araştırmalara göre bu bölgelerde Türkiye futboluna büyük bir ilgi var. 2010'dan itibaren 5 yıl içinde bu bölgelere satacağımız Süper Lig maçlarından 10 milyon dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz" dedi.

İspanya'yı yen, markanı parlat

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim de marka olmak için bilinir ve ayırt edilir olmak gerektiğini söyleyerek, "2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'ndan sonra 'pes etmeyen, sürprizlerle dolu ve her an her şeyi beklenen' bir kimlik yarattık. Bu artık Türkiye'nin tanımıdır. Bunu bundan sonraki şampiyonalarda da tekrarlarsak artık bir Türk futbol markası yaratmış olacağız" dedi. TFF'nin bu açılımı ve çabasını taktirle karşılıyoruz. Ümit ediyor ve dilerim ki, Federasyon bu konuda daha geniş katılımla, Türk Futbolu'na ufuklar açacak yeni konferanslar ve çalışmalar  düzenleyerek, yeni açılımlara yönelir. Bu aslında TFF için tarihsel bir misyondur da bir bakıma.  Bu kadar girişten sonra biz endüstriyel sporun daha doğrusu futbolun olmazsa olmazlarından "marka ve markalaşma" üzerinde durmaya çalışalım.

Endüstriyelleşme her şeyi değiştirdi!

Endüstriyel gelişim futbolun temel genel geçer özelliklerinde önemli değişiklikler yarattı. Bu değişimin futbola etkilerini: 1) Seyirci profilinin, 2) gelir kaynaklarının yapısının, 3) tüketici davranış kalıplarının değişiminde gözlemliyoruz.   1990'lı yıllardan başlayan endüstriyelleşme süreci ile yetmişli ve seksenli yılların ortalama seyirci profilinin yerini artık, yıllık gelirinin belirli bir kısmını ''taraftar tüketici'' olarak, ''bağlılık körlüğü'' temelinde, kulübüne harcayan, gelir düzeyi daha yüksek, konforlu localarında ve yıllık ciddi tutarda harcamayla kombine kart alan, orta ve üst gelir grubu seyircinin aldığını görüyoruz. Bu bağlamda, seyirci müşteriye dönüşürken; kulübün arz ettiği her türlü mal ve/veya hizmete yönelik talepte de, karakteristik bir değişiklik yaşanıldı ve klasik taraftar profilinin yerini ''taraftar tüketici'' aldı.

Marka doğuyor

Endüstriyelleşmeyle birlikte sportif bir organizasyondan Futbol AŞ'ye giden süreçte, kulüpler arz ettikleri ürünlere yönelik talebin oluşturulmasında çok da zorlanmadılar. Diğer endüstriyel sektörlerle kıyaslandığında, ''taraftar tüketici''den dolayı, ''bağlılık körlüğü'' temelinde çok kolay bir şekilde ürünlerini satan kulüpler, bu sayede elastik olmayan bir talebe de sahip oldular. Çünkü taraftarın kulübüne olan sadakati "bağlılık körlüğünü" oluşturdu. Kulübün sattığı her türlü ürünü kayıtsız şartsız alan, her hal ve karda kulübüne para harcama alışkanlığını ifade eden "bağlılık körlüğü", kulüplerin düşük sportif performans ortamında dahi futbol kulüplerinin sorgulanmaması anlamına geliyor. Bu davranışsal tutum ve alışkanlıklar, doğal olarak  futbol endüstrisine gelirlerini daha da artırabilme olanakları sağladı. Tüketici taraftarın davranış kalıbındaki bu değişme ve talep,  gelir düzeyinin orta ve üst segmentlere doğru kayıyor olması, Futbol AŞ'nin mal ve/veya hizmetlerinde markalaşmayı da zorunlu hale getirdi.  Zaten var olan sadakat, markalaşma ile daha da pekiştirilmiş ve kalıcı bir hale getirildi.

Markalaşmak küreselleşmek demektir!

Markalaşma aynı zamanda endüstriyel futbolda ''uluslararasılaşmak'' demektir. Markanın yaratılması, tüketici davranış kalıplarının değişmesi, talep gelir düzeyinde orta ve üst düzeye doğru yönelim,  yeni futbol ekonomisinin geleceği ve devamlılığı açısından markalaşmayı kaçınılmaz kılıyor. Bu anlamda daha çok satabilmek ve daha çok gelir elde edebilmenin yolu, esnek olmayan talebe daha fazla ama belirli bir markada ürün arz etmekten geçmektedir. Futbol AŞ'nin bu noktada yapacağı en önemli şey, yaratılan markanın, sadece lokal tüketici taraftara değil, uluslararası taraftar tüketiciye de ulaştırılmasıdır. Uluslararasılaşabilmenin tek çözüm yolu ise, uluslararası sportif başarılara ulaşabilmektir. Dünyanın her yerine aynı yoğunluk ve ilgi ile bugün ürün sunabilen kulüplerin, uluslararası sportif başarıya ulaşmış kulüpler olması bir tesadüf değildir.

 

Yeni futbol ekonomisi, süreçsel gelişiminde  önce taraftarın profilini, sonra ''bağlılık körlüğü'' temelinde tüketici davranış kalıplarını ve bunlara bağlı olarak da gelir kaynaklarının yapısını değiştiriyor. Bu üç önemli ve temel olguyu bir arada tutan yegane unsur ise, ancak sportif başarı temelinde yükselen ve yaygınlaşabilen markalaşma olmaktadır.

Futbol AŞ'nin, endüstrileşebilme süreci içinde değişikliklerin/evrim sürecinin tamamlanabilmesini teminen üstlenmek durumunda kalacağı en önemli misyonu, markayı pazarlayabilmektir.  Bu anlamda, zamanla gerekli değişikliklerin tamamlanmasından sonra, belirli bir satış stratejisi doğrultusunda, bir futbol kulübüyle cisimleşmiş somut bir ürün olan markanın, yani logonun evrensel pazarlanabilmesi, Futbol AŞ'nin bugün önünde duran en büyük görevdir.  Günümüzde bir kulübün, yarışmacı organizasyonlar içinde olmaksızın markalaşabilmesi mümkün görülmemektedir. Ulusal ya da uluslararası yarışmalarda sportif başarıyı yakalayamayan kulüpler, ciddi borç yükü altında faaliyetlerini devam ettirememe gibi, vahim sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.  Markalaşabilmek, Futbol AŞ'nin geleceği ve kalıcılığı için bugün bir zorunluluk olmasına karşın; markalaşabilmenin çok da kolay bir şey olmadığını burada vurgulayalım. Sportif başarılarla bezenmiş, tarihi bir geçmişi olmayan bir futbol kulübünün markalaşabilmesi olanaksızdır. Markalaşmak bugünden yarına olacak bir şey de değildir. Yeni futbol ekonomisinde, endüstriyel bir ürün olarak marka: O futbol takımının yıllar içinde sahip olduğu olumlu popülaritenin, logolu ürünler bazında futbol piyasasında paraya çevrilebildiği maddi bir değeri ifade eder. Markalaşmak ise, o futbol kulübünün futbol endüstrisi içinde kendisine duyulan güveni, sahip olunan yüksek kredibilite ve moraliteye çevirerek, pazardan daha fazla pay alabilmeye olanak sağlayan soyut bir durumdur.

Marka ve markalaşma futbol açısından ne anlam ifade ediyor?

Marka,  bir kulübün arz etmiş olduğu ürünün üzerinde cisimleşen logoyu, yani bir maddi bir metayı temsil ederken; markalaşmak ise o kulübe duyulan güven temelinde yıllar içinde oluşmuş bir saygınlığı, yani bir kredibilite ve moraliteyi temsil eden soyut bir değerdir. Ancak bu soyut değer sayesinde, Futbol AŞ maddi  bir değer, yani logolu metalar üretebilir.

Future Brand danışma şirketinin yaptığı çalışmaya göre bir futbol markasının değerini belirleyen faktörler: Gelir, kârlılık, takımın popülaritesi ve taraftar kitlesi ile takımın kendi pazarında rakiplerine oranla sahip olduğu risk katsayısıdır. Bir futbol markasının değerini artıran en temel unsur sadık bir taraftar kitlesidir. Sadık taraftar kitlesine sahip bir takımın gelirlerinin artması çok daha kolaydır. Dünyanın en değerli spor markası olan New York Yankees en fazla taraftarı olan beyzbol takımıdır. Bir takımın sportif başarısı markalaşma sürecinde çok önemlidir. Ancak marka güçlenip yerleştikten sonra sportif başarısızlıklar bile markanın değerini düşürmez. Çünkü güçlü markalar marka sadakati yaratmış olanlardır, süreklilik gösterir. Avrupa'nın en değerli 4. spor markası olan Ferrari, 1979 yılından 2000 yılına kadar F1'de markalar şampiyonu olamamasına rağmen değerinden bir şey kaybetmemiştir

Avrupa'da marka değeri en yüksek ligler

Avrupa'da marka ve piyasa değeri en yüksek ligler olarak karşımıza beş büyük lig çıkıyor şüphesiz. İngiliz Premier Lig, İspanyol Primera Division, İtalyan Serie-A, Alman Bundesliga ve Fransız Lig 1. Bu beş büyük ligin arkasından ise sahip olduğu piyasa değeri ve yarattığı gelir bakımından Türkcell Süper Lig'i görüyoruz.  Futbol kulüplerinin piyasa değerlerinin ve marka değerlerinin belirlenmesi, doğal olarak reel ve ticari sektör firmalarının piyasa ve marka değerlerinin belirlenmesinden ciddi farklılıklar gösterir. Bu ayrı bir araştırma ve yazı konusu olduğu için burada üzerinde durmayacağız. Ancak özellikle marka değerlerinin belirlenmesi kalitatif değerleri de içermesi nedeniyle  kompleks bir hesaplanma modeli olarak karşımıza çıkar. 

Piyasa değeri en yüksek 10 lige ilişkin tablomuz ise aşağıda yer alıyor. Bu tabloya göre Turkcell Süper Lig 6. sırada kendisine yer bulurken; Hollanda gibi futbolda ekol olmuş ligleri de geride bırakıyor. Turkcell Süper Lig sahip olduğu 674,9 milyon Euro piyasa değeriyle Avrupa'nın en değerli altıncı ligi konumunda. Turkcell Süper Ligi ise 582 milyon Euro'luk piyasa değeriyle Rusya'nın Premier Liga'sı takip ediyor. Sahip olduğu enerji kaynaklarının dünya genel fiyatlarının artması, Rusya ligini daha ön sıralara çıkartmış durumda...

Avrupa'nın en değerli ve en zengin ligi Premiership'te ise ilk beş sırayı ise  Chelsea, Man. Utd., Liverpool, Tottenham ve Arsenal paylaşıyor. Bu beş takımın piyasa değeri yaklaşık 1.4 milyar Euro'yu buluyor. Aynı zamanda bu beş takımın toplam piyasa değeri, 2.8 milyar Euroluk Premiership'in de yüzde 52'sini oluşturuyor... Bu beş takımın yaratmış oldukları yıllık gelir toplamı ise 910 milyon Euro'ya ulaşıyor... Premiership'in yıllık 2,6 milyar dolara yaklaşan gelirinin yüzde 35'ini kendi aralarında paylaşan bu kulüplerden  Man. Utd. 5 kez; Arsenal 3, Chelsea ise 2 kez son on yılda  şampiyon olabilmiş... Aşağıdaki tabloda görülen beş kulüp aynı zamanda Deloitte'un 2007 para liginde de yer alan kulüpler olduğunu anımsatmak istiyorum.

Kurumsallık marka değerinin artırılmasında en önemli faktör

Marka olabilmek ve markalaşabilmek için öncelikle Türk futbolunun sportif anlamda önemli adımlar atması ve özellikle uluslararası arenada sportif performansı yakalaması gerekiyor. Salt sportif performansa ulaşılması markalaşmayı da beraberinde getirmiyor her zaman. Marka değerinin yaratılabilmesi sportif performansın mali başarıya dönüştürülme sürecindeki kurumsallaşmayı ve marka yönetimini ön plana çıkartıyor. Özellikle büyük kulüplerde marka değerinin artırılması ve korunması en önemli stratejik yönetsel önceliklerin başında geliyor. Marka danışmanlığı, marka yönetimi ve pazarlanması, en az yeşil sahalardaki sportif performans kadar önemli…

Her  zaman piyasa değeri, marka değerini belirlemede yeterli olamayabilir!

Marka değeri çok farklı yöntemlerle belirleniyor olmakla birlikte, piyasa değerleri üzerinden de marka değerlemesi yapılabilmektedir. Nitekim bu kapsamda Forbes'ın 2008 yılı için yaptığı dünyanın marka olmuş, en değerli 20 kulübü sıralaması aşağıdaki tabloyla sizlerle paylaşılmaktadır.  İlk sırada Manchester United 1,850 milyon dolarlık değeri ile yer alırken, onu 1,285 milyon ile Real Madrid izliyor. 20. sırada ise İskoç Celtic kulübü 227 milyon dolarlık piyasa değeriyle görülüyor. Her ne kadar Fenerbahçe Forbes'ın bu listesine girememişse de sahip olduğu 544,7 milyon dolarlık piyasa değeri, onu tablodaki çoğu kulübün üzerinde bir yere taşımaktadır.

Forbes'a göre dünyanın en değerli 20 kulübü (2008)

Sıra

Kulüp

Ülke

Piyasa Değeri

 

 

Yıllık Gelir

Faaliyet Geliri

1

Manchester United

İngiltere

1,850

60

24

394

111

2

Real Madrid

İspanya

1,285

27

24

474

112

3

Arsenal

İngiltere

1,2

43

31

329

77

4

Liverpool

İngiltere

1,05

65

131

269

60

5

Bayern Munich

Almanya

917

0

9

302

72

6

AC Milan

İtalya

798

0

?3

307

54

7

FC Barcelona

İspanya

784

7

47

392

92

8

Chelsea

İngiltere

764

0

42

382

?5

9

Juventus

İtalya

510

5

?10

196

35

10

Schalke 04

Almanya

470

48

0

154

36

11

AS Roma

İtalya

434

12

94

213

48

12

Tottenham Hotspur

İngiltere

414

15

70

207

64

13

Olympique Lyonnais

Fransa

408

7

19

190

15

14

Internazionale

İtalya

403

0

?27

207

21

15

Borussia Dortmund

İngiltere

323

57

63

122

31

16

Newcastle United

İngiltere

300

43

16

175

12

17

Hamburger SV

Almanya

293

0

32

163

41

18

Werder Bremen

Almanya

262

0

n/a

131

11

19

Valencia

İspanya

254

159

31

145

?45

20

Celtic

İskoçya

227

11

23

151

48

 

Piyasa değerlerini baz alan marka değeri belirleme yaklaşımında ülkemizde en değerli kulüp olarak karşımıza 544.7 milyon dolarlık piyasa değeriyle Fenerbahçe Spor Kulübü çıkmaktadır. Fenerbahçe'yi 142,6 milyon dolar ile Galatasaray izlerken; Trabzonspor 133,9 milyon dolar ile üçüncü sırada; Beşiktaş ise 40,2 milyon dolarlık piyasa değeriyle 4. sırada yer alıyor.

Fenerbahçe'nin piyasa değerinin bu kadar yüksek çıkmasının en önemli nedenlerinden birisi; Fenerbahçe Sportif AŞ'nin halka arz modeli ve mevcut şirket yapılanmasıdır. Gelir ağırlıklı bir modele sahip Fenerbahçe Sportif AŞ'nin piyasa değeri, kulübün gelirleri arttıkça yükselmektedir. Her ne kadar Galatasaray ve Trabzonspor da aynı gelir ağırlıklı model ile borsaya kote olmasına karşın, Fenerbahçe ile aralarındaki piyasa değeri farkı, marka değerinin daha iyi pazarlanmasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten de yurtiçinde marka değeri en yüksek kulüp olarak Fenerbahçe'yi görüyoruz. Endüstriyel dönüşüm dinamiklerini kendi marka değerinin artırılmasında en iyi kullanan kulüp olarak karşımıza çıkan Fenerbahçe bu nedenle gelirlerini ve buna bağlı olarak piyasa değerini ezeli rakiplerine fark atacak şekilde artırabilmiştir. Yurtdışı bilinirlik ve tanınırlık bakımından Galatasaray'ın bazı avantajları olmasına karşın, Galatasaray bu olanağı iyi kullanamamıştır.

 

Şubat 2009 itibariyle İMKB'ye kote kulüplerin piyasa değerleri

Kulüp

Piyasa değeri (milyon Dolar)

Fenerbahçe

544,7

Galatasaray

142.6

Trabzonspor

133.9

Beşiktaş

40.2

 

Piyasa değerini baz alan yaklaşım büyük bir yaygınlık gösterirken; bu yöntemin sıkıntılı yanı borsaya kote olmayan kulüpler için piyasa değeri saptamanın güçlüğüdür.

SONUÇ

Günümüz futbolunun giderek parasallaşan ve ticarileşen özelliği, futbol kulüplerini ve liglerini endüstriyel bir zorunluluğa; yani markalaşmaya yönlendirmektedir. Marka olabilmek aynı zamanda önemli bir rekabet üstünlüğünü de beraberinde getiriyor. Markalaşmak daha fazla tanınmak ve daha fazla ticari kazanç anlamına geliyor. Bugün Premier Lig'in haftalık 170 ülkede yayınlanıyor ve 470 milyon insan tarafından izleniyor olması, bu ligin küresel bir marka oluğunu ortaya koyuyor.  Bu nedenledir ki Premier Lig'in 3 yıllık satış hakkı 1,314 milyon sterline pazarlanabilmektedir. Peki markalaşmak  ve marka değerini yükseltmek  için neler mi yapılmalı? Bu tamamen ileride ele alacağımız ayrı bir yazı konusu..{jcomments on}

 

Bu İçerik  18668  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

29.09.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.121,91

0,07

 bjk BJKAS

3.48

2,35

 fb FENER

29.70

1,23

 gs GSRAY

4.35

-0,68

 trabzon TSPOR

5.04

-0,04

   SPOR ENDEKSİ 970,49 0,62

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 26191901

SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Karagümrük

 3 2 1  0 7

2

5  7
2  Alanyaspor  3  2  1  0 5 1  4   7
3  Galatasaray

 3

 2  1  0 5 1 4  7
4

 Antalyaspor

 3  2  1  0 4

1

3  7
5  Hatayspor  3  2  1  0 3  0  3 

 7

6

Erzurumspor

 3

2

0  1 6  4

2

 6
7

 Göztepe

 3

 1 

2  0 8  4 4  5
8

 Fenerbahçe

 3  1 2  0 2

 1

1  5
9

 Konyaspor

 2  1

1

 0 4  1 3  4
10

 Trabzonspor

 3  1 1  1 4  4 0  4
11 Beşiktaş  3

 1

1  1  5  6 -1  4
12  Sivasspor  3  1 1  1  2  3 -1

 4

13  Kasımpaşa  3  1 0  2  2  2  0  3
14 Kayserispor  3  1 0  2  2  5 -3  3
15  Gaziantep

 3

 0 2  1  5  7

-2

 2
16

Ankaragücü

 2

 0 1  1  1  2 -1  1
17  Gençlerbirliği  2  0 1  1  0  2 -2  1
18  Rizespor  3  0 1  2  2  5 -3  1
19  Malatyaspor  3  0 1  2  2  7 -5  1
20 Denizlispor  3  0 1  2  1  6 -5  1
21  Başakşehir  3  0 0  3  0  6 -6  0

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.